Yurt Dışında Serbest ve Uzaktan Çalışanlar İçin Belirsizlik Kaygısı, İzolasyon ve Motivasyon Düşüşü
Yurt dışında serbest ve uzaktan çalışırken ev–iş çizgisinin silinmesi, gelir ve iş akışı belirsizliği, iş yalnızlığı ve motivasyon düşüşü; dört satırlık başladım-bitirdim notu, hekim ve acil durum çerçevesi ve Türkçe online ilk görüşme.
Yurt dışında uzaktan çalışırken belirsizlik kaygısı, iş yalnızlığı ve isteksizlik birbirine bağlanabilir: iş akışı belli değildir, gün boyu işle ilgili konuşacak kimse yoktur, ev ile iş arasındaki çizgi silinir. Bu bir tanı değildir. Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey ile Türkçe online görüşebilirsiniz; yüz yüze görüşme yalnızca Adana Çukurova Yüzüncüyıl Mahallesi’ndeki ofistedir.
Hangisinden başlayacağınızı bilmiyorsanız WhatsApp üzerinden bulunduğunuz ülkeyi ve uygun olabilecek gün aralıklarını yazabilirsiniz; ayrıntılı anlatmanız gerekmez.
İş bitti mi, yoksa hiç başlamadı mı? Ev iş yerine dönüşünce gün nasıl bulanıklaşır?
Saat dört. Bilgisayar açık, dört sekme duruyor, iki e-posta yanıtlanmış. Yine de içinizden bir ses “bugün hiç başlamadım” diyor; bir başkası “ama bütün gün çalıştım” diyor. İkisi aynı anda doğru hissedilebilir.
Bir ofiste günün çerçevesini sizin dışınızdaki işaretler çizer: servis saati, giriş kartı, öğle yemeğine kalkan kalabalık, birinin “ben çıkıyorum” demesi. Evde bu işaretlerin büyük bölümü sizden beklenir. Başlangıcınızı kimse görmediği için başlamak da bitirmek de tek başınıza verdiğiniz bir karara dönüşür. Bu bir irade zayıflığı değil, yapının sizden istenmesidir.
Bu tabloda üç ayrı his birbirine karışabilir:
- Hiç başlamamış gibi: gün dolu geçmiştir ama “asıl işe” dokunamamışsınızdır.
- Hiç bitmemiş gibi: akşam yemeğinde, duşta, yatağa girerken iş sürer; “bir bakayım” demek kendinizi yeniden ekran başında bulmaya dönüşür.
- Kimsenin görmediği emek: günün iyi mi kötü mü geçtiğini söyleyecek kimse yoktur; ölçü yalnızca sizdedir ve bu ölçü kimi günlerde sert olabilir.
Burada bir ayrım işe yarayabilir: sizi yoran şey işin miktarı mı, yoksa yapının yokluğu mu? Miktar fazlaysa tablo tükenmişliğe yaklaşabilir; bunu yoğun tempoda tükenmişlik yazısı ele alıyor. İş az ya da orta olduğu halde gün dağınık geçiyorsa soru “çok mu çalışıyorum?” değil, “günümün başı ve sonu nerede?” olabilir.
Freelance belirsizlik kaygısı: bir sonraki iş ne zaman gelecek, zihin ne yapar?
Serbest ya da proje bazlı çalışırken belirsizlik tek bir şey değildir; farklı üç bekleme biçimi farklı hissettirebilir:
- Yanıt beklemek: teklif gönderilmiş, mesaja dönüş gelmemiştir. Bildirim sesi her seferinde kalbi biraz hızlandırır.
- Ödeme beklemek: işi teslim etmişsinizdir ama ne zaman ödeneceği belli değildir. Bir şeyin olacağını bilmek ile ne zaman olacağını bilmemek bedende farklı yankılanır.
- Boş takvim: önünüzde iş yoktur ve zihin hemen bir sonuç çıkarır: “Bir daha gelmezse?”
