Yurt Dışında Ayrımcılık ve Mikro-Ayrımcılık Deneyimi: Gündelik Hayatta Neden Yorar, Ruhsal Olarak Neler Yaşanabilir?
Yurt dışında gündelik ayrımcılık ve mikro-ayrımcılık deneyiminin ruhsal yükü: belirsizlik, kaçınma, gece düşünceleri, üç sütunlu not ve Türkçe online psikoterapi.
Yurt dışında ayrımcılık çoğu zaman açıkça söylenmez; adınıza, kökeninize ya da aksanınıza dair küçük, dışlayıcı anlar olarak gelebilir. Bu anlara mikro-ayrımcılık denir; tek bir olayda da yaşanabilir, ama tekrarlandıkça yük artabilir. Niyet ise çoğu zaman kanıtlanamaz. Bu yazı o yorgunluğun gündelik hayatta nasıl görünebildiğini ve psikoterapide nasıl ele alınabildiğini anlatır.
Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey ile Türkçe online görüşebilirsiniz; yüz yüze görüşme yalnızca Adana Çukurova Yüzüncüyıl Mahallesi’ndeki ofiste yapılır, yurt dışında ofis yoktur. Önce bir şey sormak isterseniz WhatsApp’tan yazabilirsiniz. Yazı, yaşadığınız bir olayın hukuki yönüne girmez.
“Kimse bir şey demedi ama içimde bir şey değişti”: gündelik ayrımcılık neden bu kadar yorabilir?
Toplantı biter, herkes odadan çıkarken siz hâlâ az önce söylenen cümleyi düşünürsünüz. Kimse sesini yükseltmemiştir, kimse açık bir şey dememiştir; yine de omuzlarınız yukarıdadır ve içinizde bir şey kıpırdamıştır.
Bu anların tanıdık birkaç biçimi var. Önerinizin geçilip aynı önerinin başka birinden gelince not alınması. Adınızın üçüncü kez yanlış söylenmesi ve düzeltmekten yorulmanız. Dili ne kadar iyi konuştuğunuza dair övgü gibi duran ama sizi uzaklaştıran yorumlar. Sırada sizden sonra gelen birinin öne alınması.
Bunların her biri tek başına bir bakışa sığacak kadar küçüktür. Yoran çoğu zaman tek bir anın büyüklüğü değil, tekrarıdır. Tekrar eden küçük anlar bazı kişilerde “şimdi yine olacak mı?” beklentisi kurabilir; beklenti de dikkati ve bedeni önceden hazırlar.
Hangi anın neyle ilgili olduğunu bu yazı belirleyemez. Kimsenin niyetini yargılamıyor, hiçbir ülke ya da toplum hakkında genelleme yapmıyoruz. Konuştuğumuz şey, sizin içinizde olanlar.
“Büyütüyor muyum?” şüphesi: belirsizlik neden ayrıca yorar?
Bu anların ardından gelen ilk düşünce çoğu zaman bir sorudur: “Büyütüyor muyum?” Çünkü her an, tek başına bakıldığında başka bir açıklamaya da açıktır: karşıdaki yorgundu, acelesi vardı, dikkatsizdi. Zihin iki açıklamayı aynı anda elinde tutar ve hangisinin doğru olduğunu bilemez.
Bu belirsizlik, olayın kendisinden ayrı bir yük olabilir. Açıkça haksız bir durumla karşılaşmak bir şeydir; haksızlık mı olduğundan emin olamamak başka bir şey. İkincisinde hem olay hem “acaba” zihinde birlikte çalışır ve gün bitince ikisi de sizinle eve gelir.
Burada iki konuyu ayırmak işe yarayabilir. Olayın nedenini kanıtlayamamak bir şeydir; olayın size etkisinin gerçek olması başka bir şeydir. Niyeti ispatlayamıyor olmanız, uykunuzun bozulmasını, bir toplantıdan önce midenizin düğümlenmesini ya da bir mağazaya girmekten kaçınmanızı gerçek dışı yapmaz. Öte yandan her olumsuz anın ayrımcılık olduğu sonucuna varmak da zorunlu değildir: psikoterapi sizi bir yoruma ikna etmeye çalışmaz, hangi yorumun sizi nasıl etkilediğine bakar.
