8 Mart Dünya Kadınlar Günü: Kadın Gücü
Özetle: 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, ruh sağlığı açısından kadınların gündelik hayatta taşıdığı ve çoğu zaman fark edilmeyen yükü konuşmak için iyi bir fırsattır. Bakım veren olmak, ev ile iş arasında sürekli denge kurmak ve herkesin ihtiyacını kendi ihtiyacından önce tutmak zamanla yorgunluk, tahammülsüzlük ve suçluluk olarak geri dönebilir. Kadın gücü, her şeyi tek başına taşımak değil; sınır koyabilmek, yardım isteyebilmek ve gerektiğinde destek almaktır.
8 Mart’ın tarihî arka planını ve günümüzdeki anlamını 8 Mart Dünya Kadınlar Günü: tarihi, önemi ve günümüzdeki yeri yazısında ele aldık. Bu yazı ise günün psikolojik tarafına, yani kadınların kendi iç dünyalarına ve ilişkilerine bakıyor.
Kadınların taşıdığı “görünmez yük” nedir?
Görünmez yük, yapılan işlerin yanında o işleri hatırlamak, planlamak ve takip etmekle ilgili zihinsel emektir. Çocuğun aşı tarihini akılda tutmak, evde eksilen şeyleri fark etmek, yaşlı bir ebeveynin ilaç saatini düşünmek, aile içindeki kırgınlıkları yatıştırmak bu yükün parçalarıdır. Dışarıdan bakıldığında “hiçbir şey yapmıyor” gibi görünen anlarda bile zihin çalışmaya devam eder.
Bu yükün en zorlayıcı yanı, adı konmadığı için paylaşılmasının da zor olmasıdır. Kadın yorulduğunu söylediğinde “Ne yaptın ki?” sorusuyla karşılaşabilir; bu da yorgunluğun yanına yalnızlık ve değersizlik duygusunu ekler. Elbette her kadının hayatı farklıdır ve bu yük her ilişkide aynı biçimde dağılmaz; ama kendini bu tanımda bulan pek çok kişi için ona bir ad vermek, ilk rahatlamadır.
Görünmez yük ruh sağlığını nasıl etkiler?
Uzun süre fark edilmeyen ve paylaşılmayan bir yük, zamanla kendini çeşitli işaretlerle belli edebilir:
- Sürekli yorgunluk ve dinlendiğinde bile toparlanamama hissi,
- Küçük şeylere karşı tahammülsüzlük ve ardından gelen suçluluk,
- Kendine ait zaman kalmaması ve keyif veren şeylerden uzaklaşma,
- “Ben olmasam her şey dağılır” düşüncesiyle izin verememe,
- Uyku düzeninde bozulma, gerginlik, bedensel ağrılar.
Bu işaretler bir tanı anlamına gelmez; ancak uzun sürüyorsa tükenmişliğe doğru giden bir yolun göstergesi olabilir. İş hayatındaki benzer süreci iş yerinde tükenmişlik belirtileri ve toparlanma yolları yazısında anlattık; pek çok kadın bu tabloyu yalnızca işte değil evde de yaşar.
“Güçlü kadın” olmak her şeye yetişmek mi demektir?
Toplumda övgüyle söylenen “o çok güçlü bir kadın” cümlesi bazen bir beklentiye dönüşür: Hiç şikâyet etmeyen, hiç yorulmayan, herkese yetişen biri. Bu tanım bir süre sonra kişinin kendine bakışını da belirler; yardım istemek zayıflık, dinlenmek tembellik gibi hissedilir.
Psikolojik açıdan güç, dayanıklılığın sınırsız olması değil, esnek olmasıdır. Yorulduğunu fark edebilmek, “bu bana fazla” diyebilmek, duygularını bastırmadan tanıyabilmek ve zorlandığında başkasına yaslanabilmek gerçek dayanıklılığın parçalarıdır. Kendine şefkatle bakmak, başkalarına gösterilen anlayışı kendinden esirgememek demektir.
Sınır koymak neden zor gelir ve nasıl başlanır?
Pek çok kadın, sevildiğini ve değerli olduğunu başkalarının ihtiyaçlarını karşılayarak hissetmeyi erken yaşta öğrenir. Bu nedenle “hayır” demek ilişkiyi kaybetme korkusunu ya da bencillik suçlamasını tetikleyebilir. Oysa sınırlar ilişkiyi koparmaz; neyin mümkün olduğunu netleştirerek ilişkiyi daha dürüst hale getirir.
Küçük adımlarla başlamak
- Fark etmek: Hangi isteklere “evet” derken içinizden “hayır” geçtiğini bir hafta boyunca not edin.
- Zaman kazanmak: Hemen yanıt vermek yerine “Bir düşüneyim, sonra söyleyeyim” demek, otomatik “evet”i yavaşlatır.
- Açık ve kısa ifade: Uzun gerekçelendirmeler yerine “Bu hafta bunu üstlenemem” gibi sade bir cümle yeterlidir.
- İşi paylaştırmak: Ev içindeki görevleri yalnızca yapılan işler olarak değil, takip edilmesi gereken sorumluluklar olarak konuşup bölüşmek.
