Avusturya ve İsviçre’de Yaşayan Türkler İçin Türkçe Online Psikoterapi: Viyana, Zürih ve Diğer Şehirlerden Görüşme
Avusturya ve İsviçre’de yaşayanlar için Türkçe online psikoterapi rehberi: duygunun Türkçesi, yaşadığınız yerin yükü, seans düzeni, ilk görüşme ve ilk mesaj.
Avusturya’dan ve İsviçre’den Türkçe online psikoterapi görüşmesi planlanabilir: Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey ile görüntülü olarak, bulunduğunuz yerden bağlanırsınız. Bulunduğunuz ülkenin kuralları ve saat farkı ilk mesajdan sonra birlikte gözden geçirilir. Yüz yüze görüşme yalnızca Adana Çukurova Yüzüncüyıl Mahallesi’ndeki ofiste yapılır; iki ülkede ofis yoktur.
Hemen bilgi almak isterseniz WhatsApp’tan yazabilirsiniz; telefonla konuşmayı tercih ederseniz numara 0543 108 25 76. Bu rehber hangi durumda destek düşünebileceğinizi, seansın nasıl işlediğini ve ilk mesajı nasıl yazabileceğinizi sırayla anlatır.
Düzenli bir hayat, ama içeride bir şey eksik: bu his ne zaman destek konusu olur?
Akşam mutfak masasına oturduğunuzda her şey yerli yerindeyken içinizde bir şeyin eksik kaldığını fark edebilirsiniz. Faturalar ödenmiş, işler zamanında yapılmış, çocukların çantaları hazır olabilir. Yine de “Bu düzenin içinde ben neredeyim?” sorusu aklınıza geliyorsa, bu sorunun bir tanıya dönüşmesini beklemeden konuşulmaya değer olduğunu söyleyebiliriz.
Bu his çoğu zaman büyük bir olayla gelmez; küçük ve tekrar eden anlarda fark edilir:
- Türkiye’deki biriyle telefonda neşeli konuşup kapattıktan sonra bir anda boşalmak.
- Yerel dilde yazdığınız bir e-postanın doğru ama soğuk çıktığını, aynısını Türkçe yazsanız farklı olacağını bilmek.
- Hafta sonu planı yapıp son anda vazgeçmek, ardından evde bunun için kendinizi suçlamak.
- Bayram mesajlarına yanıt verirken içinizde bir şeyin kıpırdamadığını görmek.
Bu satırlar bir test değildir; hiçbirinden bir sonuç çıkmaz. Ama aynı anlar haftalardır tekrarlıyor, uykunuzu, işinizi ya da yakınlarınızla ilişkinizi etkiliyorsa görüşme istemek için tanı beklemeniz gerekmez. Yorgunluğun ve isteksizliğin uzun sürdüğü dönemler için depresyonun sessiz belirtileri ayrı bir yazıda anlatılıyor.
Özlem ile destek ihtiyacı aynı şey değildir. Memleketi, ailenizin sofrasını ya da bir bayram sabahını özlemek, uzakta yaşayan birçok kişinin tanıdığı bir duygudur ve kendi başına bir sorun işareti sayılmaz. Özlem günlük işleri aksatacak, uykunuzu bölecek ya da sizi insanlardan çekecek kadar yer kaplamaya başladığında ise bunu bir görüşmede konuşmak düşünülebilir.
Bu tablo içinde sık duyulan bir engel, “Şikâyet edecek durumum yok” düşüncesidir. Düzenli bir işiniz ve oturmuş bir hayatınız varsa, içinizdeki boşluğu dile getirmek kendinize nankörlük gibi gelebilir. Oysa bir şeyin dışarıdan iyi görünmesi, içeriden de aynı hissettirmesini gerektirmez; görüşme yapmak için hayatınızın kötü olması şart değildir.
