Oturum ve Çalışma İzni Yenileme Dönemlerinde Belirsizlik Kaygısı: Gelecek Planı Yaparken Ruhsal Denge
Oturum ya da çalışma izni yenileme döneminde belirsizlik kaygısı: bekleme anındaki beden tepkisi, kontrol döngüsü, “ya olmazsa” düşünceleri, üç tepsiyle gelecek planı ve ne zaman destek düşünülebileceği.
Oturum ya da çalışma izni yenileme döneminde yükselen kaygı, sonucu bilmemenin yarattığı belirsizliğe verilen bir tepki olabilir ve kişiden kişiye değişir. Bu yazı hukuki süreci değil, bekleme dönemindeki beden tepkisini ve plan yapma güçlüğünü ele alıyor. Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey ile Türkçe online görüşebilirsiniz; yüz yüze görüşme yalnızca Adana Çukurova Yüzüncüyıl Mahallesi’ndeki ofistedir.
Önce bir şey sormak isterseniz WhatsApp’tan yaşadığınız ülkeyi ve uygun olabileceğiniz saatleri yazabilirsiniz.
Posta kutusunu açmadan önceki beş saniyede bedeninize ne oluyor?
Apartmanın girişinde posta kutusunun kapağına elinizi uzatmışsınız ama henüz açmamışsınız. Ya da telefonda yeni bir ileti bildirimi var ve ekranı çevirmeden önce duruyorsunuz. İçinde yenilemeyle ilgili bir haber olabilir, olmayabilir de. O beş saniyede avuçlarınız soğuyabilir, midenizde bir düğüm oluşabilir, nefesiniz yüzeyselleşebilir. Bazen de bakmayı ertesi güne ertelersiniz.
Bu tepkiler zayıflık anlamına gelmez. Beden, gelecekteki bir olasılığa tehlike karşısındaymış gibi hazırlanıyor olabilir. Haber hâlâ zarfın ya da ekranın içindedir, ama bedeniniz çoktan yanıt vermeye başlamıştır.
O anda küçük bir şey deneyebilirsiniz: elinizdekini bir an bırakın, ayaklarınızı zemine basın ve nefesinizi verirken biraz daha uzatın. Bu, haberin içeriğini değiştirmez ve kaygıyı bitirmez; yalnızca bedeninize bir an tanır. Beden tepkisi gün boyu sürüyor ya da panik düzeyine çıkıyorsa yurt dışında panik atak yaşamak yazısı belirtileri ve ilk adımları ayrıca anlatıyor.
Sonucu bilmemek neden bazen kötü bir sonucu bilmekten daha yorucu gelir?
Kesin bir haber, kötü olsa bile, üzerine düşünülecek bir zemin verir. Belirsizlikte zemin yoktur ve zihin boşluğu doldurmaya çalışır. Psikolojide sonucu bilmeden yaşayabilme kapasitesine belirsizliğe tahammül denir. Bu kapasite kişiden kişiye, hatta aynı kişide dönemden döneme değişir; güçlü ya da zayıf olmakla ilgisi yoktur. Uykusuz geçen bir hafta ya da başka bir yük de onu daraltabilir.
Bekleme döneminin tanıdık bir döngüsü olabilir: kaygı yükselir, gelen kutusu ya da posta kontrol edilir, bir şey yoktur, kısa bir rahatlama gelir. Birkaç saat sonra kaygı geri döner ve kontrol yeniden başlar. Her kontrol anlık rahatlama verir, ama zihne “bakmadan duramam” mesajını da verebilir.
Bu döngüyü kırmanın bir yolu kontrolü yasaklamak değil, zamana yaymaktır. Bakacağınız saatleri önceden belirleyebilirsiniz: sabah bir kez, akşam bir kez gibi. Bu saatler resmî bildirimlerin ve süreli işlemlerin takibini aksatmayacak biçimde seçilmelidir; kurumun size bildirdiği süreler için yalnızca yetkili kaynağın bilgisine güvenin. Aradaki saatlerde telefon ya da posta kutusu “bakılacak yer” olmaktan çıkar. İlk günler zor geçebilir. Yine de bir saat kuralı, “şimdi bakmalı mıyım” sorusunu gün boyunca yeniden tartışmaktan sizi bir ölçüde koruyabilir.
“Ya olmazsa” düşünceleri plan mıdır, yoksa dönen bir döngü müdür?
