Evlilikte Özür Dilemek Neden Zor? Özür ve Güven
Evlilikte Özür Dilemek Neden Zor? Samimi Özür, Affetme ve Güvenin Yeniden Kurulması
“Eşim yaptığı şey için özür dilemiyor.”
“Özür diliyor ama hemen arkasından beni suçluyor.”
“Ben özür diliyorum, o ise hiçbir zaman hatasını kabul etmiyor.”
“Özür diledi ama içimdeki kırgınlık geçmedi.”
Evliliklerde bazı çatışmaların büyümesine neden olan şey yalnızca yapılan hata değildir. Hatanın ardından ne olduğu da ilişkinin geleceği açısından önem taşır. Bazen bir tarafın özür dilemekte zorlanması, diğer tarafın ise duyduğu kırgınlığın karşılığını alamadığını hissetmesi, asıl tartışmadan daha büyük bir probleme dönüşebilir.
Peki insan sevdiği kişiden neden özür dilemekte zorlanır? Özür dilemek gerçekten zayıflık göstergesi midir? “Ama sen de…” diye başlayan bir cümle samimi bir özrü neden etkisiz hâle getirir? Daha önemlisi, bir özür güveni gerçekten yeniden kurabilir mi?
Bu soruların cevabı, yalnızca “haklı olan kim?” sorusunda değil, çiftin yaşadığı olaydan sonra ilişkiyi nasıl onardığında saklıdır.
Evlilikte Özür Dilemek Neden Bu Kadar Zor?
Özür dilemek dışarıdan basit bir davranış gibi görünür.
“Yaptığım şey yanlıştı, üzgünüm.”
demek teorik olarak birkaç saniye sürer.
Fakat psikolojik açıdan özür dilemek kişinin kendi davranışını değerlendirmesini, karşı tarafın yaşadığı zararı kabul etmesini ve bazen kendi haklılık ihtiyacından geri adım atmasını gerektirir.
Bazı insanlar için bu oldukça zor olabilir.
Çünkü özür dilemek zihinde şu anlamlara gelebilir:
“Ben suçluyum.”
“Kaybettim.”
“Karşı taraf haklı çıktı.”
“Değersiz görüneceğim.”
“Bir kez kabul edersem bundan sonra her şeyden sorumlu tutulacağım.”
Oysa sağlıklı bir özür her zaman kişinin bütün ilişkinin suçunu üstlenmesi anlamına gelmez.
Bir davranışın sorumluluğunu almak ile kişinin tamamını suçlu ilan etmek aynı şey değildir.
“Sana bağırmam doğru değildi.”
demek,
“Bu ilişkide her şeyin suçlusu benim.”
demek değildir.
Bu ayrımı yapabilmek, özür dilemeyi daha mümkün hâle getirebilir.
Özür Dilememek Her Zaman Umursamamak Anlamına Gelir mi?
Hayır.
Bir eşin özür dilemekte zorlanması otomatik olarak “seni önemsemiyor” anlamına gelmez.
Kişinin yetişme biçimi, çatışma karşısındaki tutumu, duygularını ifade etme biçimi ve geçmiş ilişki deneyimleri özür dilemesini etkileyebilir.
Bazı kişiler çocukluklarından itibaren hatayı kabul etmenin cezalandırıldığı veya küçümsendiği bir iletişim ortamında büyümüş olabilir. Bazıları ise özür dilemek yerine problemi hemen çözmeye çalışmayı öğrenmiştir.
Örneğin:
“Tamam, uzatma. Bir daha yapmam.”
diyen kişi, karşı tarafın beklediği duygusal kabulü vermiyor olabilir.
Burada iki farklı ihtiyaç karşı karşıya gelir.
Bir eş:
“Önce beni anladığını hissetmek istiyorum.”
derken diğer eş:
“Sorunu çözdüm, daha ne yapmam gerekiyor?”
diye düşünebilir.
Böyle durumlarda sorun yalnızca özür kelimesinin kullanılmaması değildir.
Tarafların onarım ihtiyacını farklı anlamaları da ilişkinin düğüm noktası olabilir.
“Ama Sen de…” Özrü Neden Özür Gibi Hissettirmez?
Evliliklerde çok sık görülen bir cümle vardır:
“Tamam, özür dilerim ama sen de…”
Cümlenin devamı genellikle karşı tarafın yaptığı başka bir hatayı anlatır.
“Özür dilerim ama sen de beni çok kızdırdın.”
