TEL0543 108 25 76 4,9(406+) Mağaza Ziyaretçi Defteri
Psikolojik Sorunlar

Yabancılaşma Duygusu: Yeni Ülkede Kendinizi Yabancı Hissettiğinizde Neler Olur?

Yeni ülkede yabancı hissetmenin gündelik görünümü: tanınmama, mesafeli ilişki biçimleri, temas merdiveni ve Türkçe online psikoterapi.

Psikoterapist Yayımlandı 14 dakika okuma
Gündüz bir apartman giriş holünde, posta kutularının önünde elinde zarfla duran bir kadın; arkasından merdivenden inen bir komşu geçiyor.

Yeni bir ülkede kendinizi yabancı hissetmek çoğu zaman “kimse beni tanımıyor” duygusunun gündelik hayatta birikmesidir: selamlaşılmayan komşular, bilinmeyen bir ad, kendi sesinize bile uzak durmak. Bu bir tanı değil, taşınmayla birlikte yaşanabilen bir deneyimdir ve çoğu zaman küçük, ölçülü adımlarla ele alınabilir.

Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey ile Türkçe online görüşebilirsiniz; yüz yüze görüşme yalnızca Adana Çukurova Yüzüncüyıl Mahallesi’ndeki ofiste yapılır, yurt dışında ofis yoktur. Önce bir şey sormak isterseniz WhatsApp’tan yazabilirsiniz.

“Aynı apartmanda yıllardır yaşıyorsunuz ve kimse adınızı bilmiyor” cümlesi size tanıdık geliyor mu?

Asansörde göz göze gelinir, kimse bir şey demez. Posta kutusunda adınız vardır ama merdivende o adla seslenen yoktur. Bir bayram sabahı telefonunuz çalar, ama kapınız çalmaz. Bunların her biri küçüktür; birlikte ise “burada kimse beni tanımıyor” cümlesine dönüşebilir.

Bu duygu bazen dışarıdan değil içeriden başlar. Alışveriş kuyruğunda söylediğiniz cümlenin size ait olmadığını hissedersiniz. Aynada kendinizi, başkasının hayatında dolaşan biri gibi görürsünüz. İş yerinde herkes sizi “idare eden” biri olarak bilir; siz ise o kişiyle aranızdaki mesafeyi fark edersiniz.

Bu yazıda neden böyle olduğunu kesin söyleyemeyiz. Komşuların ya da bir ülkenin “soğuk” olduğunu iddia etmiyoruz; kimsenin niyeti bilinmez, yorgunluk, kural ya da dil çekingenliği olabilir. Konuştuğumuz şey sizin içinizde olan ve bu deneyime eşlik eden gündelik anlar.

Göç sağlığı üzerine Dünya Sağlık Örgütü’nün bilgi notu, göçün sağlık üzerinde hem olumlu hem olumsuz etkileri olabileceğini belirtiyor. Yani yabancı hissetmek tek yönlü bir kader değil; bazı günler hafifler, bazı günler ağırlaşır.

Tanınmak görünmeyen bir arka plandır: kaybolunca neden bu kadar yorar?

Eski mahallenizde sizi görünce poşeti hazırlayan bir bakkal, adınızı bilen bir kapıcı ya da yüzünüzden halinizi anlayan bir komşu olmuş olabilir. Böyle anları belki hiç “bağ” diye saymazdınız; yalnızca arka planda çalışan küçük tanınma anlarıydı. Taşındıktan sonra bu arka plan bir anda kaybolur ve ne eksik olduğunu bulmak zaman alır.

Sonuçta gün boyu hiç kimsenin sizi tanımadığı bir akış yaşarsınız. Her kuyrukta, her kapıda kendinizi baştan tanıtmanız gerekir; bu da görünmez bir iş yükü ekler. Tek tek küçük olan bu yükler akşam “bugün neden bu kadar yoruldum” sorusuna dönüşebilir.

