Eşler Arasındaki İletişimsizlik Nasıl Aşılır? Adana Aile Danışmanı Önerileri
Eşler arasındaki iletişimsizlik için altı küçük günlük adım, aile danışmanına ne zaman başvurulacağı, ilk görüşme ve Adana'da yüz yüze ya da online başlangıç.
Akşam eve geldiniz. Eşinizle “Nasılsın?”, “İyi, sen?”, “İyi.” cümlelerini değiş tokuş ettiniz; sonra biriniz mutfağa, biriniz kanepeye geçti, ikinizin de gözü telefonda. Kimse kavga etmedi, kimse bağırmadı. Ama o gün aranızda gerçek bir cümle de geçmedi.
Kısa cevap şu: eşler arasındaki iletişimsizlik, sevginin bittiğini tek başına göstermez; konuşmanın yürüdüğü düzenin bozulduğunu gösterir. Düzen yeniden kurulabilir. Bunun için büyük bir hesaplaşma konuşması gerekmez; günde on dakikalık dinleme, “ben” dili ve ara verme işareti gibi küçük, somut adımlarla başlanabilir. Birkaç hafta denediğiniz hâlde aynı noktada kalıyorsanız, bir aile danışmanıyla görüşmek bu düzeni yanınızda biri varken kurmanın yoludur.
Bu yazıda iletişimsizliğin üç görünümünü, evde kendi başınıza deneyebileceğiniz altı küçük adımı, aile danışmanına ne zaman başvurulabileceğini ve ilk görüşmede neler olduğunu bulacaksınız. Adana’da yüz yüze ve online nasıl başlayabileceğinizi de sonda göreceksiniz.
Eşler arasındaki iletişimsizlik tam olarak nedir?
Kavgalı bir evde ses çoktur; iletişimsiz bir evde ise ses azdır. İletişimsizlik, iki kişinin birbirine anlamlı bir şey söyleyemediği ya da söylediğinin karşıya ulaşmadığı durumdur. Dışarıdan bakan bir kişi hiçbir sorun göremeyebilir; çünkü ortada bağırış, kapı çarpma ya da söz düellosu yoktur.
Gündelik hayatta üç ayrı biçimde karşımıza çıkar:
- Sessizlik: Konuşulması gereken bir konu vardır ama kimse açmaz. “Açarsam kavga çıkar” düşüncesi, konuyu günlerce, bazen aylarca masanın altında tutar.
- Geri çekilme ve ekran: İkiniz aynı odadasınız ama biriniz telefona, biriniz diziye ya da işe çekilmişsiniz. Konuşmaya zaman “kalmaz”; zaman kalmadığı için de konuşma biter.
- “Konuşuyoruz ama anlaşamıyoruz”: Konuşma var, fakat her seferinde aynı yerde tıkanıyor. Biri anlatırken öteki cevabını hazırlıyor; sonunda ikiniz de duyulmadığını düşünerek susuyorsunuz.
Bu üçü aynı evde birlikte de yaşanabilir. Önemli olan hangisinin sizde baskın olduğunu fark etmek, çünkü başlangıç adımı buna göre seçilir: sessizlik baskınsa günlük on dakikalık, gerilimi düşük sohbetle; ekran yüzünden kopukluk varsa karşılıklı ekran sınırıyla; konuşup anlaşamıyorsanız duyduğunuzu özetleyerek dinleme düzeniyle başlayabilirsiniz. Bir eşin neden geri çekildiği, diğerinin neden üstüne gittiği sorusu ayrı bir konudur; bunu evlilikte eşler neden susar yazısında ayrıntılı bulabilirsiniz. Her konuşmanın kavgayla bittiği evler içinse sürekli tartışan çiftler için öneriler yazısı daha uygun bir başlangıç olabilir. Burada soru daha pratik: yarın akşam ne yapabilirsiniz?
