Başarıya Giden Yolda Psikolojik Engelleri Aşmak
Kısa cevap: Başarıya giden yoldaki psikolojik engeller çoğu zaman yetenek ya da çaba eksikliğinden değil, kişinin kendini korumak için geliştirdiği düşünce ve davranış kalıplarından kaynaklanır. En sık görülenleri mükemmeliyetçilik, başarısızlık korkusu, “sahtekârlık hissi” denen yetersizlik duygusu ve kişinin farkında olmadan kendi önünü kestiği öz-sabotajdır. Bu engelleri aşmak, onları zorla bastırmaktan çok, hangi ihtiyaca hizmet ettiklerini anlamak ve küçük, gerçekçi adımlarla yeni deneyimler biriktirmekle mümkün olur.
Hedefini bilen, emek veren, hatta yeterli bilgisi ve becerisi olan birçok kişi yine de bir noktada takılır. Proje son anda bırakılır, başvuru gönderilmez, terfi geldiğinde sevinç yerine panik başlar. Dışarıdan bakıldığında “istemiyor” gibi görünen bu durum, içeriden bakıldığında çoğu zaman yoğun bir zorlanmadır. Bu yazıda başarıyı neyin getirdiğini değil, kişiyi başarıya yaklaştığı anda neyin durdurduğunu konuşuyoruz.
Psikolojik engel ne demektir, dış engelden nasıl ayrılır?
Dış engeller somuttur: zaman yetersizliği, maddi imkânlar, bilgi eksikliği, uygun fırsatın olmaması. Psikolojik engeller ise koşullar uygun olduğunda bile kişiyi harekete geçmekten alıkoyan iç süreçlerdir. Ayırt etmenin basit bir yolu şu soruyu sormaktır: “Koşullar yarın düzelse, bu işi gerçekten yapar mıydım?” Cevap “Muhtemelen yine bir bahane bulurdum” ise, mesele dışarıda değil içeridedir.
Psikolojik engellerin ortak özelliği, kısa vadede kişiyi bir duygudan korumalarıdır. Ertelemek, eleştirilme ihtimalinden; hiç denememek, başarısız olma utancından; işi sonsuza kadar düzeltmek, “yeterince iyi değil” yargısından korur. Bu yüzden onları yalnızca irade ile aşmaya çalışmak çoğu zaman işe yaramaz. Önce neyin korunmaya çalışıldığını görmek gerekir.
Mükemmeliyetçilik başarıyı neden engeller?
Mükemmeliyetçilik dışarıdan yüksek standart gibi görünür ve toplumda çoğu zaman övülür. Ama yüksek standart ile mükemmeliyetçilik aynı şey değildir. Yüksek standartlara sahip kişi işin iyi olmasını ister ve hata yaptığında düzeltip devam eder. Mükemmeliyetçi kişi ise hatayı kendi değerine yönelik bir hüküm gibi yaşar: “Kusurlu iş = kusurlu ben.”
Bu yüzden mükemmeliyetçilik başarıyı birkaç yoldan engeller:
- Başlayamama: Kusursuz yapamayacaksa hiç başlamamayı tercih eder.
- Bitirememe: İş hiçbir zaman “hazır” sayılmaz, teslim sürekli ertelenir.
- Tükenme: Küçük ayrıntılara orantısız emek harcandığı için enerji asıl hedefe yetmez.
- Başarıyı yaşayamama: Hedefe ulaşıldığında bile “daha iyi olabilirdi” düşüncesi sevinci gölgeler.
Mükemmeliyetçilikle çalışırken amaç standartları tamamen düşürmek değil, “yeterince iyi” kavramını tanımlamaktır. Bir iş için önceden “Bu iş şu üç koşulu karşılıyorsa teslim edilir” diye ölçüt koymak, sonsuz düzeltme döngüsünü kırmaya yardımcı olabilir. Mükemmeliyetçiliğin erteleme ile nasıl iç içe geçtiğini merak ediyorsanız ertelenen işler ve prokrastinasyonla başa çıkma yazısı da konuya farklı bir açıdan bakıyor.
Başarısızlık korkusu nasıl fark edilir?
Başarısızlık korkusu her zaman “korkuyorum” diye kendini belli etmez. Çoğu zaman mantıklı gerekçelerin arkasına saklanır: “Şu an zamanı değil”, “Biraz daha hazırlanayım”, “Zaten o işi isteyip istemediğimden emin değilim.” Aşağıdaki işaretler bu korkunun devrede olabileceğini düşündürür:
- Önemli bir sınav, görüşme ya da sunum yaklaştıkça bedensel gerginlik, uykusuzluk, mide sıkışması.
