TEL0543 108 25 76 4,9(406+) Mağaza Ziyaretçi Defteri
Kişisel Gelişim

Gurbette “Ev” Kavramını Yeniden Tanımlamak: Mekânsal Aidiyet ve Psikolojik Güven

Gurbette ev kavramının mekân, nesne, duyu ve rutin katmanları; kurulu bir evde konuk gibi hissetmek, Türkiye’deki evin değişmesi, akşam haritası ve Türkçe online ilk görüşme.

Psikoterapist Yayımlandı 13 dakika okuma
Sade bir oturma odasında bir kadın, boş duvarın önünde bir çerçeveyi duvara tutarak yerini deniyor; yerde açık bir koli duruyor.

Gurbette “ev” kavramı değişebilir: bir adres, bir oda, bir koku ya da bir rutin olabilir; hangisinin ev sayıldığı kişiden kişiye farklıdır. “Evimi kurdum ama evim gibi gelmiyor” duygusu anlaşılır bir deneyimdir ve tek başına tanı değildir. Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey ile Türkçe online görüşebilirsiniz.

Yüz yüze görüşme yalnızca Adana Çukurova Yüzüncüyıl Mahallesi’ndeki ofiste yapılır; yurt dışında ofis yoktur. Önce bir şey sormak isterseniz WhatsApp’tan yazabilirsiniz. Aşağıda “ev”in hangi parçalardan oluştuğunu, neden bazen kurulu bir evde bile misafir gibi hissedildiğini ve evi yeniden kurmaya dair küçük pratikleri bulacaksınız. Bu yazı “ev neresidir” sorusuna tek bir cevap dayatmaz.

Gurbette “ev” ne demek: adres mi, insanlar mı, koku mu, rutin mi?

Anahtarı kapıda çevirdiğiniz an içinizden “eve geldim” diyor musunuz? Diyorsanız hangi parça bunu söyletiyor: kapının sesi mi, girişin ışığı mı, mutfaktan gelen koku mu? Türkiye’de bu parçalar sizin için aynı yerde toplanmış olabilir. Gurbette birbirinden ayrılabilir.

Ev hissini dört katmana ayırmak, eksik olanı bulmayı kolaylaştırabilir:

  • Mekân: oda sayısı, pencerenin yönü, ışığın geldiği saat, kapının yeri.
  • Nesneler: sizi tanıyan eşyalar; eski bir tepsi, sehpanın örtüsü, çekmecedeki tanıdık çaydanlık.
  • Duyular: kavrulan soğanın kokusu, komşudan gelen televizyon sesi, çay kaşığının bardakta çıkardığı ses.
  • Rutin: pazar kahvaltısı, akşam haberi, bayram sabahı, Cuma telefonları.

Bir katman yerindeyken diğeri eksik kalabilir. Geniş, aydınlık bir daireniz olup mutfağın kokusu yabancı gelebilir; ya da tanıdık bir yemek pişirip masaya yalnız oturabilirsiniz. Bunların hiçbiri eksik ya da fazla “ev” sayılmaz; yalnızca hangi katmanın size ev dediğini gösteren ipuçlarıdır.

Bazı kişiler için ev bir kişidir: “O neredeyse orası evim.” Bazıları için bir saat dilimidir, mesela akşam çayı vakti. Bazıları için de hâlâ kapısında annesinin ayakkabılığı duran çocukluk dairesi. Hangisi doğrudur sorusunun tek bir cevabı olmayabilir; sizin için hangisi daha ağır basıyorsa o, bu yazının işine yarayacak ilk bilgidir.

“Evimi kurdum ama evim değil”: geçicilik duygusu neden sürebilir?

Çerçeve bir yıldır kolinin yanında, duvardaki boş yer ise aynı. Kitapların yarısı hâlâ kutuda, perde yerine ilk günden kalan çarşaf asılı. “Zaten uzun kalmayacağım” ya da “biraz daha oturayım, sonra yerleştiririm” düşüncesi bu tabloyu açıklıyor olabilir.

Burada bir döngü işleyebilir: Yerleşmemek geçicilik hissini besler, geçicilik hissi de yerleşmeyi erteletir. Bu döngü bir kusur değildir; dönme, taşınma ya da sözleşme belirsizliği gibi planlarınızın açık kalmasının mekâna yansıması olabilir. Belirsizlik sürdükçe duvara çivi çakmak bile ağır bir karar gibi görünebilir.

