Kültürel Hassasiyetli Psikoterapi Nedir? Aynı Dili Konuşmak Seansta Neyi Değiştirir?
Kültürel hassasiyetli psikoterapinin ne olduğu ve ne olmadığı, aynı dilin aynı deneyim anlamına gelmediği, “Varsayılmasın / Sorulsun” kartı, terapist ve danışanın rolleri ve online ilk görüşme.
Kültürel hassasiyetli psikoterapi, terapistin danışanın dilini, değerlerini, aile düzenini, inancını ve göç hikâyesini varsayımla değil merakla ele aldığı bir çalışma tutumudur; ayrı bir yöntemin adı değildir. Aynı dili konuşmak bu tutumu kendiliğinden getirmez: ortak dil işi kolaylaştırır, hassasiyet ise seansta sorulan sorularla görünür olur.
Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey ile Türkçe online görüşebilirsiniz; yüz yüze görüşme yalnızca Adana Çukurova Yüzüncüyıl Mahallesi’ndeki ofiste yapılır, yurt dışında ofisimiz yoktur. Aklınızdaki soruyu önce kısaca yazmak isterseniz WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kültürel hassasiyetli psikoterapi nedir, ne değildir?
İki kişinin de “Annemi her gün arıyorum” dediğini düşünün. Biri için bu sıcak bir alışkanlık, diğeri için ağır bir yükümlülük olabilir. Kültürel hassasiyet, terapistin bu iki cümleyi aynı sayıp hemen bir yorum yapması yerine “Bu sizin için ne anlama geliyor?” diye sorabilmesidir.
Biraz daha açık söylersek: terapist, içinde büyüdüğünüz ve şimdi yaşadığınız dünyayı (dil, değerler, aile ilişkileri, inanç ve gelenekler, göç yolculuğu) sıkıntınızın arka planı olarak ciddiye alır. Bu dünyanın sizin için ne ifade ettiğini ise tahmin etmez, sizden öğrenir. Bu tutumun ne olmadığını bilmek, ne olduğunu anlamak kadar işe yarar:
- Bir kültür bilgisi ezberi değildir. Bir toplum hakkında okunmuş bilgi, karşınızdaki tek kişiyi tanımanın yerini tutmaz.
- Kalıpyargı değildir. “Sizin toplumda aile baskıcıdır” gibi bir çıkarım hassasiyet değil, peşin hükümdür.
- Her şeyi kültüre bağlamak değildir. Sıkıntınız bazen kültürel bağlamla, bazen yalnızca yaşadıklarınızla ilgili olabilir; hangisi olduğunu birlikte ayırırsınız.
- Sizi bir toplumun temsilcisi yapmak değildir. Kimsenin adına konuşmanız gerekmez; yalnızca kendi deneyiminizi anlatırsınız.
İki ayrım akılda kalabilir. Birincisi bilmek ile varsaymak arasındaki fark: bilgi yardımcı olur, ama varsayıma dönüştüğünde sizi dinlemenin önüne geçer. İkincisi sormak ile sorgulamak: “Eşiniz bu konuda ne düşünüyor?” sorusu merakla sorulduğunda kapı açar, yargıyla sorulduğunda kapatır. Kültürel hassasiyet, soruların tonunda ve sırasında kendini gösterir.
Aynı dili konuşmak, aynı deneyimi paylaşmak anlamına gelir mi?
Türkçe konuşan iki kişi aynı sözcükleri kullanabilir, ama sözcüklerin arkasındaki yaşantı aynı olmayabilir. Aşağıdaki cümleler gündelik hayattan; her biri aynı dilde birbirinden çok farklı hayatları anlatabilir:
- “Ayıp olur.” Bir evde nezaketi hatırlatan sıradan bir cümle, bir başka evde utancı yönlendirme aracı olarak yaşanmış olabilir.
- “Büyüklerin sözü.” Kimi için güven ve saygı, kimi için kendi kararında söz hakkı olmaması demektir.
- “Bayramda herkes bir araya gelir.” Kimi için yılın en çok beklenen günü, kimi için yorucu bir yükümlülüktür.
- “Komşu ne der?” Bazı evlerde geçip giden bir söz, bazı evlerde sürekli gözlenme hissidir.