“Bağırdığım için özür dilerim ama sen de sürekli üstüme geliyorsun.”
“Geç kaldığım için özür dilerim ama sen zaten beni hiç anlamıyorsun.”
Bu cümleler kişinin kendi davranışını açıklama ihtiyacından doğabilir.
Fakat özür bekleyen kişi açısından mesaj farklı algılanabilir:
“Yaptığımı kabul ediyorum ama aslında sorumluluk yine sende.”
Bu nedenle bir özrün onarıcı olabilmesi için kişinin kendi davranışını karşı tarafın davranışından ayırabilmesi önemlidir.
Örneğin:
“Sesimi yükseltmem doğru değildi. Seni incittiğimi fark ediyorum. Bunun için üzgünüm.”
dedikten sonra başka bir sorunun ayrıca konuşulması daha sağlıklı bir zemin oluşturabilir.
Önce sorumluluk.
Sonra diğer konu.
İkisini aynı cümlede birbirine bağlamak çoğu zaman savunmayı yeniden başlatabilir.
Samimi Bir Özür Nasıl Olur?
Samimi bir özrün tek bir kalıbı yoktur.
Ancak genellikle birkaç önemli unsur taşır.
1. Yapılan davranışı açıkça kabul etmek
“Biraz kırıcı oldum.”
yerine:
“Sen konuşurken sözünü kesmem ve sesimi yükseltmem doğru değildi.”
demek daha açık bir sorumluluk içerir.
2. Karşı taraf üzerindeki etkisini görmek
“Senin bunu neden bu kadar büyüttüğünü anlamıyorum.”
yerine:
“Söylediklerimin seni değersiz hissettirmiş olabileceğini anlıyorum.”
demek karşı tarafın yaşadığı duyguyu görmeye çalışır.
3. Savunmayı özrün içine yerleştirmemek
Özür sırasında kişinin kendi gerekçesini anlatma ihtiyacı anlaşılabilir.
Ancak gerekçe ile mazeret aynı şey değildir.
“Öfkeliydim.”
bir açıklama olabilir.
“Öfkeliydim, o yüzden sana böyle davranmam normal.”
ise sorumluluğu azaltan bir savunmaya dönüşebilir.
4. Tekrarlanmaması için davranışa bakmak
Özür yalnızca sözcüklerden oluşmaz.
Kişi:
“Bunu bir daha yapmayacağım.”
diyorsa, zaman içerisinde davranışında da değişiklik olması güvenin yeniden oluşması açısından önem taşır.
Çünkü güven çoğu zaman tek bir konuşmayla değil, tekrarlanan davranışlarla yeniden kurulur.
Özür Dilemek Güveni Yeniden Kurar mı?
Bazı durumlarda özür, ilişki onarımı açısından önemli bir adım olabilir.
Araştırmalar, özürlerin affetmeyi kolaylaştırabildiğini ve özrün ilişkiye verilen değeri iletmesinin bu süreçte rol oynayabileceğini göstermektedir. 2021 yılında yayımlanan deneysel bir çalışmada özürlerin affetme üzerindeki etkisinin, karşı tarafın ilişkinin değerli olduğu yönündeki algısıyla bağlantılı olduğu bulunmuştur.
Ancak burada önemli bir ayrım vardır:
Özür dilemek ile güvenin tamamen geri gelmesi aynı şey değildir.
Bir kişi:
“Özür dilediğini duyuyorum ama sana yeniden güvenebilmem için zamana ihtiyacım var.”
diyebilir.
Bu çelişki değildir.
Özür, onarımın başlangıcı olabilir.
Güven ise çoğu zaman özrün ardından gelen tutarlı davranışlarla yeniden şekillenir.
Affetmek ile Yapılanı Unutmak Aynı Şey Değildir
Evlilikte affetme konusu da sık sık yanlış anlaşılır.
Affetmek:
“Hiçbir şey olmamış gibi davranmalıyım.”
demek değildir.
“Bir daha asla üzülmemeliyim.”
demek de değildir.
Hatta affetmek, ilişkiyi mutlaka sürdürmek anlamına gelmeyebilir.
Özellikle ağır güven ihlallerinde kişinin yaşadığı zararı anlaması, sınırlarını belirlemesi ve ilişkinin geleceği konusunda düşünmesi gerekebilir.