Evinizde hangisi var? Üç satırlık gözlem notu
Adımlara geçmeden önce bir kâğıda üç satır yazmak, neyi değiştirmek istediğinizi netleştirir. Eşinizle konuşmadan, kendi başınıza doldurun:
- “Son zamanlarda en çok şu konuda susuyoruz ya da konuyu kapatıyoruz: …”
- “Son kez rahat konuşabildiğimizde bize yardımcı olan şey şuydu: …”
- “Eşimden duymak istediğim tek cümle: …”
Bu bir test değil; puanı, doğru ya da yanlış cevabı yok. Üç satırı doldurmak da başvuru ya da başlangıç şartı değildir; yorgunsanız atlayabilirsiniz. Ama üçüncü satır önemli bir ipucu verir: bu cümle, ilişkide hangi ihtiyacınızın karşılanmasını istediğinizi fark etmenize yardımcı olabilir. Aşağıdaki adımların bir kısmı o ihtiyacı söylemeyi kolaylaştırmak için var. Not ilerleyen bölümlerde, hem haftalık görüşmede hem de aile danışmanıyla ilk görüşmede başlangıç noktası olarak kullanılabilir.
Günde 10 dakika: telefonlar kenarda, çözüm önermeden dinleme
Akşam yemeğinden sonra mutfak masasında telefonlarınızı ekranı aşağı bakacak biçimde bir kenara koyun, iki çay doldurun ve saati on dakikaya kurun. Bu on dakika, ilişkiyi tartışmak için değil; birbirinizi yeniden duymaya alışmak için ayrılmıştır.

İlk beş dakika biriniz anlatır, öteki yalnızca dinler. Sonra sıra değişir. Anlatılacak şey büyük olmak zorunda değil: günün nasıl geçtiği, aklınızı kurcalayan küçük bir iş, bir an için sevindiğiniz bir şey. Dinleyen kişi öneri vermez, düzeltmez, “ama” demez. Kısa bir cümleyle özetler: “Anladığım kadarıyla toplantıdan sonra kendini yalnız hissettin. Doğru mu?” Bu cümle, karşıdakine duyulduğunu gösterir; cevap hazırlama telaşını da bırakmanızı sağlar.
İlk günlerde ilişkinin zor konularını açmayın. Amaç tartışmayı çözmek değil, konuşma alışkanlığını geri kazanmaktır. On dakika dolduğunda, daha fazla konuşmak istiyor olsanız bile kapatın; kısa ve sürdürülebilir olması, uzun ama bir hafta sonra bırakılan bir düzenden daha değerli.
Eşiniz isteksiz davranırsa bunu bir kural değil, bir deneme olarak sunabilirsiniz: “İki hafta deneyelim, işe yaramazsa bırakırız.” Bu düzen sihirli değildir; ilk günlerde yapay ya da garip gelebilir. Bir akşam aksarsa yeniden devam etmek yeterlidir, kendinizi suçlamanıza gerek yok.
Konuşma kavgaya dönmesin diye üç küçük araç
On dakikalık düzen oturduktan sonra, daha zor konulara yaklaşırken işinize yarayacak üç küçük araç var. Üçü de basit ama her birinin kendi sınırı var.
“Ben” dili: suçlamadan söylemek
“Sen hiç beni dinlemiyorsun” cümlesi, karşı tarafı savunmaya iter; konu da asıl derdinizden ayrılır. Aynı derdi üç parçada söyleyebilirsiniz: olay, o olay karşısında hissettiğiniz duygu ve isteğiniz. Örneğin: “Akşamları birlikte geçirdiğimiz sürede telefona bakıldığında kendimi yalnız hissediyorum. Yemekten sonra yarım saat sadece benimle konuşmanı istiyorum.”
Dikkat edilecek bir sınır var: “Ben kendimi değersiz hissediyorum çünkü sen bencilsin” bir ben cümlesi gibi görünür ama suçlama taşır. Duygunuz ile eşinize dair yargınızı aynı cümlede birleştirmemeye çalışın.
Ara verme işareti: kaçmak değil, geri dönmek için durmak
Ses yükselmeye ya da konuşma tekrar etmeye başladığında durabilmek için, sakin bir anda iki kişi birlikte bir işaret belirleyin: tek bir kelime (“mola”) ya da elle yapılan küçük bir hareket. İşareti gören taraf konuşmayı bırakır ve ikiniz bir süre ayrı köşelere çekilirsiniz.