Bunları birer kalıp olarak okumayın; her biri tam tersi anlamla da yaşanabiliyor, bu yüzden sorulmaları gerekiyor. Ortak dil; kuşak, şehir ya da köy yaşantısı, eğitim, inanç ve göçün zamanı gibi farkları ortadan kaldırmıyor. Yeni taşınmış biriyle yurt dışında doğup büyümüş biri, aynı Türkçe cümleyi bile farklı duyabilir.
Bu, ortak dilin değersiz olduğu anlamına gelmiyor. Yarım cümleyle anlaşılmak ve her şeyi çevirmek zorunda kalmamak gerçek bir kolaylık; dilin duygu anlatımına etkisini anadilde psikoterapi yazımızda ayrıca ele aldık. Burada sorduğumuz şey başka: dil ortaklığı ile deneyim ortaklığı aynı şey olmadığına göre, hassasiyeti nereden anlayacağız? Cevap, dilden bağımsız bir ölçütte: terapist size nasıl soruyor? Yerel dilde çalışan bir terapist de bu tutumu taşıyabilir, Türkçe konuşan bir terapist de varsayımla yaklaşabilir. Ölçü, dilin kendisi değil, merakın varlığıdır.
Kültürel bağlamı konuşmak hangi anlarda işe yarar?
Her sıkıntı kültürel bir sıkıntı değildir; ama bazı anlarda bağlam konuşulmadan anlatılan şey eksik kalır. Aşağıdakiler, bağlamın görüşmede yer bulmasını isteyebileceğiniz gündelik anlardan örnekler:
- Bir kararda iki ayrı ses: “Ben şöyle istiyorum, ailem böyle bekliyor” cümlesindeki iki ses de sizin sesiniz olabilir ve ikisini aynı anda taşımak yorar.
- Sürekli açıklama yapmak: Daha önce biriyle konuşurken her cümlenin ardından “bizde şöyle olur” diye eklemek zorunda kaldıysanız, bu açıklama emeği başlı başına bir yük olabilir.
- Uzaktan karşılanan aile olayları: Bir düğün, bir bayram ya da bir hastalık haberini bulunduğunuz yerden karşılamak, orada olmamanın ağırlığını getirebilir.
- İki ortamda iki ayrı siz: Evde bir tonda, işte başka bir tonda konuştuğunuzu fark etmek, bazen “hangisi gerçek ben?” sorusuna dönüşür.
- Farklı bir ailede büyümüş biriyle ortak karar: Eş, arkadaş ya da iş arkadaşıyla aynı konuya farklı yerlerden baktığınızı anlamak.
Bu anlardan birini yaşıyor olmanız bir tanı ya da bir sorun işareti anlamına gelmez. Günlük işlerinizi sürdürürken zorlanıyorsanız, aynı konuya tekrar tekrar dönüyorsanız ya da bir şeyi anlatmayı denediğiniz ama anlaşılmadığınızı hissettiğiniz bir durum varsa bir görüşmeyi düşünebilirsiniz. Daha önce terapi gördüyseniz ve “Her şeyi baştan açıklamak zorunda kaldım” hissini yaşadıysanız bunu yeni bir terapiste ilk görüşmede söylemek, çalışmaya baştan farklı başlamanıza yardımcı olabilir.
Seansta kültürel bağlam hangi başlıklarda konuşulur?
Terapist şu beş alanı anlamaya çalışabilir. Hepsini sormak zorunda değildir; getirdiğiniz konuya göre bir ya da ikisi öne çıkar.
- Dil: Hangi duyguyu hangi dilde söylemek size daha kolay geliyor? Gündelik hayatta kullandığınız ikinci dil seansa girerse ne olur?
- Değerler: “İyi evlat”, “iyi anne”, “saygılı olmak” gibi ifadeler sizin için ne anlama geliyor? Terapist kendi karşılığını sizin yerinize koymaz.
- Aile yapısı: Kararlar evde kimlerle birlikte veriliyor? Geniş aile, tek ebeveynle büyümek ya da uzaktan sürdürülen aile ilişkisi konunun rengini değiştirebilir.
- İnanç ve gelenek: Dinî ya da geleneksel bir pratik size destek mi, baskı mı, yoksa ikisi birden mi oluyor? Ramazan, bayram, kutlama ve yas gelenekleri bu başlığın örnekleridir.
- Göç hikâyesi: Taşınmak sizin kararınız mıydı, yoksa koşulların mı? Geride bıraktığınız kişiler ve alışkanlıklar sizin için ne ifade ediyor? Bu başlığın duygusal tarafı için iki kültür arasında aidiyet yazısına bakabilirsiniz.