Araştırmalar affetme ile ilişki doyumu arasında bağlantılar bulmuş olsa da affetmenin her durumda sınırsız biçimde teşvik edilmesi gerektiği sonucuna varmak doğru değildir. Örneğin McNulty’nin çalışması, partnerin olumsuz davranışlarının sık olduğu ilişkilerde “daha fazla affetmenin” her zaman daha olumlu sonuçlar doğurmadığına ilişkin önemli bir uyarı sunmaktadır.
Bu nedenle:
“Eşini seviyorsan affetmelisin.”
gibi genellemeler yerine, olayın niteliğine ve ilişkinin güvenliğine bakmak gerekir.
Özür Diledim Ama Eşim Hâlâ Kırgın, Neden?
Çünkü özür, karşı tarafın duygusunu anında ortadan kaldıran bir düğme değildir.
Özellikle olay kişinin güven duygusunu ciddi biçimde sarstıysa, bir cümleyle her şeyin normale dönmesi beklenmeyebilir.
Eşiniz:
“Tamam, özrünü kabul ediyorum ama hâlâ kırgınım.”
diyebilir.
Bu durumda iki şey aynı anda doğru olabilir:
Özür samimi olabilir.
Karşı taraf hâlâ incinmiş olabilir.
İlişkilerde onarımın önemli taraflarından biri, kişinin karşısındaki insanın duygusunun kendi istediği hızda değişmesini beklememesidir.
Bazen özürden sonra yapılması gereken şey daha fazla açıklama yapmak değil, karşı tarafın duygusuna alan açmaktır.
“Özür Diledim, Daha Ne İstiyorsun?” Cümlesi Neden Sorunu Büyütebilir?
Bu cümle genellikle kişinin artık konunun kapanmasını istediğini gösterir.
Ancak karşı taraf için henüz kapanmamış bir mesele olabilir.
Özür dilemekle birlikte:
“Bunu söyledim, artık sen de hemen normale dön.”
mesajı verilirse özür yeni bir baskıya dönüşebilir.
Özellikle güven kırılması yaşanan durumlarda kişi önce davranışın neden bu kadar etkili olduğunu anlamaya ihtiyaç duyabilir.
Burada uzman bakışında önemli bir ayrım vardır:
Özür, karşı tarafın duygusunu kontrol etmek için değil, kendi sorumluluğunu almak için verilir.
Karşı tarafın ne zaman affedeceği ise ayrı bir süreçtir.
Eşim Hiçbir Zaman Hatasını Kabul Etmiyor, Ne Yapmalıyım?
Öncelikle tek bir olay ile sürekli tekrarlanan davranış arasında ayrım yapmak gerekir.
Herkes zaman zaman savunmaya geçebilir.
Fakat eşiniz:
-
Her tartışmada sorumluluğu size yüklüyorsa,
-
Kendi davranışını konuşmayı sürekli reddediyorsa,
-
Konu ne olursa olsun geçmişte yaptığınız hataları gündeme getiriyorsa,
-
Özür dilemek yerine sizi suçluyorsa,
-
Aynı davranışlar tekrar tekrar yaşanıyorsa,
burada tek bir özür tartışmasından daha geniş bir iletişim döngüsü olabilir.
Bu durumda:
“Nasıl özür dilemesini sağlarım?”
sorusundan önce:
“Biz çatışma yaşadığımızda nasıl bir döngünün içine giriyoruz?”
sorusuna bakmak daha işlevsel olabilir.
Çünkü bazı çiftlerde bir taraf sürekli hesap sorarken diğer taraf sürekli savunmaya geçer.
Savunma arttıkça hesap sorma artar.
Hesap sorma arttıkça savunma güçlenir.
Bir süre sonra taraflar olayın kendisini değil, birbirlerinin karakterini tartışmaya başlar.
Özür Dilemek Bir Güç Kaybı Değildir
Bazı insanlar özür dilemeyi “altta kalmak” olarak görür.
Oysa sağlıklı ilişkide amaç kimin kazandığını belirlemek değildir.
Bir eş:
“Bu konuda hatalıydım.”
dediğinde ilişkinin kaybedeni ortaya çıkmaz.
Aksine kişi, ilişki içerisinde kendi davranışının sorumluluğunu almış olur.
Çift araştırmalarında çatışma sırasında kişinin partneri tarafından anlaşıldığını hissetmesinin ilişki doyumuyla ilişkili olduğu görülmüştür. Yedi çalışmayı kapsayan bir araştırmada çatışmanın ilişki doyumuyla olumsuz ilişkisinin, kişinin partneri tarafından ne ölçüde anlaşıldığını hissetmesiyle bağlantılı olduğu bildirilmiştir.
