OKB’de İlaç mı, Terapi mi? Bilişsel Davranışçı Terapi Ne Sunar?
OKB'de ilaç ve terapi kararında hekimin ve psikoterapistin rolleri, bilişsel davranışçı terapinin sunduğu ve sunmadığı şeyler, kademeli maruz bırakma çalışmasının genel mantığı ve kararı kolaylaştıran sorular.
Gece yarısı arama kutusuna aynı soruyu üçüncü kez yazmış olabilirsiniz: OKB’de ilaç mı, terapi mi? Bir yanda ilaçla ilgili çekinceler var, öbür yanda “sadece konuşarak bu düşünceler değişir mi?” şüphesi. Üstüne bir de şu cümle biniyor: “Yanlış karar verirsem her şey kötüye gider.”
Bu tanıdık geliyorsa ilginç bir şeye dikkat edin: Karar vermek bile bir kontrol işine dönüşmüş olabilir. Her şeyi eksiksiz öğrenmeden adım atmama isteği, OKB’nin en bilinen yakıtlarından biri olan “emin olmadan olmaz” duygusuna çok benzer. Kararı zorlaştıran şey bazen seçeneklerin kendisi değil, bu duygudur.
Kısa cevap şu: İlaç ve psikoterapi, birbirine karşı duran iki kapı olmak zorunda değil. İlaç kararı hekimin (psikiyatri uzmanının) alanıdır. Psikoterapi ise takıntı ile ritüel arasındaki döngüyle çalışır. Hangisinin, ya da ikisinin birlikte mi uygun olduğu; değerlendirmeyle, tablonun ağırlığıyla ve sizin tercihlerinizle belirlenir. Bu yazıda ilaç önerisi bulmayacaksınız. Bilişsel davranışçı terapinin ne sunduğunu, neyi sunmadığını ve kararı hafifleten soruları bulacaksınız.
OKB’nin ne olduğunu ve belirtilerini merak ediyorsanız OKB nedir, belirtileri ve tedavisi yazısı, Adana’da psikoterapinin adım adım nasıl ilerlediği için Adana OKB tedavisi ve psikoterapi yazısı başlangıç noktasıdır. Bu yazı bir adım öncesine bakıyor: Karar anında neye bakılır?
OKB’de İlaç mı, Terapi mi? Kısa Cevap ve Asıl Soru
“İlaç mı, terapi mi?” sorusu ilk bakışta iki seçenekli bir sınav gibi görünür. Oysa gerçek hayatta soru daha çok şuna benzer: “Şu anki durumum için hangi destek, hangi sırayla ve kimin değerlendirmesiyle?” Bu fark küçük görünse de yükü hafifletir, çünkü tek bir doğru cevabı bulma baskısını kaldırır.
NHS’in OKB tedavi sayfası, OKB’nin iki ana tedavisini konuşma terapisi ve ilaç olarak sayar. Hafif tablolarda kısa bir terapi sürecinin, daha ağır tablolarda ise daha uzun süren, terapi ve ilacın birlikte yürütüldüğü bir sürecin gerekebileceğini belirtir. Yani iki yol birbirinin düşmanı değildir; hangisinin öne çıkacağı tablonun ağırlığına ve kişinin yaşamına göre değişir.
Bu yüzden asıl soruyu üçe ayırmak işe yarar:
- Tıbbi soru: İlaç gerekli mi? Bunu hekim yanıtlar.
- Psikoterapi sorusu: Takıntı-ritüel döngüsüyle nasıl çalışılır, bu çalışma bana uygun mu? Bunu psikoterapist, sizinle birlikte yanıtlar.
- Sizin sorunuz: Benim için neyi denemek mümkün, neye hazırım, neyden çekiniyorum? Bunu yalnızca siz bilirsiniz ve cevabınız karar sürecinin gerçek bir parçasıdır.
Her soru farklı bir kişiye sorulur. Hepsini tek başınıza, internet aramalarıyla yanıtlamaya çalışmak yorucudur ve OKB’nin güvence arama döngüsünü beslemeye dönüşebilir.
İlaç Kararı Kime Ait? Hekimin Alanı ve Sizin Payınız
OKB’de ilaç gerekip gerekmediğine, gerekiyorsa hangisinin ne dozda ve ne süreyle kullanılacağına yalnızca hekim karar verir. Psikoterapist ve Psikolojik Danışman olarak Mehmet Ulubey ilaç önermez, ilaç adı ya da doz konuşmaz. Bu bir çekingenlik değil, mesleki sınırdır; sınırın net olması size de güvenli bir zemin sağlar.
