Kanserli Hastaların Yakınları İçin Rehber
Özetle: Kanserli bir hastanın yakını olmak; pratik işleri üstlenmek, duygusal destek vermek ve kendi korkunuzla baş etmek demektir. Bu üçlü yük zamanla “bakım veren yükü” denen bir yorgunluğa dönüşebilir. Hastanıza en iyi desteği verebilmeniz için onu dinlemek, somut yardım sunmak ve kararlarına saygı göstermek kadar kendi dinlenmenizi ve sınırlarınızı korumanız da gerekir. Tedaviyle ilgili sorular her zaman hekim ve onkoloji ekibiyle konuşulmalıdır; psikolojik destek bu sürece eşlik eder, onun yerini almaz.
Bakım veren yükü nedir, kendinizde nasıl fark edersiniz?
Bakım veren yükü, bir yakınına uzun süre bakım ve destek sağlayan kişinin bedensel, duygusal, sosyal ve ekonomik açıdan zorlanmasıdır. Kanser sürecinde bu yük çoğu zaman sessizce birikir; çünkü yakın, kendi ihtiyaçlarını “şu an sırası değil” diyerek erteler.
Şu işaretler, yükün ağırlaştığını gösterebilir:
- Dinlendikten sonra bile geçmeyen yorgunluk ve uyku sorunları
- Hastaya ya da diğer aile üyelerine karşı kolay öfkelenme, ardından suçluluk
- Arkadaşlardan, işten ve eskiden keyif alınan uğraşlardan kopma
- Sürekli tetikte olma, telefon her çaldığında irkilme
- “Yeterince yapamıyorum” düşüncesinin günün büyük kısmını kaplaması
Bu işaretler zayıflık değil, uzun süreli bir zorlanmanın doğal sonuçlarıdır. Fark etmek, önlem almanın ilk adımıdır.
Hastanızla konuşurken ne söylemeli, nelerden kaçınmalısınız?
Pek çok yakın “Ne söyleyeceğimi bilemiyorum” der. Çoğu zaman uzun cümlelere gerek yoktur; “Yanındayım, buradayım” demek ya da sessizce yanında oturmak bile çok şey ifade edebilir.
Hastanız konuşmak istediğinde çözüm üretmeye çalışmadan dinlemek, çoğu zaman en değerli destektir. “Olumlu düşün, geçecek” ya da “Sen çok güçlüsün, yeneceksin” gibi cümleler iyi niyetli olsa da kişiye duygularını saklaması gerektiği mesajını verebilir. Bunun yerine “Bugün nasıl hissediyorsun?” ya da “Sana bugün en çok ne iyi gelir?” gibi sorular, konuşmanın kapısını açık tutar.
Kendi duygularınızı tamamen gizlemek zorunda da değilsiniz. Üzülmek, korkmak, endişelenmek doğaldır. Önemli olan, bu duyguları hastanın taşıyamayacağı bir yük hâline getirmemek; yoğun anlarda kendi desteğinize başvurmaktır.
Gündelik yardımı nasıl somut ve sürdürülebilir hâle getirebilirsiniz?
“Bir ihtiyacın olursa haber ver” demek, yardım istemekte zorlanan biri için çoğu zaman karşılıksız kalır. “Perşembe günü market alışverişini ben yapayım” ya da “Salı randevusuna seni ben götüreyim” gibi net teklifler kabul edilmesi daha kolay yardımlardır.
Yükün tek bir kişide toplanmaması için kısa bir yazılı plan işe yarar: randevular, ilaç saatleri, ev işleri, faturalar ve çocukların bakımı gibi kalemleri listeleyip kimin neyi üstleneceğini belirlemek. İlaç ve tedavi takibiyle ilgili bir sorunuz olduğunda kendi çözümünüzü üretmek yerine onkoloji ekibine ya da hekime danışmak hem hastanız hem sizin için en güvenli yoldur.
Hastanızın sınırlarına ve kararlarına nasıl saygı gösterirsiniz?
Her hasta hastalığıyla ilgili her ayrıntıyı paylaşmak istemez. Bazı günler konuşmak, bazı günler yalnız kalmak ister. Tedavi süreci, ziyaretçiler ya da gündelik düzen hakkında kararlarını kendisinin vermesi, kontrolün büyük ölçüde elinden alındığı bir dönemde ona alan tanır.
Tedaviyle ilgili seçenekler ise hasta ve hekimi arasında konuşulur. Yakın olarak sizin rolünüz, sorularını not etmesine yardım etmek, görüşmelere eşlik etmek ve kararını desteklemektir. Hastanızın sinirli, içine kapanık ya da üzgün olduğu günleri kişisel algılamamak da sabrınızı korumanızı kolaylaştırır. Tanının ilk haftalarında yaşanan tepkileri anlamak için kanser tanısı sonrası ilk şok ve uyum süreci yazımıza bakabilirsiniz.
Kendi dinlenmenizi ve ruh sağlığınızı nasıl korursunuz?
