Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ve Tedavisi
Merhaba, ben Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey. Adana’da uzun yıllardır dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) alanında çalışıyorum. Çalışma hayatım boyunca hem çocuklarda hem de yetişkinlerde sık karşılaştığım bu tablo hakkında en çok merak edilenleri bu yazıda toparlamaya çalıştım.
DEHB, ailelerin çoğu zaman “tembellik”, “şımarıklık” ya da “disiplinsizlik” diye yorumladığı davranışların arkasında duran gelişimsel bir tablodur. Doğru anlaşıldığında hem çocuğun hem de ailenin yükü belirgin biçimde hafifler. Bu yazıda DEHB’nin ne olduğunu, nasıl ortaya çıktığını, tanının nasıl konulduğunu ve destek sürecinin nasıl ilerlediğini sade bir dille anlatıyorum.
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Nedir?
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), çocukluk ve ergenlik çağında sık görülen nörogelişimsel bir tablodur. Çocuğun gelişim düzeyine uygun olmayan ve günlük işlevselliğini bozan aşırı hareketlilik, dikkat eksikliği, odaklanma güçlüğü ve yetersiz dürtü kontrolü ile tanımlanır.
Buradaki ölçüt “hareketli olmak” değil, yaşına göre beklenenin belirgin biçimde dışında olmak ve bu durumun okulda, evde ve arkadaş ilişkilerinde gerçek bir zorluk yaratmasıdır. Her hareketli çocuk DEHB tanısı almaz; her sessiz çocuk da DEHB’den uzak sayılmaz. Dikkat eksikliğinin baskın olduğu, hareketliliğin görülmediği tip çoğu zaman gözden kaçar.
Belirtiler genellikle okul öncesi dönemde fark edilmeye başlar. Çocuğun okula başlamasıyla birlikte tablo daha görünür hale gelir; çünkü okul, uzun süre oturmayı, sırayla konuşmayı, yönergeleri takip etmeyi ve dikkati sürdürmeyi gerektirir. Bu beceriler zorlandığında çocuk eğitim hayatında problem yaşamaya başlar. Bu nedenle tanı çoğunlukla ilkokul yıllarında konulur. Konunun tanım kısmını daha ayrıntılı okumak isterseniz Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Nedir? yazısına da göz atabilirsiniz.
DEHB Ne Sıklıkta Görülür?
DEHB, çocukluk ve ergenlik çağında en sık karşılaşılan tablolardan biridir. Çocuk ve ergen ruh sağlığı birimlerine yapılan başvuruların önemli bir bölümü dikkat ve hareketlilik şikâyetiyle gerçekleşir. Klinik pratikte de en çok sorulan konuların başında gelir.
Görülme sıklığı yaş dönemine göre değişir. Okul öncesi dönemde belirtileri ayırt etmek zordur, çünkü hareketlilik ve kısa dikkat süresi bu yaşın doğal özelliğidir. Okul çağında tablo netleşir. Ergenlikte ise aşırı hareketlilik azalırken dikkat ve düzen sorunları öne çıkar. Çocuklukta tanı alan kişilerin önemli bir bölümünde belirtiler erişkinlikte de biçim değiştirerek devam eder.
Cinsiyet dağılımına bakıldığında tanının erkek çocuklarda daha sık konulduğu bilinir. Bunun bir nedeni, erkek çocuklarda dürtüsellik ve hareketliliğin daha görünür olmasıdır. Kız çocuklarında ise çoğu zaman dikkatsizlik belirtileri ön plandadır; bu belirtiler çevreyi rahatsız etmediği için fark edilmesi gecikebilir. Sessizce hayal kuran, eşyalarını kaybeden, ödevini yarım bırakan bir kız çocuğu yıllarca “dalgın” olarak nitelenip değerlendirmeye yönlendirilmeyebilir.
Sayısal oranların yazıdan yazıya değişmesinin nedeni, farklı ülkelerde farklı tanı ölçütleri ve farklı örneklemler kullanılmasıdır. Bu yüzden burada kesin bir yüzde vermek yerine şunu söylemek daha doğru: DEHB nadir değildir, sınıfınızda ya da ailenizde bu tabloyu yaşayan biri büyük olasılıkla vardır. Sıklığın son yıllarda neden daha çok konuşulduğunu merak ediyorsanız Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Neden Artıyor? yazısı bu soruyu ele alıyor.
