Impostor (Sahtekârlık) Hissi: Yurt Dışında “Yeterince İyi Değilim” Düşüncesiyle Çalışmak
Yurt dışında ikinci dille çalışırken “yeterince iyi değilim” düşüncesi nasıl güçlenir; bilmemek, anlatamamak ve emin olamamak nasıl ayrılır; “ama” cümlesi notu, küçük bir davranış deneyi ve psikoterapinin bu örüntüyle çalışma biçimi.
Impostor (sahtekârlık) hissi, somut başarılara rağmen “aslında yetersizim, bir gün fark edecekler” düşüncesinin sürmesidir. Tanı değil, bir düşünce ve duygu örüntüsüdür; yurt dışında ikinci dille çalışırken ve kendinizi yeni bir yerde kanıtlama baskısı altındayken güçlenebilir. Psikoterapide bu düşüncenin nasıl işlediğine birlikte bakılabilir.
Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey ile Türkçe online görüşebilirsiniz; yüz yüze görüşme yalnızca Adana Çukurova Yüzüncüyıl Mahallesi’ndeki ofistedir. Önce bir şey sormak isterseniz WhatsApp’tan ülkenizi ve uygun saatlerinizi birkaç sözcükle yazabilirsiniz; ayrıntılı anlatmanız gerekmez.
Terfi aldınız ve ilk hissettiğiniz şey korku mu? Impostor hissi nasıl görünür?
Haber geldi: terfi, olumlu bir değerlendirme ya da beklediğiniz iş teklifi. Sevinç birkaç dakika sürdü. Ardından bir cümle geldi: “Yanlış kişiyi seçtiler; ilk zor işte anlaşılır.” Dışarıdan bakan kimse bunu bilmiyor, siz ise takvimdeki ilk toplantıya her zamankinden çok daha fazla hazırlanıyorsunuz.
Bu his çoğunlukla üç hareketle tanınır:
- Başarıyı dışarıya yazmak: “Şans.” “Doğru zamanda doğru yerdeydim.” “Ekip taşıdı.”
- Eksiği içeriye yazmak: Bir hata “asıl ben buyum” kanıtı olur, bir başarı ise “istisna” sayılır.
- Açığa çıkma beklentisi: Size sorulan her soru “şimdi anladılar” korkusuna dönüşebilir.
Bu hareketlerin her biri tek başına bir sorun işareti değil. Zorlanma, bu örüntü sıkıntı yarattığında ya da günlük işleyişinizi kısıtladığında, ne kadar süredir sürdüğünden bağımsız olarak başlıyor: kanıtlar değişiyor, “yeterince iyi değilim” sonucu değişmiyor.
“Sendrom” sözcüğü gündelik dilde yaygın olsa da bu bir tanı adı olarak kullanılmıyor; bu yazıda bir his ve bir örüntü olarak anlatılıyor. Bir ölçekle ya da testle “sizde var, yok” demek de yazının amacı değil.
Alçakgönüllü olmak ile kendini silmek de aynı şey değildir. Alçakgönüllülük, başarıdaki payınızı doğru tartmaktır: ekibin katkısını, koşulların yardımını ve kendi emeğinizi birlikte görmek. Impostor hissinde ise tartı bozuktur; payınız her seferinde sıfıra yuvarlanır ve bu “dürüst olmak” gibi hissettirebilir.
His, bazı anlarda belirgin biçimde yükselebilir:
- Performans değerlendirmesi, maaş ya da terfi görüşmesinden önce ve sonra.
- Yeni bir ekibe ya da projeye katıldığınız ilk haftalar.
- İkinci dilde yapılan bir sunum veya herkesin önünde söylenen bir cümle.
- Bir hatanın ertesi günü, özellikle hata görünür olduysa.
Hangi anların sizde öne çıktığını fark etmek, aşağıdaki bölümlerdeki notları nereye yerleştireceğiniz konusunda da yol gösterebilir.
Yurt dışında bu düşünce neden ek bir katman kazanabilir?
İkinci dilde çalışırken kelime aramak, cümleyi yarıda bırakmak ya da bir esprinin ardından kalan sessizlik, bilgi eksikliği gibi okunabilir. Oysa bilmek ile o anda ifade edebilmek ayrı şeylerdir. Zihin çoğu zaman ikisini aynı torbaya koyar ve “yeterli değilim” kanıtı olarak saklar.

