Seven Erkek Neden Aldatır?
Erkekler neden aldatır? Aldatan erkeklerin ifadesiyle “bir çiçekle bahar geçmez” dedikleri için mi yoksa evliliklerinin artık alışkanlık haline gelmesi mi asıl neden? Peki bir erkek eşini sevmesine rağmen yine de eşini aldatır mı?
EVET, ALDATABİLİR !
Aldatma olgusu eşini sevme-sevmeme meselesi değildir. Elbette ki pek çok aldatan kişi eşsini sevmiyor olabilir. Ancak bu “eşini sevseydi aldatmazdı “ demek değildir. Eşini sevdiği halde aldatan erkek sayısı eşini sevmediği için aldatandan daha az değildir; kanaatimce çok daha fazladır.
Meseleyi nedenleri ve sonuçları bağlamında daha bütüncül ve doğrulayıcı bir biçimde ele almalıyız. Hemen ön yargı ile yaklaşmamalıyız. Yargılamadan önce dinamiklerini anlamak lazım; neden oluyor, nasıl oluyor, ne zaman oluyor, niyet ne?
ERKEĞİN ALDATMASININ ALTINDA YATAN DİNAMİKLER NE ?
İnsanların büyük çoğunluğu aldatma ve sadakatsizlik hakkında kulaktan dolma ve pek üzerinde düşünülmemiş sadece yüzeysel bir bakışla kabul edilmiş algılara ve yargılara sahiptir.
Hemen belirtmek isterim ki kadında ki ve erkekte ki aldatma dinamikleri büyük farklılıklar gösterir. (Bkz: Kadınlar Neden Aldatır?)
Partnerini seven erkeklerde ki aldatmanın altında ise sevgi arayışı vs. değil, büyük ölçüde “sahip olma” duygusu yatabilir. Evet erkek aldatmasında fazladan bir kişiye değil, kendisine ait olmayana sahip olma duygusu daha baskındır .
Bu aslında temelde ki “güç , güçlü olma, güçlülük” duygularını yahut algılarının farklı bir tezahürüdür. Çünkü erkek en azından fizyolojik açıdan güçlüdür ya da öyle görünmek ister. Güçlü olmak ise doğası gereği elde edebilme davranışlarına itmektedir.
YA PARTNERİNİN SEVGİ DİLİNİ BİLMİYORSA?
Yapılan tespitler sonucunda sevildiğini hissetmenin, insanın birinci derecedeki duygusal ihtiyacı olduğu sonucuna vardılar. Sevgi için dağları, denizleri aşar, çölleri yürüyerek geçer ve anlatılamayacak güçlüklere katlanırız. Sevgisiz, dağlar aşılamaz, denizler geçilemez, çöller dayanılmaz ve zorluklar yenilemez diye bahsederiz hep.
Ermiş kişiler, sevgi ile güdülenmemiş tüm insan başarılarının, sonuçta, boş olduğunu söyleyerek sevgiyi yüceltmiştir. İnsanlık oyununun son sahnesinde üç karakterin kalacağını söylemiştir: “inanç, umut ve sevgi. Fakat bunların en önemlisi sevgidir.”
İnsanoğlunun kalbinde de samimi olmak ve birbirlerini sevmek için duyulan arzu yatar. Evlilik bu yakınlık ve sevgiye duyulan gereksinimi karşılamak için tasarlanmıştır. Eşi tarafından sevildiğini hissetme gereksinimi evliliğe dair arzuların kalbidir. Yani bu noktada ilişki içerisinde birbirimizin sevgi gereksinimini nasıl karşıladığımız çok önem arz ediyor. Siz eğer partnerinizle kaliteli bir vakit geçirerek sevgi deponuzun dolacağını düşünüyorsanız eşinizin bunu bilmeden sizin deponuzu boş bırakması sizi başka eğilimlere itebilir ve eşinizden soğutabilir.
Bir adam geçenlerde bana şöyle dedi, “Eğer kariniz sizi sevmezse, evin, arabaların, sahilde bir yerin ve geri kalan her şeyin ne önemi var? Her şeyden daha fazla, karim tarafından sevilmeyi istiyorum.” Maddi şeyler duygusal sevginin yerini alamaz. Bir kadın diyor ki, “Beni bütün gün ihmal ediyor ve sonra benimle yatağa atlamak istiyor. Bundan nefret ediyorum.” O seksten nefret eden bir eş değil; yalnızca sevgi için umutsuzca yalvaran bir eş. Maalesef birbirimizin sevgi dilini tanımıyorsak sonrasında seven insanlar olarak da aldatanlar kategorisine girebiliyoruz.
“Cinsellik ve Burç Uyumu” adlı yazıyı okumak için tıklayınız.
Siz eşinizle ile oturup konuşmak istiyorsunuz ama o size çiçek gönderiyor. Siz ev yemeği yemek istiyorsunuz, ama o size sarılarak doyuruyor ise işte aslında sorun sevginizde değil sizi başka yollara iten durumun nedeni birbirinizi sevmemeniz değil, sevgi dilinizdir. İnsanlar sevgi dillerini farklı şekillerde ifade edebilirler.
