Partneriniz Sizi Anlamıyorsa Ne Yapmalısınız?
Kısa yol haritası: Partneriniz sizi anlamıyorsa önce anlaşılmadığınız anları somut olarak belirleyin, sonra ikinizin de sakin olduğu bir zamanda tek bir konuyu ele alan bir konuşma planlayın. Konuşmada suçlama yerine “ne oldu, ne hissettim, neye ihtiyacım var, senden ne rica ediyorum” sırasını izleyin; partnerinizden anladığını kendi cümleleriyle tekrar etmesini isteyin ve konuşmayı küçük, denenebilir bir anlaşmayla bitirin. Birkaç hafta denediğiniz halde aynı yerde tıkanıyorsanız, çift danışmanlığı bu döngüyü birlikte görmenize yardımcı olabilir.
Anlaşılmamak, ilişkide en çok yoran duygulardan biridir. Ancak bu duyguyla ne yapacağınız, partnerinizin ne yaptığı kadar önemlidir. Bu yazı “neden anlamıyor?” sorusundan çok “bugün ne yapabilirim?” sorusuna odaklanıyor. Aşağıdaki adımları sırayla uygulayabileceğiniz bir konuşma planı olarak düşünebilirsiniz.
İlk adım: Anlaşılmadığınızı hissettiğiniz anları nasıl somutlaştırabilirsiniz?
“Beni hiç anlamıyor” cümlesi güçlü bir duyguyu anlatır ama partnerinize ne yapması gerektiğini söylemez. Konuşmaya hazırlanmadan önce bir iki hafta boyunca anlaşılmadığınızı hissettiğiniz anları kısaca not etmek, genel bir yakınmayı somut bir isteğe dönüştürmenin en kolay yoludur. Her not için üç satır yeterlidir:
- Ne oldu? Örneğin: “Annemle yaptığım telefon görüşmesini anlatırken konuyu kendi işine getirdi.”
- Ne bekliyordum? “Biraz daha soru sormasını, nasıl hissettiğimi merak etmesini.”
- Ne hissettim? “Yalnız, önemsiz.”
Birkaç not biriktiğinde çoğu zaman bir örüntü görünür: Belki hep yorgun olduğunuz akşam saatlerinde, belki belli bir konu açıldığında, belki de beklentinizi hiç söylemediğiniz durumlarda anlaşılmadığınızı hissediyorsunuzdur. Bu örüntü, konuşmanın neden ve ne zaman tıkandığını gösterir.
Bu inancın kendisini, yani “anlamıyorsa sevmiyordur” düşüncesini sorgulamak istiyorsanız partnerim beni anlamıyorsa beni sevmiyordur yazısı bu konuyu ayrıca ele alıyor.
Konuşmaya başlamadan önce neleri hazırlamalısınız?
İyi bir konuşma çoğu zaman konuşmadan önce başlar. Şu hazırlıklar, konuşmanın bir tartışmaya dönüşme ihtimalini azaltabilir:
- Zamanı birlikte belirleyin. Önemli konuları yorgunken, aç ya da stresliyken, kapıdan çıkmak üzereyken açmayın. “Bu hafta seninle bir konuyu sakin sakin konuşmak istiyorum, ne zaman uygun olursun?” diye sormak, partnerinizi hazırlıksız yakalamaz.
- Tek bir konu seçin. Notlarınızdaki en önemli örüntüyü seçin. Birikmiş bütün kırgınlıkları aynı konuşmaya taşımak, partnerinizi savunmaya iter.
- İhtiyacınızı tek cümleye indirin. “Anlatırken birkaç dakika sözümü kesmeden dinlemeni istiyorum” gibi net bir cümle, uzun bir açıklamadan daha kolay anlaşılır.
- Kendi payınızı düşünün. Partneriniz sizi anlamıyorsa, belki siz de onu yeterince dinlemiyorsunuzdur. Kendi tepkilerinizi de gözden geçirmek, konuşmayı karşılıklı hale getirir.
Ortamı da hesaba katın: Telefonların kenara konduğu, çocukların yanınızda olmadığı ve konuşmanın aniden bölünmeyeceği bir zaman dilimi seçmek, ikinizin de dikkatini konuşmaya vermesini kolaylaştırır.
Konuşmayı hangi cümlelerle açabilirsiniz?
Konuşmanın ilk bir iki dakikası, nasıl devam edeceğini büyük ölçüde belirler. Açılışta suçlama değil, niyet ve istek duyulmalıdır. Şu dört adımlı yapıyı kullanabilirsiniz:
- Olay: “Dün akşam yemekte işteki toplantıyı anlatırken…”
- Duygu: “…araya başka konular girdiğinde kendimi dinlenmemiş hissettim.”