“Ya olmazsa” düşüncesi iki farklı iş görebilir. Planlama olduğunda bir soru sorar ve bir sonraki adımı bulur: “Böyle bir durumda kime danışırım?” Döngü olduğunda ise aynı soruyu sorar ve yanıt bulamadan yeniden başlar; gece yarısı, duşta ya da yürürken, hep aynı cümleyle. İlkinin sonu vardır, ikincisinin yoktur.

Çoğu insan yedek plan yapmaktan çekinir. “Düşünürsem olumsuz ihtimale inanmış olurum” duygusu bunun nedeni olabilir. Oysa yedek planı düşünmek, olumsuz bir şeyin olacağını kabul etmek anlamına gelmez. Yalnızca zihinde kontrolsüz dolaşan bir soruyu kâğıda taşır. Yedek planın içeriği, yani hangi seçeneklerin açık olduğu ya da hangi sürelerin geçerli olduğu bu yazının konusu değildir. Bunlar için yetkili kuruma ya da göçmenlik hukuku alanında çalışan bir avukata başvurabilirsiniz. Burada sorulan tek şey, bu soruyla zihninizin nasıl yaşadığıdır.
Bunu denemek için “endişe penceresi” diyebileceğimiz basit bir düzen var:
- Günün belirli bir saatine, uykudan uzak bir zamana yirmi dakika ayırın. Akşam yemeğinden önce olabilir.
- Telefonu yüzü aşağı çevirin ve önünüze yalnızca bir kâğıt koyun. Bu yirmi dakikada aklınıza gelen tüm “ya olmazsa” cümlelerini yazın.
- Her cümlenin yanına iki işaretten birini koyun: “şimdi yapabileceğim bir şey var” ya da “yalnızca beklemek var”.
- “Şimdi yapabileceğim bir şey var” diye işaretlediğiniz cümlelerden yalnızca birini seçin. Yanına yapılacak somut işi ve ne zaman yapacağınızı yazın: “Yarın öğleden önce kuruma soracağım soruların listesini hazırlarım” gibi. Bir cümlede bir iş yeterlidir; geri kalanlar yarın için bekleyebilir.
- Süre dolunca kâğıdı katlayıp bir çekmeceye koyun ve çekmeceyi kapatın. Gün içinde ya da gece aynı düşünce geldiğinde “bunun için penceremde yerim var” demeyi deneyin.
Yöntem endişeyi ortadan kaldırmaz; endişeye bir yer ve saat verir. Bir hafta kadar denediğinizde “yapabileceğim bir şey var” sütununun boş mu dolu mu kaldığına bakabilirsiniz. “Yalnızca beklemek var” sütunu ağır basıyorsa bu, bekleme dönemini nasıl taşıyacağınızı görüşmeye getirmek için bir malzeme olabilir.
Düşünceleriniz özellikle Türkiye’ye dönüş yönüne kayıyorsa, bu başlı başına bir karar konusudur. Türkiye’ye dönmeyi düşünenlerde kararsızlık yazısı bu soruya ayrıca bakıyor.
Eşinizle ve çocuklarınızla belirsizliği nasıl konuşabilirsiniz?
Belirsizlik evdeki herkesi etkiler ama herkes aynı biçimde taşımaz. Biriniz sürekli konuşmak, öbürünüz hiç konuşmamak isteyebilir. Konunun her akşam yemeğine sızması da, hiç konuşulmaması da zamanla yorabilir. Haftada bir kez, kısa ve önceden söylenmiş bir “durum konuşması” belirlemek, konunun her ana yayılmasını azaltabilir. Partnerinize “ne olacak” yerine “şu an en çok neyi taşıyorsun” diye sormak da konuşmayı yargıdan uzak tutabilir.
Çocuklar kelimeleri anlamasalar da gerginliği fark edebilir. Yaşa göre değişmekle birlikte iki şey çoğu zaman yardımcı olur: durumu çocuğun anlayacağı kadarıyla söylemek (“Bir kâğıdın yanıtını bekliyoruz, henüz bilmiyoruz”) ve yanıtınız yoksa uydurmamak (“Bilmiyorum, ama öğrenince sana söylerim”). “Hiçbir şey olmayacak” gibi kesin sözler bugünü yatıştırabilir; sonuç farklı çıkarsa çocuğun size olan güvenini zorlayabilir. Çocuğunuzun uykusunda, okula isteğinde ya da davranışında belirgin bir değişiklik görürseniz okulun rehberlik birimi ya da çocuk sağlığı alanında çalışan bir hekim ilk başvuru noktası olabilir. Aile üyelerinin yeni bir ülkeye neden farklı hızlarda uyum sağladığını ailece taşınmak yazısında okuyabilirsiniz.
