TEL0543 108 25 76 4,9(406+) Mağaza Ziyaretçi Defteri
Cinsel Terapi

Cinsel İsteksizlik Evliliği Bitirir mi? Çiftler İçin Yol Haritası

Cinsel isteksizliğin evliliğe etkisi, istek farkının normal olup olmadığı, baskı ve geri çekilme döngüsü, çiftin ilk konuşmayı açma yolları, hazır örnek cümleler, tıbbi değerlendirme sınırı ve bireysel ya da çift olarak başvuru.

Psikoterapist Yayımlandı 12 dakika okuma
Akşamüstü balkonda yan yana oturan bir kadın ve bir erkek, çay bardakları başında sakin bir şekilde konuşuyor.

Eşiniz akşam yaklaştığında içinizden bir şey “şimdi olmasa” diyor. Ya da tam tersi: siz yaklaşıyorsunuz ve karşınızdaki kişi gülümseyip konuyu değiştiriyor. İkinizden biri bunu bir süre görmezden geliyor, öbürü ise her seferinde biraz daha kırılıyor. Bir noktada akla o soru geliyor: Bu böyle giderse evlilik biter mi?

Dürüst cevap şu: Cinsel isteksizlik bir evliliğin mutlaka biteceği anlamına gelmez, ama konuşulamadığında iki kişiyi birbirinden uzaklaştırabilir. Tek bir sonuç yoktur. Aynı zorluğu yaşayan iki çiftin yolu çok farklı yerlere varabilir ve ilişkinizin nasıl sonuçlanacağını kimse önceden söyleyemez. Sonucu etkileyen önemli etkenlerden biri, isteğin düzeyinden çok çiftin bu konuyu birbirine ne kadar güvenle anlatabilmesidir; konuşabilmek de bir sonucu garanti etmez, ama elinizde olan kısımdır.

Bu yazı, cinsel isteksizliğin nedenlerini tek tek saymıyor; onun için ayrı bir yazı var. Burada cinsel isteksizliğin ilişkiye etkisine ve çiftin birbiriyle konuşma yollarına bakacağız. İstek farkı normal midir, baskı ve geri çekilme döngüsü nasıl işler, ilk konuşmayı nasıl açabilirsiniz, hazır örnek cümleler neler, ne zaman tıbbi ya da profesyonel destek düşünülür ve bireysel mi çift olarak mı başvurulur, hepsini sade bir dille anlatacağız.

Cinsel İsteksizlik Evliliği Bitirir mi? Dürüst Cevap

Cinsel isteksizlik bir evliliğin sonunu ilan eden bir belirti değildir. İlişkinin içinde bir şeylerin dile gelmesi gerektiğini gösteren bir işaret olabilir. Asıl fark, bu işarete çiftin nasıl yaklaştığında ortaya çıkar.

Çiftleri zorlayan şey, bazen istek azlığının kendisi bile olmaz. Zorlayan şey, bu azlığa verilen anlamdır. İsteği az olan taraf “bende bir sorun var, beni suçluyor” diye düşünür. İsteği olan taraf ise “artık beni istemiyor, sevilmiyorum” sonucuna varabilir. Bu iki yorum da bir tahmindir ve çoğu zaman sesli söylenmez. Konuşulmayan yorum ise zamanla bir gerçek gibi davranmaya başlar.

“Bitirir mi?” sorusunun yanına daha işe yarar bir soru koyabilirsiniz: “Bu konuyu birbirimizi suçlamadan konuşabiliyor muyuz?” Cevabınız “hayır” ise, bu bir yetersizlik değil; öğrenilebilecek bir beceridir ve gerekirse bir uzmanla birlikte çalışılabilir.

İstek Farkı Normal midir? Ne Zaman Konuşmaya Değer?

İki kişinin isteğinin her zaman aynı düzeyde olmasını beklemek gerçekçi değildir. Biri sabah, öbürü gece daha yakın hisseder; biri yorgunken uzaklaşır, öbürü yakınlık arar. Dönemsel dalgalanmalar yaşamın içinde olabilir. Bu yüzden istek farkının olması tek başına bir sorun sayılmaz.

