Uzakta Yaşayıp Yaşlanan Anne-Babayı Düşünmek: Geride Kalan Aile Suçluluğu ve Kaygı
Yurt dışında yaşarken Türkiye’deki yaşlanan anne babayı düşünmenin getirdiği suçluluk ve uzaktan kaygı: telefon sonrası notu, “ne zaman geliyorsun?” sorusu, kardeşlerle yük paylaşımı ve Türkçe online görüşme.
Yurt dışında yaşarken Türkiye’deki yaşlanan anne babanız için suçluluk ve kaygı duymak, uzaklığın ağır bir yük getirdiğini gösterebilir; yetersiz olduğunuzu göstermez. Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey ile Türkçe online görüşebilirsiniz. Yüz yüze görüşme yalnızca Adana Çukurova Yüzüncüyıl Mahallesi’ndeki ofiste yapılır.
Önce sormak isterseniz WhatsApp’tan yazabilirsiniz; telefon: 0543 108 25 76. Aşağıda telefon çaldığında yaşananların nasıl bir döngüye dönüştüğü ve bu yükün görüşmede nasıl ele alındığı anlatılıyor.
Geride kalan aile suçluluğu: telefon çaldığında göğsünüz neden sıkışır?
Akşam saatinde, ekranda “Annem” ya da “Babam” yazdığında önce nefesiniz kısalıyor olabilir. Aramanın sıradan olup olmadığını açmadan önce kestirmeye çalışırsınız: saat olağandan erken mi, ikinci kez mi arıyorlar, kardeşiniz mi arıyor? Bu küçük tarama, uzaktan yaşayan birinin yıllar içinde edindiği bir alışkanlık olabilir. Göğüste sıkışma ya da nefes kısalması kaygı dışındaki nedenlerle de ortaya çıkabilir; bu belirtiler sürüyorsa ya da sizi endişelendiriyorsa bir hekime görünmek yerinde olur. Ani ve şiddetli göğüs sıkışması ya da belirgin nefes darlığında randevu beklemeden bulunduğunuz yerin acil yardım hizmetine başvurun.
Kaygı ile suçluluk bu tabloda farklı işler yapar. Kaygı geleceğe bakar: “Ya bir şey olursa ve ben yetişemezsem?” Suçluluk ise şimdiye ve geçmişe bakar: “Şu an orada olmam gerekmez miydi?” İkisi birbirini besleyebilir. Kaygı yükselince aramayı uzatırsınız, telefon kapanınca rahatlarsınız; bir hafta aramayı atlayınca suçluluk gelir, ardından aramalar sizi yeniden kaygıya götürür.
Şu cümlelerden biri size tanıdık geliyorsa bu döngünün içinde olabilirsiniz:
- “Bayramda sesleri bir tuhaftı; belki bir şey saklıyorlardır.”
- “Hastane haberi gelmeden önce de mutlu olamıyorum, çünkü her an gelebilir gibi.”
- “Burada rahat yaşıyorum diye kendimi kötü hissediyorum.”
- “Komşumuz benden fazla ilgileniyor.”
Bu cümleler bir tanı değildir ve sizi tanımlamaz. Suçluluk da kaygı da bir hastalık adı olmadan, yalnızca kişiyi yoran bir deneyim olarak var olabilir. Uyku bölünüyorsa, telefon sesi gününüzü belirliyorsa, işte ya da evde dikkatiniz dağılıyorsa ya da bu konu partnerinizle sürekli bir gerilim başlığına dönüşmüşse destek düşünmek için yeterli bir neden vardır. Bunun için bir kriz yaşamanızı beklemeniz gerekmez. Gece zihniniz susmuyorsa kaygı ve uykusuzluk döngüsü yazısına bakabilirsiniz. Zorlanma düzeyini genel çerçevede tartmak için terapiye ne zaman başvurulacağını anlatan yazı yardımcı olabilir.
“İyiyim” cevabının arkasında ne olabilir? Telefonda ne soruyor, ne duyuyorsunuz?
“İyiyim, sen nasılsın?” cümlesi iki yönde çalışabilir. Ebeveyniniz sizi üzmemek için gerçekten yaşadığını küçültüyor olabilir; siz de onları rahatlatmak için kendi zorluklarınızı küçültüyor olabilirsiniz. İki taraf da birbirini korurken konuşma yüzeyde kalır ve iki taraf da telefonu daha endişeli kapatabilir.