Gelecek planı yaparken neyi bekletmeli, neyi bekletmemelisiniz?
Yenileme sonucunu beklerken planlar iki uca kayabilir. Ya her şeyi askıya alırsınız (yeni ev, çocuğun okulu, bir iş görüşmesi) ya da hiçbir şey olmuyormuş gibi yoğun bir tempoya girersiniz. Takvimde belirli bir tarihten sonrasının boş kalması birçok insan için tuhaf bir histir; sanki hayat o tarihte duracakmış gibi.

Hangi planın beklemesi gerektiği izninizin hukuki ve idari yönüne bağlıdır ve bu yazı bunu söyleyemez. Bu konuda yetkili kuruma ya da avukata başvurabilirsiniz. Kalan günlerinizi nasıl taşıyacağınız ise üç kâğıt tepsiyle düzenlenebilir:
- Bugün elimde olan: Size bağlı ve tamamlanabilir küçük işler. Bir kuruma yazılacak e-posta, soracağınız soruların listesi ya da hazırlanacak bir belge gibi.
- Haber gelince bakacağım: Haberle birlikte karar verilecek her şey. Bu tepsiye haber gelene kadar dokunmadığınızı kendinize söyleyebilirsiniz.
- Haberden bağımsız sürecek hayat: Yürüyüş, cumartesi kahvaltısı, Türkçe bir telefon görüşmesi, çocukla oyun gibi sonuçtan etkilenmeyen yaşam parçaları.
Üçüncü tepsi çoğu insanda ilk boşalan tepsidir; bekleme dönemi hayatı küçültmeye başlar. Onu doldurmak “keyif yapmak” değildir, bekleme sırasında bir yaşam zemini tutmaktır. Bir hafta sonra tepsilere yeniden bakın: hangisi taşıyor, hangisi boş kaldı? Boş kalan tepsi çoğu zaman bir sonraki küçük adımı gösterir.
Belirsizlikle yaşama biçiminiz başka alanlarda da benzer bir iz bırakmış olabilir. İş kaybı sonrasındaki bekleyişi anlatan belirsizlikle baş etmek yazısı, farklı bir olayda aynı döngüyü gösteriyor.
Gruplarda okuduğunuz hikâyeler kaygıyı neden artırabilir?
Bekleme döneminde birçok kişi başka insanların deneyimlerini okumaya başlar: mesajlaşma grupları, sosyal medya sayfaları, forumlar. İlk başta rahatlatıcı gelebilir, çünkü yalnız olmadığınızı gösterir. Bir süre sonra ise her hikâye zihinde kendi durumunuz için bir ihtimal gibi yerleşebilir. Başkasının yaşadığı sizin yaşayacağınız anlamına gelmez; gruplarda gördüğünüz paylaşımlar tüm deneyimleri temsil etmeyebilir.
Kendinize bir ölçü koyabilirsiniz: Gruba girdikten sonra kendimi daha hazırlıklı mı, daha huzursuz mu hissediyorum? İkincisi sık tekrarlanıyorsa gruba günde bir kez, belirli bir saatte bakmak ya da bir süre sessize almak seçenek olabilir. Kesin bilgi gerektiren sorular için paylaşılan hikâyeler değil, yetkili kurumun açıklamaları ve alanında çalışan bir avukat doğru adres olur; kaygının sizi hangi kaynağa yönelttiğine dikkat etmek de bir bilgidir.
Bekleyiş ne zaman günlük yaşamı zorlayan bir yüke dönüşür?
Bekleme döneminde gergin olmak beklenebilir. Destek istemek için günlük işlevlerinizin bozulmasını beklemeniz gerekmez; bu sorular yalnızca durumun yaşamınızdaki yerini görmek içindir. Aşağıdaki sorular durumun günlük yaşamınızdaki yerini görmenize yardımcı olabilir. Puanlanmaz, tanı koymaz ve yanıtlamanız gerekmez:
- Haber düşüncesi işte ya da evde dikkatinizi sürekli bölüyor mu?