Aksan da bu torbaya girebilir. Karşınızdaki kişinin sizi duyunca bir an duraksaması, yorumunuzda hızla “zayıf biri” anlamına gelebilir; oysa o duraksama başka bir şeyi de gösteriyor olabilir. Eksik bilgiyi zihin çoğunlukla en sert yorumla doldurur.
İkinci katman kanıtlama baskısıdır: “Burada olmayı hak ettiğimi göstermeliyim.” Önceki ülkedeki unvanınız, deneyiminiz ya da konumunuz yeni yerde aynı karşılığı bulmuyorsa bu cümle güçlenebilir; yeniden başlama hissi, yıllar içinde kazanılmış bir yetkinliği bir anda görünmez kılabilir. Bu herkes için geçerli bir genelleme değil, yalnızca bazı kişilerde ortaya çıkabilen bir olasılıktır.
Üçüncü katman, kıyaslayacak yakın birinin olmamasıdır. Zor bir günün ardından “bu normal mi?” diye sorabileceğiniz biri yanınızda değilse, iç ses tek yorumcu kalır ve “fark edecekler” cümlesi daha yüksek duyulur. Konuşmaktan kaçınmanın kendisi öne çıkıyorsa yabancı dilde konuşma korkusu yazısı kaçınma davranışının kendisini ele alıyor; bu yazıda konu, kaçınmanın ardından gelen “yeterince iyi değilim” sonucudur.
Çok uluslu bir ekipte yazılı olmayan kurallar: uyum çabası yetersizlik hissine nasıl dönüşür?
Kendinizi ne kadar öne çıkarmanın beklendiği, geri bildirimin ne kadar açık verildiği, toplantıda sözü ne zaman almanız gerektiği iş yerinden iş yerine değişir. Yazıya geçmeyen bu kurallar yeni gelen biri için tahmin işidir. Önceki işyerinizde olağan olan bir davranış burada fazla çekingen ya da fazla atak görünebilir ve siz bunu “yanlış yapıyorum” diye okuyabilirsiniz.
Bir kuralı bilmemek ile yetkinlikten yoksun olmak aynı şey değildir. Hangi alışkanlığın işinize, hangisinin o ortamın alışkanlıklarına ait olduğunu ayırmak için güvendiğiniz bir iş arkadaşına “burada bu nasıl yapılıyor?” diye sormak somut bir başlangıç olabilir. Burada sorulan şey, uyum çabasının yetersizlik hissine dönüşüp dönüşmediğidir.
Bilmiyorum, anlatamıyorum, emin değilim: hangisi yaşanıyor?
Her “yeterince iyi değilim” düşüncesi impostor hissi değildir. Bazen gerçekten öğrenilecek bir şey vardır ve bunu görmek, hissi bastırmaya çalışmaktan daha yararlıdır. Dört durumu birbirinden ayırmak işe yarayabilir:
- Bilmiyorum: Bir sistemin, terimin ya da aracın bilgisi gerçekten eksik. Bu bir öğrenme konusudur; eğitim, eşleşme ya da soru sormakla kapanabilir.
- Anlatamıyorum: Bildiğinizi ikinci dilde o hızda ya da o incelikte söyleyemiyorsunuz. Bu bir ifade konusudur; toplantı gündemini önceden istemek ya da kısa bir yazılı özet bırakmak gibi küçük düzenlemeler yükü hafifletebilir.
- Emin değilim: Bildiğinizi ve söyleyebildiğinizi gösteren kanıt var, ama zihin “bu sayılmaz” diyor. Impostor hissinin yerleştiği yer burası: kanıt ile sonuç arasındaki kopukluk.
- Bana öyle hissettiriyorlar: Küçümseyici yorumlar, dışlanma ya da sürekli eleştiri çevrenizden geliyorsa mesele yalnızca içsel bir his olmayabilir. Bu tablo için yurt dışında iş yerinde mobbing ve dışlanma yazısı, işin kendisinden gelen baskıyı ayrıntılı anlatıyor.
Dördü aynı hafta içinde aynı kişide bulunabilir. Ayrımın amacı hissi “haklı” ya da “haksız” ilan etmek değil, her birinin ayrı bir yanıt istediğini görmek. “Emin değilim” durumundaysanız daha fazla çalışmak hissi küçültmeyebilir, çünkü eksik olan çalışma değil, çalışmanın “sayılması”dır. Eksiklik hissi iş dışında, yakın ilişkilerde de sürüyorsa yetişkinlikte özgüven eksikliği yazısı, güvensizliğin işin dışına da uzandığı durumları açıyor.
