Akran Zorbalığına Uğrayan Çocuğa Nasıl Destek Olunur?
Akran zorbalığına uğrayan çocuğu olan ebeveynler için rehber: zorbalığı kavgadan ayırma, anlatmayan çocukta değişiklikler, ilk konuşma, okula götürülecek olay notu ve okulla iş birliği.
Akran zorbalığına uğrayan bir çocuğa destek olmanın ilk adımı, onu sorguya çekmeden dinlemek ve “İyi ki bana anlattın” diyebilmektir. İkinci adım, yaşananları sakin bir dille not edip okulla birlikte bir plan kurmaktır. Çocuğun kendini savunamamış olması onun kusuru değildir; zorbalığı durdurmak, çocuğun değil yetişkinlerin sorumluluğudur.
“Çocuğum zorbalığa uğruyor” diye düşündüğünüz an, genellikle elinizde kesin bir bilgi yoktur. Çocuk eve sessiz dönmüştür, bir arkadaşının adını artık hiç anmamaktadır ya da sabahları karnı ağrımaktadır. Anlatmasını bekledikçe endişeniz büyür, sorduğunuzda ise “Bir şey yok” cevabını alırsınız. Bu arada kalmak, ebeveyn için en zor yerlerden biridir.
Bu yazıda akran zorbalığını sıradan arkadaş anlaşmazlığından ayıran ölçütleri, anlatmayan çocukta izlenebilecek değişiklikleri, çocuk anlattığında ilk konuşmanın nasıl kurulabileceğini ve okula götürebileceğiniz kısa bir olay notunu bulacaksınız. Okulla görüşmenin sırası, evde işe yarayan ve işi zorlaştıran tepkiler ile hangi durumda beklemeden yardım istemeniz gerektiği de ayrı başlıklarda yer alıyor.
Akran Zorbalığı Nedir, Arkadaş Kavgasından Nasıl Ayrılır?
Her itişme, alay ya da küslük akran zorbalığı değildir. Çocuklar arasında anlaşmazlık olur; bir gün küsüp ertesi gün aynı oyunda buluşabilirler. Zorbalığı ayıran iki özellik vardır: taraflar arasında gerçek ya da algılanan bir güç dengesizliği bulunur ve davranış tekrar eder ya da tekrar etme ihtimali yüksektir. Tek seferlik bir kaba söz ile haftalardır aynı çocuğa yönelen alay aynı şey değildir.
Güç dengesizliği yalnızca boy ya da kuvvet farkı değildir. Kalabalık bir grubun tek bir çocuğa yönelmesi, sınıfta sözü geçen bir öğrencinin diğerlerini birine karşı yönlendirmesi ya da çocuğun karşılık verdiğinde daha kötüsüyle karşılaşacağını bilmesi de güç farkıdır. Bu yüzden “Sen de ona aynısını yap” önerisi çoğu zaman gerçekçi değildir.
Zorbalık birkaç biçimde görülebilir ve bunlar bir arada da yaşanabilir:
- Bedensel: itme, çelme takma, vurma, eşyaya zarar verme ya da eşyayı saklama.
- Sözel: lakap takma, dış görünüş, aksan, aile ya da maddi durumla alay etme.
- İlişkisel: oyundan ve gruptan dışlama, hakkında dedikodu yayma, diğer çocukları onunla konuşmamaya zorlama.
- Dijital: mesaj gruplarından atma, küçük düşürücü paylaşım, izinsiz fotoğraf ya da video yayma.
Aradaki farkı anlamak için şu soruyu sorabilirsiniz: “Bu durumda iki çocuk da karşılık verebiliyor mu, yoksa biri hep susan, geri çekilen taraf mı?” İki çocuğun eşit biçimde tartıştığı bir kavgada öncelik, anlaşmazlığı çözmelerine yardım etmektir. Tek taraflı ve tekrar eden bir durumda ise öncelik, çocuğu korumak ve davranışı durduracak yetişkinleri devreye sokmaktır.