Peki sizin payınız nedir? Hekime gittiğinizde pasif bir alıcı olmanız gerekmez. Yaşadığınız belirtileri, günlük yaşamdaki etkisini, daha önce kullandığınız ya da kullandığınız ilaçları, varsa gebelik planınızı, uykunuzu ve eşlik eden ruh hâlinizi anlatırsınız. Çekincelerinizi de söylersiniz. “İlaçla ilgili korkum var” cümlesi, hekimin planlamasına katkı sağlayan değerli bir bilgidir.
Zaten bir ilaç kullanıyorsanız iki konuyu ayırın:
- İlacı sürdürmek, azaltmak ya da bırakmak hekiminizle birlikte verilecek bir karardır. NHS’in sayfası da bir ilacı hekime danışmadan aniden bırakmamak gerektiğini vurgular.
- Psikoterapi, ilaç sürerken de yürütülebilir. İlk görüşmede kullandığınız ilacı söylemeniz yeterlidir.
Hekimle terapistin rollerini karşılaştırmak isterseniz psikolog ile psikiyatrist arasındaki farklar yazısına bakabilirsiniz.
Psikoterapi Burada Ne Yapar? Bilişsel Davranışçı Yaklaşımın Mantığı
OKB’de psikoterapi, takıntılı düşünceyi bastırmaya çalışmaz. Bunun nedeni basit: Bir düşünceyi “düşünme” diye zorladıkça daha çok dikkat çekebilir. Bilişsel davranışçı yaklaşım (BDT) başka bir yere bakar: Düşünce geldikten sonra ne olduğuna.
Döngü genellikle şu sırayla işler. Önce istenmeyen bir düşünce, görüntü ya da dürtü gelir. Ardından kaygı, tiksinti ya da “bir şey eksik” hissi yükselir. Bu sıkıntıyı dindirmek için bir ritüel yapılır: kontrol, yıkama, sayma, zihinden tekrar, birine sorma. Ritüelden sonra bir rahatlama olur; ama rahatlama kısadır ve beyin “bu ritüel beni kurtardı” derken döngüyü bir sonraki tura hazırlar.
BDT bu zinciri parçalarına ayırır: düşünce, beden duyumu, duygu, davranış. NHS, OKB’ye yönelik terapinin sorunu düşünceler, bedensel duyumlar ve eylemler gibi ayrı parçalara bölerek çalıştığını anlatır. Zinciri parçaları hâlinde görmek, “her şey birbirine karıştı” hissini çözer. Daha önce hiç görünmeyen bir şey, yani düşünce ile ritüel arasındaki küçük boşluk, görünür hâle gelir.
Bilişsel davranışçı terapinin genel işleyişi için bilişsel davranışçı terapi nedir, seanslar nasıl ilerler yazısı ayrıntı verir. Burada önemli olan şu: Terapide hedef, düşüncenin hiç gelmemesi değil, geldiğinde ritüelin sizi yönetmemesidir.
Maruz Bırakma ve Tepki Önleme: Kademeli Çalışmanın Genel Fikri
OKB için en bilinen BDT çalışması “maruz bırakma ve tepki önleme” (İngilizce kısaltmasıyla ERP) olarak adlandırılır. Adı korkutucu görünebilir; fikri ise sakindir. NHS, bu çalışmanın korkularla ve takıntılı düşüncelerle, onları ritüelle “düzeltmeden” yüzleşmeyi içerdiğini ve en az kaygı veren durumlardan başlayarak ilerlendiğini anlatır.
Bunu günlük bir örnekle düşünebilirsiniz. Diyelim ki bir kişi, mesaj gönderdikten sonra yanlış bir şey yazıp yazmadığını yakınlarına tekrar tekrar soruyor. Küçük bir basamak, mesajı gönderip yakınlarına sormadan bir süre beklemek olabilir. Bu sırada yükselen huzursuzluğu bastırmaya çalışmadan izlemek de çalışmanın parçasıdır. Burada hedef rahatsızlığı hemen yok etmek değil, rahatsızlık varken de ritüele başvurmadan durabilmeyi denemektir. Bu bir ev ödevi değil, yalnızca genel mantığı gösteren bir örnektir; gerçek çalışma kişiye, belirti türüne ve hıza göre birlikte hazırlanır.