- İhtiyaç: “Benim için önemli olan, anlattığımda ilgini hissetmek.”
- Rica: “Bir dahaki sefere bir iki soru sorman bana çok iyi gelir.”
Konuşmayı açmak için şu cümleler de işe yarayabilir:
- “Seni suçlamak için değil, ikimiz için daha iyi olsun diye konuşmak istiyorum.”
- “Bazen ne istediğimi sana yeterince anlatmadığımı fark ettim, şimdi daha açık söylemeyi deneyeceğim.”
- “Senin de bu konuda neler hissettiğini merak ediyorum.”
Kaçınılması gereken kalıplar ise “Sen hep böylesin”, “Hiç beni düşünmüyorsun”, “Zaten anlamazsın” gibi genellemelerdir. İletişim sırasında suçlayıcı ifadeler kullanmak, partnerinizin dinlemesini değil kendini savunmasını tetikler. Sözcükler kadar ses tonunuz ve beden diliniz de önemlidir; sakin bir ses ve yumuşak bir yüz ifadesi, aynı cümleyi bambaşka duyurabilir. Konuyla ilgili temel ilkeleri ilişki rehberi yazımızda da bulabilirsiniz.
Partneriniz savunmaya geçerse ne yapmalısınız?
En iyi hazırlanmış konuşmada bile partneriniz “Ama sen de…” diye başlayabilir, konuyu değiştirebilir ya da susabilir. Bu anlarda konuşmayı kurtarmak için şunları deneyebilirsiniz:
- Tempoyu düşürün. Hemen karşılık vermek yerine bir nefes alın. Sesinizi yükseltmemek, karşı tarafın da yükselmesini önleyebilir.
- Onun söylediğini yansıtın. “Senin için de bu akşamlar yorucu geçiyor, bunu duyuyorum” demek, ona da anlaşılma alanı açar. Anlaşılan kişi, anlamaya daha açık olur.
- Konuya geri dönün. “Bunu da konuşalım, ama önce başladığımız konuyu bitirmek istiyorum” diyerek tek konuda kalın.
- Gerekirse ara verin. Gerginlik arttıysa “Şu an ikimiz de gerildik, yarım saat sonra devam edelim mi?” demek, tartışmayı büyütmekten iyidir. Döneceğiniz zamanı söylemek, aranın kaçmak gibi algılanmasını önler.
Konuşma yine de bir kavgaya dönüştüyse, sonrasında ilişkiyi onarmanın yollarını büyük bir kavga sonrası eşle iletişim nasıl kurulur yazısında ele aldık.
Sizi gerçekten anladığından nasıl emin olabilirsiniz?
Partnerinizin başını sallaması, sizi anladığı anlamına gelmeyebilir. Anlaşılmayı kontrol etmenin basit bir yolu, ondan duyduğunu kendi cümleleriyle tekrar etmesini istemektir: “Benim ne istediğimi sen nasıl anladın, bir de senden duymak isterim.” Eksik ya da farklı anlaşılan bir nokta varsa sakin bir şekilde düzeltin.
Aynı şeyi siz de yapın. O konuşurken araya girmeden dinleyin, göz teması kurun ve sonra “Yani sen şunu söylüyorsun, doğru mu anladım?” diye sorun. Bu aktif dinleme alışkanlığı, etkili bir iletişim için iki tarafın da kullanabileceği en temel araçlardan biridir.
Bazen anlaşılmama, iki kişinin aynı kelimeye farklı anlamlar yüklemesinden kaynaklanır. “İlgi göstermek” birine göre birlikte vakit geçirmek, diğerine göre sorulan bir soru ya da yapılan küçük bir iyiliktir. Bu tür farkları fark etmek için eşler arasındaki yanlış anlaşılmalar nasıl önlenir yazısı da yol gösterebilir.
Konuşmadan sonra değişikliği nasıl sürdürebilirsiniz?
Tek bir iyi konuşma, alışkanlıkları bir günde değiştirmez. Değişimi sürdürmek için konuşmayı küçük ve somut bir anlaşmayla bitirin: “Akşam yemeğinde telefonları kenara koymayı bir hafta deneyelim” gibi. Büyük sözler yerine küçük, denenebilir adımlar daha kolay tutulur.
Ardından şu alışkanlıkları ekleyebilirsiniz:
- Haftalık kısa bir değerlendirme: Haftada bir kez, on beş yirmi dakikalık bir sohbette “Bu hafta neler iyi gitti, nerede zorlandık?” diye konuşmak, sorunların birikmesini önler.
