Çocuğum Tembel mi, Yoksa Dikkat Eksikliği mi Var? Ayırt Etme Yolları
Çocuk tembel mi, dikkat eksikliği mi: tembel etiketi neden yanıltıcı, alternatif nedenler, her ortamda mı sorusu, bir haftalık gözlem notu, okulla ve çocukla etiketlemeden konuşma ve ne zaman destek alınır.
Öğretmen “çalışmak istemiyor” diyor, siz evde “yapmıyor” diyorsunuz, çocuk ise ya omuz silkiyor ya da “yapamıyorum ki” diye mırıldanıyor. Ödev defteri yarım, çanta dağınık, akşamlar aynı tartışmayla bitiyor. Bir noktada içinizden şu soru geçiyor: çocuğum tembel mi, yoksa dikkat eksikliği mi var?
Dürüst cevap şu: Tek bir davranışa bakarak bu ikisini ayırmak mümkün değil; ayırmaya çalışmak da çoğu zaman yanlış sorudan yola çıkmak demek. “Tembel” bir tanı değil, bir yorumdur. “Yapmıyor” cümlesinin altında yapamıyor, nasıl başlayacağını bilmiyor, yorgun ya da başarısız olmaktan korkuyor gibi birbirinden çok farklı durumlar yatabilir. Dikkat eksikliği bu listenin yalnızca bir ihtimalidir ve ona evde bir ebeveynin değil, ayrıntılı bir değerlendirmenin karar vermesi gerekir.
Bu yazıda “tembel” etiketinin neden yanıltıcı olduğunu, tembel görünen davranışın arkasındaki olası nedenleri, farkı anlamaya yardım eden örüntüleri, bir hafta boyunca tutabileceğiniz kısa bir gözlem notunu, çocukla ve okulla etiketlemeden nasıl konuşabileceğinizi ve desteğin ne zaman gündeme geldiğini bulacaksınız. Yazı çocuğunuza tanı koymaz; sizi etiketten çıkarıp daha işe yarar bir soruya taşımayı amaçlar.
Çocuğum Tembel mi, Dikkat Eksikliği mi? Önce Soruyu Değiştirin
“Tembel mi, dikkatsiz mi?” sorusu size yalnızca iki kapı gösterir. Oysa bir çocuğun yapmadığı şeyin arkasında en az dört farklı hâl olabilir ve dışarıdan hepsi aynı görünür: ödev yapılmamış, defter boş.
- Yapamıyor: Dikkatini toplamakta, okumakta, yazmakta ya da işi planlamakta gerçekten zorlanıyor.
- İstemiyor: İş ona anlamsız, fazla kolay ya da fazla zor geliyor; ya da ödev saati evde bir gerginlik alanına dönüşmüş.
- Korkuyor: Denerse yetersiz kalacağını, eleştirileceğini düşünüyor; hiç denemeyerek kendini koruyor.
- Gücü yok: Uykusuz, aç, yorgun ya da keyifsiz olduğu için enerjisi yetmiyor.
Bu dört hâlin her biri için işe yarayan şey farklıdır. Yapamayan çocuğa “daha çok çaba göster” demek yardım etmez; korkan çocuğa ödül ya da ceza vaat etmek korkuyu ortadan kaldırmaz. Bu yüzden ilk iş çocuğa bir sıfat vermek değil, bir soru sormaktır: Bu işte tam olarak hangi adımda takılıyor?
“Tembel” Etiketi Neden Yanıltıcıdır?
“Tembel” kelimesi bir açıklama gibi görünür ama aslında bir açıklamayı engeller. Kendisi bir nedene işaret etmez; yalnızca bir sonuca ad verir ve sorunu çocuğun karakterinden kaynaklanıyormuş gibi gösterir. Bu etiket üç şeyi sessizce değiştirir.