Irkçılığın psikolojik etkisi tartışılırken akla çoğunlukla açık saldırılar gelir; oysa günlük hayatta yorgunluk daha sessiz yollardan birikir. Dünya Sağlık Örgütü’nün göçmen ve mülteci sağlığı bilgi notunda, göçmen ve mültecilerin yabancı düşmanlığı ve ayrımcılıkla karşılaşabildiği, sağlık ve sosyal hizmetlere ulaşmada da engeller yaşayabildiği belirtiliyor. Yani konu yalnızca kişisel bir hassasiyet olarak değil, kurumların da ele aldığı bir başlık olarak anılıyor.
Beden ve günlük düzen: gerginlik, kaçınma, sessiz kalma
Ruhsal yorgunluk çoğu zaman önce günlük düzende kendini gösterir. Aşağıdakiler tanı değil, birkaç tanıdık örnektir; hepsini yaşamanız gerekmez.

- Toplantıda söz almadan önce cümleyi kafanızda üç kez gözden geçirmek ve sonunda söz almamak.
- Adınızı kısaltmak ya da aksanınızı yumuşatmak için sürekli kendinizi kontrol etmek.
- Belirli bir durağı, bir mağazayı ya da bir etkinliği, orada yaşadığınız bir an yüzünden atlamak.
- Yanıt vermeyi ya da vermemeyi sonradan değerlendirmek; “ya tepki verseydim” ile “iyi ki vermedim” arasında gidip gelmek.
- Çalışma arkadaşlarının ya da mahalledeki tanıdıkların buluşmalarına gitmemeyi zamanla alışkanlık hâline getirmek.
Bu davranışların bir kısmı koruyucu bir amaçla başlar: bir zorlukla karşılaşmamak için önlem almak. Zamanla önlemin kendisi yorucu hâle gelebilir, çünkü gün boyu “nerede, ne olabilir” diye tetikte kalmak zihinsel enerji harcatır. Aynı belirtiler (gerginlik, kaçınma, uyku zorluğu) başka nedenlerle de görülebilir; bu yüzden tek bir nedene bağlanmaz ve neyin neyle ilgili olduğu görüşmede birlikte araştırılır.
Gece yeniden oynatılan sahne: düşünce, öfke ve utanç
Gün biter, ev sessizleşir ve sahne yeniden oynar. Ne dediler, ne dediniz, ne diyebilirdiniz? Bu tekrarda genellikle üç duygu iç içe geçer: olan şey için öfke, sessiz kalmış ya da gülümsemiş olmak için utanç ve kendinizle bir hesaplaşma.

Anlık bir durumda donmak, gülümseyip geçmek ya da konuyu değiştirmek bir koruma biçimi olabilir; yine de kişi bunu çoğu zaman kendi kusuru gibi taşır. Sabah olduğunda yorgunluk, dün gece ne kadar düşündüğünüzle birlikte gelir.
Düşünce döngüsü uykuyu da etkileyebilir. Gece uyanıkken zihnin susmaması ayrı bir döngü yaratıyorsa, kaygı ve uykusuzluk döngüsü yazısı bu konuyu ayrıntılı ele alıyor.
Adınız, aksanınız, görünüşünüz: “Aslında nerelisiniz?” sorusunun yükü
“Aslında nerelisiniz?” sorusu merakla sorulmuş olabilir. Yine de bir gün içinde üçüncü kez sorulduğunda, soruyu alan kişi için “sen buranın değilsin” demek gibi duyulabilir. Aynı soru bazı günler hafif, bazı günler ağır gelebilir; bunu fark etmek de yorgunluğun bir göstergesi olabilir.
Dil de bu anlarda ayrı bir rol oynar. Haksızlık gibi hissettiğiniz bir anda kendinizi yerel dilde tam anlatamamak, hem öfkeyi hem çaresizliği artırabilir. Duyguların hangi dilde daha rahat ifade edildiği sorusu için anadilde psikoterapi yazısına bakabilirsiniz.