DEHB’nin Nedenleri Nelerdir?
DEHB’nin tek bir nedeni yoktur. Ortaya çıkışında biyolojik, psikolojik, sosyal ve kültürel etkenlerin birlikte rol oynadığı düşünülür. Uzun süre genetik etkinin baskın olduğu kabul edilirken, bugün genetik yatkınlık ile çevresel koşulların birlikte etkili olduğu görüşü ağırlık kazanmıştır. Nedenler genellikle üç ana başlıkta ele alınır.
Genetik Etkenler
İkiz ve aile çalışmaları, DEHB’de ailesel yatkınlığın belirgin olduğunu göstermiştir. Ailesinde DEHB bulunan çocuklarda tablonun görülme olasılığı artar; anne ya da babasında DEHB olan çocuklarda bu olasılık daha da yükselir. Tanı almış bir çocuğun kardeşlerinde de risk artar. Tek yumurta ikizlerinde birlikte görülme oranı, çift yumurta ikizlerine göre belirgin biçimde yüksektir.
Burada önemli olan nokta şudur: genetik yatkınlık, kaderi belirleyen bir şey değildir. Yatkınlığı olan her çocukta tablo ortaya çıkmaz; ortaya çıktığında da doğru destekle seyri değişebilir. Bu konuyu ayrıntısıyla ele alan DEHB Kalıtsal mıdır? yazısına bakabilirsiniz.
Çevresel Etkenler
Gebelik ve doğum sürecine ait bazı komplikasyonlar, erken doğum, düşük doğum ağırlığı, gebelikte sigara, alkol ve madde kullanımı, doğum sonrası geçirilen bazı enfeksiyonlar ve beyin yaralanmaları çevresel etkenler arasında sayılır.
Bunlara ek olarak aile içi çatışmaların yoğunluğu, ebeveynlerde süregiden ruhsal zorluklar, düzensiz uyku ve ekran alışkanlıkları, öngörülemez bir günlük düzen gibi etkenler de belirtilerin şiddetini artırabilir. Dikkat edilmesi gereken şey şudur: bu etkenler tabloyu tek başına “yaratmaz”, ancak var olan yatkınlığın üzerine binerek çocuğun zorlanmasını büyütebilir. Ailenin suçlanacağı bir durum yoktur; düzeltilebilecek koşullar vardır.
Nörobiyolojik Etkenler
Son yıllarda beyin görüntüleme çalışmaları, DEHB tanısı almış çocuklarda dikkatin yönetiminden ve dürtü kontrolünden sorumlu bölgelerde işleyiş farklılıkları olabileceğini düşündürmüştür. Özellikle alın bölgesindeki (frontal) ağların çalışma biçimi ve dikkat, motivasyon, ödül süreçlerinde rol oynayan nörotransmitter dengesi üzerinde durulmaktadır.
Bu bilgi ailelere şunu anlatmak için önemlidir: çocuk “istemediği için” yapmıyor değildir. Zorlandığı alan, isteğin değil, o isteği düzenleyip sürdürmenin olduğu alandır. DEHB’nin nedenlerini bir arada okumak isterseniz DEHB’nin Nedenleri Nelerdir? yazısı yardımcı olabilir.
DEHB’nin Alt Tipleri Nelerdir?
Güncel tanı sınıflandırmasında DEHB üç görünümle ele alınır.
Dikkat Eksikliğinin Baskın Olduğu Tip
Dikkati toplamakta ve sürdürmekte zorlanma, önemli ayrıntıları kaçırma, dikkatin kolayca dağılması, ödevlerde ve sınavlarda dikkatsizce hatalar yapma bu tipin öne çıkan özellikleridir. Bu çocuklar yönergeleri takip etmekte zorlanır; kendileriyle konuşulurken uzaklara dalmış ve dinlemiyor gibi görünebilirler. Sık sık eşyalarını kaybeder, bir işi bitirmeden başka bir işe geçerler. Hareketlilik belirgin olmadığı için bu tip en geç fark edilen tiptir.
Hiperaktivite ve Dürtüselliğin Baskın Olduğu Tip
Yerinde duramama, sınıf içinde sessiz kalamama, uygun olmayan ortamlarda aşırı hareketli davranışlar, sıra bekleyememe, sürekli kıpırdanma, çok konuşma ve karşısındakinin sözünü kesme bu tipte öne çıkar. Bu çocuklar genellikle erken fark edilir, çünkü davranışları çevreyi doğrudan zorlar.