Burada elinizdeki tek bilgi ses tonu, duraksamalar ve anlatılanlardır. Bunlardan bir kanaate varmak, bir yakınınızın sağlığı ya da ruh hali hakkında karar vermek anlamına gelmez; yorumlarınızın doğru olup olmadığını bilemezsiniz. Ruh hali, uyku, iştah ya da gündelik işlerde belirgin bir değişiklik gözlemlediğinizi düşünüyorsanız, bunu kendiniz yorumlamak yerine yakınınızın aile hekimiyle ya da ilgili hekimle konuşmasını nazikçe önerebilir, gözleminizi paylaşabilirsiniz. Değerlendirme bir hekimin işidir; bu yazı ve psikoterapi görüşmeleri bunun yerine geçmez.
Soru biçimini değiştirmek bazen konuşmanın derinliğini değiştirir. “İyi misin?” yerine kısa ve somut sorular deneyebilirsiniz:
- “Bu hafta seni en çok ne yordu?”
- “Bugün hangi saatte dışarı çıktın?”
- “Komşu ya da akrabalardan kimi gördün?”
Cevaplar kısa kalırsa bunu bir başarısızlık saymak zorunda değilsiniz. Bazı ebeveynler için de sizin hayatınızı sormak, kendi hayatını anlatmaktan daha rahat bir konudur.
Aramaların ritmi de konuşmanın kalitesini etkileyebilir. Kaygı yükseldiğinde ek aramalar yapmak yerine, ebeveyninizle birlikte sabit bir düzen kararlaştırmak (örneğin belli akşamlar ve bayram günleri) ikinizi de “şimdi mi arasam?” sorusundan kurtarabilir. Düzen katı bir kural olmak zorunda değildir; değiştirmek istediğinizde yeniden konuşulabilir.
Telefon sonrası üç satır
Aramadan sonra defterinize ya da notlarınıza üç satır yazın. Bu bir değerlendirme formu değildir; yalnızca zihninizde dönen şeyi sayfaya taşımanın bir yoludur.
- Aramaya başlarken bedenimde ve aklımda olan: …
- Konuşmadan aklımda kalan tek cümle: …
- Şu an doğrulamam gereken somut bir bilgi var mı, yoksa rahatlamak için mi yeniden aramak istiyorum: …
Bir ay boyunca not tutarsanız hangi günlerde ve hangi cümlelerde yükün arttığı görünür hâle gelir. Üçüncü satırın cevabı “somut bilgi” ise, ebeveyninizle ya da yakınında yaşayan kardeşinizle hangi bilgiyi kimden, hangi sıklıkla öğreneceğinizi kararlaştırmak aramayı daha amaçlı kılabilir. Cevap “rahatlamak için” ise bu ayrımı fark etmek başlı başına bir adımdır. Notları ilk görüşmede başlangıç olarak kullanabilirsiniz; hepsini okumanız gerekmez.
“Ne zaman geliyorsun?” sorusuna ne cevap verirsiniz?
Bu soru, ebeveyn için özlemin sade bir söylenişi olabilir; sizin için ise suçluluğu en hızlı tetikleyen cümlelerden biridir. Cevap verirken üç tuzağa düşmek kolaydır: kaçamak bir cevapla geçiştirmek (“bakarız”), tutamayacağınız bir söz vermek ya da savunmaya geçmek (“biliyorsun, işim var”). İlki soruyu havada bırakabilir, ikincisi tarih yaklaştıkça suçluluğu büyütebilir, üçüncüsü özlemin sitem olarak algılanmasına yol açabilir.
Daha dayanıklı bir yol, önce duyguyu karşılamak, sonra bildiğiniz kadarını söylemektir: “Beni özlediğini duyuyorum. Şu an kesin bir tarih veremiyorum; netleşince sana ilk ben söylerim.” Bu cümlede üç şey vardır: özlemin kabulü, dürüst bir belirsizlik ve gerçekten tutabileceğiniz bir söz. Cümleyi kendi sözcüklerinize çevirebilirsiniz; aynı sorunun üçüncü ya da beşinci kez gelmesi bazen ilk cevabın yetmediğini değil, özlemin sürdüğünü anlatabilir.
Bu soruyu duyunca öfke, ardından utanç hissediyorsanız bu da konuşulabilir bir deneyimdir. Öfke sevgisizlik anlamına gelmez; bazen sınırlarınızın zorlandığı bir yerin işaretidir.