Ayrımcılık deneyimi ile “Ne oraya aidim ne buraya” duygusu birbirine karışabilir ama aynı şey değildir. Birincisi dışlayıcı bir davranışla ve ona verdiğiniz ruhsal tepkiyle ilgilidir; ikincisi içeride duran bir kimlik ve aidiyet sorusudur. İkisi aynı kişide bir arada bulunabilir. Kimlik tarafı için iki kültür arasında kimlik ve aidiyet yazısı var; bu yazı o anların yorgunluğuna odaklanıyor.
Kamera gözü notu: üç sütunla yorgunluğun haritasını çıkarmak
Ne olduğunu ve size ne yaptığını birbirinden ayırmak için bir hafta boyunca üç sütunlu kısa bir not tutabilirsiniz. Bu not bir delil dosyası ya da test değildir; yorgunluğunuzun haritasıdır. Bir kâğıdı üçe katlamanız yeterlidir.

- Kamera gözüyle ne oldu? Yorumsuz yazın: kim, nerede, ne söyledi ya da yaptı, siz ne dediniz. Örneğin: “Toplantıda önerimi söyledim, konu geçildi; on dakika sonra başka biri aynısını söyledi ve not alındı.”
- Bedenim ve düşüncem ne yaptı? Örneğin: “Çenem kasıldı, ‘yine’ diye düşündüm, öğle yemeğine inmedim.”
- Sonra ne yaptım, bu bana neye mal oldu? Örneğin: “Akşam aynı sahneyi üç kez düşündüm, o kişiye mesaj yazmaya çekindim.”
İsterseniz dördüncü bir satır ekleyebilirsiniz: “O anda neye ihtiyacım vardı?” Bir mola, bir cümle ya da yalnızca birine anlatmak olabilir. Haftanın sonunda sütunlara bakıp hangi anların size en çok mal olduğunu görebilirsiniz; aynı türden ana tekrar tekrar takılıyorsanız onu ilk görüşmeye taşıyabilirsiniz.
Birinci sütunda yorum yerine yalnızca görünen olay yer alır; bir olayın ayrımcılık sayılıp sayılmadığına karar vermeniz gerekmez. Bu not hukuki bir amaçla hazırlanmadı. Yazmak sizi daha çok yoruyor ya da olayı canlandırıyorsa bırakabilirsiniz, hazırlıksız da başvurabilirsiniz.
Anlatınca gelen üç cevap: “abartıyorsun”, “dayan”, “bırak, dön”
Yaşadığınızı yakınlarınıza anlattığınızda üç tanıdık cevap gelebilir. Her biri iyi niyetle söylenmiş olabilir; yine de etkileri farklıdır.
- “Abartıyorsun, üstüne alınma.” Sizi rahatlatmak için söylenmiş olabilir, ama “gördüğümü yanlış mı görüyorum?” şüphesini büyütebilir.
- “Dayan, herkes çekiyor.” Kendi deneyimini paylaşan bir sestir; bazen güç verir, bazen anlatmaktan vazgeçirir.
- “Bırak, dön gel.” Kaygıyla verilmiş hızlı bir çözümdür; oysa nerede yaşayacağınız kararı ile bugünkü yorgunluk ayrı ayrı ele alınabilir.
Hangi cevabın size ne hissettirdiğini fark etmek, bir sonraki konuşmayı planlamanızı kolaylaştırabilir. Anlatırken yukarıdaki notun ilk sütunundan tek bir olayı yorumsuz okumak da bir başlangıçtır. Tek bir örnek, neyi anlatmak istediğinizi açıklamanızı kolaylaştırabilir; karşınızdakinin anlayışlı davranacağını garanti etmez. Konuşmak için kimseyi ikna etmeniz gerekmez, anlatmaya hazır değilseniz bekleyebilirsiniz.
Yorgunluk mu, görüşme zamanı mı?
