Görüntülü Görüşmeyle Psikoterapi Olur mu? Zoom ve Benzeri Programlarla Online Seans Hakkında Bilinmesi Gerekenler
Ekran üzerinden psikoterapi gerçekten terapi mi? Üç ayrı mesafe, bağ kurma, sessizlik ve bağlantı gecikmesi, kamera yorgunluğu, yüz yüzenin daha uygun olabileceği durumlar ve ilk seanstan sonra kullanılabilecek bir ekran notu.
Görüntülü görüşmeyle psikoterapi yapılabilir; ancak ekran her konuya ve her ana uygun olmayabilir. Zoom gibi bir programda da görüşmenin özü sürer: dinlenmek, anlatmak ve birlikte düşünmek. Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey ile Türkçe online görüşebilirsiniz; yüz yüze görüşme yalnızca Adana Çukurova Yüzüncüyıl Mahallesi’ndeki ofistedir.
Önce bir şey sormak isterseniz WhatsApp’tan ekran konusundaki tereddüdünüzü kısaca yazabilirsiniz.
Görüntülü görüşmeyle psikoterapi: ekranın öbür yanındaki mesafe gerçek mi?
Aynı odada oturan iki kişi ile iki ayrı yerde ekrana bakan iki kişi arasında bir fark olduğu doğru. “Bu gerçekten terapi mi, yoksa ekran üzerinden bir sohbet mi?” diye düşünmeniz de anlaşılır bir kuşku. Bu kuşkuyu ikna edilmesi gereken bir yanlış gibi değil, görüşmeye başlamadan önce yanıt aranacak bir soru gibi ele almak daha yararlı olabilir.
“Mesafe” sözcüğünü üçe ayırmak işe yarayabilir:
- Fiziksel mesafe: Ekranın en belirgin değiştirdiği şey budur. Aynı odada bulunmazsınız; kapıdan girmek, koltuğa oturmak gibi küçük başlangıç alışkanlıkları da yoktur.
- Dikkat mesafesi: Dikkatinizin ne kadarının karşınızdaki kişide kaldığı. Bildirimler, mutfaktan gelen sesler ya da açık kalan ikinci bir sekme bu mesafeyi büyütebilir; bunların birçoğunu siz ve görüşme düzeni birlikte ayarlayabilirsiniz.
- Güven mesafesi: Kendinizi anlatmaya ne kadar yaklaştığınız. Bu, ekrandan çok görüşmenin nasıl yürüdüğüne ve karşınızdakiyle kurduğunuz ilişkiye bağlıdır. Yüz yüze görüşmelerde de bu mesafe ilk günden kapanmaz.
Ayrımın pratik bir yararı var. İlk seanstan sonra “ekran beni uzaklaştırıyor” diyorsanız hangi mesafenin büyüdüğünü söyleyebilirsiniz: ses mi gecikiyor, ben mi dağılıyorum, yoksa henüz anlatmaya hazır değil miyim? Üçünün de farklı bir çaresi vardır. “Online olmuyor” cümlesiyle hepsini birden kapatmak yerine hangisinin yaşandığına bakmak isteyebilirsiniz.
Online terapi etkili mi? Bu soruya dürüst bir yanıt
Bu soruya “kesinlikle” ya da “hayır” demek dürüst olmaz. Terapinin size ne kazandıracağı konuşulan konuya, kişiye, görüşmenin düzenine ve iki taraf arasındaki ilişkiye göre değişir; ekran bu sonucu tek başına belirleyen değişken değildir. Bu yazı bir sonuç vaadi ya da yöntem karşılaştırması sunmaz.
Genel bir çerçeve için bir kamu sağlık kurumunun sayfasına bakılabilir. Birleşik Krallık’ın ulusal sağlık hizmeti NHS, konuşma terapileri sayfasında bu terapilerin yüz yüze, görüntülü ya da telefon görüşmesiyle veya çevrimiçi bir kurs olarak yapılabildiğini belirtiyor. Bu cümle, görüntülü görüşmenin terapi yolları arasında sayıldığını gösterir. Ekran yoluyla herkesin aynı şeyi yaşayacağı anlamına gelmez.
Bu yüzden “genel olarak etkili mi?” sorusu yerine şunu sormak sizin için daha işe yarar olabilir: “Benim konumda, benim ortamımda ve benim anlatma biçimimle bu düzen işliyor mu?” Yanıtı birkaç görüşme sonunda kendi gözleminizle verebilirsiniz. İlk seanstaki “alışamadım” hissi ile üçüncü seanstaki “hâlâ ulaşamıyorum” hissi aynı bilgiyi taşımaz.
