TEL0543 108 25 76 4,9(406+) Mağaza Ziyaretçi Defteri
Kişisel Gelişim

“Ne Oraya Aidim Ne Buraya”: İki Kültür Arasında Kimlik ve Aidiyet Duygusu Nasıl Anlaşılır?

İki kültür arasında kalmanın üç farklı yüzü, dört satırlık bir aidiyet notu, Türkiye’de yabancı hissetmek, psikoterapide bu konunun nasıl konuşulduğu ve ilk mesaj.

Psikoterapist Yayımlandı 13 dakika okuma
Akşamüstü bir kadın, çay bardağı elinde açık balkon kapısının eşiğinde duruyor; bir yanında sıcak ışıklı oda, diğer yanında ıslak avlu var.

“Ne oraya aidim ne buraya” hissi, iki kültür arasında kalmanın ve aidiyet duygusunun belirsizleştiği bir deneyimdir; tanı değildir. Bazı dönemlerde yoğunlaşıp sonra hafifleyebilir. Karar vermenizi zorlaştırıyor, ilişkilerinizi ya da uykunuzu etkiliyor ve aylardır sürüyorsa Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey ile Türkçe online görüşebilirsiniz.

Yüz yüze görüşme yalnızca Adana Çukurova Yüzüncüyıl Mahallesi’ndeki ofiste yapılır; yurt dışında ofis yoktur. Önce bir şey sormak isterseniz WhatsApp’tan yazabilirsiniz. Aşağıda bu hissin birbirinden farklı üç yüzünü, kendi durumunuzu ayırt etmeye yarayan kısa bir notu ve bu konunun görüşmede nasıl konuşulabildiğini bulacaksınız.

İki kültür arasında kalmak: “Hiçbir yerde tam yerinde değilim” neyin adı?

Türkiye’de bir akrabanız sizi “yurt dışından gelen” diye tanıştırıyor. Bulunduğunuz ülkede ise bir öğle arası sohbetinde “aslında nerelisiniz?” sorusu geliyor. İki yerde de yanlış bir şey yapmadınız, yine de ikisinde de biraz dışarıda kalmış gibisiniz.

Bu his her gün yoğun olmak zorunda değildir; belli anlarda belirir. Bir kararda hangi değere dayanacağınızı bilememek, bir esprinin yalnızca bir dilde komik olması ya da bayram sabahı telefonda kalabalık bir sofra görmek bunlara örnek olabilir. Aynı cümlenin altında en az üç ayrı deneyim toplanır:

  • Dışarıdan yabancı sayılmak. Başkalarının soruları, bakışları ya da adınızın söylenişi sizi sürekli “farklı” diye işaretliyor. Yük içinizdeki bir karmaşadan değil, çevrenin etiketlemesinden geliyor.
  • İçeride iki ses. Bir ses “büyüklere saygı gösterilir” derken diğeri “kendi sınırını söyle” diyor. Hangisine göre karar verirseniz verin, ötekine haksızlık etmiş gibi hissediyorsunuz.
  • Kök yokluğu. Geçmişle bağınız inceldi, bugünkü yerle bağınız ise henüz ya da hâlâ gevşek. “Geri dönecek bir yer de, tam yerleşeceğim bir yer de yok” duygusu bu başlığa girer.

Bu isimler tanı değildir; neyi yaşadığınızı anlamayı kolaylaştıran adlandırmalardır. Üçü iç içe geçebilir, yine de her biri başka bir konuşma ister. Birincisinde çevreden gelen etiketlerle nasıl baş edeceğiniz, ikincisinde değerleriniz arasındaki pazarlık, üçüncüsünde yeni bağlar kurmak öne çıkar.

Özlem ile aidiyetsizlik de aynı şey değildir. Özlediğinizde gitmek istediğiniz bir yer ya da kişi vardır. Aidiyetsizlikte ise özlediğiniz yerin de artık tam size göre olmadığını fark edersiniz. Bulunduğunuz yerde geçici olmak da bu duyguyu etkiler: iş sözleşmesiyle Körfez’de yaşayan biriyle yıllardır Almanya’da yerleşik olan biri “ben buraya ait miyim?” sorusunu aynı biçimde sormayabilir.

