TEL0543 108 25 76 4,9(406+) Mağaza Ziyaretçi Defteri
Bireysel Danışmanlık/Psikoterapi

Terapiye Ne Zaman Başvurmalı? Destek Almanın Zamanı Geldiğini Gösteren İşaretler

Terapiye başvurmak için belirli bir eşiği geçmek gerekmez. Uyku, enerji, iş ve ilişkilerdeki değişiklikler destek almanın zamanının geldiğini gösterebilir.

Psikoterapist Yayımlandı 13 dakika okuma
Pencere kenarındaki koltukta oturmuş, sabah ışığında düşünceli bir an geçiren kişi

Terapiye ne zaman başvurmalı sorusunun herkes için geçerli tek bir eşiği yok. Destek istemek için tanı almanız, belirli sayıda belirtiyi bir araya getirmeniz ya da “yeterince kötü” olduğunuza karar vermeniz gerekmez. Bakılacak yer, sizin alıştığınız düzene göre neyin değiştiği ve bu değişikliğin günlerinizde ne kadar yer tuttuğudur.

İşe gidiyor, sorumluluklarınızı yerine getiriyor olmanız bunları zorlanmadan yaptığınız anlamına gelmez. Bir işi tamamlamak ile o işi tamamlayabilmek için bütün gün kendinizi zorlamak aynı deneyim değildir. Başvuru kararını zorlaştıran ayrım genellikle buradadır.

Bu yazı üç işi kolaylaştırmak için yazıldı: son dönemde değişeni görünür kılan doldurulabilir bir not, rutin görüşme ile beklemeden değerlendirme ve hemen yardım gerektiren durumun birbirinden ayrılması, ilk görüşmede sorabileceğiniz somut sorular. Güvenliğinizle ilgili acil bir durum varsa bu hazırlığı tamamlamayı beklemeyin; ilgili bölümde ne yapabileceğiniz ayrıca anlatılıyor.

Terapiye Ne Zaman Başvurmalı? Kararı Neye Göre Verebilirsiniz?

Ruh sağlığı, “iyi” ve “hasta” diye ikiye ayrılan bir alan değildir. İkisinin arasında, kişinin kendi ölçüsüne göre değişen geniş bir aralık vardır. Bu yüzden başvuru kararı bir tanıyla değil, kendi gözleminizle başlar.

Üç soruya birlikte bakabilirsiniz: Ne değişti? Bu değişiklik günümün ne kadarını kaplıyor? Hangi alanlarımı etkiliyor? Yanıtları bir puana çevirmeyin; “şu kadarı varsa başvurun” diye bir eşik yok.

Tek bir alandaki zorlanma da görüşme istemeniz için yeterli olabilir. Aynı şekilde, birkaç alanda birden zorlanıyor olmanız tek başına bir tanı anlamına gelmez. Gözlem, kendiniz hakkında hüküm vermek için değil, görüşmede nereden başlayacağınızı belirlemek içindir.

Süre de tek başına ölçü değil, ama işe yarar bir işarettir. Birkaç zor gün geçirmek insanidir. Haftalardır süren, üstelik uykuya, işe ve yakın ilişkilere de yayılan bir sıkıntı ise artık kendi başına ele alınmayı bekleyen bir konudur.

Günlük Yaşamınızda Ne Değişti?

Duyguları ölçmek zordur; davranıştaki değişiklik ise görünür olur. Son birkaç haftanızı, kendinizi alışıldık hissettiğiniz bir döneme göre karşılaştırın. Başkalarının ne kadar çalıştığını, uyuduğunu ya da sosyalleştiğini ölçü almanız gerekmez.

Uyku, iştah ve enerji

Yatağa girdiğinizde zihniniz susmuyor, sabahları dinlenmiş uyanamıyor ya da uykuya dalmak için giderek daha uzun bekliyor olabilirsiniz. İştahınız belirgin biçimde artmış veya azalmış olabilir. Eskiden yorulmadan yaptığınız işler artık ağır gelebilir.

Bu değişikliklerin tek bir açıklaması yoktur. Uyku, iştah ve enerji düzenindeki süregiden değişiklikler ruhsal zorlanmayla ilgili olabileceği gibi bedensel bir nedenden de kaynaklanabilir. Sürüyorlarsa bir hekim tarafından değerlendirilmeleri yerinde olur; bu değerlendirme psikolojik desteğin alternatifi değil, yanında yürüyen ayrı bir adımdır.