Uzun bir yolda yürüyen biri molalar vermezse bir noktada durmak zorunda kalır. Bakım veren için de durum benzerdir. Birkaç öneri:
- Nöbet değişimi: Haftada en az bir kez başka bir aile üyesi ya da arkadaşın sizin yerinize bakımı üstlendiği bir zaman dilimi belirleyin.
- Kendinize ait küçük bir alan: Kısa bir yürüyüş, bir arkadaşla kahve ya da sevdiğiniz bir dizi; bu zamanları “bencillik” olarak görmeyin.
- Bedeninizi ihmal etmeyin: Kendi kontrollerinizi, uykunuzu ve öğünlerinizi erteleme alışkanlığını fark edin.
- Destek isteyin: Benzer süreçten geçen yakınlarla konuşmak ya da profesyonel destek almak, yalnız olmadığınızı hissettirir.
Unutmayın, siz de değerlisiniz ve bu süreçte kendinizi ihmal etmemelisiniz.
Uzun süren bakımda umudu ve ilişkiyi nasıl canlı tutarsınız?
Tedavi aylar sürebilir; bu süre boyunca ilişkinin yalnızca ilaç, randevu ve tahlil konuşmalarına indirgenmesi kolaydır. Hastanızla hastalık dışında konuşabileceğiniz konuları korumak, birlikte sevdiğiniz küçük şeyleri sürdürmek, ona bakım alan biri değil hâlâ eş, anne, baba ya da arkadaş olduğunu hissettirir.
Umut burada gerçekleri yok saymak anlamına gelmez. Yakın bir gelecek için küçük planlar yapmak, iyi geçen bir günü fark edip paylaşmak ya da birlikte eski anıları konuşmak, zor dönemde bile ilişkinin sıcaklığını korur. Ruh hâliniz düşük olduğunda zorlama bir neşe göstermek zorunda değilsiniz; yanında olmanız yeterlidir.
Hasta yakını olarak ne zaman profesyonel destek almalısınız?
Yorgunluk, kaygı ya da çökkünlük haftalarca sürüyorsa, uyku düzeniniz belirgin biçimde bozulduysa, öfke patlamaları ve suçluluk döngüsü sıklaştıysa ya da hastanızın kaybıyla ilgili düşünceler gününüzü kaplıyorsa destek almayı düşünebilirsiniz. Psiko-onkoloji alanında yakınlar da hastalar kadar desteğin muhatabıdır; onko-psikoloji yazımızda bu alanın neleri kapsadığını bulabilirsiniz.
Mehmet Ulubey, Psikoterapist ve Psikolojik Danışman olarak hasta yakınlarıyla bireysel görüşmeler yürütür. Psikoterapi ve psikolojik danışmanlık görüşmeleri Adana’da yüz yüze yapılabilir; bakım sorumluluğu nedeniyle evden çıkmakta zorlanıyorsanız online görüşme seçeneği Türkiye’nin her yerinden kullanılabilir. Kendinize ya da bir başkasına zarar verme düşüncesi gibi acil durumlarda 112’yi arayın.
Sık Sorulan Sorular
Hastamın yanında ağlamam doğru mu?
Ara sıra duygularınızı göstermeniz doğaldır ve hastanıza onunla birlikte hissettiğinizi gösterebilir. Ancak sürekli yoğun duygular yaşıyorsanız, bunları paylaşacağınız ayrı bir alan bulmanız hem sizi hem hastanızı rahatlatır.
Kendime zaman ayırınca suçluluk duyuyorum, bu normal mi?
Bakım verenlerde çok sık görülen bir duygudur. Dinlenmek, bakımı sürdürebilmenin bir parçasıdır; kendinize ayırdığınız zaman hastanızdan alınmış bir zaman değildir.
Hastam psikolojik destek almak istemiyorsa ne yapmalıyım?
Israr etmek çoğu zaman direnci artırır. Seçeneği nazikçe bilgi olarak sunup kararı ona bırakabilirsiniz. Bu arada siz kendiniz için destek alarak hem yükünüzü hafifletebilir hem de ona nasıl eşlik edeceğinizi konuşabilirsiniz.
Tedaviyle ilgili soruları kime sormalıyım?
Tedavi, ilaç, yan etki ve beslenme sorularını her zaman hastanızın hekimine ve onkoloji ekibine yöneltin. Psikolojik destek bu sorulara yanıt vermez; belirsizliğin yarattığı duygusal yükle çalışır.
Görüşme planlamak için bireysel danışmanlık randevusu sayfasını ya da randevu sayfasını kullanabilir, 0543 108 25 76 numarasından bilgi alabilirsiniz.
Hasta yakını olarak siz de destek alabilirsiniz
Bir yakınınızın kanser sürecinde yorgunluk, kaygı ve suçlulukla baş başa kaldıysanız, kendi yükünüzü konuşmak için yüz yüze ya da online görüşme planlayabilirsiniz.
Bu yazı tanı ve tedavinin yerini tutmaz.
Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.
Yazar HakkındaBu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.
Yüz yüze ya da online görüşme için uygun zamanı belirleyelim.
Randevu Al
İlk görüşü siz paylaşın