Partnerim Beni Anlamıyorsa, Beni Sevmiyordur
Bu inanç doğru mu? Hayır, her zaman değil. Bir partnerin sizi anlamaması, sizi sevmediği anlamına gelmez; anlamak bir beceri ve bilgi meselesidir, sevmek ise bağlılık ve niyetle ilgilidir. Çoğu zaman sorun, ihtiyacın açıkça söylenmemesi, iki kişinin farklı iletişim biçimleri ya da partnerin “anlamayı” çözüm üretmek sanmasıdır. Ancak duygularınız sürekli küçümseniyor, alay konusu oluyor ya da hiç önemsenmiyorsa, bu yalnızca bir anlaşılmama değil, ilişkide ele alınması gereken daha derin bir sorundur.
“Beni gerçekten sevseydi ne hissettiğimi bilirdi.” Bu cümle, yakın ilişkilerde en sık duyulan ve en çok kırgınlık yaratan düşüncelerden biridir. Anlaşılmamak acı verir; bu acı bir süre sonra “demek ki sevmiyor” sonucuna dönüşebilir. Bu yazıda bu inancın neden bu kadar inandırıcı geldiğini, anlamak ile sevmenin neden aynı şey olmadığını ve kendinizi daha anlaşılır kılmak için neler yapabileceğinizi ele alıyoruz.
Kendinizi ve ilişkinizi daha yakından tanıma rehberine şimdi erişin!
“Beni anlamıyorsa sevmiyordur” düşüncesi neden bu kadar inandırıcı gelir?
Bu düşüncenin arkasında çoğu zaman popüler kültürün beslediği bir romantik beklenti vardır: Gerçek aşkta kişi, sevdiğinin ne istediğini söylemeden bilir. Filmlerde, şarkılarda ve dizilerde “seni benden iyi kimse tanımaz” anları sevginin kanıtı olarak sunulur. Bu beklenti, partnerin bir tür zihin okuyucu olmasını ister.
İkinci bir neden, geçmiş deneyimlerdir. Çocuklukta duyguları fark edilmemiş, “abartma”, “ağlanacak bir şey yok” gibi cümlelerle büyümüş biri için anlaşılmamak eski bir yarayı yeniden açabilir. Bu durumda partnerin anlamadığı an, sadece o anın değil, geçmişin de yükünü taşır ve “sevilmiyorum” duygusu çok daha güçlü hissedilir.
Üçüncüsü, yorgunluk ve birikmiş kırgınlıklardır. İlişkide uzun süredir konuşulmamış meseleler varsa, küçük bir anlaşılmama bile “zaten hiçbir zaman umursamadı” sonucuna kolayca bağlanabilir.
Anlamak ile sevmek aynı şey mi?
Değil. Sevgi, partnerinize değer vermek, onun iyiliğini istemek ve ilişkiye emek koymaya istekli olmakla ilgilidir. Anlamak ise sizin iç dünyanızı, ihtiyaçlarınızı ve tepkilerinizin nedenlerini bilebilmeyi gerektirir. Birisi sizi çok sevebilir ama ne hissettiğinizi bilmeyebilir; çünkü bunu öğrenmesi için gerekli bilgiye ya da beceriye sahip olmayabilir.
Aşağıdaki tablo, “anlamamak” ile “önemsememek” arasındaki farkı görmenize yardımcı olabilir:
| Anlamıyor ama önemsiyor olabilir | Önemsemediğine dair işaretler olabilir |
|---|---|
| Açıkladığınızda dinlemeye çalışıyor, soru soruyor | Konuştuğunuzda sürekli konuyu değiştiriyor ya da dinlemiyor |
| Yanlış tepki verdiğini fark edince özür diliyor | Duygularınızı alaya alıyor, “abartıyorsun” deyip geçiyor |
| Size kendi bildiği yolla destek olmaya çalışıyor | İhtiyaçlarınızı defalarca duyduğu halde hiçbir çaba göstermiyor |
| Farklı düşünse de sizin bakışınızı merak ediyor | Sizi küçümsüyor, suçluyor ya da korkutuyor |
Sol sütun, geliştirilebilecek bir iletişim sorununa işaret eder. Sağ sütun ise ilişkinin kendisini daha dikkatli değerlendirmeyi gerektirebilir.