Bu yüzden yabancılık duygusu çoğu zaman yalnızca “arkadaşım yok” demek değildir; “hiçbir yerde sıradan bir yüz değilim” demektir. İkisi birbirinden farklı çözümler isteyebilir: ilki yeni tanışmalarla, ikincisi tekrar eden küçük karşılaşmalarla hafifler.

Üç farklı yabancılık: çevreye, kendinize ve eski hayatınıza

“Yabancı hissediyorum” cümlesi aslında üç ayrı şeyi anlatıyor olabilir. Hangisinin size ait olduğunu ayırmak, ne yapacağınıza karar vermeyi kolaylaştırır.

  • Çevreye yabancılık: Kim kimdir, hangi kapıya nasıl yaklaşılır, ne zaman uğranır bilmemek. Dışarıdan “uyum sağlayamadım” gibi görünür; içeriden “nereden başlayacağımı bilmiyorum”dur.
  • Kendinize yabancılık: Türkçede esprili, burada ise ağırbaşlı biri olmak. Aynı kişi olduğunuzu bilirsiniz ama sesiniz başka çıkar. Dil konusunda ayrıntı için anadilde psikoterapi yazısına bakabilirsiniz.
  • Eski hayata yabancılık: Türkiye’deki arkadaşlarınızla konuşurken anlatacak ortak bir şey bulamamak. Onlar sizi hâlâ tanıyor, ama sizin günleriniz onların günlerine benzemiyor.

Bu üçü birbirini besleyebilir; ama aynı şey değildir. Arkadaş eksikliğinin yarattığı boşluk ile sesinizin başkalaşması aynı adımı istemez. Birini adlandırmak diğerlerini küçültmez.

Sizin alıştığınız mesafe, buradaki mesafe: hangisi doğru?

Gündelik temasın biçimleri her yerde aynı değildir. Kapıda sohbet etmek, haber vermeden uğramak, “bir çay içmeye gelin” demek bir yerde sıcak bir davettir, başka bir yerde yalnızca nezaket cümlesidir. Bunların hangisinin bulunduğunuz yerde geçerli olduğunu çoğu zaman tahmin ederek öğrenirsiniz.

Gündüz bir apartman kapısında elinde çay tepsisi olan bir kadın, merdiven sahanlığındaki yaşlı komşusuyla kısa bir konuşma yapıyor.

Burada iki tuzak var. Birincisi, buradaki mesafeyi “soğukluk” diye okumak ve hiç denememek. İkincisi, kendi alışkanlıklarınızı “yanlış” sayıp onlardan utanmak. İkisi de bir bilgi vermez; yalnızca sizi aynı yerde tutar.

İş yerinde de benzer anlar olur. Öğle yemeğine davet edilmemek, bir kahve molasında konuşmanın size gelmeden akıp geçmesi ya da size “nasılsın” diye sorulup cevap beklenmemesi tek tek küçük şeylerdir. Hangisinin kasıt, hangisinin alışkanlık olduğunu ayırmak güçtür; ayrımcılığa varan, tekrar eden dışlanmalar ise ayrı bir konudur ve yurt dışında mikro-ayrımcılık yazısında ele alınıyor.

Bir selamın karşılıksız kalması ya da bir davetin yanıtlanmaması karşısında zihin genellikle üç yoruma gider: “beni istemiyorlar”, “kural böyle” ya da “yoğundular”. Hangisinin doğru olduğunu çoğu zaman bilemezsiniz ve bilmeniz gerekmez. Sorulabilecek daha kullanışlı soru şudur: “Kesin bilmeden de küçük bir adım atabilir miyim?”

Temas merdiveni: beş basamak, hepsini çıkmak zorunda değilsiniz

“Bağ kurmalıyım” demek çok geniş bir görev gibi durur. Onu basamaklara bölmek yükü hafifletebilir. Aşağıdaki merdiven bir test ya da hedef listesi değildir; bulunduğunuz basamağı görmenize yarayan bir haritadır.