Bu nedenle bazen özrün en önemli cümlesi:
“Seni anlıyorum.”
olabilir.
Fakat “seni anlıyorum” demek de otomatik olarak “senin bütün yorumların doğru” demek değildir.
Bir kişinin duygusunu anlamak ile onun olay hakkındaki bütün değerlendirmesine katılmak farklıdır.
Evlilikte Özür Dilemek İçin Doğru Zaman Ne Zamandır?
Her tartışmanın hemen ardından özür dilemek mümkün olmayabilir.
Taraflardan biri hâlâ yoğun öfke içindeyse, konuşmanın biraz sakinleşmesini beklemek gerekebilir.
Ancak “nasıl olsa geçer” diyerek konuyu sürekli ertelemek de başka bir probleme dönüşebilir.
İyi bir zaman genellikle iki kişinin de birbirini duyabilecek durumda olduğu zamandır.
Özür şu amaçla verilmemelidir:
“Yeter ki tartışma bitsin.”
Daha anlamlı olan:
“Yaptığım davranışın sende nasıl bir etki oluşturduğunu gördüm ve bunun sorumluluğunu almak istiyorum.”
diyebilmektir.
Özürden Sonra Ne Yapılmalı?
Samimi bir özrün ardından ilişkinin günlük hayatında küçük ama tutarlı değişiklikler önem kazanabilir.
Örneğin:
-
Aynı davranışın tekrar etmemesi için dikkat etmek,
-
Tartışma sırasında ses tonuna dikkat etmek,
-
Konuşurken söz kesmemeye çalışmak,
-
Eşin duygusunu hemen düzeltmeye çalışmamak,
-
Gerekirse konuşmaya ara verip daha sonra geri dönmek,
-
Verilen sözleri yerine getirmek,
-
Güven kırıldıysa şeffaflık konusunda ortak sınırlar belirlemek.
Bunların amacı “mükemmel eş” olmak değildir.
İlişkide güveni yeniden oluşturabilecek davranışların süreklilik kazanmasıdır.
Araştırmalar affetme ile ilişki doyumu arasındaki bağlantıda ilişkiye yönelik çaba ve olumsuz çatışmanın azalması gibi mekanizmaların rol oynayabildiğini göstermektedir.
Eşiniz Özür Dilemiyorsa Siz Her Şeyi Affetmek Zorunda Değilsiniz
Bu nokta özellikle önemlidir.
Özür dilemek ve affetmek ilişki onarımının iki farklı tarafıdır.
Bir kişi karşısındaki insanı affetmeye hazır olmayabilir.
Bir kişi özür dilemeye hazır olmayabilir.
Bir kişi özrü kabul edebilir fakat ilişkinin devam edip etmeyeceği konusunda hâlâ kararsız olabilir.
Bunların her biri ayrı değerlendirilmesi gereken süreçlerdir.
Özellikle fiziksel şiddet, tehdit, cinsel zorlama, ciddi kontrol, takip veya başka istismar biçimleri varsa konu yalnızca “özür ve affetme” meselesi olarak ele alınmamalıdır. Böyle durumlarda öncelik güvenliktir; kişiden yaşananları affetmesi veya ilişkiyi sürdürmesi beklenmemelidir.
Çift Terapisi Özür ve Güven Sorunlarında Nasıl Bir Alan Açabilir?
Bazı çiftlerde problem özür kelimesinin kullanılmamasından çok, özür gerektiren olayların sürekli tekrarlanmasıdır.
Bazılarında ise iki taraf da özür dilemek istemekte ancak nasıl konuşacaklarını bilememektedir.
Çift terapisi, bu noktada yalnızca “kim haklı?” sorusuna cevap aramak yerine ilişkide tekrar eden etkileşim örüntülerinin incelenmesine yardımcı olabilir.
Çift terapisine ilişkin meta-analizler; ilişki doyumu, iletişim, duygusal yakınlık ve partner davranışları gibi çeşitli alanlarda olumlu değişimler bildirirken sonuçların bütün çiftlerde aynı olmadığını da göstermektedir.
Dolayısıyla profesyonel desteğin amacı:
“Evliliği kesin olarak kurtarmak”
değil;
ilişkide ne olduğunu daha iyi anlamak, iletişim ve onarım süreçlerini çalışmak ve çiftin kendi hedefleri doğrultusunda daha bilinçli kararlar verebilmesine yardımcı olmak olabilir.