- Suçluluğa hazırlıklı olmak: İlk sınırlar çoğu zaman rahatsızlık ve suçluluk getirir; bu, yanlış bir şey yaptığınız anlamına gelmez, alışık olmadığınız bir şey yaptığınızı gösterir.
Sınırların ilişkilerde nasıl kurulabileceğini sağlıklı ilişkiler için psikolojik sınırlar üzerine yazdığımız yazıda daha ayrıntılı anlattık.
Destek aramak ne zaman ve nasıl düşünülmeli?
Destek, yalnızca bir şeyler çok kötüye gittiğinde başvurulan bir yol değildir. Yakın bir arkadaşla dürüst bir konuşma, aile içinde işlerin yeniden paylaşılması ya da benzer deneyimleri yaşayan kadınlarla bir araya gelmek de destektir. Şu durumlarda ise bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek yararlı olabilir:
- Yorgunluk, mutsuzluk ya da gerginlik haftalardır sürüyor ve günlük hayatı zorlaştırıyorsa,
- Kendinizi sürekli yetersiz ya da suçlu hissediyorsanız,
- İlişkinizde sınır koymaya çalıştığınızda korku, baskı ya da tehdit yaşıyorsanız,
- Geçmişte yaşadığınız zorlayıcı deneyimler bugününüzü etkilemeye devam ediyorsa.
Herhangi bir biçimde şiddete maruz kalıyorsanız kendinizi güvene almak her şeyden önce gelir: Acil durumda 112’yi arayın. Bu konudaki psikolojik süreci aile içi şiddet ve psikolojik müdahale süreci yazısında ele aldık. Psikolojik baskı ve şiddet izleri, destekle konuşulup anlamlandırılabilir.
Psikoterapi bu süreçte neye katkı sağlar?
Terapi, kadının kendi ihtiyaçlarını, sınırlarını ve duygularını yargılanmadan konuşabileceği bir alan açar. Görüşmelerde yükün nereden geldiği, hangi inançların “hayır” demeyi zorlaştırdığı ve gündelik hayatta neyin değişebileceği birlikte incelenir. Amaç kişiyi “daha çok dayanır” hale getirmek değil, kendine de yer açabildiği bir hayat kurmasına eşlik etmektir. Bu, psikolojik iyi oluşunu korumanın da bir yoludur.
Bireysel görüşmeler hakkında bilgi almak için bireysel danışmanlık randevusu sayfasını inceleyebilir ya da 0543 108 25 76 numarasını arayabilirsiniz. Yüz yüze görüşmeler Adana’da yapılır; Türkiye’nin farklı şehirlerinden online terapi ile de görüşme planlanabilir.
Sık Sorulan Sorular
Kadınların görünmez yükü bir hastalık mıdır?
Hayır, bir tanı değildir; gündelik hayattaki zihinsel ve duygusal emeğin adıdır. Ancak uzun süre paylaşılmadan taşındığında yorgunluk, kaygı ya da tükenmişlik gibi ruhsal zorlanmalara zemin hazırlayabilir.
Sınır koyarsam ilişkilerim bozulur mu?
İlk dönemde karşı taraf alışık olmadığı için şaşırabilir ya da itiraz edebilir. Sağlıklı ilişkiler bu değişikliğe zamanla uyum sağlar. Sınır koyduğunuzda tehdit, baskı ya da cezalandırma ile karşılaşıyorsanız bu, ilişkinin kendisini ayrıca değerlendirmeyi gerektiren önemli bir işarettir.
Yardım istemek zayıflık mıdır?
Değildir. Yardım istemek, kendi sınırlarını tanıyabilmenin ve kendine özen göstermenin bir göstergesidir. Yükü paylaşabilen kişi, uzun vadede hem kendine hem sevdiklerine daha iyi eşlik edebilir.
8 Mart’ta kendim için ne yapabilirim?
Kendinize ait kısa bir zaman ayırmak, sizi yoran bir sorumluluğu paylaşmak ya da uzun süredir ertelediğiniz bir konuşmayı yapmak iyi bir başlangıç olabilir. Gün, kendi ihtiyaçlarınızı da listenin başına koymayı hatırlatan bir vesile olabilir.
Taşıdığınız yükü konuşmak için bir alan
Yorgunluk, sınır koymakta zorlanma ya da her şeye yetişme baskısı üzerine bireysel görüşme planlamak için yüz yüze veya online randevu bilgisi alabilirsiniz.
Bu yazı tanı ve tedavinin yerini tutmaz.
Psikoterapist Mehmet ULUBEY
Psikoloji alanında 17 yıllık tecrübesi olan Uzman Psikoterapist Mehmet Ulubey daha çok aile, çocuk ve cinsellik üzerine çalışmaktadır. Her yıl ortalama 3000 kişinin kendisine, ailesine, cinselliğine ya da çocuklarına psikoterapi ve eğitimlerle ile farkındalık katmaktadır.
Yazar HakkındaBu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi ya da psikolojik değerlendirme yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.
Yüz yüze ya da online görüşme için uygun zamanı belirleyelim.
Randevu Al
İlk görüşü siz paylaşın