- Kontrol etme isteği, planladığınız işlerin önüne geçiyor mu?
- Eşinizle ya da yakınlarınızla bu konu yüzünden sık sık gerginlik yaşıyor musunuz?
- Önceden keyif aldığınız şeylere ilginiz belirgin biçimde azaldı mı?
- Haberin kötü gelmesine dair düşünceler, haber gelmeden günlerinizi şekillendiriyor mu?
Birkaçına “evet” demek bir sorun göstergesi olmak zorunda değildir; bekleyişin günlük yaşamınızı zorladığını düşündürebilir. Bu notları ilk görüşmede başlangıç olarak kullanabilirsiniz. Başvuru kararını tartıyorsanız terapiye ne zaman başvurulur yazısı bu soruya ayrıca bakıyor.
Uyku, mide ve çarpıntı şikâyetleri için ne zaman hekimle konuşmayı düşünebilirsiniz?
Bekleme dönemi uykuyu bölebilir, iştahı değiştirebilir, çarpıntı ya da mide yanması gibi bedensel belirtiler getirebilir. Bu belirtileri yalnızca belirsizliğe bağlamak yerine, yaşadığınız ülkedeki ya da Türkiye’deki bir hekimle konuşmayı düşünebilirsiniz. Bedensel bir neden ayrıca değerlendirilebilir. Çarpıntının panik atak mı yoksa kalple ilgili bir durum mu olduğunu ayırt etmeye çalışanlar için panik atak mı kalp krizi mi yazısı farkları anlatıyor; bu yazı tıbbi değerlendirmenin yerini tutmaz.
Uykuya dalmakta zorlanma birkaç haftayı aşıyor ya da gündüz işlevlerinizi bozuyorsa kaygı ve uykusuzluk döngüsü yazısına bakabilir ve hekiminizle konuşabilirsiniz. Uyku, iştah ya da ruh hâlindeki değişiklik ağırlaşırsa gerekli durumlarda psikiyatri hekimleri ile koordineli çalışılmaktadır.
Acil bir durumda ne yapmalısınız?
Kendinize zarar verme düşünceniz, yaşamınızın sürmesini istememe duygunuz ya da hemen müdahale gerektiren bir sağlık sorununuz varsa (örneğin göğüs ağrısı ve nefes darlığı) bir sonraki görüşmeyi ya da bir mesaja yanıtı beklemeyin. Türkiye’de bulunuyorsanız 112’yi, başka bir ülkedeyseniz o ülkenin acil yardım numarasını arayın ya da en yakın acil servise gidin. Yalnız kalmamaya çalışın ve yakın birine durumu bildirin. Planlı bir online görüşme acil yardımın yerini tutmaz.
Psikoterapide belirsizlik kaygısıyla nasıl çalışılır?
Belirsizlik kaygısı üzerine yapılan görüşmelerde sonuca dair bir tahmin yapılmaz; sonucu sizin yerinize kimse bilemez. Çalışılan şey, belirsizlikle birlikte yaşama biçiminizdir. Bilişsel davranışçı yöntemlerle “ya olmazsa” düşüncelerinin nasıl işlediği, sürekli kontrol etme ve güvence arama davranışlarının kaygıyı nasıl besleyebileceği incelenebilir. Çözüm odaklı yaklaşımla, bekleme döneminde bile işleyen küçük şeyler, örneğin iyi geçen bir gün ya da oturmuş bir uyku düzeni, fark edilip genişletilebilir. Kaygı yükseldiğinde bedeni yatıştırmaya yönelik düzenleme becerileri de birlikte denenebilir.
Bunların hedefi kaygıyı yok etmek değil, kaygının günlük kararlarınızı yönetmesini azaltmaktır. Süreç kişiye göre değişir; belirli bir görüşme sayısı ya da sonuç öngörülmez. Bireysel görüşmenin çerçevesini bireysel danışmanlık sayfasında, sürekli endişenin genel çerçevesini ise sürekli endişeyle baş etmek yazısında bulabilirsiniz.
Yurt dışından online görüşme nasıl işler, ilk görüşmede ne olur?
