TEL0543 108 25 76 4,9(406+) Mağaza Ziyaretçi Defteri
Aile ve Evlilik

Çocuk Sahibi Olma Konusunda Anlaşamayan Çiftler Ne Yapabilir?

Çocuk sahibi olma konusunda anlaşamayan çiftler için anlaşmazlığın türünü ayırma, kararı ertelemenin ilişkiye yükü, iki tarafın gerekçe haritası ve aile baskısıyla baş etme üzerine bir rehber.

Psikoterapist Yayımlandı 13 dakika okuma
Akşamüstü balkonda yan yana oturan bir çift; kadın eşine dönüp konuşuyor, erkek düşünceli biçimde şehre bakıyor.

Çocuk sahibi olma anlaşmazlığı yaşayan çiftlerin ilk yapabileceği şey, kimin haklı olduğunu bulmaya çalışmak değil, anlaşmazlığın gerçekte ne olduğunu netleştirmektir. “Eşim çocuk istemiyor” cümlesi bazen “şimdi değil” anlamına gelir, bazen “hiç” anlamına, bazen de “korkuyorum ama nedenini anlatamıyorum” anlamına. Bu üçü birbirinden çok farklı konuşmalar gerektirir.

Bu konu, evdeki pek çok tartışmaya benzemez. Tatile nereye gidileceğinde ya da evin hangi semtte tutulacağında ortada bir yer bulunabilir. Çocukta ise yarım bir seçenek yoktur; karar ya verilir ya da ertelenir. Ertelemek de, fark edilmeden kendi başına bir karara dönüşebilir.

Bu yazıda anlaşmazlığın türünü nasıl ayırabileceğinizi, kararın sürekli ertelenmesinin ilişkiye getirdiği yükü, iki tarafın gerekçelerini konuşulabilir hâle getiren bir hazırlık notunu ve aile baskısıyla nasıl baş edilebileceğini bulacaksınız. Konuşmalar her seferinde aynı yere çıkıyorsa çift danışmanlığının bu karara nasıl katkı sağlayabileceğine de değineceğiz.

Çocuk Sahibi Olma Anlaşmazlığı Neden Diğer Tartışmalara Benzemez?

Çiftler gündelik anlaşmazlıkların çoğunu küçük tavizlerle çözer: Bu yıl senin ailene, gelecek yıl benimkine gideriz. Çocuk sahibi olma kararında bu yol kapalıdır. Birinin “evet”, diğerinin “hayır” dediği bir noktada ortalama bir çözüm bulunmaz.

İkinci fark, bu kararın kişinin kendini nasıl tanımladığıyla iç içe olmasıdır. Biri için ebeveyn olmak, yıllardır hayal ettiği hayatın merkezindedir. Diğeri için çocuksuz bir hayat, özgürlük, kariyer ya da kendi çocukluğundan uzak durma anlamı taşıyabilir. Bu yüzden tartışma kısa sürede “Beni anlamıyorsun” noktasına varabilir.

Üçüncü fark zamandır. Yaş, sağlık ve hayat planları kararın sonsuza kadar açık kalamayacağı hissini doğurur. Eşlerden biri zamanın daraldığını hissederken diğeri acele edilmesinden rahatsız olabilir. Aynı takvime farklı gözlerle bakmak, konuşmayı başlamadan gerer.

Bu farkları bilmek, “Neden bunu da bir yolunu bulup çözemiyoruz?” sorusunun yarattığı suçluluğu hafifletebilir. Zorlandığınız yer, ilişkinizin zayıflığı değil, konunun kendi yapısı olabilir.