Zihin belirsizliğe iki biçimde karşılık verebilir. Birincisi aramaktır: gelen kutusunu, platformu, hesabı tekrar tekrar yenilemek. İkincisi aşırı yüklenmektir: her teklife “evet” demek, çünkü “hayır” demek bir sonraki işi kaybetmek gibi görünür. İkisi de o an rahatlatabilir; ama kaygıyı ayakta tutuyor olabilirler. Sizde hangi örüntünün öne çıktığına görüşmede birlikte bakabiliriz. Fark etmek için kendinize “son bir saatte gelen kutusuna kaç kez baktım?” diye sorabilirsiniz; yanıt bir yargı değil, zihnin belirsizlikle ilişkisine dair bir ipucudur.
İki sınırı baştan çizelim. Bu yazı gelir planlaması, vergi, çalışma statüsü ya da sözleşme konularında bilgi vermez ve bunları değerlendirmez; bunlar için ilgili uzmana veya kuruma başvurabilirsiniz. İkinci olarak, işin belirsizliği ile ülkede kalıp kalamayacağınızın belirsizliği ayrı yüklerdir. İkincisi sizin için de geçerliyse oturum yenileme döneminde belirsizlik yazısı onu ayrıca anlatıyor. Bir müşterinin çalışmayı bırakması ya da sözleşmenin bitmesi ise kimi zaman iş kaybı gibi yaşanabilir; o dönemin ruhsal yükü için iş kaybı sonrası belirsizlik yazısına bakabilirsiniz.
Uzaktan çalışma yalnızlığı: koridor sohbeti olmayınca ne kaybolur?
Görüntülü toplantı kapanır, kulaklık masaya bırakılır ve oda bir anda çok sessiz kalır. Günün geri kalanında sizinle işle ilgili konuşacak kimse olmayabilir.

Ofisteki küçük temaslar işin dışında gibi görünür ama bir işlevi vardır: asansörde, kahve makinesinin başında “bu mail de mi sana böyle geldi?” diyebilmek, bir şeyin olağan mı olağandışı mı olduğunu başkasının tepkisinden anlamak, bir işi bitirdiğinizde “oldu” diyecek birinin olması. Evde başkasının tepkisiyle durumu değerlendirme ve paylaşma anları kendiliğinden gelmez. İyi bir günün sevincini de kötü bir günün öfkesini de anlatacak kimse bulamayabilirsiniz.
Burada iki ayrım önem taşıyor:
- Yalnız yaşamak ile yalnız çalışmak: evde eşiniz, çocuğunuz ya da ev arkadaşınız varsa gün boyu insan içinde yaşıyor olabilirsiniz ama işinizi anlatabileceğiniz kimse olmayabilir. Evde birinin bulunması bu yalnızlığı kendiliğinden gidermeyebilir.
- İş dili ile duygu dili: işi başka bir dilde yürütüyorsanız, işle ilgili bir öfke ya da sevinç hiç Türkçe kelimelere dökülmemiş olabilir. Bu bazen sessiz bir eksiklik olarak kalır.
Günlerce hiç Türkçe konuşmamak ve yalnızlığın depresif belirtilere yaklaştığı durumlar başka bir konu; süregelen yalnızlık yazısı bunu ele alıyor. Burada konu, işin kendisinin yalnız yürütülmesi.
Küçük denemeler düşünebilirsiniz: günde bir kez bir işi yazıyla değil sesle konuşmak, aynı alanda çalışan biriyle ara sıra ses kapalı beraber çalışmak, ya da gün içinde evden çıkıp çalışma yerini değiştirmek. Bunlar herkese iyi gelmeyebilir; bir deneme işe yaramazsa bu da görüşmeye taşıyabileceğiniz bir bilgidir.
Motivasyon düşüşü: tembellik mi, başlama güçlüğü mü, işin anlamı mı soluyor?
“Motivasyonum yok” cümlesi üç farklı durumu saklayabilir ve her birinde sorulacak soru değişir:
- Başlama güçlüğü: masaya oturursunuz, ilk satırı yazmak yerine başka bir sekmeye geçersiniz. Bu durumda ağır gelen şey işin kendisi değil, işin etrafındaki düşünce olabilir: “yeterince iyi olacak mı?”, “bunu bitirince ne olacak?”
- Sürdürme güçlüğü: başlarsınız, bir süre sonra enerji çekilir; ara vermek mola olmaktan çıkıp kaçışa dönüşür.
- Anlam kaybı: iş yapılır ama “ne için?” sorusu çoğalır. Önceden ilginizi çeken proje artık sizi çekmez, işi kimseye göstermemek bu soruyu daha da belirginleştirir.