Bu başlıklar bir anket gibi sırayla geçilmez. Hangisinin konuşulacağına siz karar verirsiniz; “Bunu şimdilik konuşmak istemiyorum” demek de geçerli bir yanıttır. Bu sorular tanı koymaz, bir etiket üretmez; yalnızca anlattığınız sıkıntının hangi zeminde durduğunu görünür kılar.
“Varsayılmasın / Sorulsun” kartı: ilk görüşmeden önce üç satır
Terapistin sizi anlamasını kolaylaştırmak isterseniz görüşmeye küçük bir not götürebilirsiniz; bu isteğe bağlıdır. Aşağıdaki üç satırlık kart bunun için bir çerçeve sunuyor. Kendi cümlelerinizle tamamlayabilirsiniz; örnekler yalnızca fikir vermek için:

- Varsayılmasın: “… benim için sandığınızdan farklı olabilir; lütfen önce sorun.” Örnek: “Ailemle sık görüşmem benim için baskı anlamına gelmeyebilir.”
- Sorulsun: “… konusunda kimin ne dediğini ve bunun benim için ne anlama geldiğini sorun.” Örnek: “Kararları ailede kimin verdiğini ve bu düzende kendimi nasıl hissettiğimi sorun.”
- Benim için önemli olan: “… konuşmada korunsun.” Örnek: “İnancımın ya da geleneklerimin yargılanmadan konuşulması.”
Kartı görüşmenin başında okuyabilir, ilk mesajınıza yalnızca ana fikrini yazabilir ya da yalnızca kendiniz için tutabilirsiniz. İlk mesajda hassas ayrıntıları paylaşmanız gerekmez; kartın tamamını görüşmeye saklayabilirsiniz. Üç satırı da doldurmanız gerekmiyor; bir satır bile görüşmenin nereden başlayacağını belirleyebilir. Kart bir test değildir, puanlanmaz ve görüşmeden sonra değiştirilebilir. Kendi kültürünüzü açıklamanız için bir ödev de değildir: “Şunu varsaymayın” demek, bir şeyi uzun uzun anlatmak zorunda olmaktan farklıdır.
Kartı okuduktan sonra terapistin ilk tepkisine bakmak bilgi verir. Soruyu merakla karşılıyor mu, kendi yorumuyla mı tamamlıyor? Yanıt ne olursa olsun, kartın amacı sizin sesinizin görüşmede baştan yer almasıdır.
Terapistin rolü ne, sizin rolünüz ne?
Bu çalışmada sorumluluk iki yana dağılıyor, ama eşit biçimde değil. Terapistin tarafı daha ağır:
- Sorar; “Bizde böyle olur” cümlesini kendi bilgisiyle tamamlamaz.
- Yanlış anladığında düzeltilmeyi kabul eder ve bunu sürecin doğal bir parçası sayar.
- Kendi varsayımlarının farkında olmaya çalışır; kendi değerlerini sizin hedefinizin yerine koymaz.
- Bilmediği bir konuda bunu söyleyebilir ve sizden dinler.
Sizin tarafınız ise seçenekler içeriyor, yükümlülükler değil. Anlatmak istemediğiniz bir konuyu açıklamak zorunda değilsiniz. “Hayır, bizde bu öyle değil” diyerek düzeltebilirsiniz. Bir soru size sorgu gibi geldiyse bunu söyleyebilirsiniz; bu söylediğiniz şey de görüşmenin bir parçası olur. Yanlış anlaşılma yaşanması, sürecin bozulduğu anlamına gelmez; anlaşılmanın düzeltilebilmesi çalışmanın kendisidir.
Terapistle aranızda yaş, cinsiyet, inanç ya da yaşadığınız ülke farkı olabilir. Bu farkı dile getirmek, örneğin “Sizin buna nasıl baktığınızı bilmiyorum” ya da “Benim ülkemdeki gündelik düzeni bilmiyor olabilirsiniz” demek, farkı konuşulabilir bir konuya çevirir. Terapistin de aynı açıklıkla “Burada sizi yanlış anlıyor olabilirim” diyebilmesi, çalışmanın hassasiyetini gösteren küçük bir işarettir.
Birden fazla terapist arasında düşünüyorsanız bu soruları hepsine yöneltebilirsiniz. Bakılacak diğer ölçütleri Türkçe konuşan terapist seçimi yazısında topladık.