Partneriniz anlamıyor mu, yoksa farklı mı tepki veriyor?
Pek çok anlaşılmama yaşantısı, aslında farklı tepki biçimlerinden kaynaklanır. En yaygın örnek şudur: Bir taraf yaşadığı zorluğu anlattığında dinlenmek ve duygusunun kabul görmesini ister; diğer taraf ise onu rahatlatmanın yolunu çözüm önermekte görür. “Patronunla konuş”, “boş ver, takma” gibi cümleler iyi niyetlidir ama anlatan kişi kendini duyulmamış hisseder.
Benzer şekilde, sevgisini sözle değil yaparak gösteren biri, sizin sözlü onay ihtiyacınızı fark etmeyebilir. Sevgiyi ifade etme ve alma biçimlerindeki bu farklar hakkında daha fazlasını sevgi dillerini anlamak yazısında bulabilirsiniz.
Bazen de sorun sessizliktir: Beklentinizi hiç söylemeden, partnerinizin fark etmesini beklemek ve fark etmediğinde kırılmak. Bu döngünün ilişkiye etkisini susmak mı konuşmak mı yazısında ayrıca ele aldık.
Kendinizi daha anlaşılır kılmak için ne söyleyebilirsiniz?
Partnerinizin sizi anlamasını beklemek yerine, ona sizi anlaması için gereken bilgiyi vermek çoğu zaman daha işe yarar. Bu, sevginin değerini azaltmaz; tersine partnerinize sizi doğru biçimde sevebilmesi için bir yol gösterir. Şu adımlar yardımcı olabilir:
- Önce kendi ihtiyacınızı netleştirin. Şu an çözüm mü, dinlenmek mi, yalnız kalmak mı, sarılmak mı istiyorsunuz? Bunu bilmeden partnerin bilmesini beklemek zordur.
- Konuşmanın başında ne istediğinizi söyleyin. “Sana bir şey anlatacağım, çözüm aramıyorum, sadece dinlemeni istiyorum” cümlesi birçok yanlış anlamayı baştan önler.
- Suçlama yerine deneyiminizi anlatın. “Sen beni hiç anlamıyorsun” yerine “Dün akşam anlatırken telefona baktığında kendimi önemsiz hissettim” demek, savunmayı değil merakı davet eder.
- Anladığını kontrol etmesine fırsat verin. “Benim ne demek istediğimi sence nasıl anladın?” diye sormak, iki kişinin aynı şeyi konuşup konuşmadığını görmenin basit bir yoludur.
- Çabayı fark edin. Partneriniz yeni bir şey denediğinde, mükemmel olmasa bile bunu söyleyin. Fark edilen çaba tekrarlanma eğilimindedir.
Aynı konuyu tersinden, yani partnerinize karşı nasıl daha anlayışlı olabileceğinizi düşünmek de ilişkiye iyi gelir. Pratik öneriler için partneriniz sizi anlamıyorsa ne yapmalısınız ve eşler arasındaki yanlış anlaşılmalar nasıl önlenir yazılarına da göz atabilirsiniz.
Anlaşılmadığınızı hissettiğiniz anda kendinize ne sorabilirsiniz?
Kırgınlığın en yoğun olduğu anda “sevmiyor” sonucuna varmadan önce birkaç saniyelik bir duraklama işe yarayabilir. Kendinize şu soruları sormayı deneyin:
- Ne istediğimi ona açıkça söyledim mi, yoksa fark etmesini mi bekledim?
- Şu an yalnızca bu olaya mı tepki veriyorum, yoksa biriken başka kırgınlıklar da mı var?
- Onun bu tepkisinin, beni önemsememek dışında başka bir açıklaması olabilir mi?
- Bu konuyu şimdi mi, yoksa ikimiz de daha sakinken mi konuşmak daha iyi olur?
Bu sorular duygunuzu küçümsemek için değil, ona daha doğru bir isim vermek içindir. Bazen cevap “aslında hiç söylemedim” olur; bazen de “defalarca söyledim, yine de duyulmadım”. İki cevap da değerlidir ve sizi farklı adımlara yönlendirir.
Bu his ne zaman daha derin bir sorunun işareti olabilir?