“Şimdi Değil” mi, “Hiç” mi? Anlaşmazlığın Türünü Ayırmak

Eşlerden birinin çocuk istemediğini söylemesi, tek bir tutumu anlatmaz. Konuşmaya başlamadan önce hangi tür anlaşmazlığın içinde olduğunuzu ayırmak, yanlış soruyu tartışmaktan korur. Aşağıdaki ayrımlar bunu kolaylaştırabilir:

  • Zamanlama farkı: İkiniz de bir gün çocuk istiyorsunuz ama ne zaman olacağında ayrışıyorsunuz. Burada konuşulacak şey çoğu zaman koşullardır: iş, ev, birikim, sağlık.
  • Temel tercih farkı: Biriniz çocuklu bir hayat istiyor, diğeriniz uzun süredir düşünüp çocuksuz bir hayatı seçiyor. Bu, ikna edilecek bir tereddüt değil, saygı duyulması gereken bir tercihtir.
  • Belirsizlik: Biriniz ne istediğini henüz bilmiyor. “Bilmiyorum” bir yanıttır; ama ne kadar süre bilinmeden kalacağı da konuşulmaya değer.

Bir ayrım daha önemlidir: istememek ile korkmak aynı şey değildir. “Çocuk istemiyorum” diyen kişi aslında iyi bir ebeveyn olamamaktan, maddi yükten ya da ilişkinin değişmesinden korkuyor olabilir. Korkudan kaynaklanan bir “hayır” konuşuldukça değişebilir; düşünülmüş bir tercih ise değişmeyebilir. Hangisi olduğunu dışarıdan tahmin etmek yerine sormak gerekir.

Bu ayrımı yaparken amaç karşı tarafı bir kutuya koymak değildir. Amaç, “Seni ikna etmem gerekiyor mu, yoksa seni anlamam mı?” sorusuna dürüst bir yanıt bulmaktır.

Kararı Sürekli Ertelemek İlişkiye Ne Yük Getirir?

Konu acı verdiği için birçok çift bir noktadan sonra onu hiç açmamayı seçer. Bir arkadaşın yeni doğan bebeğini görmeye gidilen akşamın dönüşünde, arabada ikisinin de düşündüğü ama kimsenin açmadığı konu tam olarak budur. Sessizlik barış gibi görünür, ama çoğu zaman yalnızca tartışmayı ileri bir tarihe taşır.

Gece trafik ışığında bekleyen arabada sessizce oturan bir çift; kadın kucağında hediye çantasıyla cama dönmüş, erkek yola bakıyor.

Ertelemenin ilişkiye yansıması farklı biçimlerde görülebilir:

  • Bebek isteyen eşin her ay sessizce zamanı sayması ve bunu dile getirmeden kırgınlık biriktirmesi.
  • Diğer eşin her konuşmayı bir baskı girişimi olarak algılayıp kendini savunmaya hazır tutması.
  • Cinselliğin rahatlığını yitirmesi; yakınlaşmanın bir “karar anı” gibi yüklü hâle gelmesi.
  • Ev alma, şehir değiştirme ya da iş teklifi gibi başka kararların da bu belirsizlik yüzünden askıda kalması.

Bu tablo zamanla eşlerin birbirinin iç dünyasından uzaklaşmasına katkıda bulunabilir. Konuşulmayan konuların bir ilişkide nasıl mesafe yarattığını evlilikte duygusal uzaklaşma yazısında daha ayrıntılı ele aldık.

Ertelemek her zaman yanlış değildir. Fark, bilinçli bir erteleme ile kaçınma arasındadır. “Bunu bir yıl sonra yeniden konuşalım ve bu arada şunları netleştirelim” demek bilinçli bir ertelemedir. Konunun açılmasından her seferinde kaçmak ise kararı, ikinizin de seçmediği bir yöne bırakmak anlamına gelebilir.

Eşim Çocuk İstemiyor: Onun Gerekçesini Nasıl Dinleyebilirim?

“Eşim çocuk istemiyor” diye düşünen kişi çoğu zaman konuşmaya ikna etmek için girer. Oysa ikna çabası, karşı tarafın gerekçesini daha da sıkı savunmasına yol açabilir. Daha işlevsel bir başlangıç, önce gerekçeyi gerçekten anlamaya çalışmaktır.