Mola ile kaçış arasındaki fark, geri dönüş saatidir. “Saat dokuzda aynı yerde yeniden konuşalım” diyerek ayrılmak molayı; hiçbir şey söylemeden odadan çıkıp konuyu bir daha açmamak ise yeni bir sessizliği başlatır. Yirmi otuz dakikalık bir mola çoğu zaman bir başlangıç için uygun bir süredir; yine de hazır değilseniz konuşmayı zorlamayın, birlikte yeni bir dönüş saati belirleyin. Molayı kimin başlatabileceğini de önceden birlikte konuşun. Susmakla konuşmak arasındaki dengeyi daha ayrıntılı ele alan susmak mı, konuşmak mı yazısına da bakabilirsiniz.
Ekran sınırı: iki küçük alan
Telefon yasağı koymak kolayca yeni bir tartışma çıkarabilir. Bunun yerine yalnızca iki alan seçin: yemek masası ve yatağa girmeden önceki yarım saat. Bu kuralı “sen bırak” diye değil, “ikimiz de bırakalım” diye kurun. Kural karşılıklı değilse eşiniz bunu ceza gibi yaşar ve işe yaramaz. İlk haftada tamamen uyamamanız normaldir; amaç mükemmel bir düzen değil, günde birkaç dakikalık gerçek temastır.
Haftada bir kısa görüşme: ilişkiyi konuşmak için ayrı bir zaman
Günlük on dakika günün sohbeti içindir; ilişkiye dair daha ağır konular için ayrı bir zaman ayırmak gerekir. Haftada bir, her hafta aynı gün ve saatte, yaklaşık yirmi dakikalık bir görüşme planlayın. Çocukların uyuduğu ya da başka bir odada olduğu bir zaman seçin.
Üç başlık yeterli: bu hafta bizi yakınlaştıran bir şey, bu hafta bizi zorlayan bir şey ve gelecek hafta için tek bir küçük istek. İsteğin somut olması önemli; “daha ilgili ol” yerine “salı akşamı yemekten sonra on beş dakika yürüyüşe çıkalım” gibi. Her iki taraf da bir istek söyler, ikisi de bunu bir hafta boyunca deneyebilir.
Bu görüşmenin bir faydası da zor konuları ertelemenize izin vermesidir. Gün içinde ağır bir konu açıldığında “Bunu perşembe görüşmesine saklayalım” demek konuyu kapatmak değil, uygun yere taşımaktır. Burada bir sınır da var: haftalık görüşme tek konuyla ve tek istekle yetinir; bütün birikmiş kırgınlıkların dökülmesi için kullanılırsa kavgaya dönüşebilir. Birikmiş yük büyükse bunu aile danışmanıyla birlikte taşımak daha güvenli olabilir.
Söylenemeyenleri önce yazmak: gönderilmeyen mektup
Bazı şeyler o kadar ağırdır ki ağza geldiğinde ya kavgaya ya sessizliğe dönüşür. Böyle bir konunuz varsa bir akşam kâğıt ve kalemle oturup eşinize yazdığınız, ama göndermeyeceğiniz bir mektup yazabilirsiniz.

On on beş dakika boyunca içinizden geleni yazın; kibar olmak zorunda değilsiniz, çünkü bu mektubu kimse okumayacak. Bitirdiğinizde yeni bir sayfada iki sütun açın: birine “Neye kırıldım?”, ötekine “Neye ihtiyacım var?” yazıp mektuptan ilgili cümleleri bu sütunlara taşıyın. Mektubu eşinize vermeyin. Bunun yerine ihtiyaç tarafından tek bir cümle seçin ve onu “ben” diliyle, haftalık görüşmede söyleyin. Mektubu saklayabilir ya da atabilirsiniz.
Yazmak konuşmanın yerini tutmaz; amacı, öfkeyi ve kırgınlığı ayıklayıp söylenebilir hâle getirmektir. Yazarken öfkeniz büyüyorsa durun. Kendinizi çok kötü hissediyorsanız ya da yazdıklarınız kendinize zarar verme düşüncelerini içeriyorsa bunu yalnız taşımayın; bir uzmana başvurun, acil bir durumda 112’yi arayın.
Bu adımlar yetmediğinde aile danışmanına ne zaman başvurulur?
Altı adımı birkaç hafta denediyseniz, bir sonraki soru doğaldır: “Hâlâ aynı yerdeysek ne yapacağız?” Aile danışmanına başvurmak için belirli sayıda işaret ya da bir tanı gerekmez. Aşağıdakilerden biri bile görüşme istemek için yeterli bir nedendir:
- Adımları denediniz, ama biriniz uygulamıyor ya da “bunlar bize göre değil” diyor.