İki dünyanın cümlelerini yan yana koymak: dört satırlık aidiyet notu

Bu notun amacı duyguyu ölçmek değil, kafanızdaki cümleleri somutlaştırmak ve neyin nereye ait olduğunu görünür kılmaktır; zorlanırsanız ara verebilirsiniz. Bir kâğıdı ortadan ikiye katlayın, sol yarıya “Türkiye’de”, sağ yarıya “Burada” yazın. Her iki yarı için şu üç satırı doldurmayı deneyin:

Mutfak masasında iki el, boş bir beyaz kâğıdı ortadan ikiye katlıyor; masanın köşesinde yarım kalmış bir çay bardağı duruyor.
  • Beni “bizden” yapan şey: bir yemek, bir şaka, bir bayram alışkanlığı, komşuya davranış biçimi.
  • Beni “yabancı” yapan şey: bir soru, bir bekleyiş, kimsenin yüksek sesle söylemediği bir kural.
  • İki yarıda da sakladığım değer: örneğin cömertlik, dakiklik, doğrudan konuşmak ya da kimseye yük olmamak.

Dördüncü bir satır ekleyin: “Görüşmede konuşmak istediğim bir an:”. Tek bir olay yazmanız yeterli; örneğin geçen hafta bir sofrada ya da toplantıda “burada değilim” dediğiniz an.

Bu bir test değildir. Satırlar sayılmaz, puanlanmaz; hangi yarının daha uzun olduğundan bir sonuç çıkmaz. Bazı satırları boş bırakabilirsiniz. Üçüncü satıra iki yarıda da aynı değeri yazdıysanız bu da bir bilgidir: iki dünyayı ayıran şey bazen değerleriniz değil, onları ifade etme biçimleri olabilir. Kâğıdı olduğu gibi okuyabilir ya da yalnızca dördüncü satırdan başlayabilirsiniz. Kâğıt hazır olmasa da başvurabilirsiniz; hazırlık, destek almanın koşulu değildir.

Aidiyet için denenen üç kestirme yol ve her birinin bedeli

Aidiyetsizlik rahatsız edici olduğu için insan onu hızla çözmeye çalışır. Bu çabalar anlaşılırdır; yine de her birinin bir bedeli olabilir.

  • Tam uyum. Aksanı, mizahı, bazen adın söylenişini bile yumuşatmak; “yerli” gibi görünmeye çalışmak. Bedeli, Türkiye’de ya da evde kendinizi bu kez başka bir biçimde yabancı bulmak olabilir; sürekli “oynamak” da yorucu olabilir.
  • Yalnızca tanıdık çevre. Günlerini Türkçe konuşulan bir çevrede geçirmek güvenli hissettirir. Bedeli, bulunduğunuz ülkeyle bağın zamanla daha da gevşemesi olabilir.
  • “Zaten geçiciyim” duruşu. Valizler hazırmış gibi yaşamak; yeni bir dostluğu, bir mobilyayı, bir alışkanlığı “nasılsa dönerim” diye ertelemek. Bu tutum, yıllar geçse de bekleme hissini uzatabilir.

Bunlar kişilik tipi değildir; dönemlere göre değişebilen, geçici yönelimlerdir. Biri doğru, diğeri yanlış değildir. Sorulacak soru, her yolun size ne verdiği ve neye mal olduğudur; yukarıdaki notun ilk iki satırı burada işe yarar. Kendinizi bunlardan birinde tanıyorsanız ondan vazgeçmeniz gerekmez; hangi dönemde işe yaradığını ve nerede yorduğunu notunuza ekleyebilirsiniz.

Türkiye’ye gidince de yabancı hissetmek: “Değişmişsin” cümlesi

Bir akrabanızın kapısının önünde, elinizde tatlı kutusuyla zile basmadan önce bir an duruyorsanız bu bölüm size yakın olabilir. İçeride sizi seven insanlar olsa bile “nasıl karşılanacağım, onlara nasıl görüneceğim?” sorusu aklınıza gelebilir.