Konuşmaya değer hale gelen an, farkın iki taraftan birinde ya da ikisinde rahatsızlık yaratmaya başladığı andır. Kendinize şu soruları sorabilirsiniz:

  • Rahatsız eden kim? İstek azlığı sizi mi, eşinizi mi, yoksa ikinizi birden mi zorluyor?
  • Ne zamandır sürüyor? Bir iş yoğunluğu ya da bir ayrılığın ardından gelen kısa bir dönem mi, yoksa uzayıp giden bir durum mu?
  • İlişkinin geri kalanını etkiliyor mu? Sarılmak, öpmek, hatta yan yana oturmak bile kaçınılan bir şeye mi dönüştü?
  • Bu konu açıldığında ne oluyor? Konuşma mı başlıyor, kavga mı, yoksa sessizlik mi?

Bu soruların cevabı bir tanı değildir. Yalnızca konunun sizin ilişkinizde nerede durduğunu görmenize yardım eder. Nedenlerin ayrıntısını, yani stresin, ilişki sorunlarının ya da yaşam koşullarının isteği nasıl etkileyebildiğini merak ediyorsanız cinsel isteksizliğin psikolojik nedenleri yazısı bu konuyu ayrıca ele alıyor.

Baskı ve Geri Çekilme Döngüsü: İlişkiyi Asıl Yıpratan Şey

Cinsel isteksizlik yaşayan çiftlerde şöyle bir tablo görülebilir: bir taraf yaklaşır, öbürü geri çekilir. Bir taraf geri çekildikçe, yaklaşan taraf biraz daha ısrar eder ya da kırılır. Isrardan baskı hisseden taraf daha da uzaklaşır. Ortaya yakınlıkla ilgili her hareketin bir “sınav” gibi hissedildiği bir döngü çıkar.

Akşam oturma odasında kanepenin iki ucunda oturan bir kadın ve bir erkek, ikisi de elindeki ekrana bakıyor.

Gündelik hayatta bu döngü şöyle görünebilir: Akşam kanepede aynı odada oturuyorsunuz ama ikiniz de ekrana bakıyorsunuz; yan yana olup konuşmuyorsunuz. Biriniz bir şey söylemek ister, sonra “yine aynı konu açılacak” diye vazgeçer. Sarılma bile bir beklenti taşıyormuş gibi gelmeye başlar, böylece masum yakınlıklar da azalır.

Bu döngünün iki tarafında da anlaşılır bir ihtiyaç olabilir: geri çekilen taraf kendini korumaya, yaklaşan taraf bağ kurmaya çalışıyor olabilir. Ama anlaşılır bir ihtiyaç, her davranışı doğru yapmaz. Yakınlık istemek meşrudur; ısrar, sitem ya da duygusal baskı ise karşı tarafın “hayır” deme hakkını daraltır. Geri çekilmek de konuyu hiç konuşmamak için bir gerekçe olmaz. Döngüyü kırmanın ilk adımı kimin haklı olduğunu aramak değil, döngünün kendisine birlikte bakabilmektir.

İki Tarafta Neler Yaşanıyor?

Aynı odada olup birbirini farklı bir hikâyeyle okuyan iki kişi düşünün. Aşağıdaki cümleler tanı değil, yalnızca olası iç sesleri gösterir; kendi durumunuza uyan olabilir, uymayan olabilir.

İsteği az olan taraf şunları düşünebilir:

  • “Ne söylesem yanlış anlaşılacak.”
  • “Yakınlaşırsam beklentiyi büyütmüş olurum.”
  • “Bende bir şeyler yolunda gitmiyor ama bunu nasıl anlatacağımı bilmiyorum.”

Yakınlık arayan taraf şunları düşünebilir:

  • “Reddedilmek canımı yakıyor, bu yüzden artık sormaktan çekiniyorum.”
  • “Beni artık çekici bulmuyor olabilir.”
  • “Bu konuyu açarsam kavga çıkacak.”

İki liste yan yana okunduğunda ortak bir nokta görünebilir: anlaşılmama ve kırılma korkusu. Her çiftte böyle olmaz; sizin ilişkinizde neyin ortak olduğunu konuşarak öğrenirsiniz. Konuşmanın amacı bu korkuları birbirine karşı silah olarak kullanmak değil, ikisini de masaya koymaktır.

İlk Konuşmayı Nasıl Açabilirsiniz? Hazır Cümleler

Konuşmanın ne zaman ve nerede yapıldığı, ne söylendiği kadar önemlidir. Yatak odasında ya da cinsel temasın gündemde olduğu bir anda yapılan konuşma kolayca bir reddedilme duygusuna dönüşebilir. Bunun yerine, ikinizin de rahat olduğu ve acelesinin olmadığı bir zaman seçebilirsiniz. Yan yana yürürken ya da araba yolculuğunda konuşmak, karşılıklı oturup göz göze gelmekten daha kolay gelebilir; çünkü bakışlar zorunlu olarak karşılaşmaz.