- Konuşma her açıldığında aynı kavga ya da aynı sessizlikle bitiyor.
- Konuşmalarınız yalnızca çocuk, para ve ev işi bölüşümüyle sınırlı kalmış; duygulardan hiç söz edilmiyor.
- Aynı evde yabancı gibi yaşama hissi haftalardır sürüyor.
İletişimsizliğe ağır bir çökkünlük, uykusuzluk ya da alkol ve madde kullanımı eşlik ediyorsa, bu görüşmelerin yanında ya da öncesinde bireysel bir değerlendirme gerekebilir; gerektiğinde bir hekime yönlendirme de yapılır.
Güvenlik söz konusuysa: bu bir iletişim sorunu değildir
Hakaret, tehdit, şiddet ya da korku varsa mesele konuşma tekniği değildir; güvenliktir. Bu durumda yukarıdaki adımları denemeyin. Acil tehlike anında 112’yi arayın. Şiddet konusunda yardım istemek için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın ALO 183 Şiddetle Mücadele Hattı 7 gün 24 saat hizmet verir; yurt içinden aramalar ücretsizdir. Güvenliğiniz sağlandıktan sonra psikolojik destek planlanabilir.
Aile danışmanı ne yapar, ne yapmaz?
Aile danışmanlığı, evdeki konuşma düzenini birlikte kurmaya yardım eden planlı bir görüşme sürecidir. Görüşmede ilk iş, sırayla konuşmayı mümkün kılmaktır: biriniz anlatırken öteki dinler, sonra sıra değişir. Evde ikinci cümlede savunmaya geçen konuşma, üçüncü bir kişinin varlığıyla daha yavaş ve daha anlaşılır ilerleyebilir. Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey’in yürüttüğü görüşmelerde de amaç budur. Sürecin tamamını Adana aile danışmanlığı hizmeti yazısında okuyabilirsiniz.
Neyi yapmadığı da en az bu kadar önemli. Aile danışmanı hakem değildir; kimin haklı olduğuna karar vermez ve taraf tutmaz. Evliliği sürdürmenizi ya da bitirmenizi önermez; bu karar sizindir. Sonuç ya da süre sözü de vermez: kaç görüşme gerekeceği çiftin durumuna göre değişir ve baştan söylenemez.
Eşiniz görüşmeye gelmek istemiyorsa yalnız başlayabilirsiniz. Tek başına yapılan görüşme çift görüşmesinin yerini tutmaz; ama kendi kaygınızı, sustuğunuz anları ve eşinize nasıl yaklaşacağınızı konuşmanıza yardım eder. Aile danışmanlığı ile çift terapisi arasındaki farkı merak ediyorsanız aile danışmanlığı mı, çift terapisi mi yazısı hangi durumda hangisinin seçileceğini anlatıyor.
İlk görüşmede neler olur, nasıl hazırlanırsınız?
İlk görüşme yaklaşık 60 dakika sürer. İlk seansta ayrıntılı bir anamnez alınır; yani nasıl bu noktaya geldiğiniz, ilişkinizin geçmişi ve bugünkü zorluklar sorulur. Bu görüşmede iletişimsizliği çözmenizi kimse beklemez; amaç, durumu birlikte anlamak ve sonraki adımı belirlemektir.
Hazırlık için bir şey yapmanız şart değil. İsterseniz önceki bölümdeki üç satırlık notu yanınızda getirin; okumak zorunda değilsiniz, nereden başlayacağınızı bilemediğinizde bir dayanak olur. Görüşmede sorabileceğiniz birkaç soru da var: “Biz neredeyse hiç konuşmuyorsak nereden başlıyorsunuz?”, “Görüşmede kim ne kadar konuşur?”, “Biz farklı şeyler istiyorsak süreç nasıl ilerler?” ve “Gizliliğin sınırları neler?” Gizlilik sorusunu görüşmenin başında sormak, sonradan kafanızı karıştıracak bir belirsizliği önler; gizliliğin kapsamı ve güvenlikle ilgili istisnaların neler olduğu görüşmenin başında birlikte açıklığa kavuşturulur.