Burada iki ayrı soru var ve ikisini ayrı tutmak yararlı olabilir. Birincisi, ekrana alışıp alışamadığınız ve görüşmede kendinizi anlatabildiğiniz: bunu ekran notuyla izleyebilirsiniz. İkincisi, hedeflerinize doğru ilerleyip ilerlemediğiniz: bu, ekran notunun ölçtüğü bir şey değildir ve terapistle birlikte, görüşmelerin gidişine bakarak konuşulur. Ekranda rahat olmak ilerleme anlamına gelmez; ekranda zorlanmak da ilerlemediğiniz anlamına gelmez. Değerlendirme için basit not, aşağıdaki “ilk seanstan sonra” bölümünde.
Aynı odada olmadan bağ kurmak: neyi kaybedersiniz, neyi farklı yaşarsınız?
Kamera çoğunlukla yüzünüzü ve omuzlarınızı gösterir. Bacağınızın sallanması, ellerinizin kasılması, sandalyede geri çekilmeniz ya da öne eğilmeniz çoğu zaman görünmez. Yüz yüze bir odada bu işaretler görüşmenin sessiz bir parçasıdır; ekranda ise bir kısmının sözle taşınması gerekir. Bunu kimi kişi bir kayıp, kimi kişi küçük bir ayrıntı olarak yaşar.
Ekranda daha çok öne çıkan şeyler de var: ses tonundaki incelmeler, yüzdeki küçük değişiklikler, cümleyi yarıda bırakmalar, seçilen sözcükler. Bazı kişiler kendi evinde, tanıdık bir koltukta oturdukları için kendilerini daha rahat anlatabildiklerini fark eder. Bazıları ise tersini yaşar ve evin içinde görüşmeye ayrılmış bir köşe bulamaz. İkisi de olabilir; hangisinin sizin için geçerli olduğunu ilk görüşmelerde birlikte görürsünüz.
Ekranın sağladığı kolaylıklar da somut: yolda geçen süre ve trafik yok, başka bir şehirde ya da ülkede yaşıyor olmanız görüşmeye engel olmaz, vardiyalı ya da yoğun bir takvimde saat bulmak daha esnek olabilir. Bunlar ekranı “daha iyi” yapmaz; yalnızca bazı kişiler için görüşmeye ulaşmayı mümkün kılar. Yüz yüze görüşmenin de kendi kazancı vardır: odanın ortak bir alan olması, görüşmenin bittiği anda kapıdan çıkıp yürümek. Hangisinin sizin için daha ağır bastığı, tartılacak kişisel bir konudur.
Terapistin göremediği bedensel bilgiyi sözle ekleyebilirsiniz: “Şu an midem sıkıştı”, “ellerim terledi”, “yerimde duramıyorum”. Bunlar bir tanı değil, ekran dışında kalan bilgiyi görünür kılan cümlelerdir. Başta tuhaf gelmesi yanlış yaptığınız anlamına gelmez; birkaç görüşmede alışkanlığa dönüşebilir.
Görüşmenin Türkçe olması da bağı etkileyebilir. Duyguyu anadilinde anlatmanın neden farklı hissettirebildiği “İngilizcem yetiyor ama duygularımı anlatamıyorum” yazısında ayrıca ele alınıyor.
Psikoterapi ekranda nasıl bir çalışmadır?
Çerçeve ekranda da aynı kalır: sizi getiren zorluğun anlaşılması, hedeflerin konuşulması, başa çıkma becerilerinin geliştirilmesi, belirtilerin düzenlenmesi ve çözüm odaklı adımların aranması. Düşünce, duygu ve davranış bağlantısına bakan bilişsel davranışçı yöntemlerden de yararlanılabilir. Hangi yöntemin öne çıkacağı kişiye ve konuya göre değişir; belirli bir sonuç ya da görüşme sayısı öngörülmez.
Ekranda daha rahat yürüyen çalışmalar çoğunlukla konuşma temellidir: bir olayı birlikte gözden geçirmek, bir düşünce kalıbını fark etmek, bir sonraki hafta için küçük bir deneme planlamak. Ortama daha çok bağlı olan çalışmalar ise ilk görüşmelerde birlikte düşünülür. Bireysel görüşmenin genel çerçevesi bireysel danışmanlık sayfasında anlatılıyor.