Birincisi, nedenin aranmasını durdurur. “Tembel” denen çocuğun uykusuna, kaygısına, okuma hızına ya da öğretmenle ilişkisine bakmak gözden kaçabilir; çünkü cevap zaten verilmiş gibi durur. İkincisi, çocuğun kendine bakışını etkileyebilir. Tekrar tekrar duyulan bir söz, çocuk için kendisi hakkında bir bilgi hâline gelebilir: “Ben zaten tembelim, denemenin ne anlamı var?” Üçüncüsü, evdeki tartışmayı davranıştan kişiye taşır. “Bu ödev neden bitmedi?” sorusu yerini “Sen neden böylesin?” sorusuna bırakır.
Bunu söylemek, çocuğun hiçbir zaman isteksiz olamayacağı anlamına gelmiyor. Elbette canı çalışmak istemeyen günler olur. Fark şurada: bir davranış zaman zaman görülüyorsa o bir gün ya da dönemdir; her ortamda, uzun süredir ve çocuğu da yoruyorsa artık “tembellik” kelimesinin ötesinde bir sorudur.
Etiketi bir soruya çevirmek için şu dönüşümleri deneyebilirsiniz:
- “Tembel” yerine: Hangi işte, hangi adımda başlamakta zorlanıyor?
- “Dikkatsiz” yerine: Dikkati hangi koşulda dağılıyor, hangi koşulda toplanıyor?
- “İstemiyor” yerine: Bu iş ona yapılabilir ve anlamlı görünüyor mu?
- “Umursamıyor” yerine: Başarısız olmaktan kaçınıyor olabilir mi?
Bu çeviri sorumluluğu ortadan kaldırmak için değil, çocuğun hangi desteğe ihtiyaç duyduğunu doğru yerde aramak için.
Tembel Görünen Davranışın Arkasında Neler Olabilir?
Aşağıdaki nedenlerin hiçbiri tek başına “işte bu” demenize yetmez; ayrıca birkaçı aynı anda bulunabilir. Amaç sizi tanı koymaya değil, bakacağınız yerleri çoğaltmaya götürmek.

Uyku, açlık ve yorgunluk
Geç yatan, uykusu bölünen ya da okuldan aç gelen bir çocuğun gün sonunda ders başında enerjisi kalmayabilir. Bu durumda dışarıdan “isteksiz” görünen şey, aslında bitmiş bir bataryadır. Ödev saatini yemekten ve kısa bir dinlenmeden sonraya almak bu ihtimali sınamanın kolay bir yoludur.
Kaygı ve başarısızlık korkusu
Yanlış yapmaktan, öğretmenin önünde rezil olmaktan ya da ailesini hayal kırıklığına uğratmaktan korkan çocuk, başlamak yerine ertelemeyi seçebilir. Dışarıdan bu ertelemeye “umursamazlık” denir; içeriden bakınca bir korunma yoludur. Çocukların kaygılarının nasıl görünebildiğini çocukların kaygılarını anlamak yazısında bulabilirsiniz.
Öğrenme güçlüğü
Satırı atlayan, harfleri karıştıran ya da yazarken çabuk yorulan bir çocuk, ödevden kaçınarak bu zorluğu saklamaya çalışabilir. Bu tablo zekâyla ilgili değildir; çocuk bir beceride zorlanırken başka alanlarda parlak olabilir. Zorlanma okuma, yazma ya da matematik gibi belirli bir alanda yoğunlaşıyorsa ve çocuk yalnızca o ders ya da ödevlerde direniyorsa bu ihtimal not edilmeye değerdir.
Dikkati toplama ve sürdürme güçlüğü
Çocuk işe başlıyor ama kısa sürede dağılıyor, yönergelerin yarısını kaçırıyor, eşyalarını sık sık kaybediyor olabilir. Bu, dikkat dağınıklığının bir görünümüdür. Dikkatin dağılmasının arkasında uyku, kaygı ya da başka etkenler de olabilir; dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ise yalnızca bir değerlendirme sürecinin sonunda konuşulabilecek bir ihtimaldir. Belirtilerin gündelik görünümü için DEHB belirtileri yazısına bakabilirsiniz.