Bu hissi görüşmeye taşımak istiyorsanız dört cümlelik bir not işinizi görür: “Eskiden … yapabiliyordum; şimdi … olduğunda zorlanıyorum; bunun günlük etkisi …; görüşmede … konusunu konuşmak istiyorum.” Boş bıraktığınız yer olabilir, kesin tarih vermeniz gerekmez. Not almak da başvuru koşulu değildir; yazmak sizi yoruyorsa doğrudan mesaj bırakabilirsiniz.
Burada doğup büyümüş de olabilirsiniz, yıllar önce taşınmış da. Yükün biçimi kişiden kişiye değişir; kimi “hiçbir yere tam ait olamama”, kimi “geride bıraktığı şeylerin ağırlığı” diye tarif eder, kimi ikisini de değil. Bir yakınınızı uzaktan kaybettiyseniz, cenazeye yetişememek ya da haberi tek başınıza karşılamak yasın seyrini değiştirebilir; bu konuda yas sürecinde destek almak yazısı yol gösterebilir.
Duygunun Türkçesi: hangi cümle hangi dilde kalıyor?
Bir dili iyi konuşmak, o dilde içinizi dökebilmek anlamına gelmeyebilir. Toplantıda net ve sakin olan biri, “içim daraldı” ya da “gönlüm razı olmadı” gibi cümleleri ikinci dilde kurmaya çalışırken aynı tonu yakalayamayabilir. Bu bir dil eksikliği olmak zorunda değildir; bazı insanlarda duygu, ilk öğrenilen dille daha güçlü bağlı kalmış olabilir.

Kendi durumunuzu görmek için küçük bir “dil haritası” çıkarabilirsiniz. Bir kâğıda üç sütun çizip birincisine yaşadığınız anı, ikincisine o anda aklınıza ilk gelen dili ya da sözcüğü, üçüncüsüne anlatmakta zorlandığınız noktayı yazın; her anı ayrı bir satıra koyun. Satırlara örneğin işyerinde bir hata yaptığınız, eşinizle tartıştığınız, çocuğunuzla konuştuğunuz, öfkelendiğiniz ya da ağlamak istediğiniz anları yazabilirsiniz. Hangi anda hangi dilin geldiğine bakmak yeterli.
Haritada tek bir doğru yoktur ve hiçbir görünüm bir yargı taşımaz. Her şey yerel dilde geliyorsa görüşme dilini tercihinize göre seçebilirsiniz. Duygu hep Türkçe geliyorsa Türkçe görüşme duygusal konular için ayrı bir alan açabilir. Dil anlara göre değişiyorsa karışık konuşmak doğaldır; Türkçe dışındaki bir sözcüğün anlamını gerektiğinde açıklamanız yeterli olur. Konu da dil tercihini etkileyebilir: çocukluğunuz, annenizle babanızla ilişkiniz ya da kaybettiğiniz biri anlatılırken Türkçe daha yakın gelebilir; iş sorunlarında ise ikinci dil daha net olabilir.
Haritayı ilk görüşmede okuyabilir ya da yalnızca “Öfkemi başka dilde yaşıyorum” diyerek başlayabilirsiniz. Zürih’te Almanca yerine Türkçe görüşmenin neden tercih edildiğini ayrıca anlatan bir sayfa var.
Çocuklarla da benzer bir şey olabilir: onlar okul dilinde yanıt verirken siz Türkçe konuşmaya devam ediyorsanız, aranızda anlatılamayan bir mesafe oluşabilir. Bu da görüşmede konuşulabilecek bir başlıktır.
Dil bölgesi, büyük şehir, küçük yerleşim: yaşadığınız yer yükü nasıl değiştirir?