Kendi yöneticiniz olmak da kendine özgü bir yük taşır. Dışarıdan bir çerçeve olmadığında kendinizi değerlendirmek zorlaşabilir; bazen de kendinize fazla sert davranabilirsiniz: “Dün neden yapmadım, ne kadar tembelim?” Bu sertlik, ekrandan uzaklaşmanıza da yol açabilir.
Bu yazının amacı verimliliğinizi artırmak değil. Düşüşün hangi türden olduğunu ayırmak, görüşmede çalışacağınız konuyu belirler. İşe karşı artan bıkkınlık ve mesafe ise tükenmişliğin bir parçası olabilir; bu tabloyu iş yerinde tükenmişlik yazısında okuyabilirsiniz.
Başladım mı, bitirdim mi? Gün ortası ve akşam için dört satırlık bir not
Bu not verimliliğinizi ölçmek için değil, başlangıcın ve bitişin sizin günlerinizde nerede kaybolduğunu görmek için. İki ayrı zamanda, ikişer satır doldurulur:

Gün ortasında (iki satır)
- Şu an işin içinde miyim, kapısında mı? (Kapısındaysam neyi bekliyorum?)
- Bugünün saati kime göre işliyor: benim saatime mi, müşterinin saatine mi?
Akşam (iki satır)
- Bugün “bitti” diyebildiğim bir an oldu mu? Olduysa neredeydi?
- İşle ilgili kimseyle sesli, bir cümleden uzun konuştum mu?
Örnek bir gün şöyle görünebilir: “Kapısındaydım, teklif yanıtını bekliyordum / müşterinin saati / bitti diyemedim, gece bir e-posta daha açtım / işle ilgili konuştuğum kimse olmadı.” Olayları ayrıntılandırmanız gerekmiyor.
Haftada üç gün yeterli olabilir. Notları yan yana koyduğunuzda tek bir şeye bakın: “kapıda” kaldığınız günler hep yanıt beklediğiniz günler mi, yoksa başka bir ortak yanı var mı? Notu ilk görüşmede başlangıç olarak okuyabilirsiniz; “not tuttum ama okumak istemiyorum” demek de yeterli.
Üç sınır: Bu bir test değildir, puanı ya da sonucu yoktur ve tanı koymaz. Başvurunuzu ertelemek için de bir koşul değildir; not tutmadan da görüşme isteyebilirsiniz. Kimi insanda not tutmak kendini sürekli denetlemeye dönüşebilir; böyle olursa defteri kapatmak da meşrudur ve görüşmede konuşabileceğiniz bir bilgidir.
Yurt dışında uzaktan çalışmak ve iki saat dilimi: müşterinin sabahı sizin akşamınız olduğunda
Müşteriniz ya da ekibiniz başka bir saat diliminde ise günün sınırı bulanıklaşır. Gece gelen bir mesaj, sabahın ilk işi olarak yanıtlanır mı, hemen mi? “Yanıt vermezsem ne olur?” sorusu yalnızca bir iş sorusu olmayabilir; arkasında belirsizlik kaygısı bulunabilir: yanıt gecikirse işi kaybetme korkusu.
Burada bir ayrım yapılabilir: erişilebilir olmak ile sürekli erişilebilir olmak aynı şey değildir. Hangi mesajın gerçekten hemen yanıt beklediğini, hangisinin sabaha kalabileceğini müşterinizle konuşmak ya da kendi deneyiminizle görmek iş açısından size ait bir değerlendirme. Ruhsal tarafı şudur: gece yanıt verdiğinizde rahatlıyor musunuz, yoksa daha çok uyanık mı kalıyorsunuz? Bunu ayırt etmek, uykunuzu ve kaygınızı birlikte anlamanıza yardımcı olabilir.
Hekim değerlendirmesi ve acil yardım: üç ayrı durum
Beklemeden acil yardım gerektiren durum. Kendinize zarar verme ya da yaşamınıza son verme düşünceleriniz varsa, ya da bir başkasına zarar verme riski hissediyorsanız bu yazıdaki hiçbir adımı beklemeyin. Bulunduğunuz ülkenin acil yardım numarasını arayın ya da en yakın acil servise başvurun; yanınızda güvendiğiniz biri varsa durumu ona söyleyin. Türkiye’deki 112 numarası yurt dışında geçerli olmayabilir. Bulunduğunuz ülkenin acil yardım numarasını telefonunuza önceden kaydetmeniz iyi bir hazırlıktır.