İşin kendisi: çok kolay, çok zor ya da anlamsız
Çok kolay gelen iş çocuğu sıkar; fazla zor gelen iş ise vazgeçirir. İkisi de dışarıdan “yapmıyor” olarak görünür. Çocuğa işin neden yapıldığı anlaşılır biçimde anlatılmadıysa motivasyon da düşebilir. Bu nedenle bazen yapılacak şey çocuğu değil, görevin büyüklüğünü ya da sunuluşunu ayarlamaktır.
Ruh hâli, ilişkiler ve okul ortamı
Akranlarla yaşanan bir sorun, öğretmenle gerilmiş bir ilişki, taşınma, aile içinde bir değişiklik ya da keyifsizlik çocuğun derse ve ödeve olan ilgisini düşürebilir. Okula gitmek istememe de bu tabloyla iç içe olabilir; konuyu okula gitmek istemeyen çocuk yazısında ayrıca ele aldık.
İşitme ve görme
Tahtayı net göremeyen ya da öğretmeni tam duyamayan bir çocuk dalgın veya ilgisiz görünebilir. Bu yüzden dikkat güçlüğü düşünüldüğünde işitme ve görme kontrolünü atlamamak yerindedir; bu kontrol basit olabilir ve sorun buradaysa çözüm de beklenenden kolay bulunabilir.
İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS) çocuklarda DEHB sayfası, dikkati kolay dağılan ve enerjisi yüksek olmanın özellikle küçük çocuklarda DEHB anlamına gelmeyebileceğini; yorgunluk, kaygı ya da stres gibi başka bir şeye de işaret edebileceğini vurgular. Bu bölümü bir kontrol listesi olarak değil, “bakmadığım bir yer var mı?” diye düşünmek için bir harita olarak kullanabilirsiniz.
Ayırt Etmeye Yardımcı Olan Beş Örüntü
Bir çocuğun neye yöneldiğini anlamak için tek bir ana bakmak yetmez. Aşağıdaki beş soru, davranışın bir örüntü olup olmadığını görmeye yarar. Hiçbiri tek başına tanı koydurmaz; birlikte okunduklarında ise ilk görüşmede çok işe yarar bir tablo çıkarırlar.
1. Her ortamda mı, yalnızca derste mi? Zorlanma yalnızca matematik dersinde ya da yalnızca bir öğretmenle görülüyorsa, ders ya da ilişki odaklı bir neden akla gelir. Evde, okulda, spor kulübünde ve arkadaşlarla da görülüyorsa tablo daha geniştir. ABD Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü (NIMH) çocuk ve gençlerde DEHB sayfası, değerlendirmeyi yapan sağlık uzmanının aile ve öğretmenler gibi çocuğu farklı ortamlarda gören kişilerden bilgi alabileceğini ve belirtilerin birden fazla ortamda görülmesine baktığını belirtir. Tek bir ortamda belirgin ve uzun süren bir zorlanma da değerlendirmeye taşımak için yeterli bir nedendir.
2. İlgi duyduğu işte ne yapıyor? Aynı çocuk bir işte saatlerce kalıp bir başka işte ilk satırda dağılabilir. Bu tek başına ne bir şeyi dışlar ne de kanıtlar; ama nasıl devam ettiği bilgi verir. Sevdiği işte tek başına sürdürebiliyor mu, yoksa orada da sık hatırlatma gerekiyor mu? Sıkıcı bir işe başlamak neden bu kadar zor geliyor? Bu iki tablo aynı çocukta yan yana bulunabilir.
3. Ne zamandır sürüyor? Taşınma, yeni bir okul, kardeşin doğumu ya da bir kayıptan sonra başlayan zorlanma bir dönemin yükünü düşündürür. Küçük yaşlardan beri süren bir örüntü ise farklı bir değerlendirme gerektirir. Başlangıç tarihini hatırlamıyorsanız karnelere ve öğretmen yorumlarına bakmak yardımcı olur.