Apartman sahanlığında bir adam, elinde tatlı kutusuyla kapalı bir kapının önünde duruyor ve zile basmadan önce duraksıyor.

Memleket ziyaretlerinde “eski halinizle” karşılanmak yabancılık hissine katkıda bulunabilir: ayrıldığınız yıldaki haliniz akrabaların zihninde kalmış olabilir. Bir yakınınızın “çok değişmişsin” demesi iltifat da olabilir, serzeniş de; hangisini duyduğunuzu kendi içinizde ayırmaya çalışırsınız. Siz de bazı şeylerin değiştiğini görürsünüz: sohbetin hızı, esprinin sınırı, kimin kime ne kadar karışabildiği.

Böyle anlarda iki uç tuzak vardır: kendinizi baştan aşağı açıklamaya girişmek ya da hiçbir şey söylemeyip içinize çekilmek. Arada kalan birkaç seçenek denenebilir:

  • “Evet, değiştim; hangi yanımı fark ettin?” demek, cümleyi serzenişten merak alanına taşıyabilir.
  • “Orada böyle yapmıyoruz, ama burada nasıl yapıldığını öğrenmek isterim” demek, ne kendinizi savunmayı ne de teslim olmayı gerektirir.
  • Bir yakınınızla baş başa kalabildiğiniz bir anı kollamak; toplu sofrada anlatamadığınızı yarım saatlik bir sohbette anlatmak daha kolay olabilir.

Bunlar kural değil, seçenektir; hepsi her aileye uymaz.

Bu his ne zaman kendiliğinden yatışır, ne zaman bir görüşme için neden olur?

Aidiyet sorusu göç etmiş birinin hayatında olağan bir soru olabilir ve her zaman destek gerektirmez. Yeni bir ülkeye taşındıktan sonra, bir doğum ya da kayıptan sonra, iş değiştirdiğinizde ya da Türkiye’de önemli bir olay yaşandığında yoğunlaşıp sonra hafifleyebilir. Bir görüşme düşünmeniz için şu işaretlerden biri yeterli olabilir; hepsinin birlikte bulunması gerekmez:

  • His aylardır sürüyor ve sizi çevrenizden uzaklaştırıyor: davetleri geri çeviriyor, mesajları yanıtsız bırakıyorsunuz.
  • İş, taşınma, ilişki ya da çocuklarla ilgili bir karar “hangi tarafa göre?” sorusunda kilitlenmiş durumda.
  • Bu konu eşinizle ya da ailenizle aynı tartışmaya dönüşüyor.
  • Kendinize duyduğunuz güven sarsıldı; özgüven eksikliğinin ilişkilere etkisi yazısındaki tabloya benzer şeyler fark ediyorsunuz.
  • Uyku, iştah ya da enerji belirgin biçimde değişti ve umutsuzluk eşlik ediyor.

Son maddedeki belirtileri yalnızca aidiyet duygusuna bağlamayın; bedensel nedenler de olabilir. Bulunduğunuz ülkede bir aile hekimine görünmek yerinde olur. Umutsuzluk ağırsa ya da günlük işleri yapamaz hâle geldiyseniz, gerekli durumlarda psikiyatri hekimleri ile koordineli çalışılmaktadır. Genel bir ölçüt arıyorsanız terapiye ne zaman başvurulur yazısı bu kararı hangi sorularla vereceğinizi ayrıca anlatıyor.

Psikoterapide iki kültür arasındaki his nasıl konuşulur?

Bu konu, ihtiyacınıza göre psikoterapi sürecinin içinde ele alınır ve sizin sorunuza göre şekillenir. Kim olduğunuza dair bir sonuca varmanız ya da iki taraftan birini seçmeniz beklenmez. Çalışma genellikle birkaç adımdan oluşur ve sırası kişiye göre değişir.

