TEL0543 108 25 76 4,9(406+) Mağaza Ziyaretçi Defteri
Psikolojik Sorunlar

Adana Kaygı Bozukluğu: Sürekli Endişe ve Korkuyla Baş Etmek

Adana'da sürekli endişe ve kaygı için psikoterapi süreci: yaygın kaygı, sosyal kaygı ve panik ayrımı, ilk görüşme, bilişsel davranışçı yaklaşım, gün içi ve gece düşünce döngüsü, hekim değerlendirmesi.

Psikoterapist Yayımlandı 15 dakika okuma
Kırmızı ışıkta bekleyen sürücü direksiyonda iki elini tutuyor, bakışı ileride dalgın ve düşünceli.

Kırmızı ışıkta beklerken bile zihniniz boş durmuyor: yarınki toplantı, çocuğun okul dönüşü, ödenecek fatura, cevapsız kalan bir mesaj. Biri bitince diğeri sıraya giriyor. Bedeniniz arabada ama kafanızın içinde on farklı “ya şöyle olursa” senaryosu aynı anda oynuyor. Dışarıdan bakan sizi sakin, hatta düzenli biri sanıyor; siz ise akşam eve geldiğinizde tükenmiş hissediyorsunuz.

Adana kaygı bozukluğu diye arama yapıyorsanız, büyük ihtimalle bu sürekli endişenin “normal” olup olmadığını ve bununla ne yapılabileceğini merak ediyorsunuz. Kısa cevap şu: Sürekli endişe, kişinin zayıflığı ya da abartısı değildir; psikoterapide ele alınabilecek bir örüntüdür. Süreç, ilk görüşmede yaşadıklarınızın ayrıntılı biçimde dinlenmesiyle başlar. “Kaygı bozukluğu” gibi bir tanı adının size uyup uymadığını ise yalnızca uzman değerlendirmesi belirler; bu tanı, bir yazı ya da internet testi üzerinden konulamaz.

Aşağıda sürekli endişenin günlük yaşamda nasıl göründüğünü, yaygın kaygı, sosyal kaygı ve panik arasındaki farkı, Adana’da psikoterapi sürecinin nasıl ilerlediğini, bilişsel davranışçı yaklaşımın rolünü, hekim değerlendirmesinin yerini ve ilk görüşmeye nasıl hazırlanabileceğinizi bulacaksınız. Kaygının genel çerçevesini okumak isterseniz anksiyete nedir, belirtileri ve tedavisi yazımız bu yazıyı tamamlar; burada asıl soru “peki bir uzmanla çalışmak nasıl görünür?” sorusudur.

Sürekli Endişe: Yoğun Bir Dönem mi, Süregelen Kaygı mı?

Herkes zaman zaman endişelenir. Sınav haftası, iş değişikliği, bir yakının hastalığı ya da taşınma döneminde kaygı artar ve koşullar yatışınca azalır. Bu, insanın kendini korumaya çalışan doğal bir tepkisidir.

Süregelen kaygıda ise tablo biraz farklı görünür. Endişenin konusu sürekli değişir ama endişe duygusu yerinde durur: bir konu çözülür gibi olunca zihin hemen bir sonrakini bulur. Kişi “bir şeyler ters gidecek” hissinden kolay kurtulamaz, bunu durdurmak için çaba harcadıkça yorulur. Uzmanlar bu tabloyu bazen “kaygı bozukluğu” başlığı altında değerlendirir; ancak bu ad, bir etiketten çok bir değerlendirme sonucudur.

Burada net bir sınır koymak gerekir: Hangi tanı adının size uyduğunu bir yazı, bir liste ya da bir internet testi belirlemez. Tanıyı uzman değerlendirmesi koyar. Psikoterapist ve Psikolojik Danışman olarak Mehmet Ulubey’in görüşmedeki işi, yaşadıklarınızı ayrıntılı biçimde anlamak, günlük yaşamınıza etkisini görmek ve size uygun yolu planlamaktır. Tıbbi bir değerlendirme gerekiyorsa, bu sizi bir hekime yönlendirmeyi de içerir.

Sürekli Endişe Nasıl Hissettirir?