- Sonucun belirsiz olduğu durumlardan kaçınıp yalnızca sonucundan emin olunan işleri seçmek.
- Başarısız olma ihtimalini önceden açıklamak: “Zaten çalışmadım”, “Çok da önemsemiyorum.”
- Başkalarının ne düşüneceğiyle ilgili yoğun zihinsel meşguliyet.
Bu korkunun altında çoğu zaman başarısızlığın kendisinden çok, başarısızlığın anlamı yatar: Hayal kırıklığına uğratmak, sevgiyi ya da saygıyı kaybetmek, “zaten yeteneksizdim” düşüncesinin kanıtlanması. Korkuyla baş etmenin ilk adımı, “Başarısız olursam en çok neyden korkuyorum?” sorusuna dürüst bir cevap vermektir. Sınav dönemlerinde bu korku daha yoğun yaşanıyorsa sınav kaygısı ile özgüven arasındaki bağlantı yazısına da göz atabilirsiniz.
“Sahtekârlık hissi” nedir ve neden en başarılı insanlarda bile görülür?
Psikolojide “imposter fenomeni” olarak bilinen sahtekârlık hissi, kişinin başarılarını kendi yeteneğine değil şansa, tesadüfe ya da başkalarını kandırmış olmasına bağlaması ve bir gün “ortaya çıkacağı” korkusunu taşımasıdır. Bir tanı değil, pek çok kişinin yaşadığı bir deneyimdir.
Bu histeki kişi genellikle şunları söyler:
- “Beni işe aldılar ama aslında o kadar iyi değilim, sadece şanslıydım.”
- “Övgü aldığımda rahatsız oluyorum, hak etmediğimi düşünüyorum.”
- “Bir hata yaparsam herkes gerçekte ne kadar yetersiz olduğumu anlayacak.”
Sahtekârlık hissi ilginç bir şekilde başarı arttıkça azalmaz; bazen tam tersine, yeni bir pozisyon, yeni bir sorumluluk ya da daha görünür bir rol geldiğinde yoğunlaşır. Çünkü her yeni basamak “bu sefer anlaşılacağım” korkusunu tazeler. Bu duyguyla çalışırken işe yarayan yollardan biri, kanıtları yazıya dökmektir: Hangi işi, hangi becerilerle, kimden ne geri bildirim alarak başardınız? Duygu “şanstı” dediğinde, somut kayıtlar daha dengeli bir resim sunar. Benzer bir korkunun kalabalık önünde konuşurken yaşandığını fark ediyorsanız topluluk önünde konuşma korkusu yazısı da size yakın gelebilir.
Öz-sabotaj nasıl işler, kişi neden kendi önünü keser?
Öz-sabotaj, kişinin istediği bir şeye yaklaştığında farkında olmadan onu riske atan davranışlarda bulunmasıdır. Önemli bir sunumdan önceki gece geç saate kadar oturmak, güzel giden bir ilişkide gereksiz kavgalar çıkarmak, terfiden hemen sonra işleri aksatmak bunun örnekleri olabilir.
Dışarıdan anlamsız görünse de öz-sabotajın bir iç mantığı vardır:
- Kontrol hissi: “Başarısız olacaksam, en azından bunu ben seçeyim.”
- Tanıdık olana dönüş: Kişi kendini hep “yetersiz” olarak tanımışsa, başarı tanıdık olmayan ve rahatsız edici bir alandır.
- Bahane üretme: Hazırlanmadan girilen sınavdan düşük not almak, “çalışsam yapardım” düşüncesini korur ve gerçek yeteneğin sınanmasını önler.
- Beklentiden kaçış: Başarı, daha fazla sorumluluk ve beklenti anlamına gelir; bu yük ağır geliyorsa kişi farkında olmadan geri çekilir.
Öz-sabotajı fark etmek için davranışların zamanlamasına bakmak yardımcı olur. Bir hedefe yaklaştıkça tekrar eden bir “kaza”, hastalık, kavga ya da erteleme örüntüsü varsa, bu bir tesadüf olmayabilir. Örüntüyü yargılamadan, merakla izlemek değişimin başlangıcıdır.
Bu engellerle baş etmek için neler yapılabilir?
Aşağıdaki öneriler her kişide aynı sonucu vermez; ama birçok kişi için başlangıç noktası olabilir:
- Engelin adını koyun: “Tembelim” yerine “Eleştirilmekten korktuğum için erteliyorum” demek, sorunu çözülebilir hâle getirir.