Önce his somutlaştırılır. “Hiçbir yerde yerinde değilim” geniş bir cümledir. Görüşmede onu belirli bir ana indirirsiniz: son hafta hangi durumdaydınız, kimin yanında, aklınızdan ne geçti, bedeninizde ve davranışınızda ne oldu? Düşünce ile davranış örüntülerini birlikte inceleyen bilişsel davranışçı yaklaşım ve çözüm odaklı sorular bu aşamada kullanılabilir; hangi yaklaşımın size uyduğu ilk görüşmelerden sonra konuşulur.

Ardından değerler gündeme gelir. Yukarıdaki notun üçüncü satırı, hangi değeri hangi koşulda öne almak istediğinizi görmenize yardımcı olabilir. “Ya burası ya orası” sorusunun yerine “hangi durumda hangi değerim öne geçsin?” sorusunu koymak bazı kişilere nefes aldırır; herkes için aynı sonucu vermeyebilir.

Son olarak bağlar konuşulur: hangi ilişkilerde kendinizi yerinde hissediyorsunuz, hangilerinde kendinizi açıklamak zorunda kalıyorsunuz, yeni bağlar kurmak için hangi küçük adımı atabilirsiniz? Bu çalışmanın sizi “tam ait” hissettireceğine dair bir söz verilemez. Sonuç kişiye göre değişir; amaç, hissin sizi yönetmesi yerine sizin onu tanıyabilmeniz ve kararlarınızı onunla birlikte verebilmenizdir.

Görüşme günü: saat, ortam ve bağlantı

Görüşmeler görüntülü bağlantıyla yapılır ve yaklaşık 60 dakika sürer. Bulunduğunuz yerle Türkiye arasındaki saat farkı randevu sırasında birlikte planlanır; hafta içi akşamı mı, hafta sonunu mu tercih ettiğinizi ilk mesajınızda yazabilirsiniz. Hangi ülkeden bağlanacağınızı ilk mesajda yazmanız yeterlidir; görüşmenin bulunduğunuz yerden uygun olup olmadığı ilk iletişimde netleşir. Saat ve yaşam düzeni ülkeye göre değişen sorular çıkarabilir: ABD ve Kanada’da Türkçe online psikoterapi, Körfez’de Türkçe online psikoterapi ve Almanya’da Türkçe psikolojik destek rehberleri bu konuları ayrıca ele alıyor.

Hangi odadan bağlanacağınızı, o sırada evde kimlerin olacağını ve konuşmanızı duyup duyamayacaklarını önceden düşünmek rahat konuşmanızı kolaylaştırır; kulaklık bazı kişilere yardımcı olur. Bağlantı kesilirse yeniden bağlanmayı denersiniz; böyle durumlarda neyin nasıl yapılacağını ilk görüşmede sorabilirsiniz. Seansın nasıl işlediğini online psikoterapide seans süreci, bu biçimin size uyup uymadığını online terapinin kimlere uygun olduğu yazısı anlatıyor.

İlk mesajı nasıl yazarsınız?

İlk mesajın tek cümle olması yeterlidir. İş çıkışı bir durakta beklerken telefondan kısa bir not yazmak da bir başlangıçtır; ayrıntıları görüşmede anlatırsınız. Şuna benzer bir mesaj işinizi görür:

Akşamüstü ıslak bir tramvay durağında bekleyen bir kadın, omzunda çanta, telefonuna kısa bir mesaj yazıyor.

Merhaba, yurt dışında yaşıyorum. “Ne burada ne orada” hissi günlük hayatımı yoruyor. Türkçe online görüşme hakkında bilgi almak istiyorum. Hafta içi akşam saatleri bana uygun.

Yaşadığınız ülke ve şehir, uygun olduğunuz gün ve saat aralığı bilgi için yeterlidir. Ne yaşadığınızı ayrıntılı yazmanız gerekmez. Yanıt almak, görüşmeye başlamak anlamına gelmez; düşünmek için zaman ayırabilirsiniz.

İlk görüşmede ne olur?