Çocuk istememenin arkasında birbirinden çok farklı nedenler olabilir: kendi çocukluğunda yaşadıklarını tekrarlama korkusu, maddi güvensizlik, kariyer planları, bedensel ya da ruhsal sağlıkla ilgili endişeler, daha önce yaşanmış bir gebelik kaybı, ilişkinin kendisinin henüz yeterince sağlam olmadığı hissi ya da çocuksuz bir hayatı gerçekten tercih etmek. Bu nedenler aynı sözle ifade edilse de aynı konuşmayı gerektirmez.

Dinlerken yardımcı olabilecek birkaç soru şunlar olabilir:

  • “Çocuk düşündüğünde aklına gelen ilk sahne ne?”
  • “Bu konuda seni en çok zorlayan şey ne: bugünkü koşullar mı, gelecekle ilgili bir korku mu?”
  • “Bir şey değişse fikrin değişebilir mi, yoksa bu senin için net bir tercih mi?”

Bu soruların amacı yanıtı yakalayıp karşı argüman kurmak değildir. Duyduğunuzu kendi cümlelerinizle geri söylemek (“Yani asıl kaygın, bizim aramızdaki dengenin bozulması”) eşinize anlaşıldığını gösterir. Bunun bir ilişkide neyi değiştirebileceğini evlilikte empati yazısında anlattık.

Ben hazır değilim, eşim baskı yapıyor diye hissediyorsanız

Aynı anlaşmazlığın öbür tarafında olmak da zordur. Hazır olmadığınızı söylediğiniz her seferde eşinizin hayal kırıklığını görmek, bir süre sonra konuyu tümüyle kapatma isteği doğurabilir. Burada yardımcı olan, “hayır”ınızın içini doldurmaktır: Neye hazır değilsiniz, hangi koşullar sizin için bir şeyi değiştirebilir, hangisi değiştirmez? Net bir tercih varsa bunu açıkça söylemek, belirsiz bir “belki ileride” bırakmaktan daha adil olabilir.

İki Taraf İçin Gerekçe Haritası: Konuşmaya Nasıl Hazırlanılır?

Bu konuşma çoğu zaman iki kişinin aynı anda kendini anlatmaya çalışmasıyla tıkanır. Konuşmadan önce her birinizin ayrı ayrı bir not hazırlaması, ilk dakikada savunmaya geçmeyi azaltabilir. Akşam, birbirinizden ayrı köşelerde yirmi dakika ayırmak ve elinizde bir kâğıt olması yeterlidir.

Akşam aynı salonun iki ayrı köşesinde; kanepede deftere yazan bir kadın ve pencere önündeki masada not alan eşi.

Notu şu beş başlıkla kurabilirsiniz:

  • Aklımdaki sahne: “Çocuklu bir hayat” ya da “çocuksuz bir hayat” dediğimde gözümün önüne gelen somut gün nasıl?
  • Beni çeken ve beni korkutan: Bu seçenekte en çok neyi istiyorum, en çok neyden çekiniyorum?
  • Değişebilir ve değişmez: Hangi gerekçem koşullara bağlı (ev, iş, birikim), hangisi benim için bugün net bir sınır?
  • Zaman: Bu konuda benim için gerçek bir zaman sınırı var mı, varsa neye dayanıyor?
  • Senden duymaya ihtiyacım olan: Konuşmanın sonunda eşimden hangi cümleyi duymak beni rahatlatırdı?

Notları hazırladıktan sonra karşılıklı okumak yerine sırayla ilerleyebilirsiniz. Biriniz bir başlığı okur, diğeri yanıt vermeden önce duyduğunu bir cümleyle özetler. Ardından roller değişir. Bu yöntem konuşmayı yavaşlatır; bu konuda yavaşlamak çoğu zaman bir kazançtır.