Tersi de olabilir. Evi eksiksiz kurmuş, her şeyi yerli yerine koymuş olabilirsiniz; yine de akşam kapıdan girerken biraz “konuk” gibi hissedersiniz. Bu durumda eksik olan genellikle eşya değildir; ev hissini taşıyan başka bir katman, örneğin ses, koku ya da kimseyle paylaşılmayan bir akşam rutini eksik olabilir.

Bu yazı yerle ilgilidir: oda, eşya ve gündelik düzenle. “Ben kimim, hangi tarafa aitim?” sorusu ise başka bir sorudur; ona “ne oraya aidim ne buraya” yazısı ayrıca bakıyor.

Psikolojik güven duygusu eve nasıl bağlanır?

Bazı kişiler için ev, kapı kapanınca omuzların indiği yerdir. Bunu bir kuram olarak değil, gündelik bir çerçeve olarak düşünebilirsiniz: Evde güven duygusu çoğu zaman üç şeye dayanır; ne olacağını az çok bilmek, geri çekilebilmek ve kendi izinizi taşıyan nesnelerle çevrili olmak.

Gurbette bu üç ayağın her biri sarsılabilir. Komşunun sesinin ne anlama geldiğini çözememek, posta kutusuna düşen resmî bir yazıyı anlamak için çevirmeni beklemek ya da kira sözleşmesinin bitişine kaç ay kaldığını sık sık hesaplamak evin içine tetikte olma hâlini taşıyabilir. Kapı kapalıdır ama içeride rahat nefes alınmıyordur.

Eve girince hâlâ tetikte kalıyorsanız, evde henüz rahatlayamıyor olmanız kişisel bir zayıflık değildir. Tekrarlanan küçük ve öngörülebilir anlar, güven duygusunun gelişmesini destekleyebilir. Bu yüzden aşağıdaki pratikler büyük değişiklikler değil, küçük tekrarlar üzerine kurulu.

Türkiye’deki ev de değişirken: iki ev arasında kalmak

“Ev” yalnız bulunduğunuz yerde değişmez; geride bıraktığınız ev de kıpırdar. Çocukluk odası yeğenin odası olmuş, annenizin mutfağında dolaplar yeniden dizilmiş, sokağın köşesindeki bakkal kapanmış olabilir. Her ziyarette “benim yerim neresi?” sorusu yeni bir biçimde döner.

Gündüz bir mutfakta bir kadın üst dolabın kapağını açmış, bardakları arar gibi içine bakıyor.

Bu yüzden iki ev arasındaki fark, yalnızca ne kadar özlediğinizle ölçülmez. Burada kurduğunuz düzen artık sizi tanıyor, oradaki düzen ise sizin yokluğunuza göre yeniden oturmuş olabilir. İkisi de “ev” olabilir; ikisi de tam ev gibi hissettirmeyebilir. Dönüş gününün kendi ağırlığını memleket tatili dönüşü yazısında ayrıca ele aldık.

Evde artık olmayan birinin yeri de ev hissini değiştirebilir. Boşalan koltuk, telefonda artık çalmayan numara, bayram sofrasındaki eksik sandalye evi başka bir yere çevirir. Uzakta yas tutmanın kendine özgü ağırlığı için uzakta yas tutmak yazısına bakabilirsiniz.

Eve ait hissedememek ne zaman bir hüzünden fazlasını anlatabilir?

Ev hissinin eksik kalması tek başına bir tanı değildir ve bu yazı size “depresyonunuz var” ya da “yok” demez. Yine de bazı işaretler bir hekim değerlendirmesini düşünmek için neden olabilir: eve girmek istememek ya da eve girince günlerce dışarı çıkamamak, uyku ve iştahta belirgin değişiklik, eskiden keyif aldığınız şeylere ilginin kaybolması, umutsuzluk.

Dünya Sağlık Örgütü’nün depresyon bilgi notunda depresif bir dönemde kişinin kendini üzgün, sinirli ya da boş hissedebildiği ve etkinliklerden zevk veya ilgi kaybı yaşayabildiği belirtiliyor. Bu genel bir çerçevedir; kendinizi bu ölçülere göre değerlendirmeniz beklenmez.

Uyku, iştah ve enerji değişiklikleri bedensel nedenlerle de ilgili olabilir; bir hekim muayenesi bu yüzden yararlı olabilir. Psikoterapi bu değerlendirmenin yerini tutmaz, ikisi birlikte de yürüyebilir. Gerekli durumlarda psikiyatri hekimleri ile koordineli çalışılmaktadır. Daha ayrıntılı belirti listesi için depresyonun sessiz belirtileri yazısına bakabilirsiniz.