Çocuğum Zorbalığa Uğruyor Olabilir mi? Anlatmayan Çocukta Değişiklikler
Bazı çocuklar yaşadıklarını hiç anlatmaz. Utanabilir, “ispiyoncu” denmesinden çekinebilir, anlatırsa durumun büyüyeceğinden ya da sizin üzüleceğinizden korkabilir. Anlatmaması size güvenmediği anlamına gelmez; çoğu zaman sizi ya da kendini korumaya çalışır.
Bu dönemde tek bir işarete değil, çocuğun kendi alışkanlıklarına göre neyin değiştiğine bakmak daha yol göstericidir:
- Okul çevresinde: Okula gitmeye isteksizlik, servise binmek istememe, teneffüsü ya da yemekhaneyi anlatmaktan kaçınma, belirli bir dersin ya da günün öncesinde gerginleşme.
- Eşyalarda: Açıklanamayan kayıplar, yırtılmış defterler, sık sık “unutulan” beslenme ya da harçlık.
- Arkadaşlıkta: Adını sık andığı çocuklardan hiç bahsetmeme, doğum günü davetlerinin kesilmesi, hafta sonu kimseyle buluşmak istememe.
- Bedende ve uykuda: Okul sabahlarına yoğunlaşan karın ya da baş ağrısı, uykuya dalmakta zorlanma, iştah değişikliği.
- Telefonda: Mesaj gelince irkilme, telefonu aniden kapatma ya da tam tersine ekrandan hiç ayrılamama.
Bu değişikliklerin hiçbiri tek başına zorbalığı kanıtlamaz. Okul sabahlarındaki sıkıntı çocuklarda ayrılık kaygısı ile, yeni sınıfa ya da okula geçişteki zorlanma ise uyum sorunları ile de ilişkili olabilir. Tekrarlayan bedensel yakınmalarda çocuk doktorunun değerlendirmesi de ayrıca gereklidir; ağrıyı yalnızca psikolojik bir nedene bağlamayın. Buradaki amaç tanı koymak değil, çocuğunuzla konuşurken nereden başlayacağınızı görmektir.
Çocuğunuz Anlattığında İlk Konuşma Nasıl Olmalı?
İlk tepkiniz, çocuğun bundan sonra size anlatmakta kendini ne kadar rahat hissedeceğini etkileyebilir. Öfkelenmeniz çok doğaldır; ama çocuk bu öfkeyi kendisine yönelmiş gibi algılayabilir ya da “Annem babam okula gidip olay çıkaracak” diye anlattığına pişman olabilir. İlk anda sert bir tepki verdiyseniz de konuşma onarılabilir: “Dün çok sinirlendim, sana kızmadım; anlattığın için teşekkür ederim” demek kapıyı yeniden aralar.

Göz göze oturup soru sormak bazı çocuklara baskı gibi gelir. Yan yana yürürken, arabada ya da birlikte bir iş yaparken konuşmak daha kolay olabilir. Konuşurken şu üç şeye dikkat edebilirsiniz:
- Önce inandığınızı gösterin: “Anlattığın için teşekkür ederim, bu kolay değildi” gibi kısa bir cümle yeterlidir. Ayrıntıları hemen sorgulamayın.
- Suçu çocuktan uzaklaştırın: “Neden karşılık vermedin?”, “Sen de onlara yaklaşmasaydın” gibi cümleler, çocuğa kendini savunamamanın bir kusur olduğunu düşündürür. Bunun yerine “Böyle davranılması senin suçun değil” deyin.
- Adım atmadan önce haber verin: “Bunu öğretmeninle konuşmam gerekiyor; ne söyleyeceğimi önce seninle konuşacağım” diyerek çocuğun kontrolü tamamen kaybetmediğini hissettirin.
Çocuk ayrıntıları anlatmakta zorlanıyorsa “En zor an hangisiydi?” ya da “Teneffüste kimin yanında duruyorsun?” gibi dar sorular geniş sorulardan daha kolay cevaplanır. Duygusunu adlandırmakta zorlanan küçük çocuklarda çocuklarda duygusal zekâ yazısındaki duyguları adlandırma önerileri bu konuşmayı kolaylaştırabilir.