Eşinizi ikna etmekte zorlanıyorsanız “Bir görüşmeye birlikte bakalım, sonra karar veririz” diyebilirsiniz. Baskıyla getirilen bir eş, görüşmede kendini suçlanmış hissedebilir; bu yüzden amacın hakem bulmak olmadığını baştan söylemek yardımcı olur.
Adana’da yüz yüze ya da online nasıl başlarsınız?
Adana’da Çukurova ilçesi Yüzüncüyıl Mahallesi’ndeki ofisimizde yüz yüze görüşme yapılır. Seyhan, Yüreğir, Sarıçam gibi Adana merkez ilçelerinden ofise gelebilirsiniz. Mersin ve Osmaniye gibi çevre illerden ya da Tarsus’tan gelen çiftler Adana’ya gelerek ya da online görüşme ile katılabilir. Şiddet ya da korku söz konusuysa online görüşmeyi aynı evden yapmak uygun olmayabilir; bu durumda başka bir düzen birlikte planlanır.
İlk adım olarak WhatsApp’tan yazıp hangi görüşme çerçevesinin size uygun olduğunu ve uygun günü sorabilirsiniz; telefonla aramak isterseniz numara 0543 108 25 76. Eşinizle birlikte karar vermiş olmanız gerekmez. Görüşme biçimini önceden okumak için aile danışmanlığı randevusu sayfası hazır; ücret bilgisi için psikoterapi ücretleri sayfasına bakabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Eşim benimle hiç konuşmuyor, ne yapabilirim?
Önce konuşmayı tek seferde çözmeye çalışmayın; günde on dakikalık, çözüm önermeyen bir dinleme düzeniyle başlayın. Eşiniz bunu da reddederse bir mesaj ya da kısa bir not da başlangıç olabilir. Birkaç hafta sonra değişiklik yoksa tek başınıza aile danışmanından destek alabilirsiniz.
İletişimsizlik boşanma sebebi olur mu?
İletişimsizlik tek başına bir sonucu belirlemez. Bazı çiftlerde konuşma düzeni yeniden kurulur, bazılarında konuşmalar kararı netleştirir. Boşanma kararı ve hukuki süreç çiftin kendi kararıdır; hukuki sorular için bir avukata danışmak gerekir.
Mesajlaşarak anlaşmak iletişimsizlik sayılır mı?
Mesaj, pratik konular için iyi bir araçtır. Ancak duygulu ya da zor konular yazıyla kolay yanlış anlaşılır. Pratik konular mesajda, duygu içeren konular yüz yüze ya da telefonda konuşulursa yanlış anlama azalır.
Aile danışmanlığı kaç seans sürer?
Seans sayısı baştan söylenemez; çiftin durumuna, hedeflerine ve görüşmelere ne kadar düzenli katılabildiğine göre değişir. Bir seans yaklaşık 60 dakika sürer. İlk görüşmeden sonra birlikte bir çerçeve belirlenir.
Bu adımları kendi başıma uygularsam ilişkimiz düzelir mi?
Düzeleceği söylenemez; adımlar konuşmayı kolaylaştırabilir, ama sonuç önceden bilinemez. Biri bu adımlara katılmıyorsa ya da güvenlik sorunu varsa tek başına uygulamak yeterli olmaz. O durumda profesyonel destek düşünülmelidir.
Online aile danışmanlığı yüz yüze görüşme kadar uygun mu?
Her iki biçim de uygun olabilir. Önemli olan görüşme sırasında rahatça konuşabileceğiniz, başkalarının duymayacağı bir ortam bulmaktır. Çocukların ya da şiddet riskinin olduğu evlerde yüz yüze görüşme ya da ayrı bir düzen daha uygun olabilir.
Konuşmayı yeniden başlatmak için ilk adım
Eşinizle birlikte karar vermiş olmanız gerekmiyor. Hangi görüşme biçiminin size uygun olduğunu ve uygun günü WhatsApp'tan ya da telefonla sorabilirsiniz.
Bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Bu yazı tanı ve tedavinin yerini tutmaz.
Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.
Yazar HakkındaBu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.
Yüz yüze ya da online görüşme için uygun zamanı belirleyelim.
Randevu Al
İlk görüşü siz paylaşın