İsviçre’de yaşıyorsanız gündelik dil bulunduğunuz bölgeye göre değişir: Almanca, Fransızca ya da İtalyanca olabilir. İş bir dilde, apartman toplantısı başka bir dilde, çocuğun okul koridoru yine başka bir dilde geçebilir. Bir bölgeden ötekine taşındığınızda yıllardır “yetiyor” saydığınız dil bir gecede yetmemeye başlayabilir. Süreli sözleşmeyle gelen belirsizlik ve sık taşınma bu yükü artırabilir; bunu Cenevre’de kök salmanın neden zor olabildiğini anlatan sayfa ayrıntılı ele alıyor. Görüşme dili Türkçe olduğunda hangi bölgeden bağlandığınızın önemi azalır; İsviçre’den görüşmenin genel işleyişi İsviçre’de Türkçe psikolojik destek sayfasında anlatılıyor.
Avusturya’da Viyana gibi büyük bir şehirde yaşıyorsanız çevrenizde Türkçe konuşan çok kişi olabilir; küçük bir yerleşimde ise Türkçe konuşacak kimse olmayabilir. İkisinin yükü kişiden kişiye farklıdır: kimi kalabalık içinde yalnız hisseder, kimi herkesin birbirini tanıdığı bir çevrede neyi anlatacağını seçmek zorunda kalır. Avusturya’daki bölgesel farkları Avusturya’da Türkçe psikolojik destek sayfası anlatıyor.
Yaşadığınız yer, seansın hangi saate konacağını da etkiler. İş günü içinde, öğle arasında ya da işten çıkışta bağlanmak enerjinizi ve mahremiyetinizi farklı biçimde etkiler: işyerinde kapısı kapanan bir oda bulmak kolay olmayabilir, eve döndükten sonra ise yorgunluk ağır basabilir. Hafta sonu sabahı bazılarının sakin zamanıdır, bazıları için aile programına denk gelir. İlk mesajda birkaç seçenek yazarsanız, saat farkını da hesaba katarak uygun bir zaman birlikte bulunur.
Dünya Sağlık Örgütü’nün göçmen ve mülteci sağlığı bilgi notu göç ve yer değiştirmenin sağlık üzerinde hem olumlu hem olumsuz etkileri olabileceğini belirtiyor. Bu, “taşındım, alıştım, bitti” beklentisinin her zaman işlemediğini hatırlatır. Online görüşmede yaşadığınız şehrin ya da dil bölgesinin görüşme için bir engel oluşturmaması ise en kullanışlı yanlarından biridir.
Bekleyip izlemek, hekime gitmek ya da psikoterapi: hangisi ne zaman?
Bu üç yol birbirinin yerine geçmez; hangisinin size uyduğunu sorunun niteliği belirler. Aşağıdaki ayrım bir tanı değil, yön bulmak içindir.
Bir süre izlemenin makul olduğu durumlar
Yoğun bir hafta, bir taşınma ya da bir kayıp haberinin hemen ardından bunalmış hissediyorsanız ve hâliniz günler içinde azalıyorsa bir süre izlemek makul olabilir. Burada bakılacak şey süreden çok gidişattır: his hafifliyor mu, yoksa aynı yerde mi duruyor ya da yayılıyor mu? Aynı yerde duruyorsa görüşme istemek için daha fazla beklemeniz gerekmez.
Psikoterapi görüşmesi düşünebileceğiniz durumlar
Aynı konuya sık sık dönüyor, denediğiniz yollarla ilerleyemiyor, bir ilişkiyi ya da bir kararı konuşacak güvenli bir yer arıyorsanız psikoterapi görüşmesi seçeneklerden biridir. Tükenmişlik hissi iş yaşamınızı da etkiliyorsa iş yerinde tükenmişlik yazısı bu ayrımı daha ayrıntılı anlatır. Eşinizle aranızdaki mesafe ağır basıyorsa evlilikte duygusal uzaklaşmayı ele alan yazı çift görüşmesine hazırlanmak için işe yarayabilir.
Karar vermekte zorlanıyorsanız iki soruya bakabilirsiniz: Bu durum ne zamandır sürüyor ve günlük işlerimi, ilişkilerimi, uykumu nasıl etkiliyor? Yanıtınız “haftalardır ve belirgin biçimde” ise görüşme planlamak makul bir adımdır. Tek bir alanda zorlanmak da görüşme istemek için yeterli olabilir.