Bu konuşmanın ardından sizin de yoğun duygular yaşamanız çok anlaşılırdır: öfke, suçluluk, “Neden daha önce fark etmedim?” sorusu. Bu duyguları çocuğun yanında değil, eşinizle ya da güvendiğiniz bir yetişkinle konuşmak, çocuğun sizi korumak için yeniden susma ihtimalini azaltır. Okula gitmeden önce birkaç saat beklemek, görüşmede daha sakin ve somut konuşmanızı da kolaylaştırır.
Çocuğa asla anlatmama sözü vermeyin. “Kimseye söylemeyeceğim” deyip ardından okula gitmek, güveni zedeler. Bunun yerine kime, ne kadarını anlatacağınızı birlikte konuşabilirsiniz.
Olay Notu: Okulla Konuşmadan Önce Ne Yazmalısınız?
Okulda “Çocuğum zorbalığa uğruyor” demek, çoğu zaman genel bir şikâyet olarak karşılanabilir. Somut olaylar ise öğretmenin ve rehberlik servisinin neyi izleyeceğini netleştirir. Bu yüzden görüşmeden önce, çocuğun anlattıklarını ve sizin gördüklerinizi kısa bir notta toplamak işe yarar.
Her olay için şu beş satırı doldurabilirsiniz:
- Ne zaman? Gün ve yaklaşık saat; teneffüs, servis, ders arası ya da okul çıkışı.
- Nerede? Sınıf, bahçe, koridor, tuvalet önü, servis ya da mesaj grubu.
- Ne oldu? Yorum katmadan, olabildiğince çocuğun kendi sözleriyle.
- Kimler vardı? Davranışı yapan, izleyen ve varsa araya giren çocuklar ya da yetişkinler.
- Sonrasında ne değişti? O akşam ya da ertesi sabah evde fark ettikleriniz.
Doldurulmuş bir satır şöyle görünebilir: “Salı, öğle teneffüsü, bahçedeki kantin önü. Üç çocuk ‘Sen bizimle oynayamazsın’ deyip top oyunundan çıkarmış; biri çantasını yere atmış. Nöbetçi öğretmen yokmuş. O akşam yemekte hiç konuşmadı, çarşamba sabahı karnının ağrıdığını söyledi.” Görüldüğü gibi bu satırda kimse hakkında yorum ya da etiket yok; yalnızca yaşanan ve sonrasında fark edilen var.
Bu not, çocuğunuzu ya da diğer çocukları yargılamak için değil, okulun kendi gözlemiyle karşılaştırabileceği bir tablo sunmak içindir. Tarihler ve yerler tekrar ettiğinde, öğretmen hangi saatte ve nerede daha dikkatli olması gerektiğini görebilir. Hatırlamadığınız ayrıntıyı tahminle doldurmayın; “Emin değilim” yazmak daha güvenilirdir.
Dijital zorbalık varsa mesajların ve paylaşımların ekran görüntüsünü tarih görünecek şekilde alın, çocuğun cevap yazmasını engellemeye çalışmadan önce kaydı saklayın. Bu kayıtları veli mesaj gruplarında ya da sosyal medyada paylaşmayın; yalnızca öğretmen, rehberlik servisi veya okul idaresi gibi konuyla ilgilenecek kişilere, gerektiği kadarını gösterin. Notu tutmak için çocuğu her akşam sorguya çekmeyin; o gün anlattığı bir şey olduysa kısa bir satır eklemeniz yeterlidir.
Okulla İş Birliği: Kiminle, Hangi Sırayla Görüşülür?
Zorbalığı durdurabilecek yetişkinler okuldadır. Bu yüzden ilk adım, olayı okulun resmî yolundan iletmektir. Genellikle sıra şöyle ilerler:

- Sınıf öğretmeni ya da sınıf rehber öğretmeni: Olayların çoğu onun gözlem alanındadır. Görüşme için randevu isteyin; kapı önünde ayaküstü konuşmak yerine oturup notunuzu paylaşın.
- Okulun rehberlik servisi: Çocuğun okulda güvenle başvurabileceği bir yetişkin belirlenmesi, sınıf içi çalışmalar ve ilgili ailelerle görüşme genellikle bu servisle planlanır.
- Okul idaresi: Olaylar sürüyorsa ya da güvenlik riski varsa müdür yardımcısı veya müdürle görüşün ve başvurunuzu yazılı olarak iletin.