Hastane haberi geldiğinde gitmek mi, beklemek mi? Uzaktan karar verirken içeride ne olur?
Bir akşam gelen haber, dakikalar içinde onlarca soruyu açabilir: Hemen biletime mi bakmalıyım? İzin alabilir miyim? Gidersem burada neyi bırakırım? Gitmezsem kendimi nasıl affederim? Bu sorular aynı anda gelebilir ve karar vermeyi zorlaştırır.

Bu yazı sağlık durumuna, bakım düzenlemelerine, iş izni, oturum ve seyahat konularına dair bilgi vermez; bunlar ilgili hekimin, kurumun ya da hukuk alanının işidir. Burada ele alınabilecek olan, karar anında içinizde dönen şeydir. Karar öncesi kendinize şu soruları sorabilirsiniz:
- Şu an gerçekte bilmediğim şey ne, tahmin ettiğim şey ne?
- Bu karar “doğru olanı yapmak” için mi, yoksa “suçluluğu susturmak” için mi veriliyor?
- Karar ne olursa olsun, ailemin diğer üyeleriyle bunu nasıl konuşurum?
Üçüncü soru çoğu kez atlanır. Gitmek de gitmemek de bir karardır ve ikisinin de duygusal bir bedeli olabilir. Gittiğinizde burada bıraktığınız yük de, gitmediğinizde taşıyabileceğiniz pişmanlık düşüncesi de görüşmede ele alınabilir. Hangi cevabın “doğru” olduğunu bu yazı söylemez; çünkü bu sizin değerlerinize, olanaklarınıza ve ailenizin durumuna bağlıdır.
Karardan sonra da iç ses susmayabilir. Gittiyseniz “Burada olmasam daha mı iyi olurdu?”, gitmediyseniz “Başka bir şey yapabilir miydim?” diye sorabilirsiniz. Bu soruların cevabının tek bir cümlede çözülmesi gerekmez; duygunun yoğunluğuna bakmak ve üzerinde birlikte durmak psikoterapinin konusu olabilir. Bu bölüm henüz yaşanmamış bir kaybın korkusunu ele alıyor; bir yakınınızı kaybettiyseniz yas sürecinde destek almayı anlatan yazı daha uygun bir başlangıç olur.
Burada iyi olmak neden suçluluk gibi hissettirir?
Yurt dışındaki hayatınızda iyi bir gün geçirdiğinizde, bir anda “onlar orada yalnızken ben burada gülüyorum” düşüncesi gelebilir. Böyle bir an, iyi olmanızın başka birinden bir şey alıyormuş gibi okunmasına yol açar. Oysa sizin iyi olmanız, onların iyi olma ihtimalini azaltmaz; ikisi aynı ölçekte tartılan şeyler değildir.
Burada iki ayrımı akılda tutmak işe yarayabilir. Birincisi, suçluluk ile “kötü evlat” hükmü arasındaki farktır. Suçluluk bir davranışa bağlanır (“bu hafta aramadım”); “kötü evlat” ise kişinin tamamına verilen bir hükümdür. Hüküm cümlesi bir davranışı düzeltmeye değil, kendini cezalandırmaya götürür. İkincisi, “yapamadığım” ile “yapabildiğim” arasındaki farktır. Yanlarında olamamak gerçek bir kayıptır ve üzülmeniz yersiz değildir; ancak uzaktan yapabildiklerinizi de görünür kılmak gerekir.
İki sütunlu bir not deneyebilirsiniz: bir tarafa “orada olsam yapacağım şeyler”, ötekine “buradan gerçekten yapabildiklerim” yazın (düzenli bir görüntülü arama, birlikte izlenen bir program, fotoğraf paylaşmak gibi). Amaç sütunları eşitlemek değil, ikinci sütunu da hesaba katmaktır. Bu notu görüşmeye getirirseniz “hangi sütun beni daha çok yoruyor?” sorusundan başlayabiliriz.
Türkiye’deki kardeşiniz ve akrabalar: “Sen uzaktasın” cümlesi ne yapar?
Ebeveynlerine yakın yaşayan kardeş ile uzakta yaşayan kardeş arasında zamanla görünmez bir iş bölümü oluşabilir. Biri günlük işlere, çarşı pazara ve aniden gelen telefonlara yetişir; öteki arar, sorar, bazen para ya da hediye gönderir. Her iki taraf da yaptığının görünmediğini hissedebilir.