Görüşme görüntülü yapılır ve yaklaşık 60 dakika sürer. Saat farkını sizin hesaplamanız gerekmez; seans saati yaşadığınız ülkedeki çalışma düzeninize göre birlikte planlanır. Kulaklık kullanmak ve rahatsız edilmeyeceğiniz bir alan seçmek işi kolaylaştırır. Hizmetin çerçevesi Türkçe online görüşme sayfasında anlatılıyor.
İlk görüşmede tanışırsınız, bekleme döneminin sizi en çok nerede yorduğunu anlatırsınız ve ihtiyacınız konuşulur. İsterseniz önceden yazdığınız “ya olmazsa” kâğıdını ya da tepsilerinizi getirebilirsiniz; ama hazırlık yapmanız beklenmez. Süreç ve ödeme konusunda bilgi alırsınız; devam edip etmeyeceğinize karar vermek size kalır. Online görüşmenin size uygunluğunu online terapi kimler için uygun yazısındaki ölçütlerle de düşünebilirsiniz.
Görüşme hakkında bilgi almak için
En kolay başlangıç WhatsApp’tan yaşadığınız ülkeyi ve uygun olabileceğiniz saat aralıklarını yazmaktır. WhatsApp kullanmak istemezseniz randevu sayfasından randevu talebi bırakabilir ya da 0543 108 25 76 numarasını arayabilirsiniz. İlk mesajda izninizle ilgili ayrıntı yazmanız beklenmez.
Sık Sorulan Sorular
Görüşmede iznimin durumu hakkında hukuki bilgi alabilir miyim?
Hayır. Psikoterapi görüşmesinde hukuki ya da idari değerlendirme yapılmaz. Bu sorular için yetkili kuruma ya da göçmenlik hukuku alanında çalışan bir avukata başvurabilirsiniz. Görüşmede ise bu dönemin size ne yüklediği konuşulur.
Uzaktaki akrabalarım “ne oldu, haber geldi mi” diye sürekli soruyor; nasıl yanıt vermeliyim?
Sorunun kendisi de bekleme yükünü artırabilir. “Haber gelince ben söyleyeceğim” cümlesi bir sınır koyar ve yanıtı size bırakır. İsterseniz haftada bir kez kısa bir güncelleme saati de önerebilirsiniz; böylece soru her gün yeniden gelmez.
Sonuç gelene kadar mı beklemeliyim, yoksa şimdi görüşme almaya başlayabilir miyim?
Bekleme dönemi destek için uygun bir zaman olabilir, çünkü yük şu an yaşanıyor. Sonuç gelince de duygular bitmeyebilir: olumlu bir haberden sonra bile yorgunluk, öfke ya da boşluk hissi gelebilir. Başlama zamanı size ve programınıza bağlıdır; sonucu beklemek zorunda değilsiniz.
Her yenileme döneminde aynı kaygı geri geliyor; bu döneme önceden hazırlanmak mümkün mü?
Kaygının yinelendiği dönemi biliyorsanız, o döneme yaklaşmadan önce görüşme planlamak, tepsilerinizi ve bakma saatlerinizi önceden hazırlamak mümkün olabilir. Hazırlık kaygıyı sıfırlamaz; ama dönem geldiğinde sıfırdan başlamanızı azaltabilir.
Kaç seans gerekir, ne sıklıkla görüşülür?
Kişiye göre değişir; belirli bir sayı öngörülmez. Sıklık ve süre ilk görüşmede ihtiyacınıza ve programınıza göre birlikte belirlenir. Yurt dışındaki çalışma düzeniniz bu planlamada dikkate alınır.
Ödeme, fatura belgesi ve sigorta ya da geri ödeme konusunda ne yapmalıyım?
Randevuda bilgi verilir; ayrıntılı bilgi için arayınız (0543 108 25 76). Genel bilgi için psikoterapi ücretleri sayfasına bakabilirsiniz. Bir sigorta ya da işveren desteği kullanmayı düşünüyorsanız önce ilgili kurumunuzdan teyit etmeniz yerinde olur.
Bekleme dönemini Türkçe konuşmak ister misiniz?
WhatsApp’tan Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey’den görüşme biçimi ve uygun saat bilgisi isteyebilirsiniz; randevu talebini sayfadan da bırakabilirsiniz.
Bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Bu yazı tanı ve tedavinin yerini tutmaz.
Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.
Yazar HakkındaBu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.
Yüz yüze ya da online görüşme için uygun zamanı belirleyelim.
Randevu Al
İlk görüşü siz paylaşın