Görüşmede suçlu aramak yerine ortak hedefi söyleyin: “Çocuğumun okulda güvende olmasını ve bu davranışın durmasını istiyorum.” Ardından üç şeyi netleştirin: okul neyi izleyecek, çocuğunuz okulda sıkıştığında kime gidecek ve ne zaman tekrar görüşeceksiniz. Bir iki hafta sonra kısa bir takip görüşmesi istemek, konunun unutulmamasını sağlar.
Diğer çocuğun ailesiyle okul dışında, kendi başınıza yüzleşmek çoğu zaman durumu çocuklar arasında daha da büyütebilir. Aileler arasındaki iletişimi okul aracılığıyla kurmak, hem çocuğunuzu hem de diğer çocuğu korur.
Evde Ne Yardımcı Olur, Ne İşi Zorlaştırır?
Okul süreci işlerken evde çocuğun kendini yeniden güvende hissedebileceği bir alan kurmak önemlidir. Bu, zorbalığı konuşmayı sürekli gündemde tutmak demek değildir.

Yardımcı olabilecekler:
- Okul dışında kendini iyi hissettiği bir ortamı güçlendirmek: bir spor, müzik ya da sanat etkinliği, okul dışından bir arkadaşla buluşma.
- Zor anlar için birlikte kısa cümleler çalışmak: “Dur, bunu istemiyorum” deyip uzaklaşmak ve bir yetişkine gitmek. Amaç kavgayı kazanmak değil, güvenli yere çekilmektir.
- Günlük sohbete “Bugün seni en çok ne güldürdü, en çok ne zorladı?” gibi iki yönlü bir soru eklemek.
İşi zorlaştırabilecekler:
- “Sen de vur” ya da “Takma, geçer” demek. İlki çocuğu cezalandırılacağı bir duruma sokabilir, ikincisi yaşadığını küçümser.
- Dijital zorbalıkta telefonu ya da tableti tamamen elinden almak. Çocuk bunu ceza olarak algılayabilir ve bir dahaki sefere anlatmayabilir. Bunun yerine engelleme ve şikâyet seçeneklerini birlikte kullanabilirsiniz.
- Çocuğun önünde diğer çocuğu ya da ailesini aşağılamak. Bu, çocuğun aynı sınıfta kendini güvende hissetmesini zorlaştırabilir.
Hangi Durumda Beklememelisiniz?
Aşağıdaki durumlarda olay notunu tamamlamayı ya da okulun sıradaki görüşmesini beklemeyin; aynı gün okul idaresine ulaşın ve bir uzmandan değerlendirme isteyin:
- Çocuğun okula gitmeyi tamamen reddetmesi ya da okulda panik benzeri yoğun sıkıntı yaşaması,
- Uyku, yeme ve günlük işlerinde belirgin ve süren bir bozulma,
- Tehdit, şantaj ya da mahrem görüntülerin paylaşılması,
- Okulun bildirdiğiniz olaylara rağmen hiçbir adım atmaması.
Acil yardım gereken durumlar
Çocuğunuz yaralanmışsa, ciddi bir fiziksel tehdit altındaysa ya da “Ölmek istiyorum”, “Keşke hiç olmasam” gibi sözler söylüyor veya kendine zarar veriyorsa rutin bir randevuyu beklemeyin. 112’yi arayın ya da en yakın acil servise başvurun. Bu sözleri ciddiye almak, çocuğu korkutmak değil, onu korumaktır.
Çocuk Danışmanlığı Ne Zaman Düşünülebilir, İlk Görüşmede Ne Konuşulur?
Zorbalık durduktan sonra da bazı çocuklarda etkileri bir süre devam edebilir: okulda yeni arkadaşlık kurmaktan çekinme, kendini sürekli tetikte hissetme ya da kendisi hakkında “Kimse beni sevmez” gibi cümleler kurma. Bu değişiklikler haftalarca sürüyor ya da günlük hayatını belirgin biçimde zorluyorsa çocuk danışmanlığı hem çocuğa hem size destek olabilir.