- Kendinize konuşma biçiminizi gözden geçirin: Bir arkadaşınıza söylemeyeceğiniz cümleleri kendinize söylüyorsanız, iç sesinizi daha adil bir tona çekmeyi deneyin. Bu konuda kendini sevmek ve değer vermek üzerine yazdığımız yazı yol gösterebilir.
- Küçük ve geri dönülebilir adımlar atın: Büyük hedef yerine bugün yapılabilecek on dakikalık bir adım seçin. Korku, küçük adımlarda daha yönetilebilir olur.
- Sonucu değil süreci ölçün: “Kazandım mı?” yerine “Bugün kaçındığım bir şeyi denedim mi?” diye sorun.
- Destek alın: Engelleri tek başına görmek zordur. Güvendiğiniz bir arkadaşınızla, ailenizle ya da bir mentorunuzdan destek alarak bakış açınızı genişletebilirsiniz.
Motivasyonun tamamen tükendiği dönemlerde ise önce enerjinin nereye gittiğini anlamak gerekir; bu konuda motivasyon kaybı yazısı farklı bir çerçeve sunuyor.
Ne zaman profesyonel destek almak gerekir?
Bu engeller herkesin hayatında zaman zaman görülür. Ancak şu durumlarda bir uzmanla konuşmak faydalı olabilir:
- Aynı örüntü yıllardır farklı alanlarda tekrar ediyor ve kendi çabalarınız yetmiyor.
- Başarısızlık korkusu ya da mükemmeliyetçilik uyku, iştah ve genel ruh hâlinizi belirgin biçimde etkiliyor.
- Kendinizi sürekli yetersiz, değersiz ya da umutsuz hissediyorsunuz.
- İş, okul ya da ilişkilerinizde önemli fırsatları kaçırdığınızı fark ediyorsunuz.
Psikoterapide bu engellerin hangi deneyimlerden beslendiği, hangi düşünce kalıplarıyla sürdüğü ve hangi küçük adımlarla değişebileceği birlikte ele alınır. Bireysel danışmanlık sürecinde bu çalışma kişinin kendi hızına göre ilerler. Yaşadığınız şehirden bağımsız olarak online terapi ile de görüşme yapılabilir.
Sık Sorulan Sorular
Mükemmeliyetçilik iyi bir özellik değil mi?
Yüksek standartlara sahip olmak ve işini özenle yapmak değerli bir özelliktir. Sorun, hatanın kişinin değeriyle eşitlendiği ve hiçbir sonucun yeterli bulunmadığı noktada başlar. Bu noktada mükemmeliyetçilik, verimliliği artırmak yerine düşürmeye başlayabilir.
Sahtekârlık hissi bir psikolojik rahatsızlık mıdır?
Hayır, bir tanı değildir; birçok kişinin yaşadığı bir deneyimdir. Ancak yoğun ve sürekli olduğunda kaygıyı artırabilir, kişinin yeni fırsatlardan kaçmasına yol açabilir. Böyle durumlarda üzerinde çalışmak faydalı olabilir.
Öz-sabotaj yaptığımı nasıl anlarım?
İstediğiniz bir hedefe yaklaştığınız dönemlerde tekrar eden ertelemeler, kavgalar ya da “kazalar” fark ediyorsanız bu bir işaret olabilir. Davranışlarınızın zamanlamasını birkaç hafta not etmek, örüntüyü görmenize yardımcı olur.
Başarısızlık korkusu tamamen geçer mi?
Korku insan olmanın bir parçasıdır ve tamamen yok olması beklenmez. Hedef, korkunun kararlarınızı yönetmesini azaltmaktır. Kişi korkuyu hissederken de adım atabildiğini deneyimledikçe, korkunun etkisi çoğu zaman hafifler.
Nasıl randevu alabilirim?
Randevu sayfasından uygun bir zaman seçebilir ya da 0543 108 25 76 numaralı telefondan Psikoterapist Mehmet Ulubey ile iletişime geçebilirsiniz. Ücret bilgisi için psikoterapi ücretleri sayfasına bakabilirsiniz.
Hedefe yaklaştıkça kendinizi durduruyorsanız
Mükemmeliyetçilik, başarısızlık korkusu ya da kendi önünüzü kesme örüntüsü tekrar ediyorsa; bireysel görüşmelerde bu döngünün neyi koruduğunu birlikte anlayabiliriz.
Bu yazı tanı ve tedavinin yerini tutmaz.
Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.
Yazar HakkındaBu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.
Yüz yüze ya da online görüşme için uygun zamanı belirleyelim.
Randevu Al
İlk görüşü siz paylaşın