Kaygı herkeste aynı görünmez. Bazılarında zihinde, bazılarında bedende, bazılarında davranışlarda öne çıkar. Aşağıdaki anlardan bazıları size tanıdık geliyorsa, yalnız olmadığınızı görmek bile ilk adımın bir parçası olabilir:

  • Sürekli “ya şöyle olursa” düşüncesi: Henüz yaşanmamış bir durumu zihinde defalarca baştan sona oynamak; her ihtimale hazır olma çabasıyla yorulmak.
  • Karar vermekte zorlanmak: Küçük bir seçim için bile saatlerce düşünmek, sonra yine de “yanlış mı yaptım?” diye dönüp durmak.
  • Bedenin sürekli teyakkuzda olması: Omuzlarda ve çenede gerginlik, huzursuzluk, kolay yorulma, mide ya da göğüste sıkışma hissi. Bedensel belirtilerin kaygıyla ilişkisini kaygı bedeninizi nasıl etkiliyor yazısında okuyabilirsiniz.
  • Dinlenememek: Tatilde, akşam sofrasında ya da sevdiğiniz bir işle uğraşırken bile “bir şeyi unutuyorum” duygusu.
  • Güvence aramak: Aynı soruyu yakınlara tekrar tekrar sormak, “değil mi?” diye onay beklemek; yanıtı aldıktan kısa süre sonra kuşkunun geri dönmesi.
  • Kaçınmak ya da ertelemek: Endişe uyandıran bir telefonu, e-postayı, işi ya da görüşmeyi sürekli sonraya bırakmak.

Bu belirtilerin olması otomatik olarak bir tanı anlamına gelmez; ayrıca benzer yakınmalar başka durumlardan da kaynaklanabilir. Önemli olan, tablonun ne kadar sürdüğü ve işinizi, ilişkilerinizi, uykunuzu ve keyif alma kapasitenizi ne kadar etkilediğidir. Uzun süredir devam eden, sizi yoran ve “kendi kendime geçer” diye beklediğiniz hâlde geçmeyen bir endişe, bir uzmanla konuşmak için yeterli bir nedendir. Süregelen endişenin hayatı nasıl daralttığı kronik kaygı hayatınızı ele mi geçirdi yazısında ayrıca anlatılıyor.

Yaygın Kaygı, Sosyal Kaygı ve Panik: Kısa Bir Ayrım

Kaygı tek bir görünümde karşımıza çıkmaz. Üç yaygın görünümü kısaca ayırmak, ilk görüşmede kendinizi anlatmanızı kolaylaştırır:

  • Yaygın kaygı: Endişe belirli bir tek nesneye bağlı değildir; iş, sağlık, aile, para gibi pek çok alana yayılır ve çoğu zaman gündelik hayatın arka planında sürer.
  • Sosyal kaygı: Endişe, başkalarının önünde değerlendirilme, yargılanma ya da rezil olma korkusunda toplanır. Toplantıda konuşmak, tanımadığınız biriyle sohbet etmek ya da bir sofrada yemek yemek zorlayıcı olabilir. Ayrıntı için sosyal anksiyete nedir yazısına bakabilirsiniz.
  • Panik: Kaygı ani, yoğun ve bedensel belirtilerle, dakikalar içinde zirve yapan dalgalar hâlinde gelir. Bu görünüm kendi başına bir yazıyı hak ediyor; panik atak belirtilerini ve psikoterapi sürecini Adana panik atak tedavisi yazımızda ayrıntılı bulabilirsiniz.

Gerçek yaşamda bu görünümler iç içe geçebilir. Birinde sosyal kaygı ağır basarken aynı kişi arada panik dalgaları da yaşayabilir. Bu yüzden hangisine uyduğunuzu kendiniz çözmeye çalışmanıza gerek yok; ilk görüşmede yaşadığınız anları anlatmanız, ayrımın yapılması için yeterli bir başlangıçtır.

İlk Görüşmede Neler Olur?

“Gidersem ne olacak, ne soracaklar?” belirsizliği, çoğu zaman randevuyu geciktiren asıl engeldir. Bu belirsizlik kaygılı biri için ayrıca zorlayıcıdır; çünkü belirsizlik, kaygıyı artırabilir. Bu nedenle sürecin nasıl işlediğini önceden bilmek yararlıdır.

İlk seansta ayrıntılı bir anamnez alınır; yani öykünüz dinlenir. Seans yaklaşık 60 dakikadır. Kaygının ne zaman başladığı, hangi durumlarda arttığı, bedeninizde nasıl göründüğü, uykunuz, iş ve ilişkileriniz, daha önce neler denediğiniz, ailede benzer yakınmaların olup olmadığı ve kullandığınız ilaçlar gibi konular konuşulur. Burada “doğru cevap” yoktur; neyi ne kadar paylaşacağınızı siz belirlersiniz.