“Bizde böyle” bazen yetmez: kültürel açıklamanın sınırı
Kültürel hassasiyet, her uygulamayı olduğu gibi onaylamak demek değildir. Korku, kontrol, tehdit, zorlama ya da şiddet söz konusuysa “gelenek” veya “aile düzeni” açıklaması bunların yerini tutmaz; terapist bağlamınızı anlamaya çalışırken zarar verici bir durumu normal göstermez. Önce güvenlik gelir.
Acil yardım numarası ülkeye göre değişir: Türkiye’de 112’dir, yurt dışındaysanız bulunduğunuz ülkenin numarasını aramanız gerekir. Kendinize zarar verme düşünceniz ya da acil bir tehlike varsa randevuyu beklemeyin: o numarayı arayın ya da en yakın acil servise gidin, yalnızsanız güvendiğiniz birine haber verin. Numarayı bugünden öğrenip telefonunuza kaydetmek, o anda zaman kazandırır. Gerekli durumlarda psikiyatri hekimleri ile koordineli çalışılmaktadır. Online psikoterapi acil müdahalenin yerini tutmaz.
Psikoterapi sürecinde bu tutum çalışmayı nasıl şekillendirir?
Psikoterapi süreci kişiye göre değişir; kültürel hassasiyet ayrı bir teknik değil, süreç boyunca nasıl çalışıldığıyla ilgilidir. En çok üç yerde fark eder.
Hedef birlikte konur. “Daha iyi olmak” ya da “bağımsız olmak” gibi sözcüklerin sizin hayatınızdaki karşılığı sorulur. Çözüm odaklı yaklaşımın “İstediğiniz değişim neye benzer?” sorusu burada sizin değerlerinizle yanıtlanır; başkasının ölçüsüyle değil.
Düşünceler yargılanmadan incelenir. Bilişsel davranışçı yaklaşımlarda düşünce, duygu ve davranış arasındaki bağa bakılır. Kültürel bir değeriniz bu sırada “yanlış düşünce” diye etiketlenmez. “Büyüklere karşı gelmemeliyim” inancı sizin için bir değer mi, bir yük mü, yoksa ikisi birden mi, bunu birlikte ayırırsınız.
Adımlar uygulanmadan önce konuşulur. Örneğin aile içinde bir sınır koymak ya da bir isteği dile getirmek gündeme gelirse, bunun sizin aile düzeninizde nasıl karşılanabileceği önceden konuşulur. Böylece denediğiniz adım, ilişkilerinizi hesaba katmadan alınmış bir adım olmaz. Süreçte ilerlemenin hızı da kişiye göre değişir; bunun için bir süre ya da sonuç sözü verilmez. Genel çalışma biçimimize psikoterapi ve psikolojik danışmanlık sayfasından bakabilirsiniz.
Online seansta ilk görüşme nasıl geçer, nasıl hazırlanabilirsiniz?
Görüşmeler görüntülü yapılır (online görüşme sayfasında ayrıntı var) ve yaklaşık 60 dakika sürer. Saat farkını, bulunduğunuz ülkeyi öğrendikten sonra birlikte planlarız. Seans için bir süre kimsenin girmeyeceği bir oda, kulaklık ve gerekirse kapıyı kapatmak çoğu zaman işe yarar; evdekilere görüşme saatini önceden söylemek de ortamı kolaylaştırabilir. Kapıya asacağınız küçük bir not da evdekilere haber vermenin kolay bir yolu olabilir. Seansta kimlerin bulunacağını baştan konuşuruz. Bu hazırlığın size uyup uymadığını online terapiye uygunluk yazısında değerlendirebilirsiniz.

İlk görüşmede tanışırız; sizi buraya neyin getirdiğini dinler, kart hazırladıysanız onu birlikte okuruz. İlk görüşmeye katılmanız, devam etme zorunluluğu doğurmaz.
Süreç ve ödeme konusunda bilgi alabilirsiniz. Ödeme, fatura belgesi ve sigorta gibi ayrıntılarda randevuda bilgi verilir. Ayrıntıyı önceden öğrenmek isterseniz 0543 108 25 76 numarasını arayabilirsiniz. Genel ücret bilgisi ücretler sayfasında; seansın akışı için online seansın işleyişi yazısına bakabilirsiniz.
Görüşme hakkında bilgi almak için
Önce bir şey sormak isterseniz WhatsApp üzerinden şu cümleyle başlayabilirsiniz: “Yurt dışında yaşıyorum; Türkçe online görüşme ve kültürel bağlamın nasıl ele alındığı hakkında bilgi almak istiyorum.” Görüşme için randevu talebi bırakabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Kültürel hassasiyetli psikoterapi ayrı bir terapi türü mü?