Sonbahar öğleden sonrası nehir kenarında yan yana yürüyen bir kadın ve bir erkek, kadın konuşuyor, erkek dinliyor.

Başlamak için şu cümlelerden birini kendi sözcüklerinize uyarlayabilirsiniz:

  • “Seninle bir şey konuşmak istiyorum. Seni suçlamak için değil, yakınlığımızı daha iyi anlamak için. Uygun bir zamanda konuşabilir miyiz?”
  • “Son zamanlarda aramızda bir uzaklık hissediyorum ve bunun beni üzdüğünü söylemek istedim. Sen ne hissediyorsun, merak ediyorum.”
  • “Bu konuyu açmak bana da zor geliyor. Birbirimizi yargılamadan dinleyeceğimiz bir konuşma yapmayı önerebilir miyim?”
  • “Bende ne olduğunu tam bilmiyorum ama sana karşı bir şey değil. Bunu birlikte anlamaya çalışabilir miyiz?”

Eşiniz bu konuşmayı açtığında şu cümleler yardımcı olabilir:

  • “Söylediğin için teşekkür ederim. Seni dinliyorum.”
  • “Şimdi cevap veremeyebilirim. Düşünüp akşam yeniden konuşalım mı?”
  • “Anladığım şu: … Doğru mu anlamışım?”

Aynı konuşmada kaçınabileceğiniz cümleler de var: “Sen hiç istemiyorsun”, “Başka biri mi var?”, “Bütün sorun sende”, “Herkes böyle değil.” Bu ifadeler karşı tarafı savunmaya iter ve konuşma başladığı yerde biter. Kavga sonrası konuşmayı nasıl yeniden açabileceğiniz konusunda büyük bir kavgadan sonra eşle iletişim yazısındaki adımlar da işinize yarayabilir.

Konuşma gerilirse bunu başarısızlık saymayın. Suçlamaya dönüştüğünü fark eden taraf “Şu anda gerildim, yarın akşam yemekten sonra devam edelim mi?” diyerek ara verebilir. Ara vermenin değeri, dönülecek bir zamanın birlikte belirlenmesidir; belirsiz bir sessizlik bırakmamaktır. İkiniz de sakin ve istekli olduğunuzda kaldığınız yerden devam edersiniz.

Konuşma Sonrası: Küçük, Baskısız Adımlar

İlk konuşmadan bir karar çıkması gerekmez. İlk hedef yalnızca dinlemek ve dinlendiğini hissetmektir. Konuşmayı “Bu konuyu açtığımız için iyi oldu, bir sonraki konuşmayı ne zaman yapalım?” cümlesiyle bitirmeniz yeterlidir.

İsterseniz aşağıdaki notu her biriniz ayrı ayrı doldurabilir, sonra yan yana okuyabilirsiniz. Bu bir test ya da puan değildir; yalnızca neyi söyleyemediğinizi görünür kılar:

  • “Yakınlık benim için şu anlarda daha rahat: …”
  • “Beni en çok zorlayan şey: …”
  • “Senden duymak istediğim bir cümle: …”
  • “Bu hafta birlikte deneyebileceğimiz küçük bir adım: …”

Küçük adım dediğimiz şey cinsel olması gereken bir şey değildir. Birlikte yürüyüşe çıkmak, akşam yemeğinden sonra on dakika telefonsuz oturmak ya da uzun süredir yapmadığınız masum bir sarılmayı yeniden denemek, “hayır” demenin güvenli olduğu bir ortamda yeniden bağ kurmanın ilk adımları olabilir. Burada önemli olan hayır diyebilme özgürlüğünün gerçek olmasıdır; çünkü reddedildiğinde cezalandırılacağını düşünen biri yakınlık deneyimine rahatça girmez.

Not alırken kendinizi zorlamayın. Yazmak size güç geliyorsa sadece birinci cümleyi tamamlamak da bir başlangıçtır. Hiçbir şey yazamıyorsanız bu da bir bilgidir: konuyu birlikte yapılandıracak bir üçüncü kişiye ihtiyaç olabilir.

Tıbbi ve Hormonal Değerlendirme: Terapinin Sınırı

Cinsel istek yalnızca duygusal ya da ilişkisel bir konu değildir. Doğum ve emzirme dönemi, menopoz, tiroid ve diğer hormonal değişiklikler, kronik hastalıklar, ağrı, uykusuzluk, bazı ilaçlar ve alkol gibi birçok durum istek üzerinde etkili olabilir. Bunların hangisinin sizin durumunuzla ilgili olduğunu bir psikoterapist söyleyemez; bunu değerlendirmek hekimin işidir.