İlk görüşmenin odağı öykünüzü anlamak ve uygun sonraki adımı planlamaktır. Önce tablonun bir resmini birlikte çıkarır, ardından “Sizin için en uygun adım nedir?” sorusuna yanıt ararız. Psikoterapi sürecinin genel çerçevesini psikoterapi ve psikolojik danışmanlık hizmetleri sayfasında görebilirsiniz. Bu yanıt bazen düzenli psikoterapi, bazen önce bir hekim değerlendirmesi, bazen de ikisinin birlikte yürümesi olabilir. Görüşmenin genel havası hakkında fikir edinmek için Adana’da psikolog ile ilk seans deneyimi yazısına göz atabilirsiniz.

Gün İçi ve Gece Düşünce Döngüsü: Zihin Neden Durmuyor?

Kaygılı zihin, gündüz iş ve telaşla bastırılmış gibi görünse de çoğu zaman gece sessizlik başlayınca yeniden devreye girer. Işıklar kapandığında, ev sessizleştiğinde ya da gece yarısı su içmek için kalktığınızda, gün içinde yetişemediğiniz endişeler sırayla akla gelebilir.

Gece loş mutfakta elinde su bardağıyla duran kadın, balkon kapısının ardındaki karanlığa dalgın bakıyor.

Gün içinde endişe daha çok “yapılacaklar” kılığında gelir: listeyi zihinde sürekli güncellemek, her şeyi kontrol altında tutmaya çalışmak. Geceleri ise sorular daha çok “ya”lı cümlelere döner. Bu iki saat dilimi birbirini besleyebilir: Geceyi iyi geçirmemiş biri ertesi gün daha kırılgandır, kırılgan bir gün de gece için daha fazla malzeme üretir. Uyku ile kaygı arasındaki bu karşılıklı ilişkiyi kaygı ve uykusuzluk döngüsü yazısında ayrıca ele aldık; burada yalnızca şunu vurgulayalım: İlk görüşmede uykunuzun nasıl olduğunu mutlaka anlatın, çünkü bu, çalışmanın planlanmasında önemli bir ipucudur.

Bilişsel Davranışçı Yaklaşım: Endişeyle İlişkinizi Değiştirmek

Psikoterapide kaygıyla çalışırken en sık başvurulan yaklaşımlardan biri bilişsel davranışçı terapidir (BDT). Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Servisi (NHS), yaygın kaygı durumlarında genel sağlık sistemince önerilen başlıca tedavilerin konuşma terapileri, bunların arasında genellikle BDT ve ilaçlar olduğunu belirtir; sayfada tedavinin belirtileri yönetmeye yardımcı olabileceği, ancak zaman alabileceği de vurgulanır. NHS’in yaygın kaygı sayfasında bu bilgiyi okuyabilirsiniz. Bu, yöntemin sizin için de aynı biçimde işleyeceği anlamına gelmez; yalnızca yaklaşımın neden sık tercih edildiğini gösterir.

BDT’nin temel mantığı sade bir fikre dayanır: Yaşanan olaylar, bedensel etkenler, olaylara verdiğimiz anlam ve tepkiler kaygıyı etkileyebilir; BDT özellikle düşünce ve davranış örüntüleri üzerinde çalışır. Seanslarda şunlar üzerinde çalışılabilir:

  • Düşünceleri fark etmek: Endişe cümlelerinin (“kesin kötü bir şey olacak”, “bunu kaldıramam”) ne zaman geldiğini ve nasıl göründüğünü yakalamak.
  • Düşüncelerin yapısını incelemek: Zihnin felaket senaryolarına ne kadar hızlı atladığını, belirsizliğe nasıl tepki verdiğini görmek ve bu tepkilere alternatif bakışlar denemek.
  • Kaçınmayı ve güvence aramayı azaltmak: Kısa vadede rahatlatan ama uzun vadede endişeyi güçlendiren davranışları fark etmek, onların yerine daha dengeli adımlar koymak.
  • Beden gerginliğiyle çalışmak: Nefes ve gevşeme gibi becerileri günlük yaşamda uygulanabilir hâle getirmek.

Bu yaklaşımın amacı kaygıyı bütünüyle yok etmek değildir; zaten kaygı, biraz da insanın uyarı sistemidir. Amaç, endişenin sizi yönetmesi yerine sizin onunla farklı bir ilişki kurabilmenizdir. İlerleme hızı kişiden kişiye değişir; kesin bir süre ya da sonuç vaat etmek doğru olmaz. Yönteme dair genel bir bakış için bilişsel davranışçı terapi nedir, seanslar nasıl ilerler yazısını okuyabilirsiniz.