Hayır, bağımsız bir yöntem adı olarak düşünülmemeli. Bilişsel davranışçı yaklaşım, EMDR ya da çözüm odaklı yaklaşım gibi çalışma biçimlerinin içinde yer alan bir tutumdur. Bir profilde “kültüre duyarlı” ifadesini görürseniz bunun seansta ne anlama geldiğini terapistten anlatmasını isteyebilirsiniz.
Terapistle aynı bölgeden ya da aynı inançtan olmak gerekir mi?
Hayır. Ortak olmayan noktalar da konuşulabilir; “Bu konuyu bilmiyorum, anlatır mısınız?” diyebilen bir terapist, her şeyi bildiğini varsayandan çoğu zaman daha fazla yer açar. Bir özelliğin sizin için önemli olduğunu ilk mesajda belirtmekte sakınca yok.
Dinî inancım sıkıntımın bir parçası; yargılanır mıyım?
Böyle bir görüşmede amaç inancınızı değiştirmek ya da sorgulamak değil, inancın sizin deneyiminizde nasıl bir yer tuttuğunu anlamaktır. İlk görüşmede bu konuyu konuşmak isteyip istemediğinizi açıkça söyleyebilir, terapistin bunu nasıl ele alacağını sorabilirsiniz.
Terapist her şeyi “kültürünüz böyle” diye açıklıyorsa ne yapabilirim?
“Benim için böyle olmayabilir, birlikte bakabilir miyiz?” diyebilirsiniz. Bu cümleye verilen karşılık, sizi nasıl dinlediği hakkında bilgi verir: genel bir kural anlatmak yerine sizin deneyiminize dönen sorular, çalışmanın hassasiyetini gösterir.
Kültürel konuları konuşmak seans sayısını artırır mı?
Seans sayısı kişiye göre değişir ve baştan bir sayı veremeyiz. Hedefleriniz ve görüşme sıklığı ilk görüşmelerde birlikte konuşulur; kültürel bağlam, konuşulacak şeylerin bir parçasıdır, süreyi kendiliğinden uzatan ya da kısaltan bir ek değildir.
Daha önce terapi gördüm ve anlaşılmadığımı hissettim; yeniden denemek mantıklı mı?
Bunu yeniden denemek ya da denememek sizin kararınızdır. Karar vermeden önce, anlaşılmama hissinin neyden geldiğini not etmek işe yarayabilir: dil mi, kendi yaşantınızın sorulmadan varsayılması mı, yoksa temponun hızı mı? Notunuzu kartın “Varsayılmasın” satırına taşıyabilirsiniz; bu, yeni bir görüşmede ilk dakikaları sizin belirlemenize yardımcı olur.
Terapist yaşadığım ülkenin gündelik düzenini bilmiyorsa kültürel bağlamı nasıl anlar?
Bu durumda beklenen, terapistin bilmediği bir konuda varsayımda bulunmak yerine size sormasıdır. İş yeri, okul, resmî işler ya da komşuluk gibi bulunduğunuz yerin günlük düzenini kartın “Sorulsun” satırına yazabilirsiniz. Terapist bu konularda bilgi sahibi olmadığını söylediğinde sizden dinlemeye açıksa, bağlam birlikte kurulabilir.
Görüşmede konuştuklarımı yakınlarımla paylaşmak zorunda mıyım?
Hayır; neyi kiminle paylaşacağınız size ait. Online görüşmede evdekilerin görüşmeden haberdar olup olmaması ortam açısından önemli olabilir; bunu da ilk görüşmede birlikte konuşabiliriz. Görüşmelerin gizlilik çerçevesini ve bu çerçevenin güvenlik ya da yasal durumlardaki sınırlarını ilk görüşmede sorabilirsiniz.
Önce bir mesajla sormak ister misiniz?
WhatsApp’tan Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey’e Türkçe online görüşme ve kültürel bağlamın nasıl ele alındığı hakkında sorularınızı yazabilir, randevu talebini sayfadan da bırakabilirsiniz.
Bu yazı tanı ve tedavinin yerini tutmaz.
Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.
Yazar HakkındaBu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.
Yüz yüze ya da online görüşme için uygun zamanı belirleyelim.
Randevu Al
İlk görüşü siz paylaşın