Bu yüzden isteksizlik uzun sürüyorsa, birkaç ay öncesine göre belirgin bir değişiklik varsa ya da yanında yorgunluk, ağrı, adet düzeninde değişiklik veya başka bedensel belirtiler eşlik ediyorsa bir hekime başvurmanız yerinde olur. İlaç kullanıyorsanız, ilacı kendi kendinize bırakmayın ya da değiştirmeyin; bu karar yalnızca sizi izleyen hekime aittir. Hekim değerlendirmesi ile psikoterapi birbirinin yerine değil, gerektiğinde yan yana ilerler.

Ne Zaman Profesyonel Destek Düşünmelisiniz?

Kendi konuşma denemeleriniz size yeterli geliyorsa profesyonel destek şart değildir. Ama aşağıdaki durumlardan biri sizin için geçerliyse bir uzmanla görüşmek konuşmayı kolaylaştırabilir:

  • Konuyu her açtığınızda kavga ya da uzun bir sessizlik çıkıyorsa.
  • İkinizden biri konuşmayı tamamen reddediyor ya da konunun açılmasından korkuyorsa.
  • Güven, kırgınlık ya da öfke konuyu aştıysa ve ilişkinin geri kalanını da etkiliyorsa.
  • Uzun süredir kendinizi yalnız, değersiz ya da reddedilmiş hissediyorsanız.
  • Ne yapacağınızı bilemiyor, hangi adımı atacağınızı birlikte düşünmek istiyorsanız.

Destek istemek için bir “kriz” beklemek gerekmez. Konuşamıyor olmanız tek başına görüşme istemek için yeterli bir nedendir.

Acil bir durumdaysanız

Evde fiziksel şiddet, tehdit ya da kendinize veya bir başkasına zarar verme düşüncesi varsa randevu beklemeyin. 112’yi arayın ya da en yakın acil servise başvurun. Bu yazıdaki konuşma önerileri güvenliğin tehlikede olduğu ilişkiler için uygun değildir.

Bireysel mi, Çift Olarak mı Başvurmalısınız?

Bu soru çoğu zaman ilk tıkanma noktasıdır. İkisinin de yeri vardır ve birbirinin yerine geçmez:

  • Eşiniz gelmek istemiyorsa tek başınıza başlayabilirsiniz. Kendi duygularınızı, konuyu nasıl açacağınızı ve kendi sınırlarınızı bireysel görüşmede konuşabilirsiniz. Bu konuyu ayrıntılı ele alan cinsel terapiye tek başına başvurma yazısına göz atabilirsiniz.
  • İkiniz de isterseniz çift görüşmesi, konuşma biçiminizi birlikte düzenlemenize yardımcı olur. Bu görüşmelerde kimin haklı olduğuna karar verilmez; ilişkideki döngü birlikte incelenir. İlk görüşmenin nasıl geçtiğini çift terapisinde ilk görüşme yazısında okuyabilirsiniz.
  • İkisini birleştirmek de mümkündür. Bazı çiftler önce ayrı ayrı bir görüşme yapıp sonra çift görüşmesine geçer. Bu geçişte bireysel görüşmede paylaşılanların ortak görüşmeye nasıl taşınacağını ya da taşınmayacağını baştan konuşmak gerekir; gizlilik sınırlarını ilk görüşmede sorabilirsiniz.

Hangi yolu seçerseniz seçin, ilk görüşmenin amacı sorunu bir seansta bitirmek değil, ne olduğunu anlamak ve nasıl devam edeceğinize birlikte karar vermektir. Görüşmeler yaklaşık 60 dakika sürer. İlk seansta ayrıntılı bir anamnez alınır; yani sizi getiren durum ve geçmiş sorularla birlikte konuşulur.

Adana’da Yüz Yüze ya da Online Görüşme

Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey ile görüşmeler Adana’da, Çukurova ilçesi Yüzüncüyıl Mahallesi’ndeki ofiste yüz yüze yapılabilir. Seyhan, Yüreğir ve Sarıçam gibi Adana merkez ilçelerinden de ofise gelebilirsiniz. Başka bir şehirde yaşıyorsanız ya da ikiniz farklı yerlerdeyseniz görüşmeler Türkiye genelinde online de yapılabilir. Online ve yüz yüze görüşmenin ücreti aynıdır; güncel bilgi için psikoterapi ücretleri sayfasına bakabilirsiniz.