Seanslar Arası Küçük Denemeler: Endişe Zamanı ve Yürüyüş

Psikoterapi yalnızca seans odasında olmaz; asıl pratik, seanslar arasındaki günlerde yapılır. Kaygıyla çalışmada sık anlatılan basit bir deneme “endişe zamanı”dır. Günün belirli bir saatinde on beş dakika ayırıp endişelerinizi kâğıda yazarsınız. Gün içinde bir endişe geldiğinde ise onu bastırmaya çalışmak yerine “bunu akşam yazacağım” diyerek bırakmaya çalışırsınız.

Parkta yürüyüş yolunda rahat adımlarla ilerleyen bir kadın, ceket cebinde küçük bir defterle bakışını ileriye çevirmiş.

İlk başta zor gelebilir; çünkü zihin bir endişeyi ertelemeye alışık değildir. Yine de birçok kişi, endişenin sürekli ve her yerde olmadığını, belirli bir saatte yönetilebildiğini fark edince rahatlama yaşayabilir. Bu denemeyi bir yürüyüşle birleştirmek de mümkündür: Endişe gelince “akşama” deyip adım atmaya devam etmek, dikkatinizi bir an için bedeninize ve çevrenize çevirir. Yazma süresi dolduğunda defteri kapatıp günlük işinize dönmeniz beklenir; süreyi uzatmanız gerekmez. Bu uygulama sıkıntınızı belirgin biçimde artırıyorsa zorlamayın, durumu bir sonraki görüşmede konuşalım.

Bu, her kişide aynı şekilde işleyen bir formül değildir. Hangi denemenin sizin için uygun olduğunu, ne kadar zorlandığınızı ve neyin yardımcı olduğunu seanslarda birlikte değerlendiririz. Zorlanmanız da çalışmanın doğal bir parçasıdır; zorlandığınızı söylemeniz yöntemin bir parçasıdır, başarısızlık göstergesi değildir.

İlk Görüşme İçin Bir Endişe Notu

İlk görüşmeye “iyi anlatabilecek miyim?” kaygısıyla giderseniz, kısa bir not işinizi kolaylaştırır. Birkaç gün boyunca fark ettiğiniz bir iki anı aşağıdaki başlıklarla yazmanız yeterlidir; mükemmel olması gerekmez:

  • Ne zaman: Endişenin arttığı saat ve ortam (sabah uyanınca, iş yerinde, akşam yalnız kalınca, yatarken).
  • Konu: Zihninizde dönen cümle ya da senaryo.
  • Beden: O sırada bedeninizde fark ettikleriniz (gerginlik, çarpıntı, mide sıkışması, uykusuzluk).
  • Tepki: Ne yaptınız (kontrol, ertelemek, birine sormak, kaçınmak).
  • Bedeli: Bu durum işinizden, ilişkilerinizden ya da dinlenmenizden ne götürdü?

Not almak size ağır gelirse, görüşmeye notsuz gelebilirsiniz; bu da yeterlidir. Not, yalnızca ilk anlatımı kolaylaştırmak içindir, bir ödev ya da sınav değildir. “Tepki” ve “bedeli” başlıkları ise görüşmede çalışma hedeflerini belirlemeye yardımcı olur: Kaçındığınız ya da ertelediğiniz şeyler ile hayatınızda kaybettiğiniz alanlar, birlikte nereden başlayacağımızı gösterir.

Hekim Değerlendirmesi ve İlaç Kararı: Kime Ait?

Psikoterapi ile ilaç tedavisi birbirinin rakibi değildir; kimi kişilerde ikisi birlikte yürüyebilir. Ancak ilaç gerekip gerekmediğine, hangi ilacın hangi dozda kullanılacağına yalnızca hekim (psikiyatri uzmanı) karar verir. Psikoterapist ve Psikolojik Danışman olarak Mehmet Ulubey ilaç önermez, ilacı değiştirmez, bırakmanızı ya da azaltmanızı söylemez.

Kaygı bazen bedensel nedenlerle karışabilir; çarpıntı, nefes darlığı, baş dönmesi gibi yakınmalar için önce bir hekime görünmek yerinde olur. Tablo ağırsa, günlük işlevinizi belirgin biçimde bozuyorsa, depresif belirtiler ya da yoğun uyku sorunları da eşlik ediyorsa hekim değerlendirmesi çalışmanın doğal bir parçası olabilir. Zaten ilaç kullanıyorsanız bunu ilk görüşmede paylaşmanız yeterlidir; psikoterapi, ilaç sürerken de yürütülebilir. İki rolü karşılaştırmak için psikolog ile psikiyatrist arasındaki farklar yazısını okuyabilirsiniz.