Biriniz eşinizin sizi sürekli onaylamasından hoşlanıyor bir değiriniz kaliteli hoş bir vakit geçirsek keşke diyebiliyor bir diğeriniz hediye alsa keşke yüzüğümde eskidi diye iç çekiyor, bazısı bana sarılsın, dokunsun deyip fiziksel temas ile tatmin oluyor olabilir. Günde 12 saat eşi ve ailesi için çalıştığını söyleyen bir adamın da, eşi onunla vakit geçirmek, sohbet etmek isteyip deposunun o şekilde dolacağını belirtiyor ise kadın için adamın günlerce çalışması hiç bir anlam ifade etmeyebilir. Sizin için önemli bir şey karşınızdaki için hiçbir şey ifade etmeyebilir. Ya da sizin gerekli bulduğunuz bir şeyi karşı taraf hiç umursamayabilir.
Sonuç olarak “Seven erkek neden aldatır?” yazımda en çok değinmek istediğim konu insanların sevgi diline , sevgi deposuna açıklık getirmek olucaktı. Duygularımızı ifade etme biçimimiz hepimizin farklı farklı öncelikle birbirimizi “tanımak, anlamak, dinlemek, fırsat vermek” gerekiyor.
Aldatma şu ya da bir nedenle olabilen bir unsur .Ama büyük çoğunluk için sorun, çok istemelerine rağmen çift olmayı beceremiyor olmaları. Bavulda çocukluk yaraları, karşılanmamış ihtiyaçlar, kapı kapı gezip bireyciliğin zehirlediği zihninlerle ve sonsuz aşk fantazileri ile bir kapı çıksın ve mutlu etsin beni diye dolanmak. Olmadı mı, o zaman aramaya devam. Sonu olmayan bir döngü. Kadınların da erkeklerin de insan olmaya dair bir olgunlukla bağlanabilmesi, ‘’biz’’ olmayı becermesi, derin bir anlam duygusunu birbirlerine yaşatabilmesi için alınacak çok yol var gibi.
PEKİ YA CİNSEL SORUNLAR?
Kadın veya erkeğin yaşadığı vajinismus, sertleşme, erken boşalma veya cinsel isteksizlik gibi cinsel işlev bozuklukları, çiftlerin tatminsizliğine yol açarak duygusal ve bedenen oluşan bu açığı başka bir kişiyle kapatmaya itebiliyor. Bunun dışında cinsel işlev bozukluğu olmamasına karşın, aldatan kişinin yenilik ve heycan arayışı, cinsel fantezileri eşiyle yapamayacağı düşüncesi, dürtüsellik, doyumsuzluk gibi sorunlarının olması onun sadakatine zarar verebiliyor. Eşini sevse dahi ilişkiyi ve evliliği bitirmenin yerine aldatmayı tercih etmesinin de nedeni olabiliyor.
Peki ya herhangi bir sorun yokken de aldatma gerçekleşebilmektedir. Peki böyle bir durumda aldatma nasıl açıklanır? Cinsel olarak tatmin olan ve birbiriyle ilişkisinde mutlu olan bireyler bile kimi zaman birbirlerini aldatabilir. Buna neden olarak da, “kendilerine engel olamadıklarını” ya da “karşı tarafın çekim gücünün, kendilerinden daha güçlü” olduğu sık sık öne sürülmektedir. Bu durumda kişinin nefsini yani dürtülerini kontrol etmesi önemlidir.
Bu kontrol, davranışları düzene sokan ve şekillendiren beyin yapılarının daha koordineli olarak çalışması şeklinde açıklanabilir. Bu kontrol insanların çekici alternatiflerin cazibesine kapılmasına engel olmaktadır. İnsanlar, daha çekici bir alternatifle karşılaştığında, ani dürtüsel tepkileri ile, uzun süreli ilişkisini korumaya yönelik tepkiler arasında bir çatışma yaşamaktadır. Romantik bir ilişkide olsun veya olmasın, güzel bir insan gördüklerinde, otomatik olarak bu kişiye bir yakınlık hissedilebilmektedir. Çekici insanlarla karşılaşan kişiler, bu insanlara otomatik olarak eğilim göstermeye yönelmekte, aynı kişiler çekici olmayan insanlarla karşılaştığında, bu eğilimin ortadan kalktığı görülmektedir.
EVLİLİĞİ İYİ GİDENLER BAZENDE MACERA OLSUN DİYE ALDATIYOR!
Evliliği iyi giden kişilerin aldatmaları, macera düşüncesiyle olur. Kişiler bunun sonunda ciddî bir suçluluk ve pişmanlık hisseder. Aldatan eşler genellikle “Ben eşimi duygusal olarak değil, sadece cinsel olarak aldattım.” iddiasında bulunur. Fakat cinsel beraberliğin devamı hâlinde duyguların buna katılmaması, beraber olunan kişiyle duygusal bağ oluşmaması mümkün değildir. Bunu erkek hissetmese de kadın hisseder.
İLİŞKİYE EN ÇOK YIPRATAN ALIŞKANLIKLAR DA OLABİLİR!