İlk görüşme ayrıntılı bir tanışmadır: neden başvurduğunuz, bu hissin ne zamandır sürdüğü, hayatınızın hangi alanlarını etkilediği ve nasıl bir değişiklik istediğiniz konuşulur. Not hazırladıysanız okuyabilirsiniz; hazırlamadıysanız bu hissi yaşadığınız tek bir anı anlatabilirsiniz. Sürecin nasıl ilerleyebileceği ve ödeme gibi pratik konularda da bilgi alırsınız. Devam kararı sizindir.

Acil bir durumda ne yapmalısınız?

Kendinize zarar vermeyi düşünüyorsanız, bir planınız varsa ya da hemen müdahale gerektiren bir tehlike söz konusuysa planlı görüşmeyi ya da bir mesajın yanıtını beklemeyin. Bulunduğunuz ülkede geçerli olan acil yardım numarasını arayın veya en yakın acil servise gidin. Numara ülkeden ülkeye değişebilir; önceden öğrenip telefonunuza kaydetmek işe yarayabilir. Mümkünse yalnız kalmamaya çalışın ve güvendiğiniz birine haber verin. Planlı bir online görüşme acil yardımın yerini tutmaz.

Görüşme hakkında bilgi almak için

En kolay başlangıç, WhatsApp’tan görüşme biçimi ve uygun saatler hakkında kısa bir mesaj bırakmaktır. Konuşmayı tercih ederseniz 0543 108 25 76 numarasını arayabilir ya da randevu talebi bırakabilirsiniz. Görüşme biçimini online psikoterapi sayfasında da görebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Türkiye’ye dönmek ya da bulunduğum ülkede kalmak bu hissi bitirir mi?

Buna baştan “evet” ya da “hayır” denemez. Nerede yaşayacağınız kararı ile aidiyet duygusu iki ayrı konudur; his yer değişince hafifleyebilir, yeni yerde başka bir biçimde de sürebilir. Görüşmede karar vermeniz beklenmez; kararı verirken hangi duyguların sizi yönlendirdiğini ayırt etmeye çalışırsınız.

Eşim ya da ailem bu hissi anlamıyor; onlara nasıl anlatabilirim?

“İçim iki yerde” gibi geniş bir cümle yerine tek bir anı anlatmak daha kolay anlaşılır: “Geçen hafta o toplantıda şunu hissettim.” Ne istediğinizi de söylemeniz işe yarayabilir; çözüm mü, yalnızca dinlenmek mi? Eşinizle yakınlık konusunda zorlanıyorsanız ilişkilerde duygusal yalnızlık yazısı bir başlangıç olabilir.

Doğup büyüdüğüm ülkede de Türkiye’de de yabancı hissediyorum; bu da konuşulabilir mi?

Evet. Bu his yalnızca sonradan göç edenlere özgü değildir; doğup büyüdüğünüz yerle ailenizin köken aldığı yer aynı olmayabilir ve iki yerde de kendinizi yerli hissetmemek anlaşılır bir durumdur. Görüşmede bunun hangi anlarda, kimlerin yanında belirginleştiğine bakılır.

Irkçılık ya da ayrımcılık yaşadım; bu görüşmenin konusu olabilir mi?

Olabilir. Dışlanma deneyimi, aidiyet duygusunu ve kendinize bakışınızı etkileyebilir; yaşadığınız olayın size ne hissettirdiği görüşmede konuşulur. Dünya Sağlık Örgütü’nün göçmen ve mülteci sağlığı bilgi notunda dil ve kültürel engellerin ve kurumsal ayrımcılığın sağlık hizmetlerine erişimi zorlaştırabildiği belirtiliyor. Olay hukuki ya da kurumsal bir sorunsa bulunduğunuz ülkedeki ilgili kuruluşlara başvurmak ayrı bir yoldur; psikoterapi hukuki danışmanlığın yerini tutmaz.

Bu his depresyon belirtisi mi, bana tanı konabilir mi?