Kademeli çalışmanın üç özelliği kararı kolaylaştırabilir:
- Sıralama birlikte yapılır. Zorluk derecesine göre basamaklar listelenir; sizi en az zorlayandan başlanır.
- Hız size göre ayarlanır. Hazır olmadan bir basamağa geçilmez; ara vermek ya da yavaşlamak istediğinizi söylemeniz çalışmanın bir parçasıdır.
- Seanslar arası küçük adımlar vardır. İlerleme yalnızca görüşme odasında değil, günlük hayatta, küçük denemelerde de gerçekleşir.
Bu çalışma herkes için aynı biçimde uygun olmayabilir; uygunluk ilk görüşmelerde birlikte değerlendirilir.
Bilişsel Davranışçı Terapi Ne Sunar, Ne Sunmaz?
Karar verirken beklentiyi doğru kurmak, hayal kırıklığını önler. Bu yüzden iki liste yan yana durmalı.
BDT’nin sunabildiği:
- Takıntı-ritüel döngüsünü anlaşılır hâle getiren bir harita,
- Ritüele başvurmadan beklemeyi deneme fırsatı ve bunun için birlikte hazırlanmış basamaklar,
- Güvence arama, zihinsel ritüel gibi dışarıdan görünmeyen davranışlara isim koyma,
- Seanslar arasında uygulanabilir küçük adımlar,
- Yakınların sürece katılabileceği bir çerçeve.
BDT’nin sunmadığı:
- Düşüncelerin bir daha hiç gelmeyeceği sözü,
- Önceden belirli bir süre ya da seans sayısı vaadi,
- İlaç önerisi, ilaç adı ya da doz bilgisi,
- Tek bir kişi için geçerli bir tarifin herkese uygulanması.
NHS, yararın fark edilmesinin birkaç ay sürebileceğini belirtir. Bu cümle hem terapi hem ilaç için bir ölçüdür: Hızlı bir dönüm noktası beklemek yerine, küçük ama gerçek değişimlere bakmak daha gerçekçidir. Sürecin kaç seans süreceğine dair genel bakış için psikoterapi seansları kaç seans olmalıdır yazısına göz atabilirsiniz; ancak OKB’de süre, kişiye ve belirtilerin ağırlığına göre birlikte planlanır.
İkisi Birlikte Kullanılabilir mi?
Evet, ikisi birlikte kullanılabilir; bu da hekim ve kişi arasında verilecek bir karardır. NHS’in sayfasında da daha ağır OKB’de terapi ve ilacın birlikte yürütüldüğü daha uzun bir süreçten söz edilir. Birlikte kullanım, “tek başına yetmedi” anlamına gelmek zorunda değildir; bazen başından beri birlikte planlanır.
Birlikte yürütülen süreçte işbölümü nettir:
- Hekim ilacın izlemini yönetir; değişiklik ya da çekince hekimle konuşulur.
- Psikoterapist döngü haritasını, kademeli çalışmayı ve seanslar arası denemeleri yürütür.
- Siz ikisini birbirine haber veren kişisiniz: Hekimin ne söylediğini terapiste, terapide ne yaptığınızı hekime aktarmak, bütüncül bir bakış sağlar.
İlaç tedavisini hekim yönetir; maruz bırakma gibi kademeli çalışmayı ise bu alanda eğitimli bir ruh sağlığı uzmanı yürütür. Bu görevler aynı uzmanda da olabilir, iş birliği içinde farklı kişilerce de üstlenilebilir. Önemli olan, her kararın sorumlusunun açık olması ve sizin de neyi kimden beklediğinizi bilmenizdir.
“Sadece İlaç” ya da “Sadece Terapi” Derken Kendinize Sorabileceğiniz Sorular
Bazı insanlar yalnızca ilaçla, bazıları yalnızca terapiyle başlamak ister. Her iki tercihin arkasındaki gerekçeler de saygıyla ele alınmalıdır. Karar verirken şu sorular işe yarayabilir; hiçbirinin “doğru” cevabı yoktur, yalnızca sizin durumunuzu konuşulabilir kılarlar.
“Sadece ilaç” düşünüyorsanız:
- İlacı bırakmanın ya da sürdürmenin planını hekimimle konuştum mu?