Görüşmede yalnızca çocukla değil, ebeveynle de çalışılabilir. Okula ne kadar müdahale edeceğinizi, çocuğun kendi sesini nasıl bulacağını ve evdeki konuşmaları nasıl sürdüreceğinizi birlikte düşünmek, ebeveyn olarak yaşadığınız kaygıyı da hafifletebilir. Sürecin kaç görüşme süreceği her çocuğa göre farklıdır; bunu ilk görüşmede konuşabilirsiniz.
İlk görüşmeye olay notunuzu ve çocukta fark ettiğiniz değişiklikleri götürebilirsiniz. Sorabileceğiniz bazı sorular:
- “Çocuğumla görüşmeye nasıl başlayacaksınız, ben hangi aşamada yer alacağım?”
- “Okulla iletişimde size ne kadar bilgi vermemi önerirsiniz?”
- “Çocuğumun anlattıklarının hangi durumlarda bana aktarılacağını, gizliliğin sınırlarını açıklayabilir misiniz?”
Bu sorular, çocuğunuzun görüşmelerde kendini güvende hissetmesi ile sizin süreci takip edebilmeniz arasındaki dengeyi baştan netleştirir.
Görüşme Hakkında Bilgi Almak İsterseniz
Çocuğunuzun yaşadıklarını ve okulla nasıl ilerleyeceğinizi değerlendirmek için Psikoterapist ve Psikolojik Danışman Mehmet Ulubey ile görüşme biçimi ve uygun zaman hakkında bilgi alabilirsiniz. Görüşmeler Adana’da yüz yüze, Türkiye genelinde online yapılabilir. Telefon: 0543 108 25 76.
Sık Sorulan Sorular
Çocuğum “Kimseye söyleme” diyorsa ne yapmalıyım?
Söylememe sözü vermeyin ama çocuğun kaygısını ciddiye alın. Kime ne anlatacağınızı ve okulun nasıl davranmasını istediğinizi önce onunla konuşun. Çocuğun, sürecin kendisinden habersiz yürümediğini bilmesi güvenini korur.
Okul değiştirmek çözüm olur mu?
Bazı durumlarda gündeme gelebilir, ama ilk adım olarak düşünmek çoğu zaman erkendir. Önce okulun zorbalığı durdurmak için neler yapacağını görmek gerekir. Okul değişikliği kararı, çocuğun görüşü de alınarak ve yeni ortamda neyin farklı olacağı konuşularak verilmelidir.
Zorbalık yapan çocuk da yardıma ihtiyaç duyar mı?
Evet, zorbalık yapan çocuğun da desteklenmesi önemlidir. Bununla birlikte okul, davranışı durduracak sınırları ve güvenlik önlemlerini de uygulamalıdır; destek, bu önlemlerin yerine geçmez. Sizin sorumluluğunuz ise kendi çocuğunuzun güvenliğini takip etmektir.
Çocuğum hem zorbalığa uğruyor hem de başkasına zorbalık yapıyorsa?
Bir çocuk hem zorbalığa uğrayan hem de zorbalık yapan tarafta olabilir. Bu durumda iki davranışı ayrı ayrı ele almak gerekir: yaşadıklarını dinlemek, yaptığı davranışın sınırını da açıkça koymak. Okulla ve gerekirse bir uzmanla birlikte çalışmak bu dengeyi kurmayı kolaylaştırır.
Ergenlik çağındaki çocukta yaklaşım farklı mı?
Ergenler, ebeveynin okula gitmesini daha utandırıcı bulabilir ve zorbalık daha çok dijital ortamda sürebilir. Adımları birlikte planlamak, ona hangi yetişkinle konuşacağı konusunda seçenek sunmak ve mahremiyetine saygı göstermek daha önemli hâle gelir.
Çocuğunuzun okulda yaşadıklarını birlikte değerlendirelim
Zorbalık sonrası çocuğunuzu nasıl destekleyeceğinizi ve okulla nasıl ilerleyeceğinizi konuşmak için görüşme hakkında bilgi alabilirsiniz.
Bu yazı bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Bu yazı tanı ve tedavinin yerini tutmaz.
Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.
Yazar HakkındaBu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.
Yüz yüze ya da online görüşme için uygun zamanı belirleyelim.
Randevu Al
İlk görüşü siz paylaşın