Yakınlar Süreçte Ne Yapabilir?

Kaygı çoğu zaman bir aile meselesine de dönüşür. Yakınlar sevgiyle, ama istemeden döngüyü besleyebilir: Aynı soruyu yüzüncü kez yanıtlamak, kişinin endişe duyduğu durumlardan onu sürekli uzak tutmak ya da onun yerine karar vermek bu davranışlardandır. Bu, yakınların kusuru değildir; sevdikleri kişinin sıkıntısını azaltmak için doğal bir tepkidir.

Yargılamadan dinlemek, “abartıyorsun” ya da “boş ver” gibi cümlelerden kaçınmak ve kişinin zorlandığı adımları atarken yanında olmak yararlı olabilir. Şöyle bir cümle işe yarayabilir: “Bu endişe senin için gerçek, buradayım; ama bu soruyu bir kez daha yanıtlamanın sana iyi geldiğinden emin değilim.” Bu dengeyi tek başına kurmak zor olabilir; ihtiyaç hâlinde yakınların da görüşmeye katılması, sizin onayınızla ve neyin paylaşılıp neyin paylaşılmayacağı önceden konuşularak planlanabilir.

Adana’da Yüz Yüze mi, Online mı?

Adana ve Çukurova’da yüz yüze görüşme yapılır. Hatay, Mersin, Osmaniye, Kahramanmaraş ve Gaziantep gibi çevre illerden Adana’ya gelerek de görüşebilirsiniz. Türkiye’nin her yerinden online psikolojik danışmanlık da mümkündür. Yüz yüze ve online görüşmenin ücreti aynıdır; güncel bilgi için psikoterapi ücretleri sayfasına bakabilirsiniz.

Hangisinin size uygun olduğuna, yol ve zaman koşullarınıza, sakin bir ortamda görüşme imkânınıza ve kendinizi hangisinde rahat hissettiğinize göre birlikte karar veririz. Kaygılı biri için “yola çıkmak” ya da “kameraya bakmak” başlı başına bir engel gibi görünebilir; bunu da görüşmede açıkça söyleyebilirsiniz.

Hangi Durumda Beklememelisiniz?

Sürekli endişe çoğu zaman planlı bir randevuyla ele alınır; ancak bazı durumlar beklemeyi gerektirmez.

Acil destek gerektiren durumlar

Kendinize zarar verme düşünceniz varsa, kendinizi güvende hissetmiyorsanız ya da bir başkasına zarar verme riski hissediyorsanız 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayın ya da en yakın acil servise gidin. Bir yakınınız bu durumdaysa, güvenliğinizi tehlikeye atmadan yanında kalın ve 112’den yardım isteyin. Göğüs ağrısı, nefes alamama ya da bayılma gibi bedensel belirtilerde de önce acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır.

Geciktirilmemesi gereken değerlendirme

Endişe haftalardır günün büyük bölümünü alıyorsa, işinize gitmenizi ya da evden çıkmanızı engelliyorsa, uykunuzu belirgin biçimde bozuyorsa, kendinizi umutsuz ya da çökmüş hissediyorsanız randevuyu uzun süre ertelemeyin. Alkol ya da başka maddelerle sıkıntıyı yatıştırmaya başladıysanız bunu da görüşmede paylaşmanız önemlidir.

İlk Adımı Atmak İçin

Sürekli endişeyle yaşayan biri çoğu zaman “daha ağır sorunu olan insanlar var, benimki yüzünden randevu almak abartı olur” diye düşünür. Oysa destek istemek için başkalarıyla karşılaştırma yapmanız gerekmez; sizi yoran bir durum, yardım istemek için yeterli bir nedendir. “Bir gün kendiliğinden geçer” diye beklerken zihin her gün aynı döngüyü yeniden kurar; bunu bir uzmana anlatmak ise döngüyü ilk kez dışarıdan görmenizi sağlayan küçük bir adımdır. Bu bir karar vermeniz anlamına gelmez.