Adana’da Çift Terapisi Arayanlar İçin
Adana ve özellikle Çukurova’da çift terapisi veya evlilik terapisi arayan kişilerin yalnızca “terapi var mı?” sorusuna değil, uzmanın hangi konularda çalıştığına, çalışma biçimine ve kendileri için uygun bir görüşme ortamı oluşturup oluşturamadığına da bakması önemlidir.
Psikoterapist Mehmet Ulubey’in resmi sitesinde Adana Çukurova’da yüz yüze görüşmelerin yanı sıra uygun durumlarda online görüşmeler de sunulduğu belirtilmektedir.
Evlilikte yaşanan bir sorun için destek almak isteyen çiftler, öncelikle yaşadıkları problemin niteliğini ve hangi tür desteğin kendileri için uygun olabileceğini değerlendirebilir.
Sık Sorulan Sorular
Eşim özür dilemiyorsa ne yapmalıyım?
Öncelikle tek bir olay ile sürekli tekrar eden bir davranışı ayırmak gerekir. Sürekli olarak sorumluluk almama, suçlama ve savunma döngüsü yaşanıyorsa sorun tek bir özürden daha geniş olabilir.
Özür dilemek ilişkiyi düzeltir mi?
Samimi bir özür ilişki onarımının önemli bir parçası olabilir ancak tek başına ilişkinin düzelmesini garanti etmez. Güvenin yeniden oluşması çoğu zaman özürden sonra gelen tutarlı davranışları da gerektirir.
Özür diledim ama eşim beni affetmiyor. Ne yapmalıyım?
Özrünüzü karşı tarafın hemen affetmesini sağlamak için kullanmamak önemlidir. Özür sorumluluk alma anlamına gelir; affetmenin zamanı ve biçimi karşı tarafın kendi sürecidir.
Evlilikte her hata için özür dilemek gerekir mi?
Her anlaşmazlıkta bir tarafın mutlaka suçlu olması gerekmez. Ancak kişi kendi davranışının karşı tarafı incittiğini fark ediyorsa, bunu kabul etmek ve gerektiğinde özür dilemek ilişkinin onarımına katkı sağlayabilir.
Özür dilemek zayıflık mıdır?
Hayır. Kendi davranışının sorumluluğunu alabilmek, ilişkide savunmaya geçmek yerine onarıma yönelmeyi mümkün kılabilir.
Özür dilediği hâlde aynı davranışı tekrar ediyorsa?
Bu durumda yalnızca söze değil davranışın tekrar edip etmediğine bakmak gerekir. Güvenin yeniden oluşması, çoğu zaman özürden sonra gelen tutarlılıkla ilişkilidir.
Sonuç: Evlilikte Asıl Mesele Bazen Özür Kelimesinden Daha Büyüktür
Evlilikte özür dilemek yalnızca “haklı-haksız” meselesi değildir.
Bazen bir özrün altında:
“Yaptığım şeyin sende nasıl bir etki oluşturduğunu görüyorum.”
mesajı vardır.
Bazen de özür dilememek:
“Ben kendi davranışımı değerlendirmeye hazır değilim.”
anlamına gelen bir savunmanın parçası hâline gelebilir.
Fakat sağlıklı bir ilişki, hiç hata yapılmayan ilişki değildir.
İki insanın zaman zaman birbirini kırması, yanlış anlaması veya yanlış davranması mümkündür. İlişkinin niteliğini belirleyen önemli unsurlardan biri de bu kırılmaların ardından tarafların ne yaptığıdır.
Özür.
Sorumluluk.
Anlama.
Onarım.
Ve gerekiyorsa zaman içinde değişen davranışlar.
Bunların her biri güvenin yeniden kurulmasında farklı bir rol oynayabilir.
Eğer ilişkinizde aynı kırgınlıklar tekrar tekrar yaşanıyor, özürler sonuç vermiyor veya güven sorunları çözülemiyorsa, problemi yalnızca son tartışma üzerinden değil, ilişkinin genel döngüsü üzerinden değerlendirmek daha anlamlı olabilir.
Bu sürecin ilişkiniz açısından ne anlama geldiğini değerlendirmek ve yüz yüze ya da uygun durumlarda online görüşme seçenekleri hakkında bilgi almak için Mehmet Ulubey’in iletişim sayfasını inceleyebilirsiniz.
Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.
Yazar HakkındaBu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.
Yüz yüze ya da online görüşme için uygun zamanı belirleyelim.
Randevu Al
İlk görüşü siz paylaşın