İş, okul ve sorumluluklar

Odaklanmakta zorlanmak, basit kararları günlerce ertelemek, işe gitmeden önce hissedilen mide sıkıntısı, sık sık “bugün olmasın” demek… Burada dikkat edilecek nokta, işi yapıp yapmadığınız kadar onu yaparken ne kadar zorlandığınızdır.

İlişkileriniz

Yakınlarınıza karşı sabrınız eskisi kadar olmayabilir; tartışmalar daha çabuk büyüyebilir. Ya da tersi olur: kimseyle konuşmak istemez, davetleri geri çevirir, mesajlara dönmeyi ertelersiniz. Geri çekilme bazen yalnız kalma isteğidir, bazen de taşınamayan bir yorgunluğun sessiz hâlidir; hangisi olduğunu ayırt etmek için birkaç haftaya bakmak gerekebilir.

Kendinizle kurduğunuz ilişki

Hata yaptığınızda kendinize bir arkadaşınıza davrandığınızdan çok daha sert davranıyorsanız, bu da not almaya değer bir değişikliktir. “Kötüyüm” demenin yanına gözleyebildiğiniz bir davranış eklemek, görüşmede anlatmayı kolaylaştırır.

Çarpıntı, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve baş dönmesi kaygıyla birlikte görülebilir; ancak bu belirtilerin nedeninin kaygı olduğu sonucuna kendiniz varmayın. Yeni başlayan, aniden ortaya çıkan ya da şiddetli göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntı önce tıbbi olarak değerlendirilmelidir: böyle bir durumda rutin görüşmeyi beklemeden 112’yi arayın veya en yakın acil servise başvurun.

Tıbbi bir neden değerlendirildikten sonra yaşadığınızı adlandırmak isterseniz anksiyete belirtileri yazısına bakabilirsiniz. Orada anlatılanlar bir tanı aracı değildir.

Bu bölümde tanıdık gelen bir başlık olduysa onu olduğu gibi bir kenara not edin.

Gözleminizi Nasıl Kullanabilirsiniz?

Görüşmeye hazırlanırken yaşadığınız her şeyi sıraya koymanız gerekmez. Son dönemde farklılaşan tek bir durumu seçmek yeterli olur: uykuya hazırlanmak, işe başlamak, yakınlarınızla konuşmak ya da kendinize zaman ayırmak gibi.

Açık bir defter ve kalemin durduğu sade bir masa

Kısa bir notu şu dört başlıkla oluşturabilirsiniz:

  • Önceden nasıldı? Kendi alıştığınız düzeni tarif edin. Ölçü, başkalarının düzeni değil sizinkidir.
  • Şimdi ne değişti? Yalnızca yapamadıklarınızı değil, yapmaya devam ederken zorlandıklarınızı da yazın.
  • Günlük etkisi ne? Değişikliğin hangi sorumluluğu, ilişkiyi ya da dinlenme fırsatını etkilediğini belirtin.
  • Görüşmede neyi sormak istiyorum? Bir açıklama, bir baş etme yolu ya da nereden başlayacağınız konusunda yardım isteyebilirsiniz.

Notu tek cümlede toparlamak isterseniz şu kalıp işinizi görür: “Önceden … yapabiliyordum; şimdi … olduğunda zorlanıyorum; bunun günlük etkisi …; görüşmede … konusunu konuşmak istiyorum.”

Boş bıraktığınız başlıklar olması sorun değil. Hatırlamadığınız bir başlangıç tarihi için kesin bir tarih üretmeyin; “yaz sonundan beri” demek yeterli.

Aynı nota daha önce ne denediğinizi de ekleyebilirsiniz: dinlenmek, bir yakınınızla konuşmak ya da günlük düzeninizi değiştirmek neyi kolaylaştırdı, neyi değiştirmedi?

Tek seferde yazmak zor geliyorsa bir hafta boyunca günde bir satır tutmayı deneyebilirsiniz: o gün neyin zorlandığı, ne kadar sürdüğü ve sonrasında ne yaptığınız. Bir haftalık böyle bir not, “genelde kötüyüm” cümlesinin yerine üzerinde konuşulabilecek somut bir tablo koyar. Zorlanmanın belirli saatlerde, belirli yerlerde ya da belirli kişilerle birlikte yoğunlaştığını fark ederseniz bu da görüşmeye taşınmaya değer bir bilgidir.

Notunuzu kimseyle paylaşmak zorunda değilsiniz. Telefonunuzdaki bir not uygulaması da, bir kâğıt da işinizi görür; önemli olan hatırladığınız hâlinden çok, o gün yazdığınız hâlidir.