İlk temasın amacı basittir: Bir telefon ya da mesajla görüşme biçimini ve uygun zamanı öğrenirsiniz. İlk seansta ayrıntılı bir anamnez alınır; öykünüz dinlenir, size uygun yolun ne olduğu birlikte konuşulur. Uzun süreçler için paket programları da bulunur; ayrıntılar için ofisle görüşebilirsiniz. Bireysel danışmanlık randevusu sayfasına geçebilir, 0543 108 25 76 numarasını arayabilir ya da aynı numaradan WhatsApp’ta yazabilirsiniz; ilk mesajınızda yalnızca görüşme biçimini ve uygun zamanı sormanız yeterlidir.

Sık Sorulan Sorular

Adana’da kaygı bozukluğu için nereye başvurulur?

Psikoterapi için bir Psikoterapist ya da Psikolojik Danışmanla, ilaç değerlendirmesi için bir psikiyatri uzmanı hekimle görüşülür. İkisi birbirini tamamlayabilir. Mehmet Ulubey’in psikoterapi süreci ilk görüşmedeki anamnez ile başlar.

Sürekli endişelenmek kaygı bozukluğu anlamına mı gelir?

Tek başına endişelenmek bir tanı anlamına gelmez. Endişenin ne kadar sürdüğü, ne kadar yaygın olduğu ve günlük yaşamı ne kadar etkilediği önemlidir. Tanıyı uzman değerlendirmesi koyar; yazılardan ya da internet testlerinden çıkarılan sonuç yeterli değildir.

Kaygı psikoterapiyle geçer mi?

Kesin bir sonuç vaat etmek doğru olmaz. Birçok kişide psikoterapi, endişenin günlük yaşamı daha az kaplamasına ve kişinin onunla daha rahat başa çıkmasına yardımcı olabilir. İlerleme hızı, belirtilerin ağırlığına ve kişiye göre değişir.

Kaç seans gerekir?

Herkese uyan bir sayı yoktur. Süre ve seans sıklığı, belirtilerin ağırlığına, yaşam koşullarına ve ilerleyişe göre birlikte planlanır. Uzun süreçler için paket programları bulunur; ayrıntılar için ofisle görüşebilirsiniz.

İlaç kullanmak zorunda mıyım?

Bu kararı hekim verir; her kişide ilaç gerekmeyebilir. Psikoterapist ya da Psikolojik Danışman ilaç önermez ya da değiştirmez. İlaç kullanıyorsanız bunu ilk görüşmede paylaşmanız yeterlidir.

İlk görüşmede her şeyi anlatmak zorunda mıyım?

Hayır. Neyi ne kadar paylaşacağınız size aittir. “Sürekli endişeliyim ve yoruldum” diyerek başlamanız yeterlidir; ayrıntılar süreç içinde birlikte açılır.

Online görüşme benim için uygun mu?

Birçok kişi için online görüşme uygun bir seçenektir; özellikle Adana dışında yaşayanlar için. Hangi biçimin size uygun olduğuna birlikte karar verilir. Online ve yüz yüze görüşmenin ücreti aynıdır.

Sürekli endişe için ilk görüşmeyi planlayalım

Yaşadıklarınızı düzenli anlatmanız gerekmez. Görüşme biçimini ve uygun zamanı öğrenmek için WhatsApp'tan yazmanız yeterli.

Bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Bu yazı tanı ve tedavinin yerini tutmaz.

Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Yazar

Psikoterapist Mehmet ULUBEY

Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.

Yazar Hakkında
Bu yazıyı paylaş
WhatsApp Facebook X LinkedIn E-posta

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.

İlk görüşü siz paylaşın

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Görüşünüz incelendikten sonra yayına alınır.

Kişisel sağlık bilgisi paylaşmayınız. Bu alan bir danışmanlık kanalı değildir; randevu için iletişim sayfasını kullanın.

İlgili yazılar

Tüm Makaleler
Psikolojik Sorunlar

Adana MOXO Testi: Dikkat Değerlendirmesi Kimlere Uygulanır?

Adana'da MOXO dikkat testini düşünenler için rehber: testin kimlere uygulandığı, önce bakılması gereken başka…
Psikolojik Sorunlar

Adana Depresyon Tedavisi: Belirtiler ve Psikoterapide Süreç

Adana'da depresyon: gündelikte görünüşü, enerji-uyku-iştah değişimleri, kaygıdan farkı, hekim değerlendirmesinin yeri, ilk görüşme ve…
Psikolojik Sorunlar

Adana Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Değerlendirmesi

Adana’da DEHB değerlendirmesi adım adım: ilk görüşme ve anamnez, ev ve okul bilgisi, MOXO…
4,9 406+ Google yorumu
WhatsApp Hemen Ara