Bu not bir test değildir ve bir karar üretmez. Bir başlığı boş bırakabilirsiniz; henüz netleşmemiş ya da paylaşmaya hazır olmadığınız bir konu olabilir ve bu da konuşulacak bir bilgidir. Not almak sizi yoruyorsa aynı soruları yürüyüşte birbirinize sorarak da başlayabilirsiniz. Asıl amaç, tartışmanın “evet mi hayır mı” sorusundan “neden” sorusuna kaymasıdır.

Konuşma sırasında hangi cümleler kapıyı kapatır?

Bazı cümleler iyi niyetle söylense de konuşmayı hızla bitirir. “Zamanla istersin, herkes öyle”, “Bencillik ediyorsun”, “Sevseydin isterdin” ya da “Ya çocuk ya ben” gibi ifadeler karşı tarafın gerekçesini geçersiz kılar. Ultimatom bir sınırı ifade ediyorsa onu bir tehdit olarak değil, kendi ihtiyacınız olarak ve sakin bir anda söylemek daha dürüst bir yoldur.

Tıbbi Sorular ve Zaman Baskısı Nasıl Ayrı Tutulur?

Bu kararda yaş ve doğurganlıkla ilgili sorular sık sık konuşmanın içine girer. “Biraz daha beklesek geç kalır mıyız?” sorusunun yanıtı psikolojik değil, tıbbidir ve kişiye göre değişir. Böyle bir soru ikinizin kararını etkiliyorsa kadın hastalıkları ve doğum ya da üroloji hekimiyle görüşmek, tahminlere dayalı tartışmaktan daha sağlıklı bir zemin sağlar.

Tıbbi bilgiyi ve duygusal kararı ayrı tutmak işe yarayabilir. Hekimden alınan bilgi, kararın ne kadar süre açık kalabileceği konusunda fikir verebilir; ama hangi hayatı istediğiniz sorusunu yanıtlamaz. Tersinden, bir danışmanlık görüşmesi duygularınızı ve gerekçelerinizi konuşmanıza yardım eder; ama sağlıkla ilgili bir soruya yanıt vermez.

Daha önce gebelik kaybı yaşadıysanız ya da tedavi süreçlerinden geçtiyseniz anlaşmazlığın bir kısmı aslında yas ve yorgunlukla ilgili olabilir. Biriniz yeniden denemeye hazırken diğeriniz o dönemin ağırlığını hâlâ taşıyor olabilir. Bunu “çocuk istemiyor” diye okumak yerine yaşanan kaybın konuşulmasına alan açmak gerekebilir.

Aile Büyüklerinin “Ne Zaman?” Sorusuyla Nasıl Baş Edilir?

Bayram sofrasında, bir düğün çıkışında ya da telefonda gelen “Torun ne zaman?” sorusu, zaten zor olan konuşmanın üzerine bir yük daha ekler. Eşlerden biri kendi ailesinin beklentisini taşırken diğeri bu soruyu kendine yöneltilmiş bir baskı olarak yaşayabilir.

Kalabalık aile sofrasında genç çifte doğru eğilip soru soran yaşlı bir kadın; çift kısa bir bakışla birbirine bakıyor.

Burada yardımcı olan, ailelere ne söyleyeceğinizi önceden birlikte belirlemektir. Ortak bir kısa cümle, ikinizi de aynı tarafta tutar: “Bu bizim aramızda konuştuğumuz bir konu, zamanı gelince sizinle paylaşırız.” Kararınızın ayrıntısını ya da aranızdaki anlaşmazlığı aile büyükleriyle paylaşmak zorunda değilsiniz.

Bir başka ilke de herkesin kendi ailesiyle konuşmasıdır. Eşinizin annesine sizin açıklama yapmanız, sizi istemediğiniz bir role yerleştirebilir. Kendi ailesine sınırı koymak, o ailenin çocuğu olan eşin üstlenebileceği bir sorumluluktur.

Hiç Uzlaşamazsanız Ne Olur?