4. Zorlandığında ne yapıyor? Kimi çocuk işi erteler, kimi şaka yapar, kimi öfkelenir, kimi “sıkıldım” der ya da bahaneler üretir. Bu tepkilerin her biri başka nedenlerden doğabilir; bu yüzden niyet aramak yerine hangi tepkinin hangi işte ortaya çıktığına bakın. Bu, sorunun nerede olduğuna dair ipucu verir.
5. Yapı ve destek verince değişiyor mu? İş küçük adımlara bölününce, yanında biri olunca ya da kısa bir mola verilince tablo değişiyorsa bu önemli bir bilgidir. Değişmiyorsa da bilgidir. Her iki durumda da yargı vermeden not alın; ikisi de ilk görüşmede doğru yerden başlamanıza yardım eder.
Yaşa Göre Ne Beklenir?
Aynı davranış farklı yaşlarda farklı anlam taşır. Okul öncesinde yerinde durmakta zorlanmak gelişimin parçasıdır. İlkokulda dikkat süresi uzar ama hâlâ kısa tutulan görevlerle çalışır. Ortaokulda çanta hazırlamak, ödevi planlamak ve takvim tutmak gibi organizasyon becerileri beklenir; bu da bazı çocuklar için ani bir yük artışı demektir. Ergenlikte uyku düzeni kayar, akran ilişkileri öne çıkar ve ruh hâli dersten uzaklaşmanın nedeni olabilir.
Bu yüzden “yaşına göre normal mi?” sorusuna evrensel bir süre ya da rakamla yanıt vermiyoruz. Gelişim çocuktan çocuğa değişir; asıl bakılacak şey, çocuğun kendi yaşıtlarıyla kıyaslandığında ve kendi geçmişiyle karşılaştırıldığında zorlanmanın ne kadar belirgin ve süreğen olduğudur. Bu kıyasın nasıl yapılacağı ilk görüşmede birlikte konuşulabilir.
Bir Haftalık Gözlem Notu: Yapabildiği An ve Yapamadığı An
Gözlem notu bir test ya da tanı aracı değildir; ilk görüşmede “nereden başlayalım?” sorusunu kolaylaştırır. Önemli fark şu: yalnızca zorlandığı anları değil, işlerin yolunda gittiği anları da yazın. Çünkü neyin çalıştığı, neyin çalışmadığı kadar bilgi taşır. Notu mutfakta gözünüzün önünde duran bir kâğıda yazabilirsiniz. Misafirlerin ve çocuğun okumayacağı bir yere, örneğin dolap kapağının iç yüzüne iliştirin.

Her akşam üç dakikayı geçmeyecek şekilde, biri zorlandığı, biri iyi giden iki an kaydedin; işe yarayan desteği ve görüşmede sormak istediğinizi kısaca ekleyin:
- Zorlandığı bir an: Ne istendi? Kaç dakikada başladı, kaç hatırlatma gerekti? Ne olunca dağıldı ya da bıraktı?
- İyi giden bir an: Hangi iş, hangi saat, kimin yanında? Başlaması ve sürdürmesi nasıldı?
- İşe yarayan şey: Mola, işi küçültme, sessiz masa, yanında oturma gibi neler fark yarattı?
- Görüşmede sormak istediğim: “Bu davranış yaşına göre beklenen mi?”, “Okulla nasıl konuşmalıyım?” gibi kendi sorunuz.
Notu yargısız tutun: “tembellik etti” yerine “defteri açtı, on dakika sonra kalktı, su içmeye gitti” yazın. Gözleme yorum katmak, tabloyu bulandırır. Çocuğa kendisini izliyormuşsunuz hissi vermemek için, isterseniz ona açık söyleyebilirsiniz: “Hangi anların zor, hangilerinin kolay olduğunu anlamak istiyorum.”