Hekim değerlendirmesi düşünülebilecek durum. İsteksizlik, enerji düşüklüğü ve uyku değişiklikleri psikolojik yükün yanında başka sağlık nedenlerinden de kaynaklanabilir; bunu ayırmak hekimin işidir. NHS, depresyon belirtileri sayfasında depresyonda ilgi ve hevesin kaybolabildiğini, belirtilerin haftalar ya da aylar sürüp iş, sosyal yaşam ve aile yaşamını etkileyecek kadar belirgin olabildiğini anlatıyor. Bu, sizde olduğu anlamına gelmez; yalnızca iş dışındaki alanlarda da süren ilgi kaybı, umutsuzluk ya da değersizlik düşüncesi için hekime başvurmanın makul olduğunu gösterir. İzolasyon hissi ve depresif ruh hali arasındaki çizgiyi yazı üzerinden çizemeyiz. Süregelen yorgunluk ve mutsuzluğun belirtileri için sürekli yorgunluk ve mutsuzluk yazısına bakabilirsiniz.
Psikolojik destek. Psikoterapi hekim değerlendirmesinin yerine geçmez; ona eşlik edebilir ya da onu beklerken de başlayabilir.
Psikoterapide serbest ve uzaktan çalışmanın yükü nasıl ele alınır?
Psikoterapi, belirsizliği ya da yalnızlığı ortadan kaldırma sözü vermez; bunlarla birlikte yaşarken zihninizin ve gününüzün ne yaptığıyla çalışır. Süreç kişiye göre değişir; kaç görüşme gerektiği baştan bilinemez. Bu konuda görüşmede şunlar yer alabilir:
- “Ya olmazsa” düşünceleriyle çalışmak: bu düşünceleri destekleyen ve desteklemeyen yanları birlikte incelemek; bilişsel davranışçı yöntemlerden yararlanılabilir.
- Günün yapısı için küçük adımlar: çözüm odaklı yaklaşımla, zaten iyi geçen bir günde neyin farklı olduğuna bakmak ve onu büyütmek.
- Başlama ve bitirme işaretleri: dört satırlık notun gösterdiği örüntüden hangi küçük işaretin sizin için işe yarayabileceğini seçmek.
- Bağ kurma denemeleri: işi paylaşabileceğiniz küçük temasların nerede mümkün olduğunu ve neyin engel olduğunu görmek.
- Kendine verilen sözlerin tonu: “kendi patronum” olmanın sertliğiyle çalışmak.
Ağır depresyon, bipolar bozukluk, psikoz ya da yoğun kendine zarar düşünceleri gibi tablolarda yalnızca psikoterapi yeterli olmayabilir. Gerekli durumlarda psikiyatri hekimleri ile koordineli çalışılmaktadır. Bireysel görüşmenin genel çerçevesi bireysel danışmanlık sayfasında anlatılıyor.
Türkçe online görüşme, kendi takvimini yöneten biri için nasıl işler?
Görüşme görüntülü yapılır ve yaklaşık 60 dakika sürer. Serbest çalışıyorsanız takviminiz haftadan haftaya değişebilir; hangi günlerin sizin için daha uygun olduğunu mesajda yazarsanız saat farkını da dikkate alarak seansı birlikte planlarız. NHS de konuşma terapileri sayfasında konuşma terapisinin yüz yüze, görüntülü ya da telefon görüşmesiyle veya çevrimiçi kurslarla yapılabildiğini belirtiyor. Seans sürecinin genel işleyişini online seans süreci yazısında, formatın kimlere uygun olabileceğini online terapinin kimlere uygun olduğu yazısında okuyabilirsiniz.
Pratik bir ayrıntı: görüşmeye çalıştığınız masadan bağlanırsanız seans, işin bir uzantısı gibi hissedilebilir. Mümkünse evin başka bir köşesinden, kulaklıkla ve kapısı kapanan bir odadan bağlanmayı düşünebilirsiniz; görüşmeye kimlerin katılacağı da baştan konuşulur. Bağlantı kesilirse yeniden bağlanmayı deneriz; bunun ayrıntısını ilk görüşmede sorabilirsiniz. Hizmetin genel çerçevesi Türkçe online görüşme sayfasında.