Bu not bir test değildir. Yanıtların sayısından, uzunluğundan ya da olumsuzluğundan bir sonuç çıkarılmaz ve tanı koymaz. Notu tamamlamak başvurunun koşulu da değildir; hazırlanmak sizi yoruyorsa notsuz da başvurabilirsiniz.

İlk görüşmede notunuzu okuyabilir, yalnızca paylaşmak istediğiniz kısmını anlatabilir ya da “nereden başlayacağımı bilmiyorum” diyebilirsiniz. Ardından şunu sorabilirsiniz: “Anlattıklarımdan hareketle nasıl ilerleyebiliriz?”

Terapi Yalnızca Zor Dönemler İçin Değildir

Destek almanın tek gerekçesi bir şeylerin kötüye gitmesi değildir. Başvuru nedenleri arasında, dışarıdan bakınca “sorun” gibi görünmeyen geçiş dönemleri de vardır.

Boş bir odada duvara dayalı kapalı taşınma kutuları ve katlanmış bir battaniye

Yeni bir şehre taşınmak, iş değiştirmek, evlenmek, ebeveyn olmak, emekli olmak ya da uzun süren bir ilişkinin bitmesi… Bunların her biri, kişinin kendine dair alışkın olduğu tanımı sarsabilir. Böyle dönemlerde görüşmenin konusu “neyim var” değil, “bu yeni durumda neye ihtiyacım var” olabilir.

Bir diğer başvuru nedeni tekrarlayan örüntülerdir. Aynı tür ilişkilere girmek, hep aynı noktada pes etmek, sürekli erteleyip sonra kendini suçlamak… Tek tek olaylara bakınca rastlantı gibi görünen bu döngüler, bir araya getirildiğinde üzerinde çalışılabilecek bir konu hâline gelir.

Karar verememek de başlı başına bir nedendir. Ayrılmak mı, kalmak mı; işi bırakmak mı, sürdürmek mi… Burada amaç kararı sizin yerinize vermek değil, kararı zorlaştıran duyguların ne olduğunu görünür kılmaktır.

Bu yazı başvuru kararına odaklanıyor; desteğin süreç içinde ne sağladığını merak ediyorsanız psikolojik danışmanlığın işlevi yazısına bakabilirsiniz.

Hangi Durumlarda Beklememelisiniz?

Bazı başlıklarda “biraz daha bekleyeyim” yaklaşımı işe yaramaz. Bunları ikiye ayırmak yararlı olur: geciktirmeden planlanması iyi olan bir görüşme ile hemen yardım gerektiren bir durum aynı şey değildir.

Geciktirmeden görüşme planlamak

  • Kayıp, ayrılık, kaza ya da şiddet gibi sarsıcı bir olayın ardından haftalarca geçmeyen sıkıntı
  • Tıbbi olarak değerlendirilmiş, bedensel bir açıklaması bulunmayan panik ataklar ve yoğun kaygı belirtileri
  • Alkol, madde, kumar veya benzeri bir davranışın giderek günlerinizin merkezine yerleşmesi
  • Günlük işlerinizi sürdürmenizi engelleyecek düzeyde, günlerdir geçmeyen isteksizlik ve umutsuzluk

Bu başlıklarda not tutmayı, uygun bir zamanı ya da kendinizi daha hazır hissetmeyi beklemeden görüşme talep edebilirsiniz.

Hemen yardım gerektiren durumlar

Kendinize zarar verme düşünceleriniz varsa ya da yaşamınızı sürdürmek istemediğinizi hissediyorsanız rutin randevuyu beklemeyin: 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayın veya en yakın hastanenin acil servisine başvurun.

Ani başlayan ya da şiddetli göğüs ağrısı, nefes darlığı, bayılma ve şiddetli çarpıntı da rutin görüşmeyi beklemez. Bunların bedensel bir nedeni olup olmadığı önce değerlendirilmelidir; 112’yi arayın veya acil servise başvurun.

Evinizde şiddet görüyor ya da kendinizi güvende hissetmiyorsanız bunu bir sonraki görüşmeye bırakmayın. Acil tehlike varsa 112’yi arayın; tehlike acil değilse Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 183 Sosyal Destek Hattı’ndan yönlendirme isteyebilirsiniz.

Kime Başvurabilirsiniz?

“Terapiye ne zaman başvurmalı” sorusunun hemen ardından “kime” sorusu gelir. Ruh sağlığı alanında farklı meslek grupları çalışır ve başlangıç noktası ihtiyacınıza göre değişir.

Konuşmaya dayalı bir çalışma arıyorsanız psikoterapi ve psikolojik danışmanlık alanında çalışan uzmanlarla görüşebilirsiniz. İlaçla ilgili bir değerlendirme gerekiyorsa bu bir hekimin alanıdır. İki yol birbirinin alternatifi değildir; gerektiğinde birlikte yürür.