Haftanın sonunda not defterine bakıp üç soruya yanıt arayın. Zorlanma hangi koşulda ortaya çıkıyor? Hangi koşulda hiç görülmüyor? Ne işe yaradı? Bu yanıtlar sizin için bir tanı değil, görüşmede anlatabileceğiniz somut bir tablo sunar. Not tutmak sizi yoruyorsa üç gün de yeterlidir; hazırlıksız gelmek de değerlendirmeye başlamanıza engel değildir. Ödev saatindeki duraklara dair daha ayrıntılı bir izleme yöntemi için ödev saati yazısına da göz atabilirsiniz.
Çocuğunuzla Etiketlemeden Nasıl Konuşabilirsiniz?
Aynı kaygıyı farklı cümleyle ifade etmek, çocuğun savunmaya geçip geçmeyeceğini değiştirebilir. Sıradan cümleleri küçük bir dönüşümle yumuşatabilirsiniz:
- “Sen çok tembelsin.” yerine: “Bu işe başlamak zor geliyor galiba. İlk adımı birlikte bulalım mı?”
- “Neden dikkatini veremiyorsun?” yerine: “Bugün dikkatini en çok ne çekti, anlatır mısın?”
- “Yapabiliyorsun ama yapmıyorsun.” yerine: “Bunu yaparken seni en çok ne zorluyor?”
- “Arkadaşın nasıl yapıyor bak.” yerine: “Senin için ne kolaylaştırır?”
Bu cümleler sihirli sözler değil; çocuğu suçlu konumundan çıkarıp sorunun ortağı konumuna yerleştirmek için araçlar. Konuşmayı tartışmanın ortasında değil, sakin bir anda yapın. Çocuğunuz “Yapamıyorum” ya da “Sıkıldım” derse bunu bahane diye geçmeyip bir ipucu olarak dinleyin: sıkıntı bazen kaygının, zorlanmanın ya da yorgunluğun dilidir.
Birden fazla konuyu bir arada açmayın. Bir akşam “ödev”, başka bir akşam “okul”, bir diğerinde “uyku” üzerine konuşmak, çocuğa bir şikâyet listesi dinlettiği izlenimini azaltır.
Okulla Nasıl İletişim Kurabilirsiniz?
Öğretmen çocuğu sizin göremediğiniz bir ortamda gözlemler; bu yüzden onun bilgisi değerlidir. Ama “tembel mi?” sorusuyla yaklaşmak, “evet” ya da “hayır” cevabı alıp kapanan bir konuşma üretir. Görüşmeye somut örnekler ve açık sorularla girin.

- Hangi derslerde ya da etkinliklerde zorlanma daha belirgin, hangilerinde daha az?
- Sınıfta ilk olarak ne fark ediliyor: başlamakta zorlanma mı, dağılma mı, bırakma mı?
- Şimdiye kadar çocuğa hangi destek işe yaradı, hangisi yaramadı?
- Defterden ya da ödevden bir örnek paylaşılabilir mi?
Mesajınızı kısa tutabilirsiniz: “Evde ödev saatinde zorlandığını görüyorum. Sınıfta da benzer bir durum var mı, varsa hangi ders ve saatlerde? Birlikte ne yapabileceğimizi konuşmak isterim.” Bu cümle suçlamaz, çocuğu etiketlemez ve öğretmeni de ortak olarak çağırır. Tek bir öğretmenin gözlemi tek bir ortamın gözlemidir; birkaç öğretmenin ortak izlenimi daha fazla bilgi taşır. Okulun rehberlik birimi varsa onunla da konuşmak yararlı olabilir. Hangi bilginin kimlerle paylaşılacağına çocuğunuzun yaşını ve rahatını gözeterek karar verin.
Ne Zaman Destek Almak Gerekir?
Görüşme istemek için yeterli işaretler
Destek istemek için “ciddi bir şey” olmasını beklemeniz gerekmez. Şu durumlardan biri yeterli bir gerekçe olabilir:
- Zorlanma haftalar ya da aylardır sürüyor ve kendiliğinden hafiflemiyor.
- Birden fazla ortamda görülüyor ya da tek ortamda ama belirgin biçimde.
- Çocuk kendisi hakkında “aptalım”, “yapamam” gibi şeyler söylemeye başladı.