Bu yazının dürüst olması gereken yer burasıdır: Bazı çiftler, iyi niyetli ve uzun konuşmalara rağmen bu konuda ortak bir noktaya varamayabilir. Bunun nedeni çoğu zaman sevgisizlik ya da yetersiz çaba değil, iki kişinin hayattan gerçekten farklı şeyler istemesidir.

Böyle bir noktada çiftlerin önünde birkaç yol olabilir. Biri, kararı belirli bir süre için ertelemek ve o sürede neyin netleşmesi gerektiğini birlikte tanımlamaktır. Bir diğeri, eşlerden birinin fikrinin baskı altında değil, gerçekten değişmesidir. Fikir değişimi kişinin kendi özgür değerlendirmesine dayanmalıdır; dışarıdan zorlanmamalıdır.

Bazen de çiftler, bu farkın ilişkinin geleceğini nasıl etkilediğini konuşmak zorunda kalır. Bu konuşma korkutucudur, ama ertelendiğinde daha ağırlaşabilir. Biri istemediği bir ebeveynliğe, diğeri vazgeçtiği bir hayale razı olduğunda ortaya çıkan kırgınlık, yıllar sonra da ilişkiyi etkileyebilir. Hangi yolun seçileceği yalnızca çiftin kararıdır.

Çift Danışmanlığı Bu Kararda Nasıl Yardımcı Olabilir?

Çift danışmanlığında amaç, eşlerden birini haklı çıkarmak ya da çifti belirli bir karara yönlendirmek değildir. Danışman, çocuk sahibi olma ya da olmama yönünde taraf tutmaz. Görüşmelerde her iki tarafın gerekçelerinin duyulabileceği, konuşmanın kavgaya dönmeden sürdürülebileceği bir alan kurulur.

Aynı konuşma aylardır aynı cümlelerle dönüyorsa, konu açıldığında biriniz susup diğeriniz yükseliyorsa ya da kararsızlık başka alanlara da sızmaya başladıysa destek almayı düşünebilirsiniz. Hangi işaretlerin çift terapisini düşündürebileceğini çift terapisine ne zaman gidilmeli yazısında ayrıca ele aldık. Hazırladığınız gerekçe haritası, ilk görüşmede başlangıç noktası olarak kullanılabilir.

İlk görüşmede sormak isteyebileceğiniz sorular şunlar olabilir:

  • “Görüşmelerin amacı bizi bir karara götürmek mi, yoksa kararı daha net konuşabilmemizi sağlamak mı?”
  • “Bireysel görüşmeler de olacak mı, olursa bu görüşmelerde konuşulanlar nasıl ele alınır?”
  • “Görüşmede anlattıklarımızın gizliliği ve sınırları nasıl işler?”

Sürecin süresi çiftin ihtiyacına ve hedeflerine göre değişir; bir karara varılacağı ya da varılan kararın herkesi memnun edeceği önceden söylenemez. Görüşmeler, kararın kimseye baskı yapılmadan, iki kişinin de kendini duyulmuş hissettiği bir yerden verilmesine yardım etmeyi hedefler.

Beklemeden harekete geçilmesi gereken durumlar

Eşlerden biri diğerinin bilgisi dışında doğum kontrolünü engelliyor, gebeliğe ya da gebeliği sonlandırmaya zorluyor, tehdit ediyor ya da evde fiziksel şiddet yaşanıyorsa bu bir anlaşmazlık değil, güvenlik sorunudur. Böyle bir durumda danışmanlık randevusunu beklemeyin; güvenliğinizi sağlayın ve 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayın.

Bu Kararı Birlikte Konuşmak İsterseniz

Çocuk sahibi olma konusundaki anlaşmazlığınızı, ikinizin de duyulduğu bir ortamda konuşmak için görüşme planlayabilirsiniz. Görüşmeler Adana’da yüz yüze ya da Türkiye’nin her yerinden online yapılabilir. Süreç hakkında bilgi almak için çift danışmanlığı sayfasına göz atabilir ya da 0543 108 25 76 numarasını arayabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Eşim çocuk istemiyorsa ilişkimiz bitmek zorunda mı?