“Ama” cümlesi: olumlu bir olayı dört satırla not etmek
Zihin olumlu bir olayı çoğu zaman bir “ama” ile kapatır. Bu cümleyi yakalamak için bir hafta boyunca günde bir olumlu olayı dört satırla yazabilirsiniz. Olay küçük olabilir: yöneticinizin “iyi iş” demesi, bir müşteri e-postası, sorduğunuz sorunun yanıt bulması.

- Ne oldu? Doğrulanabilir tek cümle: “Rapor zamanında teslim edildi ve toplantıda değişiklik istenmedi.”
- Zihnimin “ama”sı: İlk akla gelen cümle, düzeltmeden: “Ama kolay bir işti.” “Ama dilim yüzünden yeterince iyi anlatamadım.”
- Aynı olayı yakın bir iş arkadaşım yaşasaydı ne derdim? Bir cümle.
- Payım, başkalarının payı, koşulların payı: Üç kutuya birer madde yazın; oran ya da puan vermeyin.
Bir hafta sonra yalnızca ikinci satırları alt alta okuyun. Aynı üç beş cümlenin farklı kılıklarda döndüğünü görebilirsiniz; bu, düşüncenin otomatik bir örüntü olduğunu fark etmenin ilk adımı olabilir. Not, kendinizi ikna etmek için değil, zihnin olayı hangi cümleyle sildiğini görmek içindir. “Payım” kutusunun boş kalması da bir veridir.
Bu bir test değildir; puanı ve doğru cevabı yoktur, tanı koymaz. İlk görüşmeye getirmeniz gerekmez; getirirseniz konuşmayı somut bir yerden başlatır.
Fazla hazırlanmak ve kaçınmak hissi nasıl besler? Küçük bir deney
İki alışkanlık hissi sessizce sürdürebilir. Birincisi fazla hazırlıktır: toplantıdan önce cümleleri yazıp ezberlemek, işin gerektirdiğini aşacak kadar kontrol edip göndermeyi geciktirmek. İş iyi geçtiğinde zihin bunu “hazırlandığım için” diye kaydeder, yeteneğe yazmaz. Kanıt oluşur ama sayılmaz; bir sonraki iş için hazırlık çıtası biraz daha yükselir. Hazırlığın ardında yüksek bir standart varsa mükemmeliyetçilik ve yüksek standartların görünmeyen bedeli yazısı, yüksek standardın günlük bedelini anlatıyor.

İkincisi kaçınmadır: fikir söylememek, soru sormamak, yeni bir role başvurmayı ertelemek. Kaçındıkça “fark edilme” korkusunun gerçekleşmediğini, ya da gerçekleşse bile katlanılabilir olduğunu görme fırsatı da doğmaz. Fazla hazırlığın yoğun tempoyla birleşip enerjiyi tükettiği bir tablo yaşıyorsanız yoğun tempoda tükenmişlik ve performans kaygısı yazısı, enerjinin tükendiği dönemi ve toparlanmayı anlatıyor.
Bir olasılık olarak küçük bir deney düşünebilirsiniz; bir görev ya da başarı ölçütü değil. Olası bir hatanın ciddi sonuç doğurmayacağı, küçümsenmeyeceğinizi bildiğiniz düşük riskli bir ortam seçin; ekip içinde alaycı ya da cezalandırıcı bir hava varsa önce güvenli bir destek yolu bulmak daha öncelikli olabilir.
Deney şöyle olabilir: önümüzdeki hafta tek bir toplantıda hazırlanmadığınız tek bir kısa soru sormak ya da bir fikri ilk akla geldiği biçimde söylemek. Önce tahmininizi bir satırla yazın (“bakışlarını kaçırırlar, yanlış anladığımı düşünürler”), sonra ne olduğunu ekleyin. İkisi arasındaki farka bakmak, düşüncenin kanıtla ne kadar örtüştüğünü görmeye yardım eder. Bilişsel davranışçı yaklaşımda bu çalışmaya davranış deneyi denir. Bu adım sizi çok zorluyorsa daha küçük bir basamakla başlayabilir ya da görüşmede birlikte planlayabilirsiniz.