- Ritüellerle ilgili neyin değişmesini bekliyorum ve bunu hekimime söyledim mi?
- Terapi fikrinden çekinmemin nedeni ne: zaman mı, ifade etme zorluğu mu, “anlatamam” korkusu mu?
“Sadece terapi” düşünüyorsanız:
- İlaç fikrinden çekinmemin nedeni ne ve bunu bir hekimle konuşarak netleştirmek ister miyim?
- Günlük yaşamım ne ölçüde etkileniyor; bir hekim değerlendirmesi bu tabloyu daha iyi görmeme yardımcı olur mu?
- Terapi sürerken ilaç konusunu daha sonra yeniden konuşmaya açık mıyım?
Bu sorular sizi bir seçeneğe yönlendirmek için değil, konuşmaya zemin hazırlamak için var. Çekinceyi dile getirmek, çekincenin kendisinden daha hafif gelebilir.
Karar Notu: Hekime ve Terapiste Götürebileceğiniz Sorular
“Her şeyi bilmem lazım” duygusu karar zamanında sizi durdurabilir. Bunun yerine tek sayfalık bir not hazırlayabilirsiniz. Bu not bir test ya da tanı aracı değildir; yalnızca konuşmayı kolaylaştırır.

- Şu an en çok zorlandığım şey: Takıntı ya da ritüel hangi durumda geliyor, günümün ne kadarını alıyor?
- Daha önce denediklerim: Bastırmak, kaçınmak, yakınlarıma sormak, internette araştırmak gibi yollardan hangisi bana ne kazandırdı, ne kaybettirdi?
- Hekime sormak istediklerim: Benim için ilaç değerlendirmesi gerekli mi? Hangi durumda gerekli olur? Çekincelerim neler?
- Terapiste sormak istediklerim: Anlattıklarım hangi çalışma biçimine uygun görünüyor? Seanslar nasıl ilerler? Seanslar arasında ne yapılır?
- Karar vermek için ihtiyacım olan bilgi: Şu an neyi bilmesem karar veremem? Bu bilgi gerçekten gerekli mi, yoksa her şeyden emin olma isteği mi?
Son soru bilerek orada: Bazen yeni bir bilgiye ihtiyaç yoktur; yalnızca karar vermenin getirdiği belirsizliğe dayanmak gerekir. Notu görüşmede okuyabilir ya da konuşmayı başlatmak için kullanabilirsiniz. Boş bıraktığınız satırlar sorun değildir; hazırlıklı olmak, destek almanın koşulu da değildir.
Terapide Neler Olur? İlk Görüşme ve Döngü Haritası
İlk görüşme yaklaşık 60 dakika sürer ve ayrıntılı bir anamnez (öykü alma görüşmesi) biçimindedir. Hemen bir yöntem uygulanmaz; önce öykünüz dinlenir. Belirtilerin ne zaman başladığı, günlük yaşamı hangi alanlarda etkilediği, daha önce destek alıp almadığınız, kullandığınız ilaçlar, uyku ve iş düzeniniz konuşulur. Her şeyi o gün anlatmak zorunda değilsiniz.
Görüşmenin ikinci yarısında genellikle bir döngü haritası çıkarılmaya başlanır: Tetikleyen an, takıntı cümlesi, bedende ve duyguda olan, yapılan ritüel, rahatlamanın ne kadar sürdüğü ve günlük etkisi. Takıntı cümlesi utanç verici geliyorsa kelimesi kelimesine söylemeniz gerekmez; “kendimle ilgili korkutucu bir düşünce” demek de yeterli bir başlangıçtır.
İlk görüşmede kararla ilgili şunları da sorabilirsiniz:
- Hekim değerlendirmesi benim için ne zaman gerekli olur?
- Terapiye başlarsam ilaç konusu nasıl ele alınır?
- Sürecin gidişini birlikte nasıl değerlendireceğiz?
İlk görüşmenin genel akışı için Adana’da psikolog ile ilk seans deneyimi yazısına bakabilirsiniz. Sürecin daha uzun olacağı durumlar için paket programları vardır; ayrıntı için ofisle iletişime geçebilirsiniz.
Aile ve Yakınlar: Güvence Vermeden Yanında Olmak
Karar yalnızca sizin değil, birlikte yaşadıklarınızın da hayatını etkiler. Sevgiyle yapılan bir davranış, istemeden döngünün parçası olabilir: aynı soruya defalarca yanıt vermek, ritüele katılmak, kontrolü sizin yerinize yapmak. Bu bir kusur değil, sevdiğiniz kişinin sıkıntısını azaltmak isteyen doğal bir tepkidir.