Hayır, bu kendiliğinden bir sonuç değildir. Bazı çiftlerde “istemiyorum” cümlesinin altında konuşuldukça değişen korkular bulunur. Bazılarında ise net bir tercih vardır ve çift, bu farkla nasıl yaşayacağını ya da yaşayıp yaşayamayacağını birlikte konuşmak durumunda kalır.

Bu konuyu evlenmeden önce konuşmak gerekir mi?

Mümkünse evet. Evlilik öncesinde çocuk konusundaki beklentileri açıkça konuşmak, ileride sürpriz bir ayrışmayla karşılaşma ihtimalini azaltabilir. Bu ve benzeri konular evlilik öncesi danışmanlık kapsamında da ele alınabilir.

Bir çocuk ilişkimizdeki sorunları çözer mi?

Bir çocuğun ilişkideki mevcut sorunları ortadan kaldıracağı varsayımı gerçekçi değildir. Çocuk, ilişkiye yeni sorumluluklar ve yeni bir düzen getirir. Aranızdaki iletişim sorunlarını bu kararın öncesinde konuşmak, kararın kendisini de daha sağlıklı bir zemine taşır.

İkinci çocuk konusunda anlaşamıyorsak da aynı şeyler geçerli mi?

Benzer adımlar kullanılabilir, ama ikinci çocuk kararında konuşmanın içeriği farklıdır. Bu kez ilk çocuğun bakımındaki yük paylaşımı, uyku, iş düzeni ve ilk yıllarda yaşananlar gerekçelerin merkezine yerleşir. Gerekçe haritasındaki “değişebilir ve değişmez” başlığı burada özellikle işe yarayabilir.

Eşim bu konuda görüşmeye gelmek istemiyorsa ne yapabilirim?

Tek başınıza görüşmeye başlamanız mümkündür. Bu görüşmelerde kendi isteğinizi, kırgınlığınızı ve eşinizle bu konuyu nasıl açtığınızı ele alabilirsiniz. Eşinizin ileride katılıp katılmayacağı onun kararıdır.

Çocuk kararını ikinizin de duyulduğu bir yerden konuşun

Anlaşmazlığınızın nerede düğümlendiğini ve gerekçelerinizi nasıl konuşabileceğinizi ele almak için görüşme planlayabilirsiniz; Adana'da yüz yüze ya da online.

Bu yazı tanı ve tedavinin yerini tutmaz.

Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Yazar

Psikoterapist Mehmet ULUBEY

Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.

Yazar Hakkında
Bu yazıyı paylaş
WhatsApp Facebook X LinkedIn E-posta

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.

İlk görüşü siz paylaşın

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Görüşünüz incelendikten sonra yayına alınır.

Kişisel sağlık bilgisi paylaşmayınız. Bu alan bir danışmanlık kanalı değildir; randevu için iletişim sayfasını kullanın.

İlgili yazılar

Tüm Makaleler
Aile ve Evlilik

Çocuk Yetiştirirken Ebeveynler Farklı Kurallar Koyuyorsa Ne Yapmalı?

Ebeveynler arasında kural farkını, çocuğun bu boşluğu nasıl kullandığını, üç sütunlu ortak kural listesini…
Aile ve Evlilik

Yeniden Evlilik ve Üvey Aile Düzeni: Yeni Bir Denge Kurmak

Yeniden evlilik sonrası üvey aile düzeninde yeni eşin rolü, çocukla ilişkinin temposu, iki hane…
Aile ve Evlilik

Boşanmayı Çocuğa Nasıl Anlatmalı? Yaşa Göre Yol Gösterici Öneriler

Boşanmayı çocuğa anlatmak isteyen ebeveynler için rehber: konuşmadan önce ortak dil, ilk konuşmanın zamanlaması,…
4,9 406+ Google yorumu
WhatsApp Hemen Ara