İlk görüşmede ne olur?
Tanışırsınız; sizi getiren durumu, çalışma biçiminizi (serbest mi, bir şirketin uzaktan çalışanı mı) ve beklentinizi kendi cümlelerinizle anlatırsınız. Süreç ve ödeme konusunda bilgi alırsınız; devam edip etmeyeceğinize görüşmeden sonra siz karar verirsiniz. Her şeyi ilk seansta anlatmanız beklenmez.
İlk adım kısa bir mesaj olabilir: “Yurt dışında serbest çalışıyorum; iş akışı belirsizliği ve gün düzenim nedeniyle görüşme hakkında bilgi almak istiyorum.” Bulunduğunuz ülkeyi ve uygun gün aralıklarını eklerseniz planlama kolaylaşır. WhatsApp’tan yazabilir ya da randevu talebinizi sayfadan bırakabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Terapi bana “daha verimli ol” diyecek mi, motivasyonumu geri getirir mi?
Hayır, böyle bir hedef ya da sonuç sözü verilmez. Görüşmede verimlilik ölçüsü sizin için ne anlama geliyor, onun bedeli ne diye bakılır; bazen asıl konu motivasyon değil, yorgunluk ya da kendinize koyduğunuz ölçü olabilir.
Vergi, çalışma statüsü ya da sözleşme sorunlarımda yardım alabilir miyim?
Bunlar psikoterapinin alanı dışında; ilgili uzmana veya kuruma danışmanız gerekir. Görüşmede bu konuların size yarattığı kaygıyla ve karar verirken yaşadığınız zorlanmayla çalışılabilir.
Takvimim her hafta değişiyor; düzenli bir seans günü belirlemek şart mı?
Zamanlama ihtiyaçlarınız ve karşılıklı uygunluk değerlendirilerek ilk görüşmelerden sonra birlikte netleştirilir. Bazı kişilere sabit bir gün yapı kazandırır, bazıları için esneklik daha uygun olur; hangisinin size uyduğunu görüşmede konuşabilirsiniz.
Kaygım yalnızca işlerin az olduğu dönemde ortaya çıkıyor; iyi dönemlerde görüşme almak anlamlı olur mu?
Anlamlı olabilir. Yoğun bir ayın ardından “peki gelecek ay?” sorusu başlıyorsa kaygı iş akışıyla birlikte dalgalanıyor demektir. İyi dönemde konuşmak, zor döneme girmeden önce zihnin neye alıştığını görmenizi sağlayabilir.
Bir şirkette maaşlı uzaktan çalışıyorum, serbest değilim; bu yazı bana da uyar mı?
Kısmen. Gelir belirsizliği daha az olabilir ama ev-iş çizgisinin silinmesi, iş arkadaşı eksikliği ve görünmeyen emek benzer biçimde yaşanabilir. Görüşmede kendi çalışma biçiminizi anlatmanız yeterli.
Kaç seans gerekir, ne sıklıkla görüşülür?
Kişiye göre değişir. Sıklık ve süre ilk görüşmelerden sonra birlikte netleştirilir; kesin bir seans sayısı öngörülmez.
Ödeme, fatura belgesi ve sigorta konusunda ne yapmalıyım?
Randevuda bilgi verilir; ayrıntılı bilgi için 0543 108 25 76 numarasını arayabilirsiniz. Genel ücret bilgisi için psikoterapi ücretleri sayfasına bakabilirsiniz. Görüşmenin sigortanız ya da kurumunuz tarafından karşılanıp karşılanmadığını kendi kurumunuzdan teyit etmeniz gerekir.
Türkçe online görüşme hakkında bilgi alın
WhatsApp’tan bulunduğunuz ülkeyi ve uygun olabilecek gün aralıklarını yazmanız yeterli; Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey ile Türkçe online ilk görüşme hakkında bilgi verilir.
Bu yazı tanı ve tedavinin yerini tutmaz.
Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.
Yazar HakkındaBu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.
Yüz yüze ya da online görüşme için uygun zamanı belirleyelim.
Randevu Al
İlk görüşü siz paylaşın