Sessizlik mi, bağlantı gecikmesi mi? Ekranda bunu nasıl ayırırsınız?
Yüz yüze görüşmede sessizlik çoğu zaman bir düşünme payıdır. Ekranda ise sessizlik iki farklı şey olabilir: karşınızdaki gerçekten düşünüyordur ya da bağlantı geriden geliyordur. Görüntü bir an donduğunda ikiniz de “yanıt vermedi mi, yoksa duymadı mı?” diye bocalayabilirsiniz.

Bunu baştan konuşmak, sonradan gelen gerginliği azaltabilir. Üç küçük anlaşma yapmayı düşünebilirsiniz:
- Görüntü ya da ses gecikirse kısa bir cümleyle haber vermek (“sizi duyamadım, tekrar eder misiniz?”).
- Uzayan bir sessizlikte “düşünüyorum” demek; bu, karşı tarafın bağlantıyı kontrol etmeye başlamasını önler.
- Bağlantı kopması hâlinde önceden belirlenen bir yoldan haber vermek.
Sessizlik ekranda bazen daha uzun hissedilir; özellikle kendini ifade etmekte zorlanan biri için. “Bu sessizlik bana çok uzun geldi” demek, görüşmeyi size uygun bir hıza getirmenin bir yoludur. Sessizlik terapide her zaman bir sorun işareti değildir; bazen düşünmeye ayrılan değerli bir aralıktır.
Kamera yorgunluğu ve kendi yüzünüzü görmek: neyi ayarlayabilirsiniz?
Bir saate yakın bir görüşmede hem karşınızdakini hem kendi yüzünüzü izlemek yorucu olabilir. Bazı kişiler kendi görüntüsünü görünce “nasıl görünüyorum?” diye düşünmeye başlar; dikkat, anlatmak istediği şeyden bu yöne kayar. Küçük ayarlar bunu hafifletebilir:

- Kendi görüntünüzü gizlemek: Birçok görüntülü görüşme programında kendi görüntünüzü küçültme ya da gizleme seçeneği bulunur.
- Kamerayı göz hizasına getirmek: Dizüstü bilgisayarı birkaç kitabın üzerine koymak, ekrana eğilmeyi ve boynunuzu yormayı azaltır.
- Telefonu elde tutmamak: Sabit bir yere dayamak hem görüntüyü sabitler hem kolunuzu rahatlatır.
- Işığı karşıdan almak: Pencerenin arkanızda kalması yüzünüzü karartabilir; pencereye dönük oturmak daha rahat olabilir.
- Bildirimleri kapatmak: Görüşme süresince telefon ve bilgisayar bildirimlerini kapatmak dikkat mesafesini küçültür.
Bazı anlarda kamerayı kapatmak isteyebilirsiniz: ağlamak üzere olduğunuzda, evin görüntüsünden utandığınızda ya da çok yorulduğunuzda. Bu da bir bilgidir. Bunu görüşmede söylemeniz yeterlidir; o anki durumunuza göre ne yapılabileceğine birlikte bakılır. Ayarlardan sonra da yorgunluk sürüyorsa aynı cümle burada da geçerlidir.
Yüz yüze görüşme ne zaman daha uygun olabilir?
Görüntülü görüşmenin sınırları var ve bunları baştan bilmek size uygun düzeni seçmeyi kolaylaştırır. Şu durumlarda yüz yüze görüşme ya da başka bir destek yolu daha uygun olabilir:
- Konuşabileceğiniz özel bir alan bulamıyorsanız ve görüşmenin duyulacağını düşünerek susuyorsanız.
- İnternet bağlantınız ya da cihazınız sık sık kopuyor ve görüşmenin akışı bozuluyorsa.
- Ekranda kendinizi gerçeklikten kopmuş, uzak ya da donmuş hissediyorsanız.
- Yalnızca aynı odada bulunmak size güven veriyorsa; bu bir zayıflık değil, geçerli bir tercihtir.
Kendinize zarar verme düşünceleri, başkasına zarar verme riski ya da acil bir tehlike varsa görüntülü seans randevusunu beklemeyin. Türkiye’deyseniz 112’yi, yurt dışındaysanız bulunduğunuz ülkenin acil yardım numarasını arayın ya da en yakın acil servise başvurun; yanınızda güvendiğiniz biri varsa durumu ona söyleyin.