Sabah bir mahalle fırınında tezgâhın önünde bekleyen bir adam, tezgâhtarın kâğıt poşete koyduğu ekmeğe bakıyor.
  1. Görünür olmak. Her sabah aynı saatte aynı fırına gitmek, aynı yürüyüş yolunu seçmek. Kimseyle konuşmadan tanıdık bir yüz olmaya başlarsınız.
  2. Selamlaşmak. Dilde en kısa hâliyle: “günaydın”. Cevap gelmese de gelse de.
  3. İki cümle. Havayı geçip ortak bir şeye değinmek: “Bu kapı hep mi takılıyor?”, “Bu fırının simidi iyi.”
  4. Adı öğrenmek ve söylemek. Adınızı söylemek, karşınızdakinin adını sormak.
  5. Küçük karşılıklılık. Bir eşyayı ödünç istemek, bir teşekkür notu bırakmak, bir çay davetinde bulunmak.

Haftalık not tutmak isterseniz tek satır yeterlidir: “Bu hafta … basamağındaydım; bir kişi bana …” (selam verdi, adımı kullandı, bir şey sordu). Satırı boş bırakabilirsiniz; boş hafta bir başarısızlık değildir.

Basamak size büyük geliyorsa onu küçültebilirsiniz. “Günaydın” demek ağırsa önce yalnızca başınızla selam vermeyi, bu da zorsa kısa bir gülümsemeyi deneyebilirsiniz. Amaç bir basamağı “geçmek” değil, bugün sizi zorlamadan yapabileceğiniz en küçük temas biçimini bulmaktır. Karşılık gelmediği günlerde ise bunu “bugün olmadı” diye not edip yarın yeniden başlayabilirsiniz. Karşınızdaki kişi teması sürdürmek istemediğini açıkça belirtiyorsa ısrar etmeyin; başka bir kişi, başka bir saat ya da başka bir ortam seçebilirsiniz.

Bir basamakta aylarca kalmak da olabilir; sonraki basamak için acele etmek gerekmez. Bir adım karşılık bulmazsa bu bir hüküm değil bilgidir: başka bir saat, başka bir kişi ya da başka bir basamak denenebilir. Bu merdiven, görüşmede de birlikte kullanılabilecek bir araçtır.

Küçük adımlar neden bazen yetmez? Yorgunluk, dil ve kaygı

Merdiveni çıkmaya çalışıp yorulduysanız bunun birkaç nedeni olabilir. Gün boyu başka bir dilde konuşmak enerji harcar; akşam bir selam daha vermek gözünüzde büyüyebilir. Dilde hata yapma endişesi ya da “yanlış anlaşılırım” düşüncesi de adımı geciktirebilir.

Burada bir ayrımı akılda tutmak işe yarayabilir. Türkiye’deyken insanlarla rahattıysanız ve burada geri çekiliyorsanız, çoğu zaman bağlam ve yeni düzen konuşuyordur. Yeni insanlarla bir arada olmak sizi her yerde ve uzun süredir zorluyorsa, bu başka bir konudur; sosyal anksiyete yazısı utangaçlıkla arasındaki farkı anlatıyor. Bu ayrım tanı koymaz; yalnızca neye bakılacağını gösterir.

Çevrenizden gelen tavsiyeler de bazen yükü artırır: “bir kursa yazıl”, “bir derneğe git”, “biraz daha dışarı çık”. İyi niyetle söylenmiş olabilirler; yine de size uyup uymadığını değerlendirmeden uygulamak yorabilir. Bir kurs ya da topluluk sizin için uygun bir basamak olabilir, ama her basamak herkese göre değildir. Kendi hızınızı ve enerjinizi hesaba katarak seçmeniz yeterlidir.

Taşınmanın ilk dönemindeyseniz yorgunluğun bir kısmı süreçten de gelir; bunu yeni bir ülkedeki ilk yıl yazısında okuyabilirsiniz. Kendinizi iki kültürün arasında hissetmeniz ise ayrı bir konudur ve kimlik ve aidiyet yazısında ele alınıyor. Bu yazı, kimlikten çok “kimse beni tanımıyor” anlarının günlük görünümüne odaklanıyor.