Bu konuyu birine açmak kolay değil; bu yüzden ilk adımı küçük tutabilirsiniz. 0543 108 25 76 numarasını arayarak ya da WhatsApp’tan yazarak görüşme biçimi ve uygun zaman hakkında bilgi alabilirsiniz. Sorunuzu ayrıntılı anlatmanız gerekmez; “Eşimle cinsel isteksizlik konusunda konuşmak istiyoruz” ya da “Bunu nasıl açacağımı bilmiyorum” demeniz yeterlidir. Hizmetin kapsamını merak ediyorsanız cinsel terapi hakkında bilgi sayfasına bakabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Eşimin isteği azaldı, bu beni artık sevmediği anlamına mı geliyor?

Hayır, tek başına böyle bir anlam taşımaz. İstek; yorgunluk, stres, hormonal değişiklikler, ilaçlar ve ilişkideki gerilim gibi birçok şeyden etkilenebilir. Eşinizin ne düşündüğünü öğrenmenin yolu tahmin etmek değil, suçlamadan sormaktır.

Cinsel isteksizlik kendiliğinden geçer mi?

Bu kişiden kişiye ve nedene göre değişir. Bazı dönemsel durumlar yaşam koşulları değişince hafifleyebilir, bazıları ise uzayabilir. Üzerinden uzun zaman geçtiyse ya da sizi ve eşinizi zorluyorsa bir hekime ve bir psikoterapiste danışmak yerinde olur.

Eşim bu konuyu konuşmak istemiyor, ne yapabilirim?

Israr etmek konuşmayı zorlaştırabilir. Konuşmak istemediği anı kabul edip, sakin bir zamanda kısa ve suçlamasız bir cümleyle yeniden denemek daha uygun olabilir. Eşiniz gelmek istemese bile siz tek başınıza bir görüşme planlayabilirsiniz.

Çift görüşmesinde cinsel konular nasıl konuşulur?

Görüşmeler klinik ve saygılı bir dille yürür. Ayrıntıları anlatmaya zorlanmazsınız; neyi, ne kadar paylaşacağınıza siz karar verirsiniz. İlk görüşmenin amacı konunun ilişkinizde nasıl yer aldığını anlamaktır.

Terapi bu konuda yardımcı olur mu?

Terapi, çiftin birbirini daha iyi anlamasına ve konuşma biçimini düzenlemesine yardımcı olabilir. Ancak sonuç kişiden kişiye ve çiftten çifte değişir; sonuç ya da süre konusunda bir söz verilemez. Süreç, ilk görüşmede birlikte planlanır.

Bu konuyu birlikte konuşmak için ilk adımı atın

Konuyu nasıl açacağınızı bilmiyorsanız bile yazabilir ya da arayabilirsiniz. Görüşme biçimi ve uygun zaman hakkında bilgi alabilirsiniz.

Bu yazı tanı ve tedavinin yerini tutmaz.

Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Yazar

Psikoterapist Mehmet ULUBEY

Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.

Yazar Hakkında
Bu yazıyı paylaş
WhatsApp Facebook X LinkedIn E-posta

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.

İlk görüşü siz paylaşın

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Görüşünüz incelendikten sonra yayına alınır.

Kişisel sağlık bilgisi paylaşmayınız. Bu alan bir danışmanlık kanalı değildir; randevu için iletişim sayfasını kullanın.

İlgili yazılar

Tüm Makaleler
Cinsel Terapi

Erken Boşalmada İlaçsız Yaklaşım: Adana’da Psikoterapi Süreci Nasıl İşler?

Erken boşalmada ilaç kullanılmadan yürütülen konuşma temelli psikoterapinin adımları: ilk görüşme, kaygı-kaçınma döngüsü, bilişsel-davranışçı…
Cinsel Terapi

Osmaniye ve Tarsus’tan Adana’ya Cinsel Terapi İçin Gelenlerin En Çok Sorduğu 5 Soru

Osmaniye ve Tarsus'tan Adana'ya cinsel terapi için gelmeyi düşünenlerin sorduğu beş soruya sade cevaplar:…
Cinsel Terapi

Vajinismus Terapisi Kaç Seans Sürer? Adana’da Süreç, Seans Sıklığı ve Sık Sorulan Sorular

Vajinismus terapisinin kaç seans sürdüğüne dürüst bir yanıt: süreyi etkileyen etkenler, seans sıklığı, ilerlemeyi…
4,9 406+ Google yorumu
WhatsApp Hemen Ara