Birleşik Tip
En sık başvuru nedeni olan tiptir. İlk iki tipin özellikleri bir aradadır. Okulda zorlanma, yaşına uygun olmayan hareketlilik, odaklanma ve dikkat problemleri birlikte görülür.
Alt tipin belirlenmesi etiketlemek için değil, desteğin odağını doğru seçmek için önemlidir. Dikkat eksikliğinin baskın olduğu bir çocukla çalışırken düzen ve planlama becerileri öne çıkarken, dürtüselliğin baskın olduğu bir çocukta duraklama ve kendini düzenleme becerileri önceliklidir. Belirtileri yaş dönemlerine göre karşılaştırmak isterseniz DEHB Belirtileri Nelerdir? yazısına bakabilirsiniz.
DEHB Tanısı Ne Zaman ve Nasıl Konulur?
Aileler özellikle sınav dönemlerinde çocuklarında dikkat dağınıklığı, odaklanamama ve hareketlilik olduğundan yakınarak başvurur. Peki bu belirtilere sahip her çocuğa DEHB tanısı konulabilir mi? Hayır. Her çocuk belirli dönemlerde dürtülerini kontrol etmekte zorlanabilir, hareketli ya da dalgın olabilir. Tanı için belirli ölçütlerin karşılanması gerekir:
- Belirtilerin en az altı aydır sürüyor olması,
- Belirtilerin 12 yaşından önce başlamış olması,
- Ev, okul, iş yeri ve arkadaş ortamlarından en az ikisinde görülmesi,
- Günlük yaşamı ve toplumsal işlevselliği bozması,
- Tablonun başka bir ruhsal ya da bedensel duruma bağlı olmaması.
Bu son madde önemlidir. Kaygı, uyku bozukluğu, işitme ya da görme sorunu, öğrenme güçlüğü, ailedeki bir kayıp ya da ayrılık süreci de dikkat sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle değerlendirme aceleye getirilmemelidir.
Tanı; anne-baba-çocuk görüşmesi, yalnızca çocukla görüşme, yalnızca ebeveynle görüşme, sınıf ve rehber öğretmeninden bilgi alınması ve değerlendirme araçlarının uygulanması yoluyla, birden çok kaynaktan bilgi toplanarak konur. Tanı koyma yetkisi ilgili uzmanlara aittir. Tek bir test ya da tek bir gözlem yeterli değildir.
Tanı ölçütleri iki ana başlıkta toplanır. Dikkatsizlik başlığı altında ayrıntılara özen gösterememe, günlük etkinliklerde unutkanlık, dikkatin kolay dağılması, dikkati sürdürmede güçlük, eşyaları kaybetme, dinlemiyor gibi görünme, işleri düzenlemekte zorlanma, yönergeleri izlemede problem, sürekli zihinsel çaba gerektiren işlerden kaçınma ve sorumlulukları tamamlayamama yer alır.
Aşırı hareketlilik ve dürtüsellik başlığı altında ise başkalarının sözünü kesme, sürekli kıpırdanma, sıra bekleyememe, oturması beklenen ortamlarda yerinden kalkma, soru tamamlanmadan yanıt verme, uygunsuz ortamlarda koşma ve tırmanma, aşırı konuşma, sessiz oynamakta zorlanma ve sürekli hareket halinde olma bulunur.
DEHB’de Destek ve Tedavi Süreci Nasıl İlerler?
Sürecin en belirleyici unsuru, uzmanın, ailenin ve okulun iş birliği içinde olmasıdır. Bu üç ayaktan biri eksik kaldığında ilerleme yavaşlar. DEHB’de yaklaşım genellikle çok yönlüdür: psikoterapi ve danışmanlık, ebeveyn eğitimi, okulla iş birliği ve gerektiğinde hekimin değerlendireceği ilaç tedavisi birlikte planlanır.