- Notlar, arkadaşlıklar ya da evdeki huzur belirgin biçimde etkileniyor.
- Denediğiniz yaklaşımlar işe yaramıyor ve siz tükenmiş hissediyorsunuz.
Bunların hiçbiri “bir şey var” kararı değildir. Yalnızca birlikte bakmaya değer bir sinyal olduğunu gösterir.
Hekim değerlendirmesi ne zaman gündeme gelir?
NIMH, stres, uyku bozuklukları, kaygı, depresyon ve bazı bedensel durumların da DEHB’ye benzer belirtilere yol açabildiğini; bu nedenle sağlık uzmanının kapsamlı bir değerlendirme yapması gerektiğini belirtir. Bu yüzden bir dikkat güçlüğü şüphesinde sağlık kontrolü, işitme-görme muayenesi ve gerektiğinde çocuk hekimi ya da çocuk ve ergen ruh sağlığı hekimi görüşü sürecin doğal parçalarıdır. Tıbbi tanı ve ilaç gerekip gerekmediğine ilişkin karar hekim tarafından verilir; değerlendirme ekibinin gözlemleri bu sürece katkı sağlar.
Psikoterapist ve psikolojik danışman olarak yürütülen ayrıntılı değerlendirmede ise öykü, ev ve okul gözlemleri ve gerektiğinde dikkat testleri birlikte ele alınır; ihtiyaç görülürse aile hekime yönlendirilir. Bu sürecin nasıl ilerlediğini dikkat eksikliği ve hiperaktivite değerlendirmesi yazısında, MOXO gibi bilgisayarlı bir dikkat testinin ne ölçüp ne ölçmediğini ise Adana MOXO testi yazısında okuyabilirsiniz. Testin sizin çocuğunuz için uygun olup olmadığı, anlattıklarınız dinlendikten sonra birlikte düşünülür; uygulama ayrıntıları için ofisten bilgi alabilirsiniz.
Ayrı bir durum: acil yardım
Çocuğunuz kendine zarar vermekten, ölmek ya da kaybolmak istediğinden söz ediyorsa ya da bir güvenlik tehlikesi varsa randevu beklemeyin; 112’yi arayın ya da en yakın acile gidin ve çocuğu yalnız bırakmayın.
İlk Görüşmede Neler Olur?
İlk görüşme yaklaşık 60 dakikadır. Ayrıntılı bir öykü alınır: gelişim, okul ve aile yaşamı, uyku ve yeme düzeni, zorlanmanın ne zaman ve hangi ortamlarda ortaya çıktığı. Çocuk için bu görüşmenin bir kısmı yalnızca ebeveynlerle yapılabilir; çocukla tanışma ise yaşına uygun bir dille ve baskı olmadan yürür. Görüşmenin amacı bir etiket vermek değil, neyin yardımcı olabileceğini birlikte anlamaktır.
Yanınızda şunları getirebilirsiniz: haftalık gözlem notunuz, son iki yılın karneleri ve öğretmen yorumları, bir iki ödev defteri, varsa önceki değerlendirme raporları ve düzenli kullanılan ilaç bilgisi. İlaç kullanılıyorsa bunu kendi başınıza kesmeyin; bir değişiklik gerekiyorsa ilacı yazan hekime danışın.
İlk görüşmede sorabileceğiniz birkaç soru:
- “Benim gözlemlerim sizin duyduklarınızla örtüşüyor mu?”
- “Süreç kaç görüşmeden oluşacak ve her birinde neler yapılacak?”
- “Okulla nasıl iletişim kuracağız, hangi bilgileri paylaşacağız?”
- “Hekim değerlendirmesi gerekirse bunu hangi aşamada konuşacağız?”
Bu soruların yanıtları, sürecin size uygun olup olmadığını anlamanıza yardımcı olur. Süreç boyunca belirli bir sonuç ya da süre vaadi verilmez; ilerleme çocuğa ve tabloya göre değişir.