Ağır depresyon, bipolar bozukluk ya da psikoz gibi tablolarda yalnızca psikoterapi yeterli olmayabilir. Gerekli durumlarda psikiyatri hekimleri ile koordineli çalışılmaktadır. Adana’ya gelebilecek durumdaysanız yüz yüze görüşme ofiste yapılır; hangi düzenin size uyduğunu randevu talebinizde belirtebilirsiniz. Online terapinin kimler için uygun olabileceğini ayrıntılı ele alan online terapi kimler için uygun yazısı da karar vermenize yardımcı olabilir.
İlk görüşmede ekranla ilgili hangi soruları sorabilirsiniz?
Ekran konusunda aklınıza takılan şeyleri ilk görüşmede açıkça sormak, tereddüdün sessizce büyümesini önler. Şu sorulardan yararlanabilirsiniz:
- “Görüşme sırasında bağlantı koparsa hangi yolla haberleşiriz, ben ne yapmalıyım?”
- “Evde başka biri olabilecek bir saatte görüşmem gerekirse bunu nasıl düzenleyebiliriz; bağlantıya kimlerin ulaşabileceğini nasıl belirleriz?”
- “Kamerayı açmakta zorlandığım bir an olursa görüşmeyi nasıl sürdürürüz?”
- “Seansın son birkaç dakikasını nasıl kapatalım; ben o anda ne yapabilirim?”
- “İki üç görüşme sonra ekranın benim için uygun olup olmadığına birlikte bakabilir miyiz?”
Son soru özellikle işe yarayabilir: ekran kararı tek seferlik bir seçim olmak zorunda değildir. İlk görüşmede “deniyorum, birkaç seans sonra konuşalım” demek, başlangıçta kesin karar verme baskısını azaltabilir. Soruların yanıtları, kendi durumunuza göre görüşmenin başında birlikte netleştirilir.
İlk seanstan sonra ekranı değerlendirmek: bir “ekran notu”
“Online terapi bana uygun mu?” sorusunu görüşmeden önce yanıtlamak zor; birkaç seans sonra ise daha somut bakabilirsiniz. Bunun için seansın hemen sonrasında beş dakikanızı ayırıp kısa bir not alabilirsiniz. Bu bir test değildir; puanı ve doğru yanıtı yoktur:

- Ekranın araya girdiği an: “… dediğimde bağlantı / ses / dikkatim araya girdi.”
- Duyulduğumu hissettiğim an: “… söylediğimde karşımdaki beni dinliyordu.”
- Anlatmaktan vazgeçtiğim şey: “… konusunu geçtim; bunun nedeni ekran mı, konu mu, ortam mı?”
- Sonraki seans için değiştirmek istediğim tek şey: kamera açısı, saat, oda ya da başka bir ayrıntı.
Notu bir sonraki görüşmenin başında okuyabilirsiniz: “Geçen seanstan sonra şunu fark ettim.” Böylece ekranla ilgili sorun görüşmenin dışında kalmak yerine görüşmenin konusu olur. Üç dört görüşme sonra aynı satırlar değişmiyorsa, düzeni ya da yüz yüze görüşmeyi yeniden düşünmek için bir ipucu olabilir; karar sizindir.
Bir de seansın bitiş anı var. Dizüstü bilgisayarı kapatıp doğrudan mutfağa, işe ya da çocukların odasına geçmek bazı kişilere ani gelebilir. Yüz yüze görüşmede yolda geçen süre bir geçiş payı oluşturabilir; ekranda bu payı kendiniz kurabilirsiniz: bir bardak su, pencere önünde birkaç dakika.
İlk görüşmede ne olur, görüşme nasıl yürür?
Görüşme görüntülü yapılır ve yaklaşık 60 dakika sürer. İlk görüşmede tanışırsınız, sizi getiren soruyu ve beklentinizi anlatırsınız; ekranla ilgili tereddütleriniz de bu sırada konuşulabilir. Süreç ve ödeme konusunda bilgi alırsınız; devam edip etmeyeceğinize karar vermek size kalır. Yurt dışındaysanız saat farkı randevu planlanırken birlikte düşünülür; seans düzeninin yurt dışında nasıl kurulabileceğini ABD ve Kanada’da Türkçe online psikoterapi yazısında okuyabilirsiniz.
Randevudan seansa adımlar, bağlantı koptuğunda ne yapılabileceği ve seans süresi hakkındaki ayrıntılar online psikoterapi seansı nasıl işler yazısında anlatılıyor.