Telefonda “iyiyim” demek: yakınlarınıza bile yabancılaşmak

Yabancılık bazen eski çevrede de sürer. Annenizle konuşurken “nasılsın?” sorusuna “iyiyim” dersiniz; çünkü anlatmak uzundur, karşı tarafı üzmek istemezsiniz, ya da neyi anlatacağınızı bilemezsiniz. Konuşma biter, içinizde anlatılmamış bir şey kalır.

Öğleden sonra bir balkonda korkuluğa yaslanıp telefonla konuşan bir kadın, elinde çay bardağıyla aşağıdaki sokağa bakıyor.

Bu ayrı bir yalnızlık türüdür: yakınınız olduğu hâlde anlatılmayan. Duygusal yalnızlığın genel çerçevesi için ilişkilerde duygusal yalnızlık yazısına bakabilirsiniz. Tek bir telefon görüşmesinde “iyiyim” yerine “bugün biraz yorgunum” demek, anlatmanın küçük bir başlangıcı olabilir; kimseye yük olmak anlamına gelmez.

Kendiliğinden yatışır mı, görüşme ne zaman düşünülür?

Bu his, yeni bir iş, yeni bir komşu ya da tanıdık hâle gelen bir mahalleyle birlikte hafifleyebilir. Aşağıdakilerden biri haftalardır sürüyorsa bir görüşme planlamayı düşünebilirsiniz:

  • Haftalar boyunca işe ve market gibi zorunlu işlere çıkmak dışında kimseyle konuşmamak.
  • Çevrenizin ya da kendinizin gerçek dışı gelmesi, kendinizi dışarıdan izliyormuş gibi hissetmek; bu duygu sık, yoğun ve günlük işlerinizi etkiliyorsa.
  • Uykunun, iştahın ya da günlük düzenin belirgin bozulması.
  • İnsanlardan kaçınmanın artması ve bunun işinizi ya da ilişkilerinizi etkilemesi.

Umutsuzluk, ilgi kaybı ve belirgin enerji düşüklüğü eşlik ediyorsa bir hekime başvurmanız yerinde olur; sürekli yorgunluk ve mutsuzluk yazısı bu belirtileri anlatıyor. Gerekli durumlarda psikiyatri hekimleri ile koordineli çalışılmaktadır. Bu his başka bir sağlık sorunuyla da ilişkili olabileceği için tek bir açıklamaya bağlanmaz.

Psikoterapide bu his nasıl ele alınır?

Çalışma kişiye göre şekillenir. Genellikle önce yabancılığın hangi alanlarda yoğunlaştığına bakılır: çevre, kendiniz ya da eski hayat. Ardından “kimse beni tanımıyor” düşüncesinin hangi anlarda güçlendiği, o anlarda bedende ve davranışta neler olduğu birlikte yazılır.

Bilişsel davranışçı çalışmada düşünce kalıpları birlikte incelenir: “herkes beni dışarıda bırakıyor” cümlesi hangi olaylarla destekleniyor, hangi olaylarla desteklenmiyor? Bu bir olumlu düşünce çalışması değildir; yargıyı gerçeklerle yan yana koymaktır. Davranış tarafında ise temas merdiveni gibi araçlar birlikte planlanır: hangi basamak size uyuyor, hangi engel sizi duraklatıyor?

Çözüm odaklı sorular da kullanılabilir: “Bir şey biraz daha iyi olsa neyi fark ederdiniz?” Beden gerginliği ve kaygı yükseldiğinde işe yarayan nefes ve dikkat çalışmaları da konuşulabilir. Bireysel görüşmenin çerçevesini bireysel danışmanlık sayfasında görebilirsiniz.

Görüşmede bir de şu soruya bakılabilir: eski hayatta size iyi gelen tanınma biçimleri hangileriydi ve bunların hangisinin bir benzeri burada mümkün? Bazı kişiler için bu, küçük bir mahalle ritüeli; bazıları için haftada bir kez aynı kişiyle konuşmak olabilir. Amaç eski düzeni birebir kurmak değil, size yetebilecek bir temas biçimini tarif etmektir.