Evi yeniden kurmak: akşam haritası ve dört küçük pratik

Hafta içi sıradan bir akşamı düşünün ve eve girişten uykuya kadar dört durak çizin. Her durağın yanına “evdeyim” ya da “konaklıyorum” yazın; ikisi arasında kalırsanız “yarı” demeniz de olur.

Akşam, dairenin girişinde bir kişi ayakkabılarını çıkarıp ayakkabılığın önüne koyuyor; yanında bir çift ev terliği bekliyor.
  • Giriş: kapıdan girdiğiniz ilk beş dakika.
  • Yemek: pişirirken ve yerken.
  • Dinlenme: koltukta, ekran ya da kitap başında.
  • Uyku öncesi: ışığı kapatmadan önceki son yarım saat.

Bu bir test değildir; puanlanmaz ve sonuç çıkarılmaz. Haritanın işi, “ev” sözcüğünün hangi anda boş kaldığını göstermektir. Bazen tek bir durak diğerlerinden belirgin biçimde “konaklıyorum” der; pratik de orada başlar.

Evin içinde kurulabilecek dört küçük pratik, haritadaki durakların her birine bağlanabilir:

Eşik için. Girişte her gün aynı iki hareketi tekrarlayabilirsiniz: ayakkabıyı belirli bir yere koymak, ev terliğini giymek, ceketi aynı askıya asmak. Amaç, günün dışarıda kalan kısmıyla evin başladığı yeri bedenin tanımasıdır. Aynı hareketi tekrarlamak, öngörülebilirliği küçük bir ölçekte geri getirir.

Mutfak için. Koku, ev hissini taşıyan katmanlardan biri olabilir. Her akşam tam yemek yapmanız gerekmez; haftada bir kez bildiğiniz bir tarifi pişirmek, ocağa çaydanlığı koymak ya da baharat kavanozlarını bir rafa sıralamak da işe yarayabilir. Burada ölçü yemeğin lezzeti değil, mutfağın size tanıdık gelmesidir.

Köşe için. Küçük bir daireyi bile bir köşeyle “size ait” yapabilirsiniz: bir koltuk, yanında okuma lambası, üzerinde sizin seçtiğiniz bir battaniye. Kiracıysanız duvara dokunmadan da çözümler vardır; yer, ışık ve düzen ev hissini bazen duvardaki delikten daha çok taşır.

Uyku öncesi için. Haritadaki son durak çoğu zaman en sessiz olanıdır. Işığı kapatmadan önce aynı kısa sırayı izleyebilirsiniz: odayı loşlaştırmak, telefonu şarja takmak, tanıdık bir müziğin bir parçasını dinlemek ya da birkaç sayfa okumak. Yatağın yanına, size Türkiye’yi hatırlatan küçük bir nesne koymak da bu sıranın parçası olabilir. Uykusuzluk haftalarca sürüyorsa bunu yalnızca bir ev hissi meselesi olarak görmeyip bir hekimle de konuşabilirsiniz.

Bunların hiçbiri ev hissini garanti etmez, bir yarışa da dönüşmemeli. İlk adım olarak ertelenen tek bir şeyi seçebilirsiniz: duvardaki boş yere çerçeveyi asmak ya da henüz açmadığınız son kutuyu açmak gibi. Haritayı doldurmak sizi yoruyorsa ya da hiçbir durak “evdeyim” demiyorsa, bunu görüşmede konuşabilirsiniz.

Psikoterapide “ev” hissi nasıl konuşulur?

Görüşmenin ilk işi, genel bir “yabancı hissediyorum” cümlesinden somut bir ana inmektir: Dün akşam eve girerken ne oldu, hangi odada oturdunuz, aklınızdan ne geçti? Düşünce ile davranış arasındaki bağı inceleyen bilişsel davranışçı yaklaşım ve “ev hissi biraz daha yakın olsaydı neyi farklı yapardınız?” diye soran çözüm odaklı yaklaşım bu aşamada kullanılabilir; hangisinin size uyduğu ilk görüşmelerden sonra konuşulur.

Burada amaç sizi “burası evim” demeye ikna etmek değildir. “Burada ev kurmak, orayı bırakmak demek midir?” gibi düşünceler de görüşmenin konusu olabilir; çünkü ev bazen bir sadakat sorusuna dönüşür. İki yerin de ev olabileceği, ya da hiçbirinin tam ev gibi hissettirmeyebileceği bir ihtimal olarak masada kalır; yargı verilmez.