Terapi sürecinde çocukla dikkati sürdürme, planlama, sırasını bekleme ve dürtüsünü fark edip duraklama becerileri üzerinde çalışılır. Aileyle yürütülen görüşmelerde ise anne-babanın çocuğa nasıl yaklaşacağı, hangi davranışın nasıl karşılanacağı, evdeki düzenin nasıl kurulacağı ele alınır. Öğretmenlerle bilgi alışverişi yapılarak çocuğun sınıf içinde desteklenmesi sağlanır.
Beklentiyi gerçekçi tutmak önemlidir. DEHB’de amaç çocuğu “başka bir çocuk” haline getirmek değildir. Amaç, zorlandığı alanlarda işlevselliğini artırmak, güçlü yanlarını görünür kılmak ve okul ile ev yaşamındaki sürtünmeyi azaltmaktır. Bu süreç zaman alır ve kişiden kişiye değişir. Uygulanan yöntemleri bir arada görmek isterseniz DEHB Tedavi Yöntemleri Nelerdir? yazısı ayrıntılı bir çerçeve sunuyor.
İlaç Tedavisi Hakkında Ailelerin Sık Dile Getirdiği Endişeler
Ülkemizde birçok aile, çocuğunun “ilaca bağımlı olacağı” ya da “kişiliğinin değişeceği” endişesiyle bu seçeneğe mesafeli durur. Bu endişeler anlaşılırdır ve konuşulmayı hak eder.
Burada net olmam gereken bir sınır var: ilaç kullanımı, dozu, etkisi, yan etkileri ve ne kadar süreceği hekimin değerlendireceği bir konudur. Bir psikoterapist olarak ilaçla ilgili bir öneri ya da öngörüde bulunmam doğru olmaz. Yapabileceğim şey, ailenin endişelerini açıkça konuşabileceği bir zemin kurmak ve bu soruları çocuğu izleyen hekimle paylaşmasına yardımcı olmaktır.
Ailelere önerim, ilaçla ilgili kararı bir “evet-hayır” tartışması olmaktan çıkarıp hekimle birlikte ele alınan bir izlem süreci olarak görmeleridir. İlaç kullanılsın ya da kullanılmasın, psikolojik destek, ebeveyn eğitimi ve okul düzenlemeleri süreci tamamlayan parçalardır. Psikolojik danışmanlık ile hekimliğin hangi noktada ayrıldığını merak ediyorsanız psikolog ile psikiyatrist arasındaki farklar yazısı bu ayrımı açıklıyor.
Evde ve Okulda Uygulanabilecek Düzenlemeler
DEHB’de günlük düzenin kendisi bir destek aracıdır. Aşağıdaki başlıklar, görüşmelerde ailelerle en sık birlikte çalıştığımız pratik alanlardır.
Evde
- Öngörülebilir bir gün akışı kurun. Uyanma, ödev, oyun, ekran ve uyku saatlerinin büyük ölçüde sabit olması, çocuğun kendini düzenlemesi için gereken zihinsel yükü azaltır.
- Yönergeleri kısaltın. “Odanı topla” yerine “önce kitapları rafa koy” demek, çocuğun başlayabilmesini kolaylaştırır. Tek seferde tek adım isteyin.
- Göz teması kurarak konuşun. Başka odadan seslenmek yerine yanına gidip dikkatini aldıktan sonra konuşmak, yönergenin duyulma olasılığını artırır.
- Olumlu davranışı görünür kılın. Yalnızca aksadığında geri bildirim almak, çocuğun benlik algısını yıpratır. Yapabildiği anları adını koyarak söyleyin.
- Ödev alanını sadeleştirin. Masanın üzerinde yalnızca o an gereken malzeme bulunsun. Kısa çalışma aralıkları ve aralarda kısa hareket molaları çoğu çocuk için daha verimlidir.
- Uykuyu önemseyin. Uyku düzeni bozulduğunda dikkat ve dürtü kontrolü ilk etkilenen alanlardır.
Okulda
- Oturma düzeni: Öğretmene yakın, pencere ve kapı trafiğinden uzak bir sıra dikkatin dağılmasını azaltabilir.
- Yönergelerin yazılı hâli: Ödev ve sınav yönergelerinin tahtada ya da defterde yazılı olması, sözel yönergeyi kaçıran çocuk için güvenli bir dayanak olur.
- Görev bölme: Uzun ödevlerin parçalara ayrılması ve her parçanın ayrı ayrı onaylanması, pes etme eğilimini azaltır.