Ne zaman bir hekime görünmeyi ya da acil yardım aramayı düşünebilirsiniz?
Yetersizlik düşünceleri uykusuzluk, iştah değişimi, işe gitmeyi zorlaştıracak kadar yoğun korku ya da eskiden keyif alınan şeylere ilgi kaybıyla birlikte uzun süredir devam ediyorsa, bu bir hekimin de bakabileceği bir tablo olabilir. Çarpıntı, nefes darlığı ya da göğüs ağrısı gibi bedensel belirtileri “stres” diye varsaymak yerine önce tıbbi değerlendirme yaptırmak daha güvenlidir.
Kendinize zarar verme ya da yaşamınıza son verme düşünceleriniz varsa, bu yazıdaki hiçbir adımı beklemeyin. Bulunduğunuz ülkenin acil yardım numarasını arayın ya da en yakın acil servise başvurun; yanınızda güvendiğiniz biri varsa durumu ona söyleyin. Türkiye’deki 112 numarası yurt dışında geçerli olmayabilir.
Psikoterapi “yeterince iyi değilim” düşüncesiyle nasıl çalışır?
Psikoterapi bu düşünceyi bir “kusur” olarak değil, nasıl geliştiğinin ve hangi durumlarda sürdüğünün araştırılabileceği bir örüntü olarak ele alır. Görüşmelerin amacı hissin bir daha gelmeyeceği sözünü vermek değildir; hissin kararlarınızı ne kadar yönettiğini azaltmak, başa çıkma becerilerini geliştirmek, belirtileri düzenlemek ve çözüm odaklı küçük adımlar aramaktır. Süreç kişiden kişiye değişir; kaç görüşme gerektiği baştan bilinemez.
- Düşünceyi yakından görmek: “Ama” cümlelerini, onları tetikleyen anları ve ardından gelen duygu ve davranışı birlikte incelemek. Bilişsel davranışçı yaklaşımda düşünce kaydı bunun bir aracıdır.
- Kanıtın sayılma biçimine bakmak: Başarıyı hangi ölçüte göre kaydettiğinizi ve o ölçütün kime ait olduğunu merak etmek.
- Standartların geçmişini konuşmak: Bu ölçüt nereden geliyor; aile, okul ya da önceki işyeri kimi zaman bu sesin kaynağı olabilir.
- Davranış deneylerini planlamak: Yukarıdaki gibi küçük adımları sizin hızınıza göre seçmek.
- Dil ve kültür katmanını da konuşmak: Hissin kaynağı ikinci dilde geçen günlerse, onu Türkçe anlatabilmek bazı kişiler için görüşmeyi kolaylaştırabilir.
Ağır depresyon, bipolar bozukluk, psikoz ya da yoğun kendine zarar düşünceleri gibi tablolarda yalnızca psikoterapi yeterli olmayabilir. Gerekli durumlarda psikiyatri hekimleri ile koordineli çalışılmaktadır. Bireysel görüşmenin genel çerçevesi bireysel danışmanlık sayfasında anlatılıyor.
Türkçe online görüşme bulunduğunuz yerden nasıl işler, ilk görüşmede ne olur?
Konuşarak yapılan psikoterapilerin yüz yüze, görüntülü ya da telefon görüşmesi gibi farklı biçimlerde yürütülebildiği, NHS’in konuşma terapileri sayfasında da anlatılıyor. Burada görüşme görüntülü yapılır ve yaklaşık 60 dakika sürer. Saat farkı randevu planlanırken birlikte konuşulur.
Kendi cihazınızdan, kapıyı kapatabildiğiniz bir yerden bağlanmayı düşünebilirsiniz; kulaklık kullanmak ve görüşme sırasında yanınızda kimlerin bulunacağını baştan konuşmak ortamı ayarlamaya yardım eder. Görüşmenin işleyişi için online psikoterapide seansın nasıl işlediği, biçimin kime uyabileceği için online terapi kimler için uygun, kimler için değil yazıları var.
İlk görüşmede tanışırsınız; sizi getiren durumu, çalışma düzeninizi ve beklentinizi anlatırsınız. Konuşmayı başlatmak için şu soruları kendinize sorabilirsiniz: Bu düşünceyi ilk ne zaman fark ettim? Hangi anlarda güçleniyor, hangilerinde hafifliyor? Daha önce neleri denedim? Birkaç ay sonra neyin farklı olmasını isterim? Cevapların hazır olması gerekmez; “bilmiyorum” da bir başlangıçtır. Süreç ve ödeme konusunda bilgi alırsınız; devam edip etmeyeceğinize karar vermek size kalır.