Ofisimiz Adana Çukurova ilçesi Yüzüncüyıl Mahallesi’ndedir; Seyhan, Yüreğir, Sarıçam gibi merkez ilçelerden yüz yüze gelebilirsiniz. Türkiye’nin her yerinden online görüşme de yapılabilir. Çocukların ve ailelerin süreci hakkında genel çerçeve için çocuklarda ders çalışmama ve dikkat dağınıklığı yazısını da okuyabilirsiniz.
Görüşme Hakkında Bilgi Almak İsterseniz
İlk adımın bir karar olması gerekmez. Uygun bir zamanı ve görüşme biçimini sormak yeterlidir. Genel çerçeve için çocuk danışmanlığı sayfasına bakabilir, 0543 108 25 76 numarasını arayabilir ya da aynı numaradan WhatsApp’ta yazabilirsiniz. İlk mesajınızda “çocuğumun ders ve dikkat durumunu konuşmak istiyorum” demeniz yeterli.
Sık Sorulan Sorular
Tembel çocuk diye bir şey var mı?
“Tembel” bir davranışı tarif edebilir ama nedenini açıklamaz. Çocuğun hiçbir alanda enerji ya da ilgi göstermemesi tembellikten çok yorgunluğa, keyifsizliğe ya da başka bir zorlanmaya işaret edebilir. Bu yüzden etiket yerine “nerede, ne zaman ve neden” sorularına bakmak daha doğru sonuç verir.
Çocuğumda dikkat eksikliği olup olmadığını evde anlayabilir miyim?
Evde bir fikir edinebilirsiniz ama bunu doğrulayamazsınız. Gözlem notunuz neyin, nerede ve ne zaman zorlandığını gösterir; ancak dikkat eksikliğine karar vermek ayrıntılı bir değerlendirme ve hekim görüşü gerektirir. Evdeki izlenimlerinizi bu sürece bilgi olarak taşıyabilirsiniz.
Sevdiği oyuna saatlerce odaklanan çocuk dikkat eksikliği yaşar mı?
Olabilir, ama bu tek başına bir şeyi ne dışlar ne de kanıtlar. Önemli olan sevdiği işte dikkatin nasıl sürdüğü ve sevmediği işte nasıl dağıldığıdır. Bu ayrıntıyı gözlem notunuza yazmanız değerlendirmeyi kolaylaştırır.
Öğretmen çocuğuma “tembel” dedi, ne yapmalıyım?
Önce sakin kalın ve öğretmenle bir görüşme isteyin. “Hangi durumlarda, hangi derslerde böyle görüyorsunuz?” diye sorarak etiketi gözleme çevirin. Çocuğa bu sözü olduğu gibi aktarmayın; gözlemi birlikte anlamaya çalışın.
Çocuğumu ödüllendirmek ya da cezalandırmak işe yarar mı?
Tek başına çoğu zaman nedeni çözmez. Çocuk yapamıyorsa ceza zorluğu artırabilir; korkuyorsa ödül baskıyı yükseltebilir. Önce neyin zorladığını anlamak, hangi yaklaşımın uygun olduğunu seçmeyi kolaylaştırır.
Önce kime başvurmalıyım?
Beden sağlığına dair bir şüpheniz varsa çocuk hekimiyle başlayabilirsiniz. Ders ve davranış güçlüğü öne çıkıyorsa okul rehberlik birimiyle konuşabilir ve çocuk danışmanlığından ayrıntılı bir değerlendirme isteyebilirsiniz. Bu yolların biri diğerini dışlamaz; birlikte de yürütülebilir.
Önce birlikte bakalım
Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey ile görüşme biçimini ve uygun günü WhatsApp’tan sorabilirsiniz; telefonla da ulaşabilirsiniz.
Bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Bu yazı tanı ve tedavinin yerini tutmaz.
Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.
Yazar HakkındaBu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.
Yüz yüze ya da online görüşme için uygun zamanı belirleyelim.
Randevu Al
İlk görüşü siz paylaşın