Yakınında yaşayan kardeşin yorgunluğu bir sitem olarak çıkabilir: “Sen uzaktasın, ne bilirsin?” Uzakta olan taraf bu cümleden sonra ya savunmaya geçer ya da suçluluğunu bir kat daha artırır. Oysa cümlenin arkasında “beni gör” ihtiyacı olabilir. Aynı durum sizin için de geçerli olabilir: “Ben de sürekli kaygılanıyorum ve bu görünmüyor.”
Bu gerilimi hafifletmek için iki yol düşünülebilir. İlki, sorumlulukları sıfırdan paylaşmak yerine önce yükün kimde nasıl hissedildiğini konuşmaktır. İkincisi, dilin ayarıdır: “Sen yapmıyorsun” yerine “Ben bunu şu an böyle yaşıyorum” demek konuşmanın yönünü değiştirebilir. Aile içinde iletişimin nasıl kurulabileceğine dair genel bir çerçeve için aile içinde sağlıklı iletişim yazısına bakabilirsiniz. Bu konuşmaları nasıl açacağınızı görüşmede çalışabilir; aile ile birlikte bir görüşme istiyorsanız aile danışmanlığı randevusu sayfasından bilgi alabilirsiniz.
Sınır koymak da bu başlığın parçasıdır. Her telefona anında dönmemek, her habere kendi bedeninizle yetişememek ya da bazı konuşmalarda “şu an buna hazır değilim” diyebilmek, ilgisizlik anlamına gelmez. Psikolojik sınırların nasıl kurulduğunu anlatan yazı, bu dengeyi düşünmeniz için bir başlangıç noktası olabilir.
Psikoterapide uzaktan aile kaygısı ve suçluluk nasıl ele alınır?
Görüşmenin amacı suçluluğu yok saymak ya da sizi “artık bunu hissetmeyin” diye ikna etmek değildir. Suçluluk bazen değerlerinizle ilgili bir şey söyler: aile bağına verdiğiniz önem. Çalışma, bu önemi korurken yükün ölçüsünü ayarlamaya yöneliktir. Süreç kişiye göre değişir ve hedefler ilk görüşmelerde birlikte belirlenir.
Seansta bilişsel davranışçı yaklaşımdan yararlanan bazı yöntemler kullanılabilir: “Ben yanlarında olmalıyım” gibi katı cümleleri daha esnek bir dile çevirmek, kaygıyı büyüten “ya olursa” senaryolarını kendi zihninizde nasıl kurduğunuzu fark etmek, bedensel gerginliği düzenlemeye yardımcı beceriler denemek gibi. Çözüm odaklı bir bakışla da “Bu hafta bu yük bir derece hafifleseydi, ne farklı olurdu?” gibi sorularla küçük ve uygulanabilir adımlar aranabilir.
Görüşme sizin için yapılır. Yaşlı ebeveyninize doğrudan hizmet verilmez ve yakınınızın durumu hakkında bir değerlendirme yapılmaz; yaşlı ebeveynin sağlığına ilişkin soruların cevabı bir hekimdedir. Görüşmede birlikte çalışılan şey, sizin bu durumla başa çıkma biçiminizdir.
Yük çok ağırlaştığında
Çaresizlik duygusu yoğunlaştıysa, kendinize zarar verme düşünceniz varsa ya da kendinizi güvende hissetmiyorsanız, randevu beklemeyin: bulunduğunuz ülkenin acil yardım numarasını arayın ya da en yakın acil servise başvurun. WhatsApp mesajı veya bu yazı acil yardım yerine geçmez. Yoğun bir tablo söz konusuysa gerekli durumlarda psikiyatri hekimleri ile koordineli çalışılmaktadır.
Online seans nasıl işler?
Görüşmeler görüntülü olarak yapılır ve yaklaşık 60 dakika sürer. Türkiye ile bulunduğunuz yer arasındaki saat farkı, randevu sırasında birlikte planlanır; bir tarafın uygun saati ötekine denk gelmiyorsa seçenekler konuşulur. Saat farkının belirgin olduğu bir örnek için ABD ve Kanada’da seans düzeni yazısına bakabilirsiniz.