Her anlaşılmama bir iletişim farkı değildir. Şu durumlarda yaşadığınız şey, ilişkinin kendisiyle ilgili daha ciddi bir soruna işaret edebilir:
- Duygularınızı açıkça anlatmanıza rağmen sürekli yok sayılıyorsanız
- Hissettikleriniz alay, aşağılama ya da cezalandırmayla karşılanıyorsa
- “Sen çok hassassın”, “bunu hiç söylemedim” gibi cümlelerle kendi algınızdan şüphe etmeye başladıysanız
- Uzun süredir aynı evde ya da aynı ilişkide yalnız hissediyorsanız
Bu tür durumlar hakkında ilişkilerde duygusal yalnızlık ve ilişkide manipülasyon ve duygusal istismarı fark etmek yazıları daha fazla bilgi sunar. Kendinizi güvende hissetmiyorsanız, önceliğinizin kendi güvenliğiniz olduğunu unutmayın.
Çift danışmanlığı bu konuda nasıl yardımcı olabilir?
Anlaşılmama döngüsü çoğu zaman iki kişinin de iyi niyetli olduğu ama aynı dili konuşamadığı bir döngüdür. Çift danışmanlığında amaç kimin haklı olduğunu bulmak değil, ikinizin de bu döngüde nasıl bir rol üstlendiğini görmek, ihtiyaçlarınızı daha açık ifade etmeyi ve birbirinizi daha merakla dinlemeyi denemektir.
Henüz evli değilseniz ve bu anlaşılmama hissi ilişkinin geleceğiyle ilgili soru işaretleri doğuruyorsa, evlilik öncesi danışmanlık beklentilerinizi birlikte konuşmanız için güvenli bir alan sunabilir. Partneriniz görüşmeye katılmak istemiyorsa, kendi duygularınızı anlamak ve ne istediğinize karar vermek için bireysel görüşmeyle de başlayabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Partnerim beni anlamıyorsa sevmediği anlamına mı gelir?
Her zaman değil. Anlamak, bilgi ve beceri gerektirir; partneriniz sizi sevip yine de ne hissettiğinizi bilmeyebilir. Ancak ihtiyaçlarınızı açıkça anlattığınız halde sürekli yok sayılıyor ya da küçümseniyorsanız, bu durumun ilişkide ayrıca ele alınması gerekir.
Seven kişi söylemeden anlamalı değil mi?
Bu yaygın ama gerçekçi olmayan bir beklentidir. Birbirini çok iyi tanıyan kişiler bile her zaman diğerinin zihnini okuyamaz. İhtiyacınızı söylemek sevginin eksik olduğunu değil, ilişkiye yatırım yaptığınızı gösterir.
Ne zaman çift danışmanlığına başvurmalıyız?
Aynı tartışmalar tekrar ediyorsa, konuşmalar sürekli kırgınlıkla bitiyorsa ya da birbirinizden uzaklaştığınızı hissediyorsanız, sorun büyümeden destek almak yararlı olabilir. Sürecin ne kadar süreceği çiftten çifte değişir; ilk görüşmede ihtiyaçlarınız birlikte değerlendirilir.
Partnerim görüşmeye gelmek istemezse ne yapabilirim?
Bireysel görüşmeyle başlayabilirsiniz. Kendi ihtiyaçlarınızı netleştirmek, iletişim biçiminizi gözden geçirmek ve ilişkide ne istediğinizi anlamak, ilişkideki dengeyi de etkileyebilir.
Online çift görüşmesi yapılabilir mi?
Evet. Adana dışında yaşıyorsanız online terapi ile görüşme yapılabilir. Randevu sayfasından uygun bir zaman seçebilir ya da 0543 108 25 76 numaralı telefondan Psikoterapist Mehmet Ulubey ile iletişime geçebilirsiniz. Ücret bilgisi için psikoterapi ücretleri sayfasına bakabilirsiniz.
Anlaşılmamak ilişkinizde yük olduysa
İhtiyaçlarınızı anlattığınız halde birbirinizi duyamıyorsanız, çift danışmanlığında bu döngüyü birlikte görebilir ve birbirinizi daha açık ifade etmeyi deneyebilirsiniz.
Bu yazı tanı ve tedavinin yerini tutmaz.
Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.
Yazar HakkındaBu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.
Yüz yüze ya da online görüşme için uygun zamanı belirleyelim.
Randevu Al
İlk görüşü siz paylaşın