Eksik katman netleşince küçük bir plan yapılabilir. Koku eksikse mutfakta, ses eksikse akşam saatinde, rutin eksikse hafta sonunda bir tekrar düşünülür. Bu plan evin “kurulacağına” dair bir söz değildir; süreç kişiye göre değişir. Duyguyu kendi dilinizde anlatabilmek de bazı kişilere kolaylık sağlayabilir; yabancı dilde yetkin olsanız bile “evim” kelimesinin sıcaklığı Türkçede farklı duyulabilir.

Online görüşme nasıl yürür?

Görüşmeler görüntülü bağlantıyla yapılır ve yaklaşık 60 dakika sürer. Terapinin yüz yüze, görüntülü ya da telefon görüşmesiyle yapılabildiği, İngiltere’nin sağlık hizmetinin konuşma terapileri sayfasında da belirtiliyor. Bulunduğunuz yerle Türkiye arasındaki saat farkı randevu sırasında birlikte planlanır; hangi gün ve saatin uygun olduğunu ilk mesajda yazabilirsiniz.

Görüşme çoğunlukla bu yazının konusu olan evden, yani kendi evinizden yapılır. Bu yüzden hangi odadan bağlanacağınızı, evde kimlerin olacağını ve sesinizin duyulup duyulmayacağını önceden düşünmek rahat konuşmanızı kolaylaştırır. Kapısı kapanan bir oda ya da kulaklık bazı kişiler için yeterli olabilir. Kulaklık karşı tarafın sesini başkalarından ayırır ama sizin sesinizin evdekilerce duyulmasını engellemez; evde başka biri varsa görüşmeyi onların olmadığı bir saate almak da bir seçenektir. Bağlantı kesilirse yeniden bağlanmayı denersiniz; böyle durumlarda ne yapılacağını ilk görüşmede sorabilirsiniz.

Görüşmenin işleyişini online psikoterapide seans süreci, bu biçimin size uyup uymadığını online terapinin kimlere uygun olduğu yazısı anlatıyor.

İlk mesajı nasıl yazarsınız, ilk görüşmede ne olur?

İlk mesajın birkaç cümle olması yeterlidir; ayrıntıları görüşmede anlatırsınız. Şuna benzer bir mesaj işinizi görür:

Merhaba, yurt dışında yaşıyorum. Evi kurdum ama içeri girince hâlâ konuk gibi hissediyorum. Türkçe online görüşme hakkında bilgi almak istiyorum. Hafta içi akşam saatleri bana uygun.

İlk görüşmede tanışırsınız: bu hissin ne zamandır sürdüğü, hangi odalarda ve saatlerde arttığı ve nasıl bir destek istediğiniz konuşulur. Hazırladıysanız akşam haritanızı gösterebilir, hazırlamadıysanız tek bir anı anlatabilirsiniz. Sürecin nasıl ilerleyebileceği ve pratik konularda bilgi verilir. Devam kararı sizindir; mesaj göndermek görüşmeye başlamak anlamına gelmez.

Acil bir durumda ne yapmalısınız?

Kendinize zarar vermeyi düşünüyorsanız, bir planınız varsa ya da evde sizi korkutan, tehdit eden biri varsa planlı görüşmeyi ya da bir mesajın yanıtını beklemeyin. Bulunduğunuz ülkede geçerli olan acil yardım numarasını arayın veya en yakın acil servise gidin. Evinizde güvende olmamak ev hissinin eksikliğinden farklı, ayrı ve öncelikli bir durumdur. Mümkünse yalnız kalmamaya çalışın ve güvendiğiniz birine haber verin. Planlı bir online görüşme acil yardımın yerini tutmaz.

Görüşme hakkında bilgi almak için

En kolay başlangıç, WhatsApp’tan görüşme biçimi ve uygun saatler hakkında kısa bir mesaj bırakmaktır. Konuşmayı tercih ederseniz 0543 108 25 76 numarasını arayabilir, yazılı olarak randevu talebi de bırakabilirsiniz. Online görüşme seçeneklerini online görüşme hakkında bilgi sayfasında da görebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Türkiye’deki evden halı, tablo ya da tepsi getirmek ev hissini kurmaya yardım eder mi?

Bazı kişiler için tanıdık bir nesne evi hemen daha tanıdık kılar; bazıları için aynı nesne her baktığında özlemi büyütebilir. Tek doğru yoktur. Küçük bir deneme yapabilirsiniz: nesneyi iki hafta gözünüze görünen yere koyun ve ona bakınca ne hissettiğinizi gözlemleyin. Özlemi artırıyorsa nesneyi bir dolaba kaldırabilir ya da yerini değiştirebilirsiniz; iyi geliyorsa yerinde bırakabilir ve akşam rutininizin parçası yapabilirsiniz.