Bu görüşmeler tanı koymaz ve his tek başına bir tanı değildir. Umutsuzluk, uyku ve iştah değişimi ya da işlevde belirgin düşüş eşlik ediyorsa bir hekim değerlendirmesi almak yerinde olur. Görüşmede neyin sizi yorduğunu ve bir hekime ne zaman başvurmanın uygun olabileceğini birlikte konuşabilirsiniz.

Çocuğum “ben Türk müyüm, buralı mıyım?” diye soruyor; ne yapabilirim?

Bu yazı yetişkinler için hazırlandı; çocuğunuzun sorusuna hemen bir yanıt vermek zorunda değilsiniz. Önce merak ettiği şeyi sormak ve acele etmeden dinlemek bir başlangıç olabilir. Soru okulu, arkadaşlıklarını ya da uykusunu etkiliyorsa okulun rehberlik servisi ve çocuğun hekimi ilk başvuru yerleri olabilir.

Kaç seans gerekir, ne sıklıkla görüşülür?

Bu kişiye ve konuya göre değişir; baştan sayı verilmez. Aidiyet gibi geniş bir konuda hedefi küçük tutmak planı kolaylaştırır; örneğin bir ilişkiyi, bir kararı ya da bir ziyaretin zorluğunu ele alabilirsiniz. Sıklık ve süre ilk görüşmelerden sonra birlikte belirlenir ve süreç içinde gözden geçirilebilir.

Ödeme, fatura belgesi ve sigorta konusunda ne yapmalıyım?

Randevuda bilgi verilir; ayrıntılı bilgi için arayınız (0543 108 25 76). Genel ücret bilgisi için psikoterapi ücretleri sayfasına bakabilirsiniz. Sigorta ya da kurum desteği düşünüyorsanız önce ilgili kurumunuzdan teyit edin.

Görüşmeyi yürüten kişinin unvanı nedir, ilaç yazabilir mi?

Mehmet Ulubey Psikoterapist ve Psikolojik Danışman olarak çalışır; ilaç yazmaz. İlaç ya da tıbbi değerlendirme gerekiyorsa bu bir hekimin işidir. Mesleklerin farkını psikolojik danışman ile psikolog arasındaki fark yazısında bulabilirsiniz.

Türkçe görüşme hakkında bilgi alın

Yurt dışından WhatsApp’tan kısa bir mesaj yazarak Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey ile Türkçe online görüşme biçimi ve uygun saatler hakkında bilgi isteyebilirsiniz.

Bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Bu yazı tanı ve tedavinin yerini tutmaz.

Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Yazar

Psikoterapist Mehmet ULUBEY

Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.

Yazar Hakkında
Bu yazıyı paylaş
WhatsApp Facebook X LinkedIn E-posta

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.

İlk görüşü siz paylaşın

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Görüşünüz incelendikten sonra yayına alınır.

Kişisel sağlık bilgisi paylaşmayınız. Bu alan bir danışmanlık kanalı değildir; randevu için iletişim sayfasını kullanın.

İlgili yazılar

Tüm Makaleler
Kişisel Gelişim

Adana’da Çocuklarda Özgüven Eksikliği ve Sosyal Kaygı

Çocuklarda özgüven eksikliği ile sosyal kaygının nasıl fark edildiği, kaçınma döngüsü, evde uygulanabilecek cesaret…
Kişisel Gelişim

Üstün Potansiyelli (Üstün Zekâlı) Çocuğun Ebeveyni Olmak: Asenkron Gelişim ve Günlük Zorluklar

Üstün potansiyelli çocukta asenkron gelişimin evde nasıl göründüğü, ebeveynin yaşadığı günlük zorluklar, 'üç yaş'…
Kişisel Gelişim

Yurt Dışında Serbest ve Uzaktan Çalışanlar İçin Belirsizlik Kaygısı, İzolasyon ve Motivasyon Düşüşü

Yurt dışında serbest ve uzaktan çalışırken ev–iş çizgisinin silinmesi, gelir ve iş akışı belirsizliği,…
4,9 406+ Google yorumu
WhatsApp Hemen Ara