Görüşme sırasında kimlerin odada olacağını önceden düşünmek isteyebilirsiniz. Özel bir ortam seçerseniz, kulaklık kullanırsanız ve evdekilerle önceden konuşursanız rahat konuşma ihtimali artar. Bağlantı görüşme sırasında kesilirse nasıl devam edileceğini görüşmenin başında birlikte konuşabilirsiniz. Süreci daha ayrıntılı okumak için online psikoterapi seansının nasıl işlediğini anlatan yazı var. İngiltere’deki ulusal sağlık hizmetinin sayfası da konuşma temelli terapilerin yüz yüze, görüntülü ya da telefon görüşmesiyle yapılabildiğini belirtiyor.
İlk görüşmede ne olur?
İlk görüşmede tanışırsınız, sizi getiren soruyu ve bu konunun gündelik hayatınıza etkisini anlatırsınız. Üç satırlık not defterinizi ya da aklınızda dönen birkaç cümleyi getirmeniz işinizi görür; her şeyi baştan anlatmanız beklenmez. Çalışma biçimi ve görüşmelerin sıklığı da bu görüşmede konuşulur. Online görüşmenin size uygun olup olmadığını düşünüyorsanız online terapinin kimler için uygun olduğunu anlatan yazı bir fikir verebilir. Devam kararı size aittir.
Hazır olduğunuzda randevu talebi bırakabilirsiniz; hizmetin kapsamı için online psikolog terapi sayfasına da göz atabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Anne babam “bir şeyim yok” diyor ama ben çok kaygılıyım; abartıyor muyum?
Yalnızca bu bilgiden kaygınızın düzeyi değerlendirilemez. Daha işe yarar soru, bu kaygının uykunuzu, işinizi ve ilişkilerinizi ne kadar etkilediğidir. Yakınınızın sağlığıyla ilgili somut bir endişeniz varsa bunu onun hekimine taşımayı konuşabilirsiniz; kendi yükünüz için ise görüşme planlayabilirsiniz.
Annemle babam da görüşmeye katılabilir mi?
Görüşmeler sizin için planlanır; yaşlı ebeveyne doğrudan hizmet verilmez. Aile içi bir konuşmayı kolaylaştırmak istiyorsanız aile danışmanlığı seçeneği için ayrıca bilgi alabilirsiniz.
Suçluluk hissi hiç geçmezse bu bir sorun mudur?
Hedef, suçluluğu tamamen silmek değildir; ağırlığı yönetilebilir bir düzeye getirmek ve kararlarınızı suçluluktan ayrı düşünebilmektir. Bu yükün hafiflemesi için gereken süre kişiye göre değişir ve baştan söz verilmez.
Türkiye’ye dönmeyi düşünüyorum ama emin değilim; bu görüşmede konuşulur mu?
Konuşulabilir. Görüşmede size “dönün” ya da “kalın” denmez; karara giden düşünceleri, korkuları ve değerleri netleştirmeye çalışılır. Kararın sonucu ve uygulaması sizindir.
Hafta içi çalışıyorum ve saat farkı var; hangi saatlerde görüşülebilir?
Uygun olduğunuz iki ya da üç gün ve saat aralığını ilk mesajda yazmanız planlamayı hızlandırır. Hangi saatlerin boş olduğu randevu sırasında netleşir. Almanya’dan bağlanıyorsanız Almanya’da Türkçe psikolojik destek rehberinde yerel seçenekler ve Türkçe online görüşme birlikte anlatılıyor.
Ödeme, fatura belgesi ve sigorta konusunda ne yapmalıyım?
Randevuda bilgi verilir; ayrıntılı bilgi için arayınız (0543 108 25 76). Genel ücret bilgisi için psikoterapi ücretleri sayfasına bakabilirsiniz. Sigorta ya da kurum desteği düşünüyorsanız önce ilgili kurumunuzdan teyit edin.
Görüşmeyi yürüten kişinin unvanı nedir, ilaç yazabilir mi?
Mehmet Ulubey Psikoterapist ve Psikolojik Danışman olarak çalışır; ilaç yazmaz. İlaç ya da tıbbi değerlendirme gerekiyorsa bu bir hekimin işidir. Unvanlar arasındaki farkı psikolojik danışman ile psikolog arasındaki fark yazısında okuyabilirsiniz.
WhatsApp’tan uygun saatleri sorun
Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey ile Türkçe online görüşme biçimini ve saat farkınıza uygun gün aralıklarını WhatsApp’tan sorabilirsiniz.
Bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Bu yazı tanı ve tedavinin yerini tutmaz.
Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.
Yazar HakkındaBu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.
Yüz yüze ya da online görüşme için uygun zamanı belirleyelim.
Randevu Al
İlk görüşü siz paylaşın