Bu yorgunluk bazı dönemlerde yatışır; örneğin zor bir haftadan sonra dinlendiğinizde. Aşağıdakilerden biri sürüyorsa bir görüşme planlamayı düşünebilirsiniz:
- Uyku, haftalardır düzene girmiyor.
- İşe, okula ya da sosyal ortamlara gitmeyi kaçınma yüzünden aksatıyorsunuz.
- Öfke, utanç ya da çaresizlik günlerinizi belirleyecek kadar yoğun.
- Gün boyu tetikte olmak ve küçük seslerde ürkmek sizi tüketiyor.
- Yakın ilişkilerinizden geri çekiliyorsunuz.
Taşınmanın ilk yılındaysanız yorgunluğun bir kısmı uyum sürecinden de gelebilir; bunu yeni bir ülkedeki ilk yıl yazısında okuyabilirsiniz. Her yorgunluğu ayrımcılığa bağlamak gerekmediği gibi, ayrımcılığı yorgunluğun dışında bırakmak da gerekmez.
Belirgin bir olaydan sonra kâbus görüyor, olayı istemsiz biçimde yeniden yaşıyor gibi oluyor, hatırlatan her şeyden sert biçimde kaçınıyor ya da gün içinde sıçrıyorsanız, bu belirtiler bir hekim değerlendirmesi gerektirebilir; bu yazı da görüşme de tanı koymaz.
Umutsuzluk, ilgi kaybı ve belirgin enerji düşüklüğü eşlik ediyorsa da bir hekime başvurmanız yerinde olur; sürekli yorgunluk ve mutsuzluk yazısı bu belirtileri anlatıyor. Gerekli durumlarda psikiyatri hekimleri ile koordineli çalışılmaktadır.
Yoğun, tekrar eden anılar ön plandaysa travma odaklı çalışma, örneğin EMDR, bir seçenek olarak konuşulabilir; uygun olup olmadığı ilk görüşmelerden sonra birlikte değerlendirilir. Bir olay sonrası tepkilerin ve bu çalışmanın genel çerçevesi için, başka bir olay türü üzerinden de olsa, kaza ve afet sonrası travma ve EMDR yazısına bakabilirsiniz.
Psikoterapide bu deneyim nasıl ele alınır?
Çalışma kişiye göre şekillenir ve sırası değişebilir. Genellikle ilk adım, yaşanan olayı ona verilen tepkiden ayırmaktır: kamera notu varsa birlikte okunur, yoksa tek bir an seçilir. Sonra o ana verdiğiniz tepkinin hangi düşünce, beden duygusu ve davranışlardan oluştuğuna bakılır.
Ardından başa çıkma becerileri gündeme gelir: gerginlik yükseldiği anda kendinizi yatıştırmanın yolları, gece düşünce döngüsünü kesmek için küçük adımlar ve “yanıt seçenekleri” çalışması. Bu çalışmada yanıt vermek, vermemek, sonradan konuşmak ya da başka birini devreye almak gibi seçeneklerin her birinin getirisi ve bedeli yan yana konur. Hangisini ne zaman seçeceğiniz sizin kararınızdır; bir seçeneğin tek doğru olduğu varsayılmaz. Bireysel görüşmenin genel çerçevesini bireysel danışmanlık sayfasında görebilirsiniz. Düşünce ve davranış örüntülerine birlikte bakmak için bilişsel davranışçı çalışma ve çözüm odaklı sorular kullanılabilir.
Kendinize bakışınız da konuşulur. Sessiz kalmış olmanın suçluluğu, “neden böyle hissediyorum” sorusu ve özgüvene etkisi bu aşamada ele alınabilir; konuyu genel olarak yetişkinlikte özgüven eksikliği yazısında okuyabilirsiniz.
Amaç ayrımcılığa katlanmanızı ya da onu “görmemenizi” sağlamak değildir. Amaç, yaşadığınız şeyin sizi yönetmesini azaltmak ve kararlarınızı daha rahat verebilmenizdir. Sonuç kişiye göre değişir; baştan bir söz verilemez.