- Çabayı fark etmek: Partneriniz anlaştığınız şeyi denediğinde bunu söyleyin. “Dün akşam sorduğun sorular bana çok iyi geldi” demek, yeni davranışın tekrarlanmasını kolaylaştırır.
- Geri dönüşlere hazırlıklı olmak: Eski alışkanlıklar zaman zaman geri gelir. Bunu “yine aynı” diye değil, “hatırlatma zamanı” diye karşılamak ilişkiyi korur.
Sessiz kalmanın ve konuşmayı ertelemenin ilişkiye etkisini merak ediyorsanız susmak mı konuşmak mı yazısına da göz atabilirsiniz.
Denediğiniz halde bir şey değişmiyorsa sıradaki adım ne olmalı?
Bu adımları birkaç hafta boyunca denediğiniz halde konuşmalar hep aynı noktada tıkanıyor, her girişim kırgınlıkla bitiyor ya da biriniz konuşmaktan tamamen kaçınıyorsa, sorunu ikinizin tek başına çözmesi zorlaşmış olabilir. Bu bir başarısızlık değil, dışarıdan bir bakışa ihtiyaç olduğunun işaretidir.
Çift danışmanlığında amaç kimin haklı olduğunu bulmak değil, ikinizin de konuşmalarınızda nasıl bir döngüye girdiğini görmek ve yeni konuşma yollarını güvenli bir ortamda denemektir. Partneriniz görüşmeye katılmak istemiyorsa, bireysel danışmanlık ile kendi ihtiyaçlarınızı netleştirmeye ve iletişim biçiminizi gözden geçirmeye başlayabilirsiniz. Görüşmeler Psikoterapist Mehmet Ulubey ile yüz yüze ya da online yapılabilir.
Duygularınız sürekli küçümseniyor, alay ya da tehditle karşılanıyorsa, bu yalnızca bir iletişim sorunu değildir. Böyle bir durumda önceliğiniz kendi güvenliğinizdir; kendinizi tehlikede hissediyorsanız 112’yi arayın.
Sık Sorulan Sorular
Partnerimle konuşmak için en uygun zaman ne zaman?
İkinizin de dinlenmiş, aç olmadığı ve acelesinin bulunmadığı bir zaman en uygunudur. Konuşma zamanını önceden birlikte belirlemek, partnerinizin kendini hazırlıksız yakalanmış hissetmesini önler. Tartışmanın ortasında ya da yatmadan hemen önce önemli konuları açmamak genellikle daha iyi sonuç verir.
Partnerim konuşmak istemezse ne yapabilirim?
Onu zorlamak yerine neden zorlandığını merak etmeyi deneyin; belki konuşmaların hep kavgayla bittiğini düşündüğü için kaçınıyordur. Kısa, tek konulu ve suçlamasız bir konuşma önermek direnci azaltabilir. Kaçınma uzun süredir devam ediyorsa bireysel görüşmeyle başlamak size yol gösterebilir.
“Ben” diliyle konuşmak gerçekten işe yarar mı?
“Sen” ile başlayan cümleler çoğu zaman suçlama gibi duyulur ve savunma yaratır. “Ben” diliyle kendi deneyiminizi anlatmak, partnerinizin konuya merakla yaklaşmasını kolaylaştırabilir. Tek başına her sorunu çözmese de konuşmanın tonunu belirgin biçimde değiştirebilir.
Çift danışmanlığı kaç görüşme sürer?
Bu çiftten çifte değişir; sorunun ne kadar süredir devam ettiği, iki tarafın katılımı ve hedefler süreci etkiler. İlk görüşmede ihtiyaçlarınız birlikte değerlendirilir ve size uygun bir yol konuşulur.
Nasıl randevu alabilirim?
Randevu sayfasından uygun bir zaman seçebilir ya da 0543 108 25 76 numaralı telefondan iletişime geçebilirsiniz. Adana dışında yaşıyorsanız online terapi seçeneğini kullanabilirsiniz. Ücret bilgisi için psikoterapi ücretleri sayfasına bakabilirsiniz.
Konuşmalarınız hep aynı yerde tıkanıyorsa
Denediğiniz halde partnerinizle aynı noktada takılıyorsanız, çift danışmanlığında konuşma döngünüzü birlikte görebilir ve yeni konuşma yollarını güvenli bir ortamda deneyebilirsiniz.
Bu yazı tanı ve tedavinin yerini tutmaz.
Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.
Yazar HakkındaBu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.
Yüz yüze ya da online görüşme için uygun zamanı belirleyelim.
Randevu Al
İlk görüşü siz paylaşın