Önce hekime danışılacak durumlar
Uyku, iştah, enerji ya da bedensel belirtilerde belirgin değişiklik varsa ilk adım yaşadığınız ülkedeki aile hekiminiz olabilir; bu belirtiler yalnızca psikolojik bir nedenle açıklanamaz. İlaç kullanımı gerekip gerekmediği psikiyatri hekiminin kararıdır. Rollerin farkını merak ediyorsanız psikolog ile psikiyatrist arasındaki farklar yazısı açıklıyor.
Acil durumda ne yapmalısınız?
Kendinize zarar verme düşünceniz varsa ya da hemen müdahale gerektiren bir tehlike söz konusuysa rutin bir randevuyu beklemeyin. Bulunduğunuz ülkenin acil yardım numarasını arayın ya da en yakın acil servise gidin. Numarayı telefonunuza önceden kaydetmek o anda aramayı kolaylaştırır. Online psikoterapi görüşmesi acil servisin yerini tutmaz.
Psikoterapide neler yapılır? Konuşmak, örüntüyü görmek, başa çıkma yollarını çalışmak
Psikoterapi ve psikolojik danışmanlık sürecinde önce yaşadığınız şey kendi cümlelerinizle anlatılır; ardından tekrar eden örüntüler, düşünceler ve tepkiler birlikte incelenir. Örneğin pazar akşamları çöken bir ağırlık varsa, ne zaman başladığına, hangi düşüncelerle büyüdüğüne ve o anlarda neyin biraz hafiflettiğine bakılır. Amaç sizi bir kalıba sokmak değil, size uyan başa çıkma yollarını birlikte çalışmaktır.
Çözüm odaklı yaklaşımda değişmesini istediğiniz küçük ve somut bir şey seçilir; bilişsel davranışçı yöntemlerde düşünce, duygu ve davranış arasındaki bağ izlenir. Travmatik bir geçmiş söz konusuysa EMDR gibi yöntemler gündeme gelebilir; bunun size uygun olup olmadığı ilk görüşmelerde konuşulur. Süre ve gidişat kişiye göre değişir, kesin bir sonuç sözü verilemez.
İlk birkaç görüşmede genellikle şu sıra izlenir; bu bir program değil, kişiye göre değişen bir çerçevedir. Önce konunuz ve gündelik yaşamınızdaki yeri anlatılır. Ardından neyin değişmesini istediğiniz netleştirilir. Sonraki görüşmelerde tekrar eden örüntüler incelenir ve gerekirse gerginliği, uykuyu ya da düşünce döngülerini düzenlemeye yardımcı başa çıkma becerileri üzerinde çalışılır. Hangi aşamada ne kadar kalınacağına, sizin ihtiyacınıza göre birlikte karar verilir.
Bazı kültürel ifadeleri çevirmeden kullanabilmek anlatımınızı kolaylaştırabilir. “Çevre ne der?” kaygısını ya da “hakkını helal et” gibi sözlerin sizde ne anlama geldiğini açıklamaya çalışmadan konuya girebilir, anlamını görüşmede birlikte açabilirsiniz. Bu, sizin ya da ailenizin nasıl düşünmesi gerektiğine dair bir varsayım değildir; her kişinin kendi anlamını anlatması esastır.
Gerekli durumlarda psikiyatri hekimleri ile koordineli çalışılmaktadır. Hekiminizle hangi bilgilerin paylaşılacağını ilk görüşmede konuşabilirsiniz.
Online seans nasıl işler? Bağlantıdan gizliliğe kısa bir yol haritası
Görüşme görüntülü yapılır ve yaklaşık 60 dakika sürer. Seansın akışı ve süresi online psikoterapide seansın nasıl işlediğini anlatan yazıda adım adım gösteriliyor. İngiltere Ulusal Sağlık Hizmeti (NHS), konuşma terapilerinin yüz yüze, görüntülü ya da telefon görüşmesi veya çevrimiçi kurs gibi farklı yollarla yapılabildiğini belirtiyor; görüntülü görüşme bilinen biçimlerden biridir. Bu hizmetin kapsamı için online psikoterapi sayfasına bakabilirsiniz.