Şikâyet etmek ya da hukuki yola başvurmak: bu yazının dışında kalan kısım
Yaşadığınız bir durum için bir kuruma ya da mahkemeye başvurmayı düşünüyorsanız, yetkili kurum veya bir avukatla görüşmek ayrı bir yoldur. Hangi adımların mümkün olduğu, hangi sürelerin geçerli olduğu ve nelerin işe yarayabileceği bu yazının ve psikolojik görüşmenin konusu değildir. Psikolojik görüşme, bu süreçte ortaya çıkan duygulara ve yoruma yer açabilir; hukuki sonuç hakkında bir şey söylemez.
Önce güvenlik: tehdit, saldırı ya da kendinize zarar verme düşüncesi
Size yönelik fiziksel bir saldırı, tehdit ya da takip varsa veya şu anda güvende olmadığınızı hissediyorsanız planlı bir görüşmeyi ya da bir mesajın yanıtını beklemeyin. Bulunduğunuz ülkenin acil yardım numarasını arayın ya da en yakın acil servise gidin.
Kendinize zarar vermeyi düşünüyorsanız ya da bir planınız varsa da aynı şekilde bulunduğunuz ülkenin acil yardım numarasını arayın. Numara ülkeden ülkeye değişir; önceden öğrenip telefonunuza kaydetmek işe yarayabilir. Mümkünse yalnız kalmamaya çalışın ve güvendiğiniz birine haber verin. Planlı bir online görüşme acil yardımın yerini tutmaz.
Online görüşme, ilk mesaj ve ilk görüşme
Görüşmeler görüntülü bağlantıyla yapılır ve yaklaşık 60 dakika sürer. Bulunduğunuz yerle Türkiye arasındaki saat farkı randevu sırasında birlikte planlanır. Ayrımcılık deneyimini anlatırken evdeki ya da ofisteki diğer kişilerin duyup duymayacağı çoğu zaman bir endişedir; özel bir oda, kulaklık ve görüşme sırasında kimlerin orada bulunacağı önceden birlikte konuşulabilir. Bağlantı kesilirse yeniden bağlanmayı denersiniz; böyle bir durumda nasıl ilerleyeceğinizi ilk görüşmede sorabilirsiniz.
Seansın nasıl işlediğini online psikoterapide seans süreci, bu biçimin size uyup uymadığını online terapinin kimlere uygun olduğu yazısı anlatıyor.
İlk mesaj kısa olabilir. Şuna benzer bir not işinizi görür:
Merhaba, yurt dışında yaşıyorum. Gündelik hayatta yaşadığım küçük dışlanma anları beni yoruyor ve geceleri bunları düşünmekten uyuyamıyorum. Türkçe online görüşme hakkında bilgi almak istiyorum. Hafta sonu sabahları bana uygun.
Yaşadığınız ülke ve uygun olduğunuz gün aralığı yeterlidir; olayı ayrıntılı anlatmanız gerekmez. İlk görüşme ayrıntılı bir tanışmadır: neyin sizi yorduğu, bu durumun ne zamandır sürdüğü ve hayatınızın hangi alanlarına dokunduğu konuşulur. Kamera notu hazırladıysanız okuyabilir, hazırlamadıysanız tek bir an anlatabilirsiniz. Sürecin nasıl ilerleyebileceği ve ödeme gibi pratik konularda bilgi alırsınız; devam kararı sizindir.
Görüşme hakkında bilgi almak için
En kolay başlangıç, WhatsApp’tan görüşme biçimi ve uygun saatler hakkında kısa bir mesaj bırakmaktır. Mesaj yazmak istemezseniz 0543 108 25 76 numarasını arayabilir ya da randevu talebi bırakabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Görüşmede bir etiket alır mıyım, “mağdur” gibi görülür müyüm?
Görüşmede sizin için bir etiket seçilmez. Kendi kelimelerinizle anlattığınız şey esas alınır; yaşadığınızı ayrımcılık, kabalık ya da “bilmiyorum” diye adlandırmak size aittir. Hiçbir kelime kullanmadan, yalnızca “yoruldum” diyerek de başlayabilirsiniz.