Yakınlar için dengeli bir cümle şuna benzeyebilir: “Seni yalnız bırakmıyorum; ama bu soruya bir kez daha yanıt vermek sana yardımcı olmuyor gibi görünüyor.” Bu cümle reddetmez, azarlamaz. Yalnızca ritüele eşlik etmek yerine yanında durmayı seçer.
Burada bir uyarı gerekli: Güvence vermeyi bir gecede bırakmak ya da bunu kişiye ani bir kural olarak getirmek, mesafe hissi yaratabilir. Azaltma işi kişiyle ve terapistle birlikte, kademeli olarak planlanır; amaç duygusal desteği çekmek değil, desteğin biçimini değiştirmektir. Sıcaklık, sohbet ve yanında olmak sürer; yalnızca ritüeli besleyen tekrarlar azalır.
NICE’ın kılavuzu da değerlendirme ve tedavi planlarına uygun olduğunda aile üyelerinin ya da bakım verenlerin dâhil edilmesini öngörür. İlaç mı terapi mi kararı sırasında yakınlarınızın da konuşmaya katılması gerekirse bunu ilk görüşmede dile getirebilirsiniz.
Utanç Bu Kararın Neresinde?
Kararı geciktiren en sessiz neden bazen bilgi eksikliği değil, utançtır. Zihne gelen düşünce “kimseye anlatamam” cinsinden olabilir. NICE’ın OKB kılavuzu, OKB’si olan kişilerin sıklıkla utanç ve mahcubiyet duyabildiğini ve belirtilerini sağlık çalışanlarıyla, yakınlarıyla konuşmakta çok zorlanabildiğini belirtir. Yani bu duygu sizin kişisel bir zayıflığınız değil, durumun bilinen bir parçasıdır.
Zihne istemeden gelen bir düşünce, o kişinin ne olduğunu ya da ne yapacağını göstermez. Terapide bu ayrım çalışmanın ilk güvenli zeminidir. Terapist sizi yargılamak için değil, döngüyü anlamak için dinler. İlk görüşmede neyi ne kadar paylaşacağınız size aittir.
Hangi Durumda Beklememelisiniz?
Karar sürecinde “biraz daha düşüneyim” demek kendi başına sorun değildir. Ancak bazı durumlar beklemeyi gerektirmez.
Acil destek gerektiren durumlar
Kendinize zarar verme düşünceniz varsa, kendinizi güvende hissetmiyorsanız ya da bir başkasına zarar verme riski hissediyorsanız 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayın ya da en yakın acil servise gidin. Bir yakınınız bu durumdaysa güvenliğinizi tehlikeye atmadan yanında kalın ve 112’den yardım isteyin. Bu durumda “ilaç mı terapi mi” sorusu bekleyebilir; güvenlik beklemez.
Bir ayrımı da netleştirelim: OKB’de zihne istemeden gelen ve sizi dehşete düşüren düşünceler (örneğin birine zarar verme düşüncesi) tek başına bir niyet ya da plan anlamına gelmez; kişinin istemediği, kendisine yabancı gelen düşüncelerdir. Bu düşüncelerin olması sizi “tehlikeli” yapmaz. Ancak zarar verme niyeti ya da planı hissediyorsanız, kendi güvenliğinizi sağlayamıyorsanız veya yakın bir tehlike varsa beklemeyin; 112’yi arayın.
Geciktirilmemesi gereken değerlendirme
Ritüeller günün büyük bölümünü alıyorsa, işe gitmenizi ya da evden çıkmanızı engelliyorsa, uykunuzu belirgin biçimde bozuyorsa, kendinizi umutsuz ya da çökmüş hissediyorsanız randevuyu uzun süre ertelemeyin. Bu durumda önce hekim değerlendirmesi isteyebilir, aynı dönemde terapi görüşmesi de planlayabilirsiniz. Bedensel yakınmalarınız varsa (örneğin sürekli yıkamaya bağlı cilt tahrişi) bir hekime de başvurmanız yerinde olur.
Adana’da Yüz Yüze mi, Online mı?