Bir çiçekle bahar geçmez mi ?
“Eşini aldatan erkeklere bu davranışlarının sebebi sorulduğunda, alman cevap çoğu zaman, “bir çiçekle baharın geçmeyeceğedir. Aslında bunun en önemli sebebi, eşiyle yaşadığı evliliğin monotonluğu ve renksizliğidir. Bir ilişkiyi en çok yıpratan şey alışkanlıktır. Her evlilik de bir müddet sonra alışkanlık hâline gelir.
Bir şeyin alışkanlık hâlini almaması için farklı şekillerde sunulması gerekir. İnsan, eğer ilişkilerini renkli ve çeşitli hâle getirebilirse, alışkanlık tehlikesinden kurtulur. Toplumlarda her şeyi klâsik yaşayarak mutlu olan insanlar da vardır; ama yeni şeyler keşfetmenin mutluluğu ayrıdır. Evlilikte yaşama uygun davranabilmek önemlidir. Beyne sadece belli zevk alanları öğretilirse o olmadığı zaman yaşam sebebinin ortadan kalkacağı düşünülür. Meselâ eşler, cinsellikleri zayıfladığında farklı zevk alanları keşfedebilirler.
Kadın erkek ilişkisinde üç aşama vardır. Birincisi arkadaşlık aşamasıdır, insanî ilişkiler içerisinde giden süreçtir. İkincisi sevgililik, üçüncüsü ise cinsel beraberliktir.
Birçok kişi “Sevgilim, eşim, beni aldatmaz” der ve hayatını buna göre yaşar. Aksi ortaya çıktığında kişinin aldatıldığını kabullenmeye ve bununla baş etmeye hiçbir hazırlığı yoktur. Bir çiftin elinden ilişkilerini, mutluluklarını ve kimliklerini çalabilecek bir eylem var ki, adı aldatma. İlişki sınırlarının bir çeşit ihlali olan aldatma oldukça yaygın bir davranış olmasına rağmen doğası pek anlaşılmamaktadır. Gerçek yaşamda çiftlerin yüzde 60 ile yüzde 75’i sadakatsizliğe rağmen evliliklerine devam etmektedirler. Peki bir erkek eşini ve ya sevgilisini sevse bile partnerini neden aldatabilir?
Genel olarak Erkeğin aldatmasının merkezinde bulacağınız nedenler;
- Cinsel yoğunluk, özlem ve istek veya cinsel işlev bozukluğu
- Duygusal tatminsizlik
- Birbirine bağlayan halatların zedelenmesi
- Sevgi dilini tanımaması
- Net ve şeffaf olmamak
- Yenilik ve macera arayışı
- Daha özgür ve bağımsız hissetmek
Kısaca kaybedilen parçayı yeniden bulmak için bir dilek ya da yitirilen yaşam enerjisini yerine getirme çabasıdır. Bu noktada aldatmaya aradığını bulma teşebbüsü diyebiliriz. Kadın der ki “Bunda ne buldu ki gül gibi karısını aldatıyor?”
Öte yandan aldatmayı ‘başka bir ben arayışı’ olarak da adlandırabiliriz. Şöyle ki, örneğin, bir kadın aldatma motivasyonunu açıklarken evi temizleyen, yemek yapan, çocuklara bakan, kocasını bekleyen, bezgin kadın olmaktan çıkıp iltifat alan, onaylanan, güçlü hisseden biri olduğunu hissetmeye başladığını söyleyebilir. Buradaki temel yeterli, değerli ve özel hissetme ihtiyacı, kısaca arzulanma arzusudur.
Aldatma sonrası bir ilişkinin sağlıklı yürüme ihtimali var mı?
Var ama belli koşulların gerçekleşmesine bağlı. Birincisi her iki tarafın da sorunu aşmaya gönüllü olması, birbirlerini sevdiklerini bilmeleri, ilişkilerinin ihtiyaç ve eksiklerinin neler olduğunu tartmaları gerekiyor . İlişkilerinin aldatmanın açtığı yaraları aşacak potansiyele sahip olması. Olmazsa olmazların başında evlilik dışı ilişkinin bitmesi geliyor. Aldatan eşin olaydaki sorumluğunu kabul edip içten özür dilemesi, her türlü onarma girişimini isteyerek ve titizlikle yapması, eşinin ruh halindeki dalgalanmaları göğüslemesi gerekiyor. Aldatma eşlerin evliliklerinde sorunların neler olduğunun farkına varmasına ve sevgiyi, güveni ve saygıyı arttırıcı çözüm becerilerini geliştirmesine yol açabiliyor. Sakinleşme sağlandıktan sonra, çift evliliklerini yeniden yapılandırıp, daha birbirlerine bağlı ve sağlıklı bir şekilde sürdürebiliyorlar. Eşlerin bu süreçte alanında Uzman Psikolog Mehmet Ulubey’den çift terapisi desteği almaları ile daha sağlıklı bir ilişkiye kavuşmaları sağlanabilir.
Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.
Yazar HakkındaBu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.
Siz de görüşünüzü paylaşın