- Hareket ihtiyacına alan açmak: Tahtaya kalkma, kâğıt dağıtma gibi küçük görevler, çocuğun hareket ihtiyacını sınıf düzenini bozmadan karşılamasına yardımcı olabilir.
- Düzenli iletişim: Aile ile öğretmen arasında kısa ve düzenli bir bilgi akışı, sorunları büyümeden fark etmeyi sağlar.
Bu düzenlemelerin hiçbiri tek başına yeterli değildir; ancak birlikte uygulandıklarında çocuğun gününü belirgin biçimde kolaylaştırırlar. Çocuğunuza nasıl destek olabileceğinizi daha ayrıntılı okumak isterseniz DEHB’li Bir Çocuğa Nasıl Destek Olunur? yazısı uygulanabilir öneriler içeriyor.
Sık Sorulan Sorular
Çocuğum çok hareketli, DEHB mi?
Hareketlilik tek başına tanı için yeterli değildir. Belirtilerin süresi, başlangıç yaşı, birden fazla ortamda görülmesi ve günlük yaşamı bozup bozmadığı birlikte değerlendirilir. Bu değerlendirme yapılmadan tanıdan söz etmek doğru olmaz.
DEHB yetişkinlikte geçer mi?
Belirtiler yaşla birlikte biçim değiştirir. Aşırı hareketlilik çoğunlukla azalır; buna karşılık dikkati sürdürme, zaman yönetimi, düzen ve erteleme ile ilgili zorluklar erişkinlikte de sürebilir. Tabloyu yetişkin tarafından okumak isterseniz Hep Hareket Halindeyim, Acaba DEHB’m mi Var? yazısına bakabilirsiniz.
Tanı için hangi yaşı beklemek gerekir?
Okul öncesi dönemde hareketlilik ve kısa dikkat süresi yaşın doğal özelliği olduğu için değerlendirme dikkatli yapılır. Belirtilerin 12 yaşından önce başlamış olması tanı ölçütlerinden biridir. Erken fark etmek değerlidir; acele tanı koymak ise değildir.
DEHB ile öğrenme güçlüğü aynı şey midir?
Aynı değildir, ancak birlikte görülebilirler. Okuma, yazma ya da matematikte özgül bir zorluk varsa bu ayrıca değerlendirilmelidir. Yalnızca DEHB’ye odaklanmak, eşlik eden bir öğrenme güçlüğünün gözden kaçmasına yol açabilir.
Destek süreci ne kadar sürer?
Süre; belirtilerin şiddetine, eşlik eden başka bir zorluk olup olmadığına, ailenin ve okulun sürece katılımına göre değişir. Bu nedenle ilk görüşmede net bir takvim vermek doğru olmaz. Değerlendirme sonrası hedefler ve izlem aralıkları birlikte belirlenir.
Görüşmeler online yapılabilir mi?
Ergen ve yetişkin görüşmeleri için online görüşme uygun bir seçenek olabilir. Küçük çocuklarda ise yüz yüze çalışma çoğu zaman daha verimlidir. Bu karar ilk değerlendirmede birlikte verilir.
Randevu ve İletişim
Çocuğunuzda dikkat, hareketlilik ya da dürtü kontrolüyle ilgili zorlanmalar gözlüyorsanız ilk adım bir değerlendirme görüşmesidir. Adana ve çevre illerde yüz yüze, Türkiye’nin diğer şehirlerinden ise online görüşme planlanabilir. Ayrıntılı bilgi ve randevu için çocuk danışmanlığı sayfasını inceleyebilir, 0543 108 25 76 numaralı telefondan ulaşabilir ya da iletişim sayfasındaki formu kullanabilirsiniz. Görüşme ücretleriyle ilgili güncel bilgiye psikoterapi ücretleri sayfasından ulaşabilirsiniz.
Çocuğunuzda dikkat ve hareketlilik zorlanması mı var?
Dikkat, odaklanma ve dürtü kontrolü konusunda bir değerlendirme görüşmesi için Adana'da yüz yüze ya da Türkiye'nin her yerinden online randevu planlayabilirsiniz.
Bu yazı bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Bu yazı tanı ve tedavinin yerini tutmaz.
Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.
Yazar HakkındaBu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.
Yüz yüze ya da online görüşme için uygun zamanı belirleyelim.
Randevu Al
İlk görüşü siz paylaşın