Kiralık evde yaşıyorum ve sık taşınıyorum; yine de ev hissi kurmanın anlamı var mı?

Evet, çünkü ev hissini taşıyan şeyler bazen duvardan çok tekrar eden küçük anlarda saklıdır. Her taşınmada yanınıza alabileceğiniz bir sabah içeceği, bir akşam müziği ya da bir hafta sonu yemeği “taşınabilir ev” gibi çalışabilir. Dilerseniz bu anları görüşmede birlikte seçebilirsiniz.

Burayı ev olarak görmeye başlamak Türkiye’yi bırakmak anlamına gelir mi?

Gelmek zorunda değildir; iki yerin de ev olabileceğini söyleyen kişiler vardır. Suçluluk bu konuda eşlik edebilen bir duygudur ve görüşmede ayrı bir başlık olarak ele alınabilir. Ailenizle bu konuyu açmak istiyorsanız “seni özlemekten vazgeçmiyorum, burada da bir düzen kuruyorum” gibi iki cümleyi aynı anda söylemeyi deneyebilirsiniz.

Eve kapanıp dışarı çıkmak istemiyorum; bu “ev” arayışı mı, kaçış mı?

Bunu önceden kestirmek zor; ikisi birlikte de olabilir. Ayırt etmeye yardımcı olan bir soru şudur: Evde olduğunuzda dinleniyor musunuz, yoksa dışarısı sizi daha çok mu yoruyor? İş, alışveriş ve ilişkiler gibi günlük işlerinizi sürdürmekte zorlanıyorsanız bunu bir hekim ya da psikoterapistle konuşmak yararlı olabilir.

Yalnızca “ev” konusuyla görüşmeye gelmek yeterli bir neden midir?

Evet. Başvurmak için ağır bir kayıp ya da belirgin bir kriz yaşamış olmanız gerekmez; tek bir soruyla başlayabilirsiniz. Ne zaman destek düşünüleceğine dair daha geniş bir çerçeve için terapiye ne zaman başvurulur yazısına bakabilirsiniz.

Ödeme, fatura belgesi ve sigorta konusunda ne yapmalıyım?

Randevuda bilgi verilir; ayrıntılı bilgi için arayınız (0543 108 25 76). Genel ücret bilgisi için psikoterapi ücretleri sayfasına bakabilirsiniz. Sigorta ya da kurum desteği düşünüyorsanız önce ilgili kurumunuzdan teyit edin.

Evinizde konuk gibi hissettiğinizde bunu Türkçe konuşabilirsiniz

Yurt dışından WhatsApp’tan kısa bir mesaj yazarak Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey ile Türkçe online görüşme biçimi ve uygun saatler hakkında bilgi isteyebilirsiniz.

Bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Bu yazı tanı ve tedavinin yerini tutmaz.

Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Yazar

Psikoterapist Mehmet ULUBEY

Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.

Yazar Hakkında
Bu yazıyı paylaş
WhatsApp Facebook X LinkedIn E-posta

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.

İlk görüşü siz paylaşın

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Görüşünüz incelendikten sonra yayına alınır.

Kişisel sağlık bilgisi paylaşmayınız. Bu alan bir danışmanlık kanalı değildir; randevu için iletişim sayfasını kullanın.

İlgili yazılar

Tüm Makaleler
Kişisel Gelişim

Adana’da Çocuklarda Özgüven Eksikliği ve Sosyal Kaygı

Çocuklarda özgüven eksikliği ile sosyal kaygının nasıl fark edildiği, kaçınma döngüsü, evde uygulanabilecek cesaret…
Kişisel Gelişim

Üstün Potansiyelli (Üstün Zekâlı) Çocuğun Ebeveyni Olmak: Asenkron Gelişim ve Günlük Zorluklar

Üstün potansiyelli çocukta asenkron gelişimin evde nasıl göründüğü, ebeveynin yaşadığı günlük zorluklar, 'üç yaş'…
Kişisel Gelişim

Yurt Dışında Serbest ve Uzaktan Çalışanlar İçin Belirsizlik Kaygısı, İzolasyon ve Motivasyon Düşüşü

Yurt dışında serbest ve uzaktan çalışırken ev–iş çizgisinin silinmesi, gelir ve iş akışı belirsizliği,…
4,9 406+ Google yorumu
WhatsApp Hemen Ara