Ofisimiz Adana Çukurova ilçesi Yüzüncüyıl Mahallesi’ndedir. Adana’da yüz yüze, Türkiye’nin her yerinden online görüşme yapılabilir. Seyhan, Yüreğir, Sarıçam gibi merkez ilçelerden ofise gelebilirsiniz. Osmaniye, Mersin gibi çevre illerden Adana’ya gelerek ya da online görüşebilirsiniz. Tam adres için sitenin iletişim sayfasına bakabilirsiniz.

OKB’de ritüeller evde de yaşandığı için bazı çalışmalarda evinizdeki gerçek durumları konuşmak gerekebilir. Hangi biçimin size uygun olduğunu ilk görüşmede birlikte belirleriz. Online görüşme için kapısı kapanan, rahatsız edilmeyeceğiniz sessiz bir oda bulmak önemlidir. Online psikolojik danışmanlık sayfasında bu biçimin nasıl işlediğini görebilirsiniz.
Görüşme Hakkında Bilgi Almak İsterseniz
İlk adımın karar olması gerekmez. Bir mesaj ya da telefonla görüşme biçimini ve uygun zamanı öğrenebilirsiniz. Genel çerçeve için psikoterapi ve psikolojik danışmanlık sayfasına bakabilir, 0543 108 25 76 numarasını arayabilir ya da aynı numaradan WhatsApp’ta yazabilirsiniz. İlk mesajınızda yalnızca görüşme biçimini ve uygun zamanı sormanız yeterlidir. Ücret bilgisi için psikoterapi ücretleri sayfası var.
Sık Sorulan Sorular
OKB’de ilaç mı terapi mi daha iyidir?
Birini diğerinden üstün ilan etmek doğru olmaz. İkisi de OKB için kullanılan yaklaşımlardır ve birlikte de planlanabilir. İlaç kararı hekimindir; psikoterapi, takıntı ve ritüel döngüsüyle çalışır. Hangisinin size uygun olduğu değerlendirmeyle belirlenir.
Bilişsel davranışçı terapi OKB’de ne yapar?
Düşünce, duygu, beden duyumu ve davranışlardan oluşan döngüyü parçalara ayırıp görünür kılar. Ardından maruz bırakma ve tepki önleme gibi kademeli çalışmalarla ritüele başvurmadan beklemeyi denemeyi hedefler. Hiçbir sonuç ya da süre sözü verilmez.
İlaç kullanırken terapiye başlayabilir miyim?
Evet. İlk görüşmede kullandığınız ilacı söylemeniz yeterlidir. Psikoterapist ilaç önermez ya da değiştirmez; ilaçla ilgili her karar hekiminizle verilir.
Terapi OKB belirtilerini tamamen bitirir mi?
Böyle bir söz vermek doğru olmaz. Psikoterapi, takıntı ve ritüel döngüsünün günlük yaşamı daha az kaplamasına yardımcı olabilir; ilerleme kişiye, tablonun ağırlığına ve düzenli katılıma göre değişir.
Maruz bırakma çalışması beni çok zorlar mı?
Korkulan durumlarla karşılaşmayı içerdiği için bir ölçüde rahatsızlık yaratabilir. Ancak basamaklar birlikte hazırlanır, en kolay adımdan başlanır ve temponun kontrolü sizdedir. Zorlandığınızı söylemeniz çalışmanın parçasıdır.
Takıntılarım utanç verici; ilk görüşmede anlatmak zorunda mıyım?
Hayır. Neyi ne kadar paylaşacağınız size aittir. Düşünceyi kelimesi kelimesine söylemeden de “kendimle ilgili korkutucu bir düşünce” diyerek başlayabilirsiniz.
İlk görüşme ne kadar sürer ve neler konuşulur?
İlk görüşme yaklaşık 60 dakikadır. Ayrıntılı bir anamnez alınır: belirtilerin başlangıcı, günlük etkisi, uyku ve iş düzeni, kullandığınız ilaçlar. Hemen bir yöntem uygulanmaz; döngü birlikte anlaşılır.
Karar vermeden önce konuşmak ister misiniz?
Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey ile görüşme biçimini ve uygun günü WhatsApp'tan ya da telefonla öğrenebilirsiniz.
Bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Bu yazı tanı ve tedavinin yerini tutmaz.
Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.
Yazar HakkındaBu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.
Yüz yüze ya da online görüşme için uygun zamanı belirleyelim.
Randevu Al
İlk görüşü siz paylaşın