Teknik hazırlık kısadır. Seansa girmeden on dakika önce suyunuzu, kulaklığınızı ve küçük bir defteri masaya hazırlayın; görüşmede kullanmayacağınız ikinci cihazı ekranı aşağı bakacak biçimde bırakın. Bildirimleri kapatmak, bağlantının sesli ve görüntülü çalıştığını önceden denemek ve kapıyı kapatmak seansın ilk dakikalarını sakinleştirir. Telefonla bağlanacaksanız cihazı bir yere dayayıp göz hizasında sabitlemek elinizi rahatlatır. Evde konuşurken başkasının duyabileceği bir durum varsa özel ortam seçmeniz iyi olur; park halindeki bir araç ya da kapısı kapanan bir oda gibi seçenekleri düşünebilirsiniz.
Seanstan sonra on dakika kadar boş bırakabilirseniz iyi olur. Duygulara dokunan bir görüşmenin ardından yorgunluk ya da dalgınlık görülebilir; hemen bir toplantıya ya da çocukların akşam programına geçmek zorunda kalmamak bunu hafifletir. Bu his uzar ve günlük işlerinizi aksatırsa bir sonraki seansı beklemeden yazın.
Telefonunuzdaki mesaj ve arama geçmişini başka biri görebiliyorsa, görüşmeye dair yazışmaları nasıl saklayacağınızı ya da silip silmeyeceğinizi önceden düşünebilirsiniz. Evde kendinizi güvende hissetmiyorsanız bunu görüşmede konuşabilirsiniz; ancak acil bir tehlike varsa bulunduğunuz ülkenin acil yardım numarası ilk adımdır.
Bağlantı koparsa önce yeniden bağlanmayı deneyin; olmazsa WhatsApp’tan yazın. Kalan sürenin nasıl değerlendirileceğini randevu alırken sorabilirsiniz.
Gizliliğin sınırlarını, bilgi paylaşılacaksa onayınızın nasıl alınacağını, görüşme kaydı ve veri saklama konularını ilk görüşmede sorabilirsiniz; bu soruları sormak olağandır. Herkesin birbirini tanıdığı küçük bir çevrede yaşıyorsanız mahremiyet ayrı bir önem kazanır; bu durum Innsbruck’ta küçük çevrede mahremiyeti ele alan sayfada da işleniyor. Online biçimin sizin için uygun olup olmadığını düşünmek için online terapinin kimler için uygun olduğu yazısındaki üç koşula bakmak işe yarar.
Türkçe konuşan bir uzman ararken: üç kısa soru
Arama motoruna “Türk psikolog” ya da “Türkçe psikolog” yazmış olabilirsiniz. Görüşmeyi yürüten kişinin unvanı Psikoterapist ve Psikolojik Danışman’dır; rol farkı önemli olduğu için bunu baştan bilmek isteyebilirsiniz. Seçim yaparken şu üç soru yardımcı olur:
- Unvan ve çalışma çerçevesi açık mı? Kiminle görüşeceğinizi ve hangi yöntemle çalışıldığını sorabilirsiniz.
- Pratik sorular yanıtlanıyor mu? Süre, bağlantı kopması, saat planlaması ve gizlilik konuları konuşulabilmeli.
- Süreç açıklanıyor mu, sonuç sözü mü veriliyor? Sürecin nasıl işleyeceğini dürüstçe anlatan bir dil, sonuç sözü veren bir dilden daha güvenilir bir işarettir.