Uyku, iştah, enerji ya da çarpıntı gibi bedensel belirtiler öndeyse, bunların bedensel bir nedeni olup olmadığı önce bir hekim tarafından değerlendirilebilir. Aile hekiminiz bu adım için başlangıç noktası olabilir.

Başvuruyu erteleten nedenler her zaman duygusal değildir. Görüşmenin ne kadar süreceği, hangi sıklıkta yapılacağı ve ücretinin ne olduğu da karar aşamasının parçasıdır. Bunları tahmin etmeye çalışmak yerine ilk temasta sormak en kısa yoldur; güncel bilgi için psikoterapi ücretleri sayfasına da bakabilirsiniz. Ulaşım, çalışma saatleri ya da çocuk bakımı gibi engelleriniz varsa bunları da baştan söylemek görüşmenin planlanmasını kolaylaştırır.

Meslek gruplarının ayrımını merak ediyorsanız psikolog ve psikiyatrist farkı yazısına bakabilirsiniz. Kimin size uygun olduğunu ise en sade biçimde ilk görüşmede sorarak anlarsınız; hangi soruları sorabileceğiniz bir sonraki bölümde.

İlk Görüşmede Neleri Konuşabilirsiniz?

İlk görüşme bir sınav değildir. Sizi oraya getiren konuyu, ne zamandır sürdüğünü, günlük yaşamınızı nasıl etkilediğini ve daha önce neler denediğinizi konuşarak geçer. Ne kadar anlatacağınıza siz karar verirsiniz.

Birbirine dönük iki koltuk ve küçük bir sehpanın bulunduğu sade, boş bir oda

Yanıtlamak kadar sormak da sizin hakkınız. Şu üç soru ilk görüşmede işinizi görür:

  • “Bu konuda hangi eğitim ve çalışma deneyimine sahipsiniz?” Yanıt, karşınızdaki kişinin çalışma alanının sizin konunuzu kapsayıp kapsamadığını gösterir.
  • “Nasıl çalışıyorsunuz; görüşmeler neye benziyor?” Görüşmelerin nasıl ilerlediğini ve sizden ne beklendiğini baştan öğrenmiş olursunuz.
  • “Gizliliğin sınırları nedir?” Görüşmelerde paylaşılanlar meslek etiği çerçevesinde korunur; sınırların neler olduğunu ve hangi durumlarda paylaşım gerekebileceğini sormak sizin hakkınızdır. Bu yazı hukuki bir özet sunmaz, bu yüzden yanıtı ilk görüşmede almak önemlidir.

Dördüncü bir soru eklemek isterseniz “Anlattıklarımdan hareketle ilk olarak neyle başlamayı öneriyorsunuz?” diye sorabilirsiniz. Bu soru, hedeflerin konuşulmasını başlatır.

Görüşme sıklığı ve sürecin uzunluğu kişiye ve konuya göre değişir; bu soruyu ayrıca görüşme sayısı yazısında ele aldık.

Erişimle ilgili engelleri de baştan konuşabilirsiniz. Ulaşım zorsa, çalışma saatleriniz uygun değilse ya da evde kimsenin duymayacağı bir oda bulmakta zorlanıyorsanız bunu söylemek görüşmenin konusudur; görüşme biçimi buna göre planlanabilir.

Görüşmenin sonunda genellikle nasıl ilerleneceğine dair bir çerçeve konuşulur: hangi konuyla başlanacağı, ne sıklıkta görüşüleceği ve neyin değişmesini beklediğiniz. Bu çerçeve sabit değildir; ilerleyen görüşmelerde birlikte gözden geçirilir. Beklentinizin karşılanmadığını düşünüyorsanız bunu söylemek de sürecin bir parçasıdır.

Görüntülü görüşmede mahremiyet yalnızca sessiz bir oda meselesi değildir. Kesintiye uğramayacağınız bir zaman, sizi duyabilecek kimsenin bulunmaması ve kullandığınız cihaza başkasının erişmemesi de bunun parçasıdır. Bunlardan biri sağlanamıyorsa yüz yüze görüşmeyi ya da farklı bir zamanı konuşmak daha uygun olur.

Görüşme Hakkında Bilgi Almak İsterseniz

Bir sonraki adım tek: görüşme biçimi ve size uygun zaman hakkında bilgi almak. Bunun için 0543 108 25 76 numarasını arayabilirsiniz. Yazışmayı tercih ederseniz bireysel danışmanlık randevusu sayfasından da ulaşabilirsiniz. Adana ve Çukurova çevresinde yüz yüze, Türkiye’nin her yerinden görüntülü görüşmeyle çalışılıyor.