Görüşme hakkında bilgi almak için
En kolay başlangıç, WhatsApp’tan kısa bir mesaj yazmaktır: bulunduğunuz şehir ya da ülke, uygun olabileceğiniz günler ve ekran konusunda aklınıza takılan şey. WhatsApp kullanmak istemezseniz randevu sayfasından randevu talebi bırakabilir ya da 0543 108 25 76 numarasını arayabilirsiniz. Ayrıca Türkçe online görüşme hizmet sayfasından da bilgi alabilirsiniz. İlk mesajda terapiye başlayıp başlamayacağınızı yazmanız beklenmez.
Sık Sorulan Sorular
Hangi görüntülü görüşme programı kullanılıyor, kendim mi seçerim?
Hangi program üzerinden bağlanacağınız randevuda bildirilir; bu yazı belirli bir ürünü önermez. Daha önce kendi cihazınızda denediğiniz ve bağlantısı kararlı çalışan bir program sizin için pratik olabilir. Görüşmeden önce kamera, ses ve kulaklığı bir kez denemek zaman kazandırır.
Telefondan mı bilgisayardan mı bağlanmalıyım?
Telefon da kullanılabilir; ancak daha büyük bir ekran yüzü daha rahat göstereceği için bazı kişiler dizüstü ya da masaüstü bilgisayarı tercih eder. Telefondan bağlanacaksanız onu elinizde tutmak yerine bir yere dayayın, şarjda olduğundan emin olun ve bildirimlerini kapatın.
Kamerayı açmakta zorlanıyorum, yalnızca sesle görüşülebilir mi?
NHS sayfası telefon görüşmesini de terapi yolları arasında sayıyor. Görüşmeler görüntülü planlanır; kamerayı açmakta zorlanıyorsanız bunu mesajınızda belirtebilirsiniz. Nedeni utanç, ortam ya da yorgunluk olabilir; her biri için farklı bir yol aranabilir.
Eşimle ya da ailemle aynı ekrandan katılabilir miyiz?
Çift görüşmesinde iki kişi aynı ekran başında oturabilir ya da ayrı yerlerden ayrı cihazlarla bağlanabilir; hangisinin uygun olduğu görüşme planlanırken konuşulur. Aynı kareye sığmak için kamerayı biraz geri çekmek ve herkesin sesinin duyulduğundan emin olmak yardımcı olur. Çift görüşmesinin çerçevesi çift danışmanlığı sayfasında anlatılıyor.
Evde başkaları varken nasıl görüşürüm?
Evin en sakin saatini seçmek, kapalı bir oda ve kulaklık kullanmak seçenekleriniz arasında. Kulaklık karşınızdakinin sesini odadakilerden gizler ama sizin söylediklerinizin odadan duyulmasını engellemez; bu yüzden kapı ve saat seçimi ayrıca önem taşır. Görüşmeye evdeki biri katılacaksa ya da bağlantı bilgisi ortak bir cihazda görünüyorsa bunu önceden söyleyip kimlerin neyi duyup göreceğini ilk görüşmede sorabilirsiniz. Hiçbir saat uygun değilse bunu da söyleyebilirsiniz; başka bir düzen birlikte aranabilir.
Ekrana alışmam kaç görüşme sürer?
Kişiye göre değişir; belirli bir sayı verilemez. Bazı kişiler ilk görüşmenin ortasında ekranı unutur, bazıları ise ayarlar yapılıncaya kadar zorlanır. “Ekran notu” bu süreci izlemenin basit bir yoludur.
Ödeme, fatura belgesi ve sigorta ya da geri ödeme konusunda ne yapmalıyım?
Randevuda bilgi verilir; ayrıntılı bilgi için arayınız (0543 108 25 76). Genel bilgi için psikoterapi ücretleri sayfasına bakabilirsiniz. Bir sigorta ya da işveren desteği kullanmayı düşünüyorsanız önce ilgili kurumunuzdan teyit etmeniz yerinde olur.
Ekrandan görüşmeyi önce bir mesajla sormak ister misiniz?
WhatsApp’tan Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey’e ekran konusundaki tereddüdünüzü yazıp görüşme biçimi ve uygun saat hakkında bilgi isteyebilirsiniz; randevu talebini sayfadan da bırakabilirsiniz.
Bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Bu yazı tanı ve tedavinin yerini tutmaz.
Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.
Yazar HakkındaBu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.
Yüz yüze ya da online görüşme için uygun zamanı belirleyelim.
Randevu Al
İlk görüşü siz paylaşın