Türkçe online görüşme, yaşadığınız ülkedeki yerel desteği dışlamaz. Aile hekiminizle, yerel bir uzmanla ya da iş yerinizdeki destek hattıyla birlikte ilerlemek mümkündür; paylaşım konusunu görüşmede konuşabilirsiniz.
Daha uzun bir değerlendirme listesi için online psikoterapist seçerken dikkat edilecekler yazısı hazır. Bu rehberde yalnızca ilk eleme için gereken sorular yer alıyor.
İlk görüşmede ne olur? İlk mesajı nasıl yazabilirsiniz?
İlk görüşme önce tanışmaktır. Sizi getiren konu dinlenir, ilk seansta yaşadığınız güçlükler ve geçmişiniz hakkında ayrıntılı bilgi alınır (anamnez); çalışma biçimi ve süreç anlatılır. Devam edip etmeyeceğinize siz karar verirsiniz. Görüşmenin durumunuza uygun olmadığı anlaşılırsa, yaşadığınız ülkedeki hekime ya da yerel uzmana başvurmanız konuşulur. Görüşmeyi yürüten kişi hakkında bilgi için Mehmet Ulubey’in tanıtım sayfası var; bireysel görüşme için ise bireysel danışmanlık randevusu sayfasına bakabilirsiniz.

Ücret için psikoterapi ücretleri sayfasına bakabilirsiniz. Yaşadığınız ülkedeki sigortanızın ya da işvereninizin desteğinin yurt dışından alınan bir hizmeti kapsayıp kapsamadığını kendi sigortanızdan veya kurumunuzdan teyit edin; belge ve ödeme konularında ofisten bilgi alabilirsiniz.
İlk mesajı yazmak zor gelebilir. Mesajı yazıp hemen göndermek zorunda değilsiniz; taslak olarak bekletip akşam yeniden okuyabilirsiniz. Dört satır yeterlidir; bilmediğiniz satırı boş bırakabilirsiniz:
- Hangi ülkede ve hangi şehirde yaşıyorum?
- Hangi gün ve saatler bana uygun (kendi yerel saatinizle yazabilirsiniz)?
- Konuyu birkaç sözcükle söyleyebilir miyim, yoksa görüşmede mi anlatmak istiyorum? (“Son aylarda evimde bile yabancı gibiyim” ya da “Eşimle aramızdaki mesafe büyüdü” gibi tek cümle yeterlidir.)
- Online mı, Türkiye’ye geldiğimde yüz yüze mi düşünüyorum?
Birkaç görüşmeden sonra süreç size uymuyormuş gibi gelirse bunu söylemek de sürecin parçasıdır; terapistinizle uyum sorununu konuşmak hakkında ayrı bir yazı var.
Görüşme gününü beklerken: bu hafta yapabileceğiniz üç küçük şey
Mesaj gönderdikten sonra görüşme başlayana kadar birkaç gün geçebilir. O sürede yapabilecekleriniz küçük ama işe yarar:
- Bir gün boyunca yalnızca gözlemleyin. Gün içinde en yorulduğunuz ve en rahat ettiğiniz anları not edin; değerlendirme yapmayın, yalnızca yazın. Bu notlar ilk görüşmede başlangıç noktası olur.
- Bedensel bir değişiklik varsa hekim randevusunu ertelemeyin. Uyku, iştah ya da enerjideki belirgin değişimler için psikoterapiyi beklemek gerekmez; yaşadığınız ülkedeki hekiminiz paralel olarak bakabilir.
- Acil yardım numarasını telefonunuza kaydedin. Gerekmeyebilir; ama gerektiğinde aramak için numara aramak zorunda kalmamak önemli bir kolaylıktır.
Sık Sorulan Sorular
Görüşmede Türkçe ile Almanca ya da Fransızcayı karıştırabilir miyim?
Evet. O an hangi sözcük aklınıza geliyorsa onunla başlayın; gerekirse ne demek istediğinizi Türkçe açıklarsınız. Hangi sözcüğün hangi dilde geldiğine bakmak, kendinizi anlamak için bir ipucu olabilir; bundan kesin bir sonuç çıkarılmaz.