Burada dürüst bir sınır var: Psikoterapi size arkadaş bulmaz. Yaptığı şey, temas kurmanın önündeki engelleri (kaygı, utanç, kendini küçümseme, yorgunluk) ele almak ve bunlarla başa çıkma becerilerinizi çoğaltmaktır. Sonuç kişiye göre değişir; baştan söz verilemez.

Online görüşme günü: saat, ortam ve bağlantı

Görüşmeler görüntülü bağlantıyla yapılır ve yaklaşık 60 dakika sürer. Bulunduğunuz yerle Türkiye arasındaki saat farkı randevu sırasında birlikte planlanır. Kamera ve ses için sakin bir yer seçmeniz, kulaklık kullanmanız ve görüşme sırasında evde kimlerin bulunacağını önceden düşünmeniz işinizi kolaylaştırabilir. Bağlantı kesilirse yeniden bağlanmayı denersiniz; böyle bir durumda nasıl ilerleyeceğinizi ilk görüşmede sorabilirsiniz.

Seansın nasıl işlediğini online psikoterapide seans süreci, bu biçimin size uyup uymadığını online terapinin kimlere uygun olduğu yazısı anlatıyor.

İlk mesaj ve ilk görüşme

İlk mesaj kısa olabilir. Şuna benzer bir not işinizi görür:

Merhaba, yurt dışında yaşıyorum. Yıllardır aynı yerdeyim ama kendimi hâlâ yabancı hissediyorum ve kimseyle bağ kuramıyorum. Türkçe online görüşme hakkında bilgi almak istiyorum. Hafta sonları öğleden sonra bana uygun.

Yaşadığınız ülke ve uygun olduğunuz zaman aralığı yeterlidir; ayrıntılı anlatmanız gerekmez. İlk görüşme bir tanışmadır: neyin sizi yorduğu, bu durumun ne zamandır sürdüğü ve hayatınızın hangi alanlarına dokunduğu konuşulur. Temas merdiveni hakkında merak ettiklerinizi sorabilirsiniz. Sürecin nasıl ilerleyebileceği ve ödeme gibi pratik konularda bilgi alırsınız; devam kararı sizindir.

Acil bir durumda ne yapmalısınız?

Kendinize zarar verme düşünceniz ya da bir planınız varsa, ya da şu anda güvende olmadığınızı hissediyorsanız planlı bir görüşmeyi beklemeyin. Bulunduğunuz ülkenin acil yardım numarasını arayın ya da en yakın acil servise gidin. Acil yardım numarası ülkeye göre değişebilir; bulunduğunuz ülkede geçerli olanı önceden öğrenip telefonunuza kaydetmek işe yarayabilir. Mümkünse yalnız kalmayın ve güvendiğiniz birine haber verin. Online görüşme acil yardımın yerini tutmaz.

Görüşme hakkında bilgi almak için

En kolay başlangıç, WhatsApp’tan görüşme biçimi ve uygun saatler hakkında kısa bir mesaj bırakmaktır. Mesaj yazmak istemezseniz 0543 108 25 76 numarasını arayabilir ya da randevu talebi bırakabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Arkadaşlarımı Türkçe konuşanlar arasından mı yoksa yerel insanlar arasından mı seçmeliyim?

İkisi de geçerli bir yoldur ve ikisi birlikte de olabilir. Türkçe konuşan çevre, anlaşılma rahatlığı verir; yerel çevre ise günlük hayatın akışına dahil olma duygusunu artırabilir. Hangisinin şu an size daha iyi geldiğini, hafta içi bir akşamınızı nasıl geçirmek istediğinizi düşünerek anlayabilirsiniz.

Selam vermeye çekiniyorum, dil hatası yapmaktan korkuyorum. Ne yapabilirim?

İlk basamakta uzun cümle gerekmez; tek bir kelime, bir baş selamı ya da gülümseme yeterlidir. Hata yapma korkusu yoğunsa bir cümleyi önceden kendi kendinize ya da bir yakınınızla prova etmek yük hafifletebilir. Kusurlu bir cümle konuşmayı her zaman bozmaz; karşılığın nasıl olacağı ise önceden bilinemez.