Önce bir şey sormak isterseniz
En kolay yol, WhatsApp’tan kısa bir mesaj yazmaktır: bulunduğunuz ülke ve görüşmeye ayırabileceğiniz gün ve saat aralığı yeterli. Kendinizi nasıl tarif edeceğinizi bilmiyorsanız tek cümle de olur: “İşimde yeterince iyi değilim hissi var.” İsterseniz “ama” notunuzdan bir satırı ekleyebilirsiniz; bu zorunlu değil.
İkincil yollar olarak randevu sayfasından randevu talebi bırakabilir ya da 0543 108 25 76 numarasını arayabilirsiniz. Hizmetin genel çerçevesi için Türkçe online görüşme hakkında bilgi sayfasına bakabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Bu hisle ilgili yöneticime ya da ekibime bir şey söylemem gerekir mi?
Hayır, bu sizin kararınız. Görüşmede konuşulanları iş yerinizle paylaşıp paylaşmayacağınıza kendi ortamınızı ve ilişkilerinizi tartarak siz karar verirsiniz. Bazı kişiler güvendikleri bir mentora “bu rolde kendimi nasıl değerlendirmeliyim?” diye sormayı yararlı bulur; bu tamamlayıcı bir seçenektir, koşul değil.
Dilim ilerledikçe bu his kendiliğinden azalır mı?
Dil yetkinliği ile hissin bağı kişiden kişiye değişir. Bazı kişilerde dil rahatladıkça his de hafifleyebilir; bazılarında kaynak dil değil, kanıtı sayma biçimi olduğu için sürebilir. Sizde hangisinin ağır bastığını görüşmede birlikte anlamaya çalışabilirsiniz.
Hissin tamamen kaybolması mümkün mü, hedef bu mu?
Hissin tamamen kaybolacağı sözü verilemez. Görüşmelerde üzerinde çalışılan şey, bu his geldiğinde başvurmak, fikir söylemek ya da teşekkürü kabul etmek gibi kararlarınızı ne kadar yönettiğidir.
Bu görüşmeler kariyer koçluğu ya da yöneticilik eğitimi mi?
Hayır. Görüşmenin konusu işinizle ilgili düşünce, duygu ve davranış örüntüleridir; terfi planı, özgeçmiş ya da yöneticilik becerisi çalışması değildir. İş kararlarınızın size ne hissettirdiğini konuşabilirsiniz.
Bu hisle terfiyi ya da yeni işi reddetmem doğru olur mu?
Bu kararı yazı üzerinden vermek mümkün değil; karar sizin. Görüşmede önce kararın neyi ölçtüğüne bakılabilir: işin gerçek gereklerine mi, yoksa “fark edecekler” beklentisine mi dayandığına. İkisini ayırmak, hangi yönde karar verirseniz verin daha net bir zemin sağlayabilir.
Görüşmeyi yürüten kişinin unvanı nedir, ilaç yazabilir mi?
Mehmet Ulubey Psikoterapist ve Psikolojik Danışmandır; ilaç yazmaz ve ilaç düzenlemesi yapmaz. İlaçla ilgili konular hekimin alanındadır.
Ödeme, fatura belgesi ve sigorta ya da işveren desteği konusunda ne yapmalıyım?
Randevuda bilgi verilir; ayrıntılı bilgi için arayınız (0543 108 25 76). Genel bilgi için psikoterapi ücretleri sayfasına bakabilirsiniz. Bir sigorta ya da işveren desteği kullanmayı düşünüyorsanız önce ilgili kurumunuzdan teyit etmeniz yerinde olur.
“Fark edecekler” korkusunu birlikte konuşmak ister misiniz?
WhatsApp’tan Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey’e ülkenizi ve uygun saatlerinizi yazıp Türkçe online ilk görüşme hakkında bilgi isteyebilirsiniz.
Bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Bu yazı tanı ve tedavinin yerini tutmaz.
Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.
Yazar HakkındaBu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.
Yüz yüze ya da online görüşme için uygun zamanı belirleyelim.
Randevu Al
İlk görüşü siz paylaşın