Yıllardır buradayım ve “alıştım”; yine de görüşme istemek yersiz mi?
Alışmış olmak, yük taşımadığınız anlamına gelmez. Bazen yıllar sonra, bir kayıpla, bir kararla ya da bir yıl dönümüyle yeniden ortaya çıkar. Destek istemek için bir süre sınırı yoktur.
Eşimle ya da ailemle birlikte katılabilir miyiz?
Çift ve aile görüşmeleri online yapılabilir. Kimlerin katılacağı konuya göre birlikte belirlenir; farklı yerlerden bağlanmak da mümkündür. Çift görüşmelerinin işleyişi için çift danışmanlığı sayfasına bakabilirsiniz.
Çocuğum için de destek alabilir miyim?
Ebeveyn olarak kaygılarınızı kendi görüşmenizde konuşabilirsiniz. Çocuğunuzun değerlendirilmesi gerekiyorsa ilk adım okulundaki destek birimi ya da çocuk hekimi olur; bu görüşmeler çocuk için yapılacak bir değerlendirmenin yerini tutmaz.
Seansta ağlarsam ya da konuşamazsam ne olur?
Ağlamak da sessiz kalmak da görüşmenin olağan parçalarıdır. Bir süre durabilir, bir bardak su içebilir ya da yalnızca “şu an konuşamıyorum” diyebilirsiniz. Ne zaman ve nasıl devam edeceğinize siz karar verirsiniz.
İlaç kullanıyorum; psikoterapi yine de mümkün mü?
Evet. Kullandığınız ilaçları ilk görüşmede söylemeniz yeterlidir. İlaçları başlatmak, doz değiştirmek ya da bırakmak yalnızca sizi izleyen hekimin kararıdır; kendi başınıza değiştirmeyin.
Kaç seans gerekir, süreç ne kadar sürer?
Bu kişiye ve konuya göre değişir; ilk görüşmelerde birlikte bir çerçeve çizilir. Uzun sürecek konularda paket programları vardır; ayrıntıları ofisten sorabilirsiniz.
İlk görüşmeden sonra devam etmek zorunda mıyım?
Hayır. İlk görüşme tanışma ve karşılıklı değerlendirme içindir; devam etmek istemezseniz bunu söylemeniz yeterlidir. Ara vermek istediğinizde de nedenini konuşabilir ve birlikte bir plan yapabilirsiniz.
Yaz ve kış saati değişince seans saatim kayar mı?
Türkiye ile bulunduğunuz yer arasındaki saat farkı yıl içinde değişebilir. Mevsim geçişi haftalarında seans saatini bir gün önce yazılı olarak teyit etmek yanlış anlaşılmayı önler.
Mesajı mı yazmalıyım, yoksa aramalı mıyım?
En kolay yol WhatsApp’tır; saat farkı nedeniyle uygun anı beklemeden mesajınızı bırakabilirsiniz. Telefonla aramak isterseniz yurt dışından arama ücretinin operatörünüze bağlı olduğunu unutmayın. Yazılı talep bırakmak isterseniz randevu sayfası da açıktır.
Türkiye’ye geldiğimde yüz yüze görüşebilir miyim?
Evet, Adana Çukurova’daki ofiste yüz yüze görüşme yapılabilir. Geliş tarihlerinizi önceden yazarsanız uygun bir zaman aranır; tam adres için sitedeki iletişim bilgileri kullanılır.
Türkçe ilk görüşme için WhatsApp’tan yazın
Avusturya ya da İsviçre’den Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey ile Türkçe online görüşme için WhatsApp’tan kısa bir mesaj bırakabilirsiniz.
Bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Bu yazı tanı ve tedavinin yerini tutmaz.
Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.
Yazar HakkındaBu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.
Yüz yüze ya da online görüşme için uygun zamanı belirleyelim.
Randevu Al
İlk görüşü siz paylaşın