Eşim ve çocuklarım çevreye uyum sağladı, ben sağlayamadım. Bu normal mi?

Uyum hızı kişiden kişiye değişir; iş, dil, okul ve günlük program herkes için farklı bir temas fırsatı sunar. Başkasının daha hızlı ilerlemesi sizin eksik olduğunuz anlamına gelmez. Kendi hızınızı başkasınınkiyle değil, dünkü hızınızla karşılaştırmak daha öğretici olabilir.

Yabancı hissetmek depresyon belirtisi mi?

Tek başına bu duygu depresyon anlamına gelmez; ama ikisi bir arada da yaşanabilir. Ayrımı yazıdan yapamayız ve görüşme de tanı koymaz. Ruh haliniz belirgin biçimde düşükse, uykunuz ya da iştahınız etkileniyorsa bir hekime de görünmeniz yerinde olur.

Memleketime dönmek bu duyguyu çözer mi?

Bunu önceden bilemeyiz. Dönmek ya da kalmak kararı ile bugün yaşadığınız yabancılık ayrı ayrı ele alınabilir; görüşme bir karar vermez, kararınızı hangi bilgilerle vereceğinizi netleştirmenize yardımcı olabilir.

Kaç seans gerekir, ne sıklıkla görüşülür?

Bu kişiye ve konuya göre değişir; baştan sayı verilmez. Tek bir somut durumla, örneğin yalnızca bir komşuyla ilgili “selam” basamağıyla başlanabilir. Sıklık ve süre ilk görüşmelerden sonra birlikte belirlenir.

Ödeme, fatura belgesi ve sigorta konusunda ne yapmalıyım?

Randevuda bilgi verilir; ayrıntılı bilgi için arayınız (0543 108 25 76). Genel ücret bilgisi için psikoterapi ücretleri sayfasına bakabilirsiniz. Sigorta ya da kurum desteği düşünüyorsanız önce ilgili kurumunuzdan teyit edin.

Türkçe görüşme hakkında bilgi alın

WhatsApp’tan kısa bir mesaj yazarak Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey ile Türkçe online görüşme biçimi ve uygun saatler hakkında bilgi isteyebilirsiniz.

Bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Bu yazı tanı ve tedavinin yerini tutmaz.

Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Yazar

Psikoterapist Mehmet ULUBEY

Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.

Yazar Hakkında
Bu yazıyı paylaş
WhatsApp Facebook X LinkedIn E-posta

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.

Bu konuyu birlikte çalışalım

Yüz yüze ya da online görüşme için uygun zamanı belirleyelim.

Randevu Al

İlk görüşü siz paylaşın

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Görüşünüz incelendikten sonra yayına alınır.

Kişisel sağlık bilgisi paylaşmayınız. Bu alan bir danışmanlık kanalı değildir; randevu için iletişim sayfasını kullanın.

İlgili yazılar

Tüm Makaleler
Psikolojik Sorunlar

Kronik Stresin Bedensel Sinyalleri: Gerginliği Düzenlemek İçin Psikolojik Yollar

Kronik stresin uyku, kas gerginliği, mide, baş ağrısı ve çarpıntı gibi bedensel sinyalleri, hekim…
Psikolojik Sorunlar

Yurt Dışında İş Yerinde Mobbing ve Dışlanma: Yoğun Baskı Altında Ruhsal Olarak Ne Yaşanabilir?

Yurt dışında iş yerinde baskı ve dışlanmanın ruhsal etkisi: pazar akşamı gerginliği, e-posta korkusu,…
Psikolojik Sorunlar

Bilişsel Davranışçı Terapi ve EMDR Nedir? Yurt Dışından Online Görüşmede Yöntem Nasıl Belirlenir?

BDT ve EMDR’nin kısa tanımı, yöntem adının neden ilk görüşmelerde birlikte belirlendiği, dört soruluk…
4,9 406+ Google yorumu
WhatsApp Hemen Ara