Sessiz kaldım ya da gülümsedim; bunun için kendime kızıyorum, bu anlaşılabilir mi?
Anlaşılabilir. Görüşmede “o an benim için en güvenli olan neydi?” sorusuyla bakılır; ardından bir sonraki sefer için kısa bir cümle, bir bakış ya da hiç yanıt vermemek gibi seçenekler yan yana konur. Yanıt vermediğiniz her an bir eksiklik olarak okunmaz.
Eşim bulunduğumuz ülkede doğup büyüdü; yaşadıklarımı anlamıyor gibi. Birlikte görüşebilir miyiz?
Bu yazı bireysel görüşmeyi anlatır. Eşinizle birlikte bir görüşme düşünüyorsanız bunu ilk iletişimde belirtebilirsiniz; biçim ve kimin ne zaman katılacağı birlikte planlanır. Önce kendi deneyiminizi tek başınıza konuşmak da bir yoldur; hangisinin size uyduğuna ilk görüşmede bakılır.
İş yerinde yaşadığım sürekli baskı da bu kapsama giriyor mu?
Bu yazı gündelik, küçük anları ele alıyor. İş yerinde sürekli baskı, küçümseme ya da dışlama ayrı bir başlıktır; ikisi bir arada olabilir ve görüşmede birlikte konuşulabilir. İş yerindeki yıpranmayı işyerinde tükenmişlik yazısında okuyabilirsiniz; iş yerindeki durumun hukuki yönü bu yazının dışında kalır.
Dışlanmayı ırk ya da milliyet yüzünden değil, dinim, görünüşüm veya kimliğim yüzünden yaşıyorum; bu da konuşulabilir mi?
Evet. Dışlanma deneyimi, nedeni ne olursa olsun görüşmede saygıyla ve yargısız ele alınır. Dini ya da cinsel kimlik, görünüş, cinsiyet, yaş veya engel durumu gibi nedenlerle yaşanan zorlanmalar da konuşulabilir.
Görüşmeyi yürüten kişi yaşadığım ülkenin koşullarını bilmiyorsa beni nasıl anlayacak?
Ülkenizin kurallarını, kurumlarını ya da yasalarını sizden iyi bilmesi beklenmez. Görüşme, o ortamda sizin neyi yaşadığınıza, bunun bedeninize ve günlerinize etkisine odaklanır.
Çocuğum okulda dışlandığını söylüyor; ne yapabilirim?
Bu yazı yetişkinler içindir; çocuğunuzun yaşadığı durum için ayrı bir değerlendirme gerekebilir. Önce çocuğunuzu acele etmeden dinlemek bir başlangıç olabilir. Okulda sürekliyse okulun rehberlik servisi, uyku ya da davranışında değişiklik varsa çocuğun hekimi ilk başvuru yerleridir.
Kaç seans gerekir, ne sıklıkla görüşülür?
Bu kişiye ve konuya göre değişir; baştan sayı verilmez. Yaşadığınız şeyin geniş olması hedefi büyütmek anlamına gelmez; tek bir somut anla ya da tek bir gece döngüsüyle başlanabilir. Sıklık ve süre ilk görüşmelerden sonra birlikte belirlenir.
Ödeme, fatura belgesi ve sigorta konusunda ne yapmalıyım?
Randevuda bilgi verilir; ayrıntılı bilgi için arayınız (0543 108 25 76). Genel ücret bilgisi için psikoterapi ücretleri sayfasına bakabilirsiniz. Sigorta ya da kurum desteği düşünüyorsanız önce ilgili kurumunuzdan teyit edin.
Türkçe görüşme hakkında bilgi alın
WhatsApp’tan kısa bir mesaj yazarak Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey ile Türkçe online görüşme biçimi ve uygun saatler hakkında bilgi isteyebilirsiniz.
Bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Bu yazı tanı ve tedavinin yerini tutmaz.
Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.
Yazar HakkındaBu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.
Yüz yüze ya da online görüşme için uygun zamanı belirleyelim.
Randevu Al
İlk görüşü siz paylaşın