Sık Sorulan Sorular

Yakınlarım destek almama karşı çıkıyorsa ne yapabilirim?

Destek almak kişisel bir karardır ve kararın sahibi sizsiniz. Çekincenin nedeni süreci tanımamaksa konuşmak tereddüdü azaltabilir. Ancak baskı görüyor, engelleniyor ya da evinizde kendinizi güvende hissetmiyorsanız bu, sonraki randevuya bırakılacak bir konu değildir; yazının “Hemen yardım gerektiren durumlar” başlığındaki adımları izleyin.

Görüntülü görüşme benim için uygun olur mu?

Uygunluğu belirleyen şey mesafe kadar ortamdır; yukarıda açıklanan koşullar (kesintiye uğramayacak bir zaman, sizi duyabilecek kimsenin bulunmaması, cihazınıza başkasının erişmemesi) bunun ilk basamağıdır. Mahremiyet koşullarının yanında, yaşadığınız güçlüğün ve güvenlik ihtiyaçlarınızın görüntülü görüşmeye uygunluğu da uzmanla birlikte değerlendirilir. Koşullar sağlanıyor ve birlikte yapılan değerlendirme de uygun diyorsa online terapi bir seçenektir; sağlanmıyorsa yüz yüze görüşmeyi ya da farklı bir zamanı konuşmak daha doğru olur.

Görüşmelere ara vermek zorunda kalırsam süreç bozulur mu?

Hayatın akışında aksamalar olur. Önemli olan aranın konuşulmadan bırakılmaması; planlı bir ara, sürecin yeniden düzenlenmesiyle ele alınabilir.

Daha önce denedim ve bana uymadı; yeniden başvurmalı mıyım?

Önceki deneyiminiz görüşmede konuşulabilecek bir bilgidir. Neyin uymadığını -çalışma biçimi mi, konu mu, zamanlama mı- not edip ilk görüşmede paylaşabilirsiniz. Bu, aynı noktaya yeniden gelmemek için elinizdeki en somut malzemedir.

Kendimi “yeterince kötü” hissetmiyorsam görüşme istemem yersiz mi olur?

Hayır. Görüşme isteği bir ağırlık ölçüsüne bağlı değildir. Merak ettiğiniz bir soru, tekrarlayan bir durum ya da veremediğiniz bir karar da görüşmenin konusu olabilir.

Görüşmelere başladıktan ne kadar sonra bir şey fark ederim?

Bunun herkes için geçerli bir süresi yoktur; konuya, sürecin nasıl ilerlediğine ve kişiye göre değişir. Baştan bir takvim vermek yerine, neyin değişmesini beklediğinizi ilk görüşmede konuşmak ve bunu belirli aralıklarla birlikte gözden geçirmek daha gerçekçi bir yoldur. Beklediğiniz yönde bir değişiklik görmüyorsanız bunu söylemek de sürecin parçasıdır.

Görüşme hakkında bilgi almak ister misiniz?

Görüşme biçimi ve size uygun zaman hakkında bilgi alabilirsiniz.

Bu yazı bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Bu yazı tanı ve tedavinin yerini tutmaz. Yaşadığınız zorluk sürüyorsa bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmeniz önerilir.

Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Yazar

Psikoterapist Mehmet ULUBEY

Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.

Yazar Hakkında
Bu yazıyı paylaş
WhatsApp Facebook X LinkedIn E-posta

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.

İlk görüşü siz paylaşın

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Görüşünüz incelendikten sonra yayına alınır.

Kişisel sağlık bilgisi paylaşmayınız. Bu alan bir danışmanlık kanalı değildir; randevu için iletişim sayfasını kullanın.

İlgili yazılar

Tüm Makaleler
Bireysel Danışmanlık/Psikoterapi

DEHB Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

DEHB Tedavi Yöntemleri Nelerdir?  DEHB Tedavi Yöntemleri Nelerdir? Etkili ve Bilimsel Yaklaşımlar Dikkat Eksikliği…
Güncel

DEHB’nin Nedenleri Nelerdir?

DEHB’nin Nedenleri Nelerdir? Bilim Ne Diyor? DEHB’nin Nedenleri Nelerdir?  Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu…
ADANA PSİKOLOG

Sosyal Medya ve Benlik Saygısı

Sosyal Medya ve Benlik Saygısı Sosyal Medya ve Benlik Saygısı : Dijital Dünyada Ruh…
4,